# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
RISE AGAINST – The Black Market
| 13.08.2014

Bir zamanlar burada insanlar yaşıyordu.

Ömer Kuş

Beni biraz tanıyan ve genel olarak müzik zevkimi az çok bilen insanların duyduğunda şaşırdığı bir şey var: RISE AGAINST’in hayatta en çok sevdiğim 4-5 gruptan biri olması. Tabii ki bu türde dinlediğim tek grup değil, ama benzer türde müzik yapan grupların çoğuyla metal dinlemeye başlamadan önce tanışmıştım. RISE AGAINST ile ise sanırım 2009 yılında, yani dinlediğim şeylerin %90’ını çok pis metal gruplarının oluşturduğu bir dönemde tanışmama rağmen arkadaşımın MSN’de gönderdiği (evet) “The Good Left Undone” şarkısını duyduğum anda hastası olmuştum. Ardından grubun bütün albümlerini sindire sindire, defalarca, sıkılmadan dinledim ve hala da dinliyorum. Bana göre grubun kötü albümü ve hatta neredeyse kötü şarkısı yok. Büyük bir fanboyum kısacası. Benim için RISE AGAINST’i türü icra eden diğer gruplardan ayıran şeyin ne olduğunu tam olarak çözemiyorum ama sanırım bestelerin başarısı, vuruculuğu, Tim McIlrath’in içten vokali, anlamlı şarkı sözleri, gaza getiren şarkı yapıları ve bunların hepsinin kombinasyonu bir şekilde beni başka pek az grubun yapabileceği şekilde derinden etkiliyor.

Grupla olan bağımı bir paragrafta halletmeye çalıştıktan sonra önümüzdeki işe dönelim. “The Black Market”, RISE AGAINST’in üç yıllık aradan sonra çıkardığı bir albüm. En son 2011 yılında “Endgame” albümünü çıkarmışlardı ve bana sorarsanız tabii ki içinde pek boş şarkı barındırmayan, aşındırana kadar dinlediğim (ve hala dinlemeye devam ettiğim) başarılı bir albümdü. Grup, “The Black Market”ı çıkarmadan önce kariyerinde ilk defa “pillerini şarj etmek için” kısa bir ara da verdi.

Albümden ilk olarak ortamlara salınan şarkı “I Don’t Want To Be Here Anymore” idi. RISE AGAINST’ten beklediğim her şeyi içinde barındıran, gönül tellerimi titreten ve eminim çoğumuzun duygularına tercüman olan bir şarkıydı. Aynı güzellikte klibi de çekildi daha sonra, bu sayfada bir yerlerde bulabilirsiniz. Bu şarkıyı dinleye dinleye albümü beklerken heyecanım da artıyordu. Nihayetinde albüm piyasaya çıktı ve amansızca dinlemeye başladım. İlk başlarda hayal kırıklığına uğrar gibi oldum, zira ilk birkaç dinlemeden sonra aklımda kalan pek şarkı yoktu. “Yoksa? Bu sefer vasat bir albüm mü yaptılar?” gibi terbiyesiz düşünceler beynimde geziniyordu. En başta dikkatimi çeken iki şarkı vardı: “The Eco-Terrorist in Me” ve “People Live Here”. İkisi de son albümlerde eksikliğini hissettiğimiz tarzda şarkılardı. “The Eco-Terrorist in Me” dört nala giden temposu, Tim’in özlediğimiz sert vokalleri, oldukça akılda kalıcı nakaratı ve tadını ağzınızda bırakan kısacık süresiyle albümdeki ilk favorilerimden biri oldu. “People Live Here” da “Endgame” albümünde kendine yer bulamamış olan fakat RISE AGAINST’in çok iyi kotardığı ballad tarzı bir şarkı. Tim’in bu sefer de pamuk gibi vokali ve yine içimde bir şeyleri uyandıran anlamlı sözleriyle beni etkilemeyi başardı.

Ama dediğim gibi ilk dinlemelerde diğer şarkılar pek de aklıma kazınmadı. Hatta albümü birkaç kere dinledikten sonra tekrar MASTODON’un yeni albümüne geri döndüm (o da ne albümdür arkadaş). Birkaç günlük bir aradan sonra tekrar albümü dinlemeye başladım. Her dinlemeyle albümü daha da sevdiğimi ve yavaş yavaş şarkıların bana kendini göstermeye başladığını fark ettim bu sefer. Bazı şarkıların özellikle canlı performanslarda etkisinin artacağını görmek zor değil. Misal “A Beautiful Indifference” bunlardan biri.

Çoğu şarkı RISE AGAINST’ten alışık olduğumuz üzere akılda kalıcı köprülere ve nakaratlara sahipler. Belki bana olduğu gibi birkaç kez dinlemeniz gerekebilir ama şans verirseniz ve RISE AGAINST’in önceki işlerini seviyorsanız hayal kırıklığına uğrayacağınızı sanmıyorum. İnanmayacaksınız ama evet, bana göre boş şarkı yok.

Prodüksiyon keşke biraz daha sert, biraz daha ağız yüz dağıtan cinsten olsaydı ne güzel olurdu demekten alamıyorum kendimi yalnız. Bu haliyle tıpkı “Endgame” albümünde olduğu gibi biraz fazla “uysal” geliyor albüm. Ama grubun son zamanlarda seçtiği yol bu, daha genç ve agresif oldukları zamanlara geri dönmelerini beklemek de mantıklı olmaz. Bu arada “The Black Market”ta güzel olan şeylerden biri iyi bir varyasyon yakalamış olmaları. “Engdame” biraz daha düzdü. Bunda ise orta tempo rock şarkıları, hızlı punk etkili şarkılar, ballad falan derken güzel bir karışım olmuş. Zaten bana sorarsanız RISE AGAINST ne tür müzik yapıyor diye, doğru düzgün bir cevap veremem herhalde. Melodik pop punk rock hardcore falan? Benim için pek de önemli değil açıkçası.

RISE AGAINST’in özellikle son dönemini seviyorsanız bu albümü de seveceğinizi düşünüyorum. RISE AGAINST’ten en azından benim beklediğimi veren, büyük değişikliklere gitmese de ufak, yerinde değişimler yaparak tazeliğini korumuş bir albüm buldum ben. RISE AGAINST “The Sufferer and the Witness”tan sonra bozdu diyorsanız belki bu albüme de ısınamayabilirsiniz. Bana göre grubun en iyi iki albümü hala “Siren Song of the Counter Culture” ve “The Sufferer and the Witness”. “The Black Market” ise, “Endgame” ayarında, “Appeal to Reason”dan daha iyi bir albüm bana göre. Burada hayvanlığa kaçmadan 8,5 veriyorum ama gönlümden geçen not tabii ki de 10-15 falan. O kadar seviyorum bu grubu. Önümüzdeki yıllarda da sıkılmadan dinleyeceğime kesin gözüyle baktığım bir albüm zira. Diğer her RISE AGAINST albümü gibi. RISE AGAINST’i hiç duymadıysanız, siz de benim başladığım yerden başlayın ve önce şu linkteki şarkıyı dinleyin. Severseniz “The Sufferer and the Witness”a dalın. Daha sonra yolunuz illa ki “The Black Market”a düşecektir zaten. İyi dinlemeler. Bir aksilik çıkmazsa kasım ayında hayatımın konserlerinden biri olmasına kesin gözüyle baktığım RISE AGAINST konseri kritiğinde görüşmek üzere.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.59/10, Toplam oy: 32)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2014
Şirket
Interscope Records
Kadro
Tim McIlrath: Vokal, gitar
Zach Blair: Gitar
Joe Principe: Bas
Brandon Barnes: Davul
Şarkılar
1. The Great Die-Off
2. I Don't Want To Be Here Anymore
3. Tragedy + Time
4. The Black Market
5. The Eco-Terrorist in Me
6. Sudden Life
7. A Beautiful Indifference
8. Methadone
9. Zero Visibility
10. Awake Too Long
11. People Live Here
12. Bridges
  Yorum alanı

“RISE AGAINST – The Black Market” yazısına 6 yorum var

  1. atilla says:

    rise against dolu bi gruptur! yaptıkları eserlerde bunu görebilirsiniz (şarkı sözlerinin çevirilerine bakın derim), müzikal olarak beğenen olur beğenmeyen olur (ben beğenenlerdenim) ancak içerik olarak bişeyler anlatmaya çalışırlar hep ve bence gayat güzel yaparlar bunu. video kliplerinde de bunu görebilirsiniz. rise against ve benzeri gruplar (farklı müzikal tarzları olsa bile) umarım hep hak ettikleri değeri görürler…diğer albümlerin kritiklerinide bekliyorum.

  2. ben says:

    Yarış oyunlarının vazgeçilmez grubu. :) Kritik nefis olmuş,grubun sadece single’larını ve oyunlarda kullanılan şarkılarını dinlemiş biri olarak daha da çok meraklandım.

    Give It All was used in Need for Speed: Underground 2 and FlatOut 2.
    Paper Wings from Siren Song of the Counter Culture was used in Burnout 3: Takedown.
    Injection was used in racing video game Colin McRae Dirt 2.
    Long Forgotten Sons appeared in the video game Forza Motorsport 3
    Help Is on the Way is featured in the video game Need for Speed: Shift 2
    Kotov Syndrome is featured in the racing video game Need for Speed: Nitro.
    Architects is featured in MX vs. ATV Alive.It is also featured in DiRT Showdown.

    Ömer Kuş

    @ben, bu kadar oyuna şarkı verdiklerini bilmiyordum :) Ama şöyle bir düşündüm de hakikaten iyi gider yarış oyunlarına.
    Ayrıca kesinlikle albümlerine de göz atmanı öneririm.

  3. Cattle Bilmemne says:

    Abi ben seni çok seviyorum yahu, yani hakikaten çok seviyorum öyle laf olsun diye de demiyorum, tanımam etmem de seni manyak mıyım neyim? :) İleride olmak istediğim kişi gibisin resmen, sevdiğin gruplar falan tam benlik, İsveç’te yaşaman falan idolümsün. Çok kez adını duyup da dinlemediğim gruplardandı bu da, hardcore falan denmiş de BAYAĞI bir melodik ve sakin kafalarda yüzüyor gibi dinlediğim şarkılara yorum yaparsam. Vaktim olursa bir dinleyeceğim bunu da, sağ olasın. :)

    Birde Vintersong dinliyorsundur sen çok büyük ihtimal, Sharpen Your Mind Tools’da bir söz geçiyor onun anlamını biliyor musun? Şöyle bir şey ”I’m built by you, but you live only through me a paradox that I still escape” bilen başka arkadaşlar varsa onlar da cevaplayabilir tabii, şimdiden teşekkürler.

    Ömer Kuş

    @Cattle Bilmemne, çok teşekkür ederim sözlerin için :) Bir şekilde birilerine ilham verebiliyorsak ne mutlu bize.
    Evet Rise Against genelde melodik punk/hardcore falan diye geçiyor, melodikliği bence de bayağı ön planda ki o yüzden bana bu kadar hitap ediyor büyük ihtimalle. Düz hartkor seven bi insan değilim pek. Kesinlikle zaman ayırmanı ve diğer albümlerine de göz atmanı öneririm.

    Vintersorg dinliyorum tabii ki. Bahsettiğin şarkı gerçi o kadar da sevmediğim iki Vintersorg albümünden birinde :) Anlamı şöyle bişi:
    Ben senin tarafından yapıldım ama sen yalnızca benim aracılığımla yaşıyorsun
    Hala kaçtığım/kaçmaya çalıştığım bir çelişki

    Cattle Bilmemne

    @Ömer Kuş, The Focusing Blur sevilmez mi be abim? :) Diyardan diyara sürükler durur o albüm beni. O kederli folk havasına hastayım.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.