# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Dick Lövgren (MESHUGGAH)
28.06.2014

“Bleed”i her gece çalabilecek hale gelmemiz bana inanılmaz geliyor.”

Bu hafta röportaj bölümümüzde, aslında tam da bir röportaj yok. Yazarlarımızdan Nazım Kemal Üre, daha önce CANNIBAL CORPSE basçısı Alex Webster’ın Berklee School of Music’teki kliniğinde olduğu gibi, bu sefer de MESHUGGAH basçısı Dick Lövgren’in kliniğini izledi, sorular sordu, başkalarınca sorulan soruları aklında tuttu ve bir söyleşi haline getirdi. Biz de -MESHUGGAH’ın kendisiyle de ayrı bir röportaj yapma amacımızı saklı tutarak- bu söyleşiyi sizlere sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

DICK LOVGREN (MESHUGGAH) KLİNİĞİ VE SÖYLEŞİSİ

18 Haziran 2014 Berklee College of Music, Boston, Massachusetts

Dünyanın sayılı müzik okullarından Berklee College of Music’in bas departmanı bu sene arka arkaya metal aleminin ünlü basçılarını okula klinik yapmaları için davet ediyor. Daha önce bu seri kapsamında Alex Webster kliniğine katılıp kendisiyle konuşmuştum. Bu sefer ise bir başka efsane metal grubu Meshuggah’ın basçısı Dick Lovgren’i izlemek için Berklee’nin yolunu tuttum.

Bu klinik için bas departmanı biraz daha fazla reklam yaptı. Sebebi de Dick’in eğitimli bir caz basçısı olması ve nota okuma, müzik teorisi, doğaçlama gibi konulara hakim olması. Böylece hem metal hem de caz severlere hitap edecek bir klinik olması amaçlanıyordu, aynen de öyle oldu.

Klinik bas bölümü başkanı Steve Bailey’nin Dick’i kısaca tanıtması ile başladı. Ardından Dick’in kendi yazmış olduğu bir caz parçasının üzerine beraber doğaçlama yapmaya başladılar. Parçanın enteresan tarafı Dick’in parçayı aynı Meshuggah tarzı poliritmler ve ölçüye sığmayan nota gruplamaları ile doldurmuş olmasıydı. Yılların ustası Bailey bile parçayı çalarken hafif afalladı. Aşağıda çektiğim düşük kalite bir video var.

Daha sonra soru cevap kısmına geçildi. Burada Bailey (SB), ben (NK) ve Berklee öğrencileri (BÖ) Dick’e kariyeri, Meshuggah, bas çalış stili ve sound’u üzerine çeşitli sorular sorduk.

Müzik yapmaya nasıl başladın? (SB)

İsveç’in Varberg adlı küçük bir kasabasında büyüdüm. Bizim oralarda gençseniz yapabileceğiniz iki şey var, hokey ve müzik. Ben müziği seçtim ve 12 yaşımdan itibaren bas gitar çalmaya başladım. Daha sonra Arch Enemy’den Daniel ile bir metal grubu kurduk ve 16 yaşımda Avrupa’yı turlamaya başladım.

Meshuggah’a nasıl katıldın? Senden önceki eleman niye ayrılmıştı? (SB)

Onlarla In Flames ile geçici olarak konserlere çıkarken tanıştım. Zaten Meshuggah’ı dinlemeden önce de poliritim gibi konulara meraklıydım bu yüzden tanışınca kafa olarak rahat uyuştuk. Daha sonra basçıya ihtiyaçları olunca benle iletişime geçtiler. Benden önceki elemanla ilgili hiçbir şey bilmiyorum, bunu hiç konuşmadık.

Nasıl yani hiç merak etmedin mi? Tur otobüsünde filan giderken böyle muhabbetler yapmıyor musunuz hiç? (SB)

Bizi sahne dışında görenleri şaşırtan bir şey var, gerçekten çok sessiz insanlarız. Tur otobüsünde de birbirimizle neredeyse hiç konuşmuyoruz. Bu özellikle Amerikalılar’a çok garip geliyor, siz konuşmayı çok seviyorsunuz (Burada Bailey baya bir koptu bu yorumu duyunca).

Şarkılarınız çok değişken ve kompleks ritimlere sahip. Bu ritim değişimlerini aklınızda kolayca tutmak için uyguladığınız bir yöntem var mı? (NK)

Kompleks ile kastettiğin zaman işaretleri (time signature) sanırım? Bizim müziğimizle ilgili yanlış bilinen şeylerden biri de bu, aslında neredeyse tüm şarkılarımız 4/4′lük. Sadece kalıpların bir ölçüde bitip diğer ölçüde baştan başlaması yerine notaların bir sonraki ölçüye taşmasına izin veriyoruz. Bu da sanki kompleks zaman işaretleri kullanıyormuşuz gibi bir illüzyon yaratıyor. Oysa ki hepimiz müziği çalarken 4/4′lük hissediyoruz, sahnede kulağımıza verilen metronom da 4/4′lük. Fredrik ve Martin’in müziği yazarken de bu şekilde düşündüklerini biliyorum. Özel bir yöntem yok, dediğim gibi müziğin 4/4lük ilerlediğini duymaya başlayınca aklında tutman çok kolay hale geliyor. Bir de provalarda şarkıları defalarca kez çalıyoruz. Özellikle yeni bir şarkıyı çalmayı öğreneceksek, o şarkıyı yaklaşık 20 tane kısma bölüyoruz ve her bir kısma saatlerce çalışıyoruz. Zaten bir süre sonra kas hafızan devreye giriyor.

(Bunu söyledikten sonra New Millenium Cyanide Christ, Bleed ve Rational Gaze’den riffler çalarak bu rifflerin 4/4 lük zamana nasıl oturduğunu gösterdi.)

Sahne için tonunu nasıl ayarlıyorsun? Hâlâ Axe-FX gibi amfi simülatörleri kullanmaya devam ediyor musunuz? (BÖ)

Fredrik ve Martin hâlâ sahnede Axe-FX kullanıyorlar. Ben de eskiden kullanıyordum fakat artık distortion efektleri için Axe-FX yerine analog pedallar kullanıyorum. Distortion benim tonumun bel kemiği ve maalesef istediğim tonu verebilecek tek bir pedal yok, bu yüzden 3 farklı distortion pedalı kullanıp bunları bas gitarın frekansları arasında paylaştırıyorum. Mesela daha düşük frekanslarda çok temiz ve boğukluğu az olan bir distortion tonu kullanıyorum, mid ve tiz frekanslar için ise Cliff Burton tarzı bir distortion kullanıyorum.

Gördüğümüz kadarı ile parmakla harika çalabiliyorsun, neden Meshuggah’da pena kullanıyorsun? (BÖ)

Ton ve elde etmek istediğim atakla ilgili. Pena ile elde ettiğim ton 8 telli gitarların arkasından daha rahat duyulmamı sağlıyor. Ayrıca elde etmek istediğim groove ve ifadeyi pena ile daha net şekilde aktarabiliyorum. Gruba ilk girdiğim zaman da Fredrik istedikleri bas sound’unun bu olduğunu ve penayla çalmam gerektiğini açıkça belirtmişti.

Caz eğitiminin metal müzik çalarkenki bas tekniğine ne gibi etkileri oldu? (NK)

Caz ve Meshuggah’ın müziği birbirinden çok farklı yaklaşımlar içeriyor. O yüzden direkt bir etkisi olmadı ama dolaylı yoldan etkisi oldu. Mesela Meshuggah şarkılarını öğrenirken hepsini mutlaka notaya dökerim. Özellikle benim çalmadığım albümlerdeki şarkıları öğrenirken bunun çok faydasını gördüm.

Egzersiz yapıyor musun? Belirli bir çalışma rutinin var mı? (BÖ)

Evet, her zaman. Tam bir film tutkunuyum. Bas çalışacağım zaman önüme bir film açar ve bir yandan bas çalarım. Bazen saati unutup bu şekilde arka arkaya 4 film izlediğim oluyor. Mesela Bleed şarkısına bu şekilde hazırlanmıştım. O şarkı hepimiz için büyük bir sınavdı, bütün grup üyeleri fiziksel olarak limitlerini zorluyordu. Bir gün yine film izliyor ve bir yandan Bleed çalışıyordum, sağ elimi o kadar kasmışım ki elim kitlendi kaldı. Penayı parmaklarımın arasından bırakamıyordum elim o derece kasılmıştı. O durumdan nasıl bu şarkıyı her gece çalabilecek hale geldik bu bana inanılmaz geliyor.

Metal başçıları olarak çoğunlukla gitarın çaldığı şeyleri takip ediyoruz. Bunun seni kısıtladığını ve yaratıcılığı öldürdüğünü düşünüyor musun? Fredrik sana yeni bir Meshuggah parçası getirdiğinde hiç içinden gitardan değişik şeyler çalmak geçiyor mu? (NK)

Kesinlikle hayır. Meshuggah’ın tarzında böyle bas partisyonlarına yer yok. Yaratıcılığımı tonum, atağım ve yarattığım groove ile veriyorum.

Yeni albümün yazım süreci nasıl gidiyor? Şu ana kadar ortaya çıkan şey “Koloss“a yakın mı? (NK)

Evet albümün yazımı devam ediyor. Şu an turnedeyiz, o yüzden yazıma ara verdik. Şimdiden bir şey söylemem gerçekten çok zor, yazım süreci daha yeni başladı (Burada duraksadı ve biraz düşündü). Yok en iyisi hiç yorum yapmamam, dediğim gibi daha çok başındayız, yeni albüm nerelere gidecek tam kestiremiyorum.

Klinik bu şekilde sona erdi ve fotoğraf çekilme faslı başladı. Daha sonra da Dick akşam verecekleri konsere hazırlanmak için aramızdan ayrıldı. Ben maalesef kişisel sebeplerden dolayı konsere gidemedim (durun hemen küfretmeyin, geçen sene en önden izledim Meshuggah’ı Animals as Leaders ile beraber, o kadar da aptal değilim ahaha). Fakat giden arkadaşlarım akıllarını kaybettiklerini söylediler. O konserin açılışından bir videoyu vererek de yazıyı bitirelim.

Pasifagresif olarak, değerli yazarımız Nazım Kemal Üre’ye siteye bu güzel söyleşiyi kazandırdığı için teşekkür ediyor ve finali de onun “Bleed” cover’ıyla yapıyoruz.

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“Dick Lövgren (MESHUGGAH)” yazısına 19 yorum var

  1. sueda says:

    merak ettiğim şeyler sorulmuş hep :) film izlerken bas gitar çalışmak ilginçmiş. konsantre olmak… inanılmaz. bu söyleşiyi okuduktan sonra Dick Lövgren’e saygım kat kat arttı. kıskanmadan da edemedim :)
    “Bizim müziğimizle ilgili yanlış bilinen şeylerden biri de bu, aslında neredeyse tüm şarkılarımız 4/4′lük. Sadece kalıpların bir ölçüde bitip diğer ölçüde baştan başlaması yerine notaların bir sonraki ölçüye taşmasına izin veriyoruz.”
    bu kısımda bayağı şaşırdım.
    tur otobüsünde az konuşmak… İsveçli asaleti :D caz eğitimi aldığını da bilmiyordum. bayağı iyi olmuş bu,’delice’sine Meshuggah seven biri olarak minnettarım :)

  2. patognomonic says:

    Bi yandan bas çalıp bi yandan da sadece ceysın stethım-stivın segal filmleri izlenebilir

  3. ÖNCÜL says:

    Bas çalarken film izlemek nasıl bir ritüeldir yahu, ben ders çalışırken müzik dinlemeyi bile beceremiyorum…

  4. Jester says:

    Şu kritiği okuyunca aklıma geldi birden, ya bir de Meshuggah diye bir grup vardı. :/ Öf şimdi git yine onlarca albüm dinle ahah.

    Çok iyi bir söyleşi olmuş, Meshuggah ve bas konusunda çoğu insanın bir şey bildiğini sanmıyorum. Özellikle neden bir tek. death müziğindeki gibi bas çalmadığını falan da merak ediyordum, bana Meshuggah’nın müziğine güzel gider gibi görünmüştü ama galiba işin özünde bu yokmuş. Çok teşekkürler bu söyleşi için. :)

  5. Kemal says:

    Bas calarken Film/dizi izlemek uzun suredir benim de uyguladigim bir yontem. Bana da bu yontemi Erlend Caspersen (Spawn of Possession)onermisti. Sikilmadan egzersiz yapmak icin birebir, tavsiye ederim :)

    Cattle Bilmemne

    @Kemal, Abi alakasız olacak da biraz, belirli bir parmak dizilimi kullanıyor musun Meshuggah gibi perküsyon ağırlıklı gruplarda? Cover videosunda bas gitarın üzerinde gelişigüzel oynaşan solucanlar gibi akıyorsun valla. :) Hayvanlığın doruk noktasısın vallahi. (İyi anlamda) Röportaj da çok iyi olmuş bu arada, önce Webster sonra bu, şaka maka site coştu iyice, eline sağlık.

    Kemal

    @Cattle Bilmemne, Evet oyle bakinca sanki cok rastgele caliyormusum gibi gozukuyor ama baya sistematik aslinda. Bu sarkida kullandigim iki sag el dizisi var, 4-2-1 ve 4-3-2-1. Tamamen ritime bagli olarak aralarinda gecis yapiyorum.

    Saol :D Roportaj baya keyifli oldu evet. Dick cok kral adam.

  6. Ediz Mudul says:

    bas çalarken multi-tasking olayını ben de yapmaya çalışıyorum :D film-dizi izlemek olsun, o arada ekrandan bir şeyler okumak olsun. ama o poliritim ile ilgili dedikleri şeyler beni çok şaşırtı gerçekten. çünkü adamlar öyle bi şarkı yapıyorlar ki çalmayı bırak “nasıl dinleyeceğimi” bile şaşırıyorum

  7. Beleg says:

    Abi öncelikle siteye en çok katkı yapan insanlardan biri olmandan ötürü cidden baya büyük mutluluk duyuyorum. Bir bas gitar tutkunu olarak Boston’da bulunman ve MIT gibi bir okulda okumana rağmen bu tarz klinik, konser, söyleşi vs olayları kaçırmaman; daha da önemlisi bizimle bunları ve kendi tecrübelerini, çalışmalarını paylaşman benim için gerçekten bulunmaz nimetler. İleride bir albümde bas çalarsam (ki çalacağım gibi duruyor) special thanks kısmına girecek ilk isimlerdensin kesinlikle. Şu yazılarından elde ettiklerim hayatımda en önemli birkaç şeyden olan müziğimin icra aşamasında bana o kadar yardımcı oluyor ki. Tekrar tekrar teşekkürler.
    Dick Lövgren özelinde yorumuma gelince, kendisini tabii ki ben de Meshuggah’la tanıdım ama göründüğünün ne kadar ötesinde bir müzisyen olduğunu Anders Björler’in Antikythera albümünü dinledikten sonra keşfettim. 2013′te dinlediğim en sanatsal ve yoğun albüm olan Antikythera’nın gücü her ne kadar Björler’in dehasıyla, tekrar eden inanılmaz güzellikteki riflerin yarattığı ambiansla, herkeste farklı bir his yaratacak kadar etkileyici ve benzersiz sololarla sağlanmış olsa da albümü dinleyen hiç kimsenin göz ardı edemeyeceğini tahmin ettiğim bir bas gitar performansı var albümde. Ve bu işin arkasındaki adamın Lövgren olduğunu öğrendiğimde gerçekten kendisinin Meshuggah gibi dünyanın belki de en dominant gitar partisyonlarına sahip grubunda harcandığını düşünmüştüm. Albümdeki inanılmaz bas gitar tonu, zaman zaman neredeyse gitarı ikinci plana itecek kadar groove katan partisyonları, soloları olağanüstü. Eğer albümü dinlerken bu elementler gözüne çarpmamış olan varsa kendilerinin albümü bir kere de bu gözle dinlemelerini şiddetle tavsiye ederim çünkü Lövgren, Björler’in verdiği özgürlüğü tam kararında kullanarak harika bir bas gitar performansı sergilemiş. (Uncovering The Mechanism ve The Callipic Cycle özellikle zirve yaptığı şarkılar bence)
    Antikythera’da parmakla çaldığı belli olduğundan neden penayla çaldığının ve Meshuggah’ta neden öne çıkacak besteler yazmadığının cevabını röportajda bulmak özellikle sevindirdi beni. Ayrıca kendisinin caz geçmişi olduğunu bilmiyordum, umarım bunun üzerine gider ve metalde veya metal dışında başka projelerde parlamaya devam eder. Gerçekten duymaya doyamayacağım bir basçı olduğunu biliyorum çünkü kendisinin.
    Bleed cover’ına gelince… Hani şarkı bittikten sonra yaptığın bir hareket var ya, hah işte ben onun çok daha acı dolusunu 40. saniyede falan yapıp bırakıyorum bu şarkıyı çalışmayı. Metal müzikte disiplinli çalışmanın meyvesini en rahat görebildiğimiz şarkı sanırım Bleed. Dick Lövgren dahi başlıktaki lafı ettiyse en iyisi ben 80 bpm’den falan çalışmayaya devam edeyim, belki 10 yıla çalacak düzeye gelirim haha. Eline koluna sağlık.

    Kemal

    @Beleg, Haha yine yuzumu kizartan uzun uzun yorumlar yazmissin sagol :) cok tesekkur ederim.

    Bjorler’in albumundeki performansindan haberim yoktu acikcasi cok saol. Hemen bakacagim. Bunun disinda kendi yonettigi bir caz grubu var ona da bakabilirsin. Evet kendisi cok enteresan bir adam aslinda, Meshuggah’daki stilinden pek anlasilmiyor.

    Haha, evet Bleed baya kondisyon istiyor, bana da cok katkisi oldu o konuda. Sarkiyi 80 bpm’de calisarak en guzelini yapiyorsun, aynen devam et. Ben ilk ogrenirken 40 bpmlerden filan basladim ritimleri ozumseyebilmek icin. 80,90 filan derken bi bakmissin 115bpm de caliyorsun sarkiyi :) Oyle seneler filan surmeyecek merak etme :)

    Beleg

    @Kemal, Nica Group diye bir projesi varmış evet, hemen bakıyorum sağolasın.

  8. Ali says:

    Biraz düşündü ve albümün nerelere gideceğini tam olarak kestiremediğini söyledi. Meshuggah gene saçmasapan bir şekilde geliyor haha

  9. dahmer says:

    iyi iş olmuş tebrik ederim. böyle faydalı kaliteli yazıları görmek gurur verici.

  10. Can says:

    Burdan İsveç gençlerine sesleniyorum;
    - Yeter la seçmeyin artık müzik falan, bakın amk hokey varmış, gidin az kaydırın buzun üstünde.. İsveç hokeyinin size ihtiyacı var olum…

    Şaka lan şaka, çalın aq bas mı çalıyonuz davul mu gitar mı, bize bunlar lazım…

  11. OnurOnur says:

    Uygunsa eğer, misal röportaj yapılmamış ya da yapılması zor olan gruplarla yabancıların yaptığı güzel röportajlar çevirilerek yayınlanırsa iyi olabilir. Tabii kimse bu kadar zevkli röportajlar ortaya çıkaramaz ama varsa aklınıza gelen, arada tadımlık olarak sunulabilir. :)

  12. crowkiller says:

    meshuggah benim bir türlü anlayamadığım gruplardan birisi, bi ara oturup sağlam bi dinlemem lazım

    Jester

    @crowkiller, Tavsiyem Chaosphere’i döndürmen, Meshuggah’a alışma sürecinde dinlenilecek en rahat albüm bence.

  13. Toros says:

    Beyler artık yeni röportaj gelmiyor mu ya? Haziran’dan beri duruyormuş bu, gözüm adamı görmekten sıkıldı : )

    Ahmet Saraçoğlu

    @Toros, geliyor evet. Yakında yenilenecek ve eski sıklığına dönecek röportaj köşesi.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.