# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
ULVER – 11 Şubat 2014, Backstage, Münih, Almanya
| 18.02.2014

Gerçeküstülük.

Ertuğrul Bircan Çopur

Konsere geçmeden önce mevzubahis grubun benim için öneminden biraz bahsedeyim ki, sonrasındaki muhtemel saçmalamalarımın sebebi en azından az biraz anlaşılır belki.

ULVER, şu türde bu türde gibi bir ayrıma gerek dahi duymadan, şu fani hayatta açık ara en sevdiğim gruptur. Her albümünü, EP’sini, yaptığı soundtrackleri, üyelerinin konuk olduğu projeleri, toplama albümlere verdiği parçaları, HER şeyini o kadar çok dinlemişimdir ki, ne ilk hangi albümünü dinlediğimi hatırlarım, ne de ne zaman dinlemeye başladığımı tam olarak. Hayatımda en çok dinlediğim black metal şarkılarını da onlar yapmıştır, elektronik müzik şarkılarını da, neofolk şarkılarını da. Hayatımın bir parçasıdır ULVER, en kötü, sinirli anlarıma da; en mutlu, keyifli anlarıma da eşlik etmiş, fon müziği olmayı geçip, ana unsurlarından biri olmuştur.

Bu kadar içselleştirdiğim bir grubu canlı izleyecek olma ihtimalini, Garm’ı sahnede görene kadar idrak edememiş olmam bu sebeplerle anlaşılabilir sanırım. Konserin açıklanması, bileti elime almam, neredeyse tüm konserlerde olduğu gibi Backstage’e yollanıp alana girmem hala bu ihtimali somutlaştıramamıştı benim için. Hayvan çocuğu gibi kapı açılış saatinde mekana gidip bomboş konser alanının tam ortasında beklerken hala inanamıyordum bir şeylere. Daha konsere saatler olduğu için benden başka üç kişi vardı henüz alanda bir ara fark ettiğimde, ve benim kafamda “Kimse gelmiyor, iptal mi oldu yoksa konser? Kesin iptal oldu. Biliyordum zaten.” gibi düşünceler dolanıyordu. Sahnedeki ekipmanların orada olması bile yetmemişti, biri toplayıp giderdi onları birazdan zaten.

Etrafımda adım atacak yer kalmayıp, heyecandan peşpeşe içtiğim bira ve Jägermeister’ların etkisiyle dumanlanan kafamın hayal meyal fark ettiği gibi ışıklar söndükten sonra bir anda somutlaştı her şey. Grup sahneye geldi, bir bilgisayar, bir tablet, bir set analog kontrol, iki klavye, bir gong, bir davul ve bir gitardan oluşan grup sahneye çıktı. Birkaç metre ötemde Garm kafasında siyah beresi, kafasında bir kulaklık ve örgü sakalıyla tabletin başında duruyordu işte.

Konseri şarkı şarkı anlatmak gerçekten çok zor ama deneyeceğim. Bu zorluğun bir kısmı benim ruh halimden, bir kısmı da konserin yapısından kaynaklanıyor. Örneğin ilk şarkı belki de grubun en zayıf albümü olarak görülen “Wars of the Roses”dan England idi; ama şarkının girişindeki ufacık melodi yaklaşık 5 dakika kadar adeta bir ritüel havasında tekrar edildi, ve bu tekrarlar sırasında (Anders Møller olduğunu tahmin ettiğim) davulcu ara ara, aritmik bir şekilde elindeki uzun ve kalın zincirle gonga vuruyordu. Konseri tanımlamak için neden “gerçeküstü” tabirini kullandığım görülebiliyor değil mi?

Takriben 10 dakika kadar süren (ve normal süresi dört dakika olan) England’dan sonra sanıyorum doğaçlama olarak götürülen iki parça çalındı. Bir tanesinin içinde “A Quick Fix of Melancholy” EP’sindeki “Doom Sticks”ten bölümler vardı; ama şarkının geneli tamamen bağımsızdı. Yine ortalama onar dakikalık bu şarkılar, sahne arkasındaki perdede gösterilen siyah beyaz görüntülerle birlikte Otomatik Portakal’dan fırlamış gibiydi. Çok fazla değişmeyen ve genelde turuncu tonlarında kullanılan sahne ışıklarının altında grup kendisini dinlemeye gelenleri eğlendirmekten çok hipnotize etmeyi şiar edinmişti adeta: ritmik tekrarlar, kimi zaman bagetlerle, kimi zaman ise çıplak ellerle çalınan davullar sözsüz bir ilahi halini alıyordu. Ben de dahil tüm dinleyicilerin ibadeti sallanan, tempo tutan vücutlardı; ama kimse ne olduğunu tam olarak anlamıyordu. Yalnızca bir çember etrafında dönüp duran bir müzik vardı, geri kalan her şey sabit kalıyordu adeta.

Tekrar tanıdık notalar duymaya başlamamız bu sefer konser için ihtişamı kat kat artırılmış ve yaratılmış hipnotik havaya uyum sağlatılmış bir Shri Schneider ile oldu daha sonra. Yine doğaçlama olduğunu tahmin ettiğim kısımlarla zenginleştirilen bu şarkı, sonradan Glamour Box (Ostinati)’ye döndü ve tüm gücüyle ritüeli devam ettirdi. Şaşkınlık içinde neler yaşadığımı anlamaya çalışırken, basit klavye melodileri çalmaya başladı iki yandan birden, ve Garm önündeki masadan iki sayfa kağıt alarak, üzerlerindeki yazıları önce adeta bir şiir okurcasına yavaşça, sonrasında ise hayatımda duyduğum EN iyi vokal performansıyla şarkı olarak okumaya başladı. Sonradan Ecclesiastes 3 olduğunu öğrendiğim bu sözleri gözlerim kapalı dinlerken her şeyi kaydetmek, daha sonra tekrar tekrar yaşayabilmek istedim. Telefonumun hafıza kartının dolduğunu fark etmem de maalesef bu ana denk geldi.

Daha fazla neler olabilir diye düşünürken, ULVER’den canlı olarak dinlemeyi en çok istediğim şarkı olan Nowhere/Catastrophe çalmaya başladı. Kalabalığın çoğunluğu da benim gibi bir şeylere eşlik edebilmeyi bekliyor olsaymış gerek ki, bölüm bölüm hep bir ağızdan Garm’a eşlik ettik, bazen susup yalnızca onu dinledik. Bu esnada alelacele telefondan bir şeyler silip bir kısmını kayıt etmeyi de başardım siz sevgili PA okurları için.

Bu şarkının ardından grup sahneden çekildi, klasik bir iki dakikalık bekleyişin ardından tekrar geldiler ve birkaç inanılmaz an “Kveldssanger”den Nattleite’ye başladıklarını sandık; fakat çaldıkları yine “A Quick Fix of Melancholy”den bu şarkının remiksi Eitttlane oldu. Gecenin ve konserine ruhuna çok daha uygundu açıkçası bu seçim, ve gittikçe asabileşen bu remiksle ritüel iyice sertleşti, tırmandı, tepe noktasına ulaştı ve patlamasını yaşadı.

Grup sahneyi terk ettikten sonra geride inanamamış bir halde alkışlayıp tekrar geleceklerini ümit eden bir kalabalık kaldı. Üzerimizde ise hala asılı kalmış bir gerçeküstülük vardı, ki sanıyorum ki herkes bunun bir parçasını eve götürdü, ve konser aklına geldikçe tekrar tekrar yaşıyor bunu. Herkes adına konuşmayayım haydi, ama bende durum kesinlikle bundan ibaret.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“ULVER – 11 Şubat 2014, Backstage, Münih, Almanya” yazısına 5 yorum var

  1. Kemal says:

    Abi cok guzel yazi ya heyecanini buradan hissettim direkt!

  2. Baybora says:

    Abi ULVER İZLEMEK ne demek ya.

    Narcosynthesis

    @Baybora, aynen öyle.

  3. Ömer Kus says:

    Cok guzel bi yazi olmus. Ulver’in black metal olan albumleri ve Kveldssanger haricindeki albumlerini dinlemedim pek, ama yine de bu konserin olaganustu oldugunu tahmin edebiliyorum.

    Eline saglik.

  4. Ugur says:

    Gelmezler ki ;_;

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.