# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
TOXIC HOLOCAUST – Chemistry of Consciousness
| 16.11.2013

Oyuncu değişikliği hakkımız da doldu!… Doldu!!

Metal dünyasında tek kişilik projelere alışığız. Farklı farklı türlerden sayısız tek kişilik oluşum, neredeyse metal var olduğundan bu yana faaliyet gösterdi, gösteriyor, gösterecek. Tek kişilik death metal projelerine, tek kişilik black metal projelerine, tek kişilik doom metal, hatta tek kişilik power metal projelerine dahi alışık olsak da, tek kişilik thrash metal projesi her gün karşımıza çıkan bir şey değil.

TOXIC HOLOCAUST işte böyle bir proje. Joel Grind adlı arkadaşın başlattığı ve tırnaklarıyla kazıya kazıya bugünlere getirdiği, arkasında büyük bir kitleyi sürükleyen, 2000′ler sonrasının retro thrash akımı içindeymiş gibi görünse de, aslında çok daha vahşi, dizginlenmesi zor, azgın bir müzik yapan bir proje. Proje diyorum, çünkü TOXIC HOLOCAUST’un kariyerinin büyük bir kısmı, Joel’in tüm enstrümanları kendisinin çalması ve vokal de yapmasıyla oluşan, gerçek anlamda bir solo projeden ibaret. Konserler için yanına aldığı çeşitli müzisyenlerle yoluna devam eden Joel, nihayet son birkaç yıldır grup kadrosuna kalıcı elemanlar katmaya başladı ve son 2 albümde de 3 kişilik gerçek bir gruba dönüştü.

“Chemistry of Consciousness”, en düz ifadeyle sapıtmış düzeyde yırtıcı, vahşi, paldır küldür bir albüm. Punk, speed metal, black metal ve thrash metalin bir potada eridiği, yalnızca 28 dakika süren ve şarkıların da 1,5 ila 2,5 dakika arasında sürelerde olduğu bir çalışma. Sadece bir şarkı 3 dakikanın üzerine çıkıyor.

Buradan da anlaşılacağı üzere “Chemistry of Consciousness”, vurdulu kırdılı, sofistikelik namına hiçbir şey barındırmayan, çiğ, yırtıcı, çirkin, ateşli ve tekme tokat bir albüm. Joel’in boğaz yakan vokalleri, zımpara gibi gitarlar, delişmen punk/speed metal davulları, black metal taramaları, albümü, şu anda okumakta olduğunuz paragrafın kafanızda yarattığı imajın bire bir aynısı yapıyor. “Çok süper tarif ettim” diye söylemiyorum. Ama okuduğunuz şeyleri bir arada düşündüğünüz zaman karşınıza “Chemistry of Consciousness” çıkıyor.

“Chemistry of Consciousness”, üzerinde uğraşılmış, amacına ulaşan bir hale sokulmuş ve Relapse desteği sayesinde baya da promosyonu yapılan bir iş (sırf bu albüm için çıkan 4 farklı TOXIC HOLOCAUST tişört tasarımı, farklı renklerde plaklar, şunlar bunlar var). Ayrıca grup sosyal medyayı ve özellikle de Facebook’u manyak gibi kullanıyor. Beğeni sayılarına bakıldığında TOXIC HOLOCAUST, 133.000′den fazla beğenisiyle, birkaç yıl öncesine kadar tek kişilik bir proje olan bir oluşum için muazzam sayılabilecek bir çevrimiçi varlık oluşturmuş durumda.

“Chemistry of Consciousness”ın derinlerine inersek -ki inanın, müzikalite olarak değil ama yapılan tarz ve yaklaşım olarak çok bir derinliği yok- karşımızda birbirlerinden çok da farklı karakterleri olmayan şarkılar görüyoruz. Şarkıların kısa süreli olması dolayısıyla, insan albümün çok çılgın riflerle dolu olmasını, her şarkının bu kadar kısa sürede değer kazanmasını sağlayacak karakterli bölümlerle donatılmasını bekleyebilir. Lâkin “Chemistry of Consciousness”ın grubun önceki, özellikle de ilk dönem albümlerindeki kadar yaratıcı bir müzik barındırdığını söyleyemeyeceğim. Albüm, özellikle “An Overdose of Death…” ve “Hell on Earth”teki TOXIC HOLOCAUST keyfini vermiyor. Yani elbet yine güzel, türün gereklerini yapan, kafa sallatan, gaza getiren bir albüm; leşse leş, çiğse çiğ, bodossa bodos. Ama albümü 10. dinleyişinizde dahi şarkıların birbirlerine benzeyen pek çok unsura sahip olduklarını, daha doğrusu, birbirlerinden ayrışacak düzeyde farklılığıa sahip olmadıklarını hissedebiliyorsunuz.

Bu bir şikayet konusu olmalı mı, orası da muallak tabii. “Bırak dağınık kalsın hafız, zaten 28 dakika, kırsın döksün geçsin” de diyebilirsiniz. E tabii ben de TOXIC HOLOCAUST’tan bir VEKTOR’lük beklemiyorum. Ama yine de biraz daha bombastik, biraz daha hit potansiyeli olan bir şeyler olmasını da isterdim doğrusu.

Velhasılıkelam, “Chemistry of Consciousness”, ne bekliyorsanız onu veren, daha fazlasını gıdım vermeyen, ama beklentinizi de karşılayacak düzeyde yalan dolansız bir albüm. Yazı genel olarak olumsuz gibi oldu, ancak olumlu olarak bahsedilesi kısımlar, zaten bu türün olmazsa olmazları. Bu yüzden de “albümün artıları: çok gaz olması, kan dolaşımınızı hızlandırması” gibi zaten belli olan şeylerden bahsetmedim.


Joel tek başınayken TOXIC HOLOCAUST daha iyiydi diyor, bir sonraki Relapse kritiğime geçmek üzere yatımdan inip şatoma doğru yola çıkıyorum.

Bugatti’mle.

Şoförüm kullanıyor.

6,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.07/10, Toplam oy: 30)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2013
Şirket
Relapse
Kadro
Joel Grind: Vokal, gitar
Philthy Gnaast: Bas
Nikki Rage: Davul
Şarkılar
1. Awaken the Serpent
2. Silence
3. Rat Eater
4. Salvation Is Waiting
5. Out of the Fire
6. Acid Fuzz
7. Deny the Truth
8. Mkultra
9. I Serve...
10. International Conspiracy
11. Chemistry of Consciousness
  Yorum alanı

“TOXIC HOLOCAUST – Chemistry of Consciousness” yazısına 7 yorum var

  1. OnurOnur says:

    Aynen öyle: geliyor, 28 dakika dayak atıp gidiyor.

  2. zlayeric says:

    Dinlerken pek tat almadığım ilk Toxic holocaust albümü oldu.Cidden albümden dinledikten sonra dilime dolanan hiç şarkıda çıkmadı ,TH akılda kalıcı bölümler yazma konusunda oldukça başarılıdır aslında.Hatırlıyorum An Overdose of Death’i ilk kez dinledikten sonra birkaç gün wild dogs,wild dogs,wild dooogs diye dolaştıydım.Ama Grubun 5. albümü ,kendi yarattığı özgün tarzı üzerinden gitmeye de devam ediyor birazcık sarkmaya hakları var bence kötü albümde değil aslında.

  3. Cattle Bilmemne says:

    Aldığı nota bakarak albümü yazanın kim olduğunu tahmin etmek…

  4. zafer says:

    Abi yeni dönem thrash metalinde bi “Vektor” var bi de “Vektor olamayanlar” var ya. hahahahah.

    Ahmet Saraçoğlu

    @zafer, evet ahah, “Bi Vektor değil tabii ama…” kalıbı nesilden nesile aktarılacak.

    Cattle Bilmemne

    @Ahmet Saraçoğlu, Vektor her ne kadar değil günümüzün belkide tüm thrash tarihinin en başarılı gruplarından biri olarak yıllar sonra hatırlanması muhtemel bir grup olsa da olaya ‘Vektor ve diğerleri’ gözüyle bakmak yeni nesil bazı thrash gruplarına hakaret olur bana kalırsa, hele hele ki ortada Revocation, Bonded By Blood, Lost Society yahut ben kendilerini hiç sevmesem de Warbringer gibi gruplar varken.

  5. oncetin says:

    Albümü dinledikten sonra aklımda kalan tek kısım Deny The Truth’ un başındaki Deny The Truth sözleri oldu haha

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.