# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Tartışma
Koleksiyonculuk
| 09.09.2013

Koleksiyonumu görmek ister misin?

Merhaba elit sitenin entelektüel katılımcıları. Bu hafta yine sofistike mi sofistike bir konuyla penthouse’larınıza konuk oluyoruz. Koleksiyonculuk, ister arşiv ya da eğlence amaçlı olsun, ister amatörce ister profesyonelce icra edilsin, dünyanın en yaygın hobilerinden biri olmaya devam ediyor. Bu hobiyi bu hafta metal bağlamında irdelemek suretiyle haftanın tartışması olarak paylaşımlarınıza açıyorum.

Metal bağlamında koleksiyonculuk nasıl olabilir? Kaset, CD, DVD, plak gibi ürünleri almak ve belirli bir düzenle saklamanın yanı sıra, saklaması çok da geleneksel bir davranış olmayan nesnelere ağırlık verelim tartışmamızda. Konser/festival biletleri, girişte takılan bileklikler, bu mekânlarda dağıtılan çeşitli broşürler, dergiler, fanzinler, posterler, rozetler, yamalar, etiketler gibi biriktirmeye layık görebileceğiniz, evde temizlik yapılırken atmaya yeltenen annenin/teyzenin elinden “hayıııır!” diye alınan her şey aslında birer koleksiyon parçası.

Maddi değerinden ziyade manevi değeri ağır basan ve genellikle matbu olan materyalleri saklama alışkanlığı ya da hobisi olarak ifade edilen bu koleksiyonculuk çeşidine “efemera koleksiyonerliği” deniyor.

Yaptığınız, yapmaya yeni başladığınız, ya da yapmak istediğiniz koleksiyonlarınızı anlatmaktan ve arzu ederseniz fotoğraflarını paylaşmaktan zevk duyacağınız bir hafta olmasını diliyorum.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“Koleksiyonculuk” yazısına 67 yorum var

  1. Ubeydullah İndiroğlu says:

    Plak koleksiyonum ile 0.1/10 oranında gurur duyuyorum.

  2. Korhan Tok says:

    70-80e yakın orjinal albümüm var. Para edeceklerini bilsem bir an bile düşünmeden hepsini satarım sanırım. Bu ka.

  3. alican says:

    konser/festival bilet, poster, bileklik ve yaka kartı ;)

  4. baha says:

    92′den beri cd alırım. hiç saymadım. plak ve diğer materyallerin koleksiyonu da vardır. biletler, kitaplar, yaka kartları, dergiler v.b.

  5. Elvan says:

    - Olmazsa olmaz: Konser/festival biletlerim
    - Yine konserlerde zar zor ele geçirdiğim penalar = koleksiyonumun değerli üçgen parçaları :)
    - Sinema biletlerim, gerçi bunlar artık maalesef bildiğimiz fiş.
    - Son olarak, sayısız Penguen ve Uykusuz dergim vardı ama onları sattım. Saygılar.

  6. Swedish says:

    2012 yılından bu yana Plak topluyorum mesafe de katettim.Yaklaşık 80 tne falan plağım oldu hepsi çocuklarım gibi ;)))
    Onun yanında konser biletleri,gittiğim yerlerden aldığım giriş biletleri,otobüs kartları falan biriktiririm hep.
    Çok sevdiğim ama plak versiyonlarının çıktığı yıllarda alamadığım albümleri bulduğumda sevinçten uçacak gibi oluyom.

  7. patognomonic says:

    Benim için çok özel olan bi kaç grup dışında, album satin almıyorum.Bi Behemoth tisortum var, bir iki de posterim..Bunlar dışında 45gb lik bi muzik arsivim var.

    Koleksiyon olarak sayabilecegim tek sey ise, biriktirdigim güzel album kapakları.Drudk, başı çekiyor.

  8. DrAQA says:

    Metal adına hiç koleksiyonum olmadı. İlerde kesinlikle olacağı kesin ancak şu zamana kadar TTTS tişörtü hariç bir tişörtüm bile yok.

    Ancak diğer alanlarda böyle değilim, tam anlamıyla ‘efemerist’ bir adamım denilebilir. Elime geçen hemen hiçbir şeyi atmıyorum, mesela geçen sene Ankara’da yaptığım alışverişlerin fişleri duruyor. Bununla birlikte kullandığım ego kartları da mevcut. Diğer yandan gerekli gereksiz bol bol yazıyorum ve bunları saklıyorum. Sürüyle defter, ajanda, not defteri doldu. Kendimce belirli bir sürem var, o zamana kadar elimden geldiğince yazıp saklayacağım. (Şimdi yazınca tuhaf göründü bana da :D) Bununla birlikte 7 senedir günlük tutuyorum. Bazen 2-3 günde bir yazdığım oluyor ama pek kaçırmadan yazmaya devam ediyorum.

    Kişisel şeyler dışında zamanında mükemmel bir Michael Jackson arşivim vardı. 80′lerden 2000′lere türk gazete ve dergilerinde Michael ile ilgili en küçük haberi dahi kesip defterime yapıştırırdım.

    Ayrıca sevdiğim kitapların birinci basım koleksiyonlarını yapıyorum. Bu arşivime de bayağı güvenirim, en kral romanların birinci basımları mevcuttur yani.

    Konumuz metaldi evet. :/

    saw you drown

    @DrAQA, ‘Diğer yandan gerekli gereksiz bol bol yazıyorum ve bunları saklıyorum.’

    Bunu biraz açar mısın? Rasgele mi yazıyorsun. Öykü veya şiir mi yazıyorsun. Bir anlık heves mi yoksa yazar olma gibi bir hayalin mi var. İlginç geldi biraz o yüzden soruyorum.

    Bu arada kral roman derken hangi romanlar mesela? Benim böyle bir projem mevcut. Kafka, camus, sartre, becket ve dostoyevski’nin basılmış tüm türkçe kitaplarını almak.

    DrAQA

    @saw you drown, Yazma işi benim hayatımda çok farklı bir yerde, bazen inanılmaz ciddiye alıyorum, tamam yazar olacağım ben diyorum, bazen de bu işe adam akıllı yönelmediğim için asla yazar olamayacağımı düşünüp vazgeçiyorum. Ancak yine de ne olursa olsun sürekli yazıyorum. Tamamen kişisel olduğu için, hiç kimseye okutmak gibi bir kaygı gütmediğim için oldukça rahat yazılar bunlar. :)

    İçeriği çok değişken oluyor. Hiç şiir yazmadım, sanırım hiç yazmam da, şiir yazmak çok zor benim için. Önceleri yazarken kendimi zorlardım, yeni bir şeyler yazayım, güzel olsun diye, artık tamamen zevk meselesi haline geldi. Tuhaf tuhaf konular seçip yazdığım çok oldu. Kendimce yazı dizileri bile oluşturuyorum, örnek vermek gerekirse son iki aydır “Sonu bir türlü şaşırtmayan hikayeler” “X Ustadan Yemek Taarrufları” gibi bazı konular altında yazılar yazıyorum. Bunlar deftere veya ajandaya yazılıyor tabi. Bir de bunların dışında yanımda taşıdığım not defterlerine, yarısını yırttığım bir kağıda, sokakta dağıtılan broşürlerin boş kısımlarına, okul için kullandığım defterlerin arkalarına vs. tespite yönelik cümleler veya dinlediğim grupların isimlerini falan yazarım. Dediğim gibi tamamen kişisel şeyler olduğu için özgürüm. Yaptığımın doğruluğunu veya gerekliliğini kimseyle tartışmıyorum sonuçta.
    Tee 2003′de yazdıklarım duruyor mesela, çok az bir kısmını açar okurum, çok da eğlenirim okurken :D

    Kitaplara gelecek olursak, Kafka, Camus ve Dostoyevski’nin birçok kitabının ilk basımları var bende, (Dostoy’un bütün kitapları var ayrıca) inanır mısın çingene pazarından buluyorum kitapları :D Klasiklerin hepsine hayranım, özellikle alman ve rus edebiyatına aşığım desem yeridir. Ondandır ki ne varsa topluyorum eskilerden. :)

    saw you drown

    @DrAQA, Harika. Zaten ille de ben yazar olacam diye de yazı yazılmaz. Ama uzunca bir süredir yazıyorsan bir bakarsın birgün birşeyler olur.

    saw you drown

    @DrAQA, Şiir yazmak gerçekten bambaşka bir yetenek, bambaşka bir yürek istiyor. Yazar, elbette iyi veya kötü de olsa yaza yaza belki olunabilir. Ancak şiir yazmak, şair olmak Tanrı tarafından seçilmek gibi birşey.

    DrAQA

    @saw you drown, Kesinlikle katılıyorum, çalışmak yeteneği geçer benim nazarımda, ancak şiir tamamen farklı.

  9. This is Anfield says:

    Metal ile ilgili koleksiyonum babamla kafa kafaya verip anneme göstermeden aldığımız birkaç tişörtten öteye gidemedi henüz.
    He bir ara da Blue Jean dergisinin verdiği Headbang dergisini topluyordum, dergi bozunca bıraktım.
    Onun dışında abimle bilgisayar oyunu koleksiyonu yapmaya çalışıyoruz.
    Sonra üniversitede arkadaşlarla gidilen her sinema, tiyatro ne varsa biletini saklardım hala duruyor.
    Çizgi roman biriktirmeye başladım daha yeni.
    Ama şu an param olmadığı için, babadan gelen parayla bir şey yapamıyorum ama gelecekte istifçiliğin adını koyacağım tabi.

  10. Berca B. says:

    Genelden özele gidersek 100′e yakın orjinal cd’m ve birkaç tane de kasedim var, maalesef hiç plağım yok. Yakın zamanda bir pikap alacağım galiba, o zaman ilk olarak Camel – Snow Goose’u plak olarak dinlemek istiyorum. Bu arada Korhan ben alırım cd’lerinden ilgimi çekenleri. Konuşalım pls.

    Bunun dışında gittiğim tüm konser biletlerini saklıyorum. Geçenlerde taşındık biletlere falan baktım, ilk gittiğim konserin üzerinden 11 sene geçmiş, beni o konsere götüren yakınım birkaç ay önce kanserden vefat etti, hatırlayınca çok üzüldüm tekrar. Onun dışında konserlerde bir şeyler yakalama konusunda baya şanslıyımdır, birkaç baget ve U.D.O’nun deri eldivenini buldum (kırtasiyeden almış heralde, aşırı dandik bir eldiven), onlar da ayrı nostalji yaşattı.

    Ayrıca dergi biriktiriyorum. 98 Mart’ından Oyungezer çıkana kadar olan süreçteki tüm Level dergilerimi halen saklarım. Meraklısı varsa şimdiden söyliyim satılık değiller. Onun dışında 97 yılından kalma tek bir Metal Hammer sayım var, onu da özenle saklıyorum. Arada açıp okuyorum falan, o senelerde bile bizden çıkmış/çıkan çoğu dergiden fersah fersah ötede bir dergicilik anlayışları varmış. Bunun haricinde çocukluğuma dair bilimum şeyi halen tutarım (Action Man’ler, tasolar, futbolcu kartları, Şampiyonlar Ligi çıkartma sayıları vs.)

    ismail vilehand

    @Berca B., ilk gittiğin konser hangisiydi merak ettim ya. 11 sene dediğine göre 2002 olmalı. yaş farkımız pek yok ama benim bile 2003′tü ilk. hatta 18′imi doldurmamıştım o zaman kapıda elde bira takılırken baya sarmışlardı bana arkadaşlar “biletini yırtıp seni almıycaklar.” diye. o yaşta güzel kafayla inanır gibi olup panikledim falan. offf. nerden nereye… ha bu arada Sepultura konseriydi benimkisi.

    Berca B.

    @ismail vilehand, hacı benimki dümdüz Pentagram’dı ya, Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki. Biletin üzerinde de eşşek kadar 15.000.000 T.L yazıyor ahah. İçerde de yalnızdım, hafiften tırsmıştım insanlardan çünkü baya bir olay dönüyordu içerde. Çıkışta annemle o bahsettiğim yakınım beni almaya geldiklerinde “konser nasıldı” diye sormuşlardı, ben de “ÖKKÜZ GİBİYDİ” falan demiştim, annem de kızmıştı “oğlum ne biçim konuşuyosun” diye hahah. Vay anasını ya kaç yıl olmuş.

  11. çaksu says:

    Bıraktım biriktirmeyi. Mp3 arşivlemeyi de bıraktım. Galiba daha mutluyum. Arşivde ne varsa dinlemek zorunda hissediyodum memur gibi. Ivır zıvırı da toplamak değil atmak hobisi oluştu büyüdükçe.

  12. harpy says:

    Eskiden gerekli gereksiz pena aldığımı farkedince pena koleksiyonu yapacak gibi oldum, sonra bıraktım başkalarına verdim.

    Metal dışında Level ve Oyungezer dergilerini biriktirirdim, onlar da bi 3 sene biriktirildikten sonra geri dönüşüme gitti. Şu an bir şey biriktirmiyorum.

  13. OnurOnur says:

    Dünyayı karış karış gezip, bunu 2-3 dakikalık videolara sığdırma olayının metal versiyonunu yapmak çok isterim. O nasıl olacak? Sayısız foto, bir dolu video ve bir dolu hikaye ile… Bunun dışında, kutsal Kreator tişörtümün yanına en az bi 7-8 tane kendi tasarladığım tişörtlerden ekleyeceğim.(tasarlayacağım dediğim: kendi seçtiğim fotoları/albüm kapaklarını bastırıcam sfsf)

  14. Özgür Durakoğulları says:

    Koleksiyonculuk yapmadım, ilkokuldaki pul koleksiyonlarımı saymazsak.

    Metalle en alakalı değer verdiğim şeylerim, oldukça gerçekçi bi köpekbalığı figürlü yüzüğüm, ve kızılderili imajlı kurukafa yüzüğüm denebilir. Bir de odamda hoşuma giden şeyleri dekor olarak kullanıyorum. Keçi başlı bi hançer ve ona astığım bi su kabağı, 1981 üretimli, İskeletor oyuncağı (eski grubumun davulcusunan hediye, bi kolu kopmuş balık adamın kolu da renk dışında bu açığı kapatıyor., oldukça güzel antika bir ahşap likör şişesi ve altlığı, ve güzel ve büyük bir martı tüyü.

    Orjinal kaset ve CD’lerim de bir miktar mevcut, çatı katındaki kutuları karışltırırsam baya manevi değeri olan şey çıkabilir sanırım.

  15. bathory says:

    orjinal cd yi beğendiğim albüm ve grupları alıyorum bulunması gereken albümleri falan plak koleksiyonuma daha başlamadım elimde sadece anthrax among the living plagı var

  16. osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi says:

    Sinclair marka Commodore 64 ZX Spectrum+2 konsolum ve onun antika oyun kasetleri…. rambo oyununun 128kb’lik kasetli ilkel versiyonu elimde mevcut…şimdilerin dvd vs taktığı yere biz kaset takıp oynuyorduk… hey gidi günler… bu arada yaşımı da ifşa etmiş oldum galiba… dajdha

    aykut

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, hahaha ayni jenerasyon yalniz deyilsin commedore 64 hey gidiya amk.ulan bide alien diye bi oyun almistik arkadasla sabaha kadar oynamistik bildigin yesil siyah ekran bip bip pok pist bahaha street f. Oynamak icin ateri salonlarina kacar turnuva yapardik.vaybe internet yok varsada deve hiziyla calisiyor. Matrix daha yeni cikmis agzimizin suyu akarcasina izlerdik. İron maiden in powerslave parcasiyle yatakta debelenmeler headbengler yapmalar sonra yuvarlanmalar. King daimond ilk duydugunda guven erkil erkal programinda tuylerim diken diken olup aydinlasmistim ardindan obituary patlatip dumur olmus sonra korkudan odamda sabaha kadar butun isiklar yanik uyumusum valla cocukluguma dondum birader saol…

    Swedish

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, merhaba

    Bende de commodore 64 klavyesi,ekranı,teybi,disk drive ı ,disk ve kasetleri mevcuttu.Çıcukluğum ekran karşısında 1 hafta boyunca aynı oyunu oynayarak geçti :)) (Sebebi oyunu çok sevmek değil o kafa ayarında sadece tek oyunun çalışması)

    osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi

    @Swedish, bunlar hep atariden de önceki dönemler…böyle anlatıyoruz ama liseliler bilmez tabi…

    swedish

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, hahah aynen valla hala bilgisayarımda commodore emulatörü durur arada oynarım.Bazen sadece oyunların müziklerini açar dinlerim :)

  17. B U R Z U M says:

    şu an 335+ orijinal cd var( + yazmamın sebebi diğer cd lerin olduğu bölümü henüz sayamadım ama en az 100 adet orada vardır)…bunlardan yaklaşık 20-30 tanesi türkçe albüm diğerleri metal-rock tarzı…ha 1 adet burzum-hlidskjalf plağım var ama daha dinleyemedim aq:)… bunla ilgili bir anım da var. izmirde eskalibur (okunduğu gibi yazdım maalesef:) ) denen yerde orijinal cd alırken bi yerden black metal muhabbeti açıldı. konu gorgoroth cd leri ile alakalı bi yere geldi. bende bütün orijinal albümlerinin bende olduğunu söyledim. bunu duyan arakadaki gayet sağlam bi abimiz bana under the sign of hell albümünü o gün için 100 liraya bana sat demişti. en sevdiği albümlerden biriymiş ve ebay den almış ama ulaşmamış falan filan:) bende paraya ihtiyacım olursa satarım demiştim hatta o zaman için numarasını almıştım ama sonuçta satmadım. ama baya şaşırmıştım oha aq neden 100 lira verio die…sonuçta bütün cd lerim benim evlatlarım:)

  18. aykut says:

    Bende koleksiyon cok non serviam dergisinin butun sayilari. Blue jeans dergisinin bozulmadan onceki yani 2009 onceki butun sayilari 500 yakin bildigimiz kaset koleksiyonu akmar sagolsun. 800 adet film arsivi 300 tane dvd arsivi,lemanyak,penguen dergileri satyricon, obituari,death,rotting christ,marduk,enslaved,darkthrone,immortal thsirt ve sivit kaprileri pardon kreatorunda var.ilk rockincoke biletleri artik pek gitmiyorum bozuldu iyice diger biletler. Guzel otantik yerlerde barlarda cekildigim resimler arkadaslarla,porno koleksiyonum:-) hahaha baya kirli cikiymisim ha e normal 1995 den beri bu muzigin icindeyim. He bide baget koleksiyonu var az cok bateristlikte yapiyoruz bazen arkadaslarla sinir stres atmak icin takiliyoruz. Hadi kolay gele.

  19. En başta yaklaşık 60 tane CD’den oluşan küçük bir albüm koleksiyonum var. Her geçen gün sayı artıyor diyebilirim. Hep dile getirdiğim gibi, bir plak koleksiyonu yapma isteğim de var ileride. Bunun dışında 15 tane falan DVD ve bir o kadar da grup, festival tişörtüm var. Katıldığım her festivalde kendi festival tişörtlerinden almazsam içim rahat etmiyor. Gittiğim konserlerin biletlerini, oralarda takılan bileklikleri, verilen programları vs.’de saklıyorum. Sağda solda aldığım flyer’lar falan o tarz şeyleri hep saklıyorum.

    Müzik dışında yine her geçen gün artan bir bardak altlığı ve kartvizit koleksiyonum var. Bardak altlıklarını 4, 5 senedir toparlıyorum fakat kartvizit koleksiyonum kendimi bildim bileli var. Kendi aldıklarımın yanında eş, dost, beni tanıyan neredeyse herkes gittiği yerlerin kartvizitlerini alıp getirirler bana. Binlerce var desem yalan olmaz sanırım. Bunlar dışında sağlam bir basketbol dergisi koleksiyonum da var. Şu an ülkede çıkan adam akıllı basketbol dergisi kalmadı, ama zamanında çıkan Pivot ve Slam dergilerinin tüm sayıları hatırı sayılır bir yer işgal ediyor kitaplığımda.

  20. Korhan Tok says:

    En acısı taşınırken kaybolan tasolarımdı.

    B U R Z U M

    @Korhan Tok, ahahaha:) hangi tasolardan? eski looney tunes tasolarımı yoksa pokemon tasolarımı? bende 2 serininde bütün tasoları mevcuttu bi ara ama bizim mahalle kültüründe ‘yağmalamak’ diye bi kavram olduğu için zamanında hepsini aşağıda mahalle çocuklarını toplayıp torbadan aşağı boşaltmıştım:) pişman mıyım? evet:( özellikle looney tunes un dönen tasolarını çok severdim…

    Korhan Tok

    @B U R Z U M, Looney Tunes ya. Ortasında şöyle minik bir pin olurdu, o sayede fıldır fıldır dönerdi.

    İtiraf ediyorum, 2000 senesinde okul servisindeki bir çocuğa Blastoise kartını satarak tam 14 milyon liralık bir haksız kazanç elde etmiştim. Sanırım o zaman Pokemon boosterları 2,5 lira filandı. Öyle hesap yapılabilir. Üstelik, boosterlardan birinden yine Blastoise çıkmıştı.

    Nıha, nıhaha, nıhahahahahaha! diye kahkaha attığımı hatırlıyorum.

    Berca B.

    @Korhan Tok, hahah peki şu mavi, baya bi kalın hayvan tasoları hatırlayan var mı? Mega taso mu, süper taso mu, öyle bi şeydi adı. Vay vay vay, onla tepeleme bi koydun mu 3-5 kepmeden çıkman çok zordu.

    aliihsan balı

    @Berca B., çok iyiydi onlar ya.. bende dönenler de dahil her çeşidinden 200 küsür vardı ama yeğenim çaldı. Cebine doldurmuştu anladım dövecektim ama ağladı piç. sene 1996 falan.. hala sevmiyorum o çocuğu.

    B U R Z U M

    @Korhan Tok, şansa bak:)ama hakkaten sağlam kazık atmışın ha:) hakkını vermek lazım…

  21. Swedish says:

    Yorumları okudukça herkesin plak koleksiyonu yapma isteğini görüyorum.Bu harika bir duygu.Bu müziğe gönül vermiş,gününün çoğunluğunu müzik dinleyerek geçiren metalci için Plaktan dinlemek o kadar tarif edilemez bir duygu ki denemeden anlamanız imkansız.
    Sitede tranquillist e bu yönde sürekli baskı yapıyorum kanına giriyorum.

    Bu olaya gireli çok uzun zaman olmadı ama 3 kişiyi ikna ettim ve hepsine pikap ve plaklar aldırdım.Sonra kendileri de farkettilerki daha önceden duydukları ses müziğin sesi değil.

    Bir arkadaşım plaktan dinlediği ses için şu yorumu yaptı.”Kesinlikle ses insanı yormuyor ve boğuk değil çokm net temiz bir ses geliyor”

    Velhasılı eğer aklında gerçekten böyle bir hobiye başlama niyeti olan arkadaşlara bildiğim tüm tüyoları vermeye bu konu üzerine konuşmaya hazırım.Bunu nusen söylüyorum?Başlangıçta sisteminizi doğru kurmazsanız daha sonra aldığınız sesten memnun olmayıp bu hobiyi çok çabuk bırakabilirsiniz.

    Metal müzik plağı dinlemek ve özellikle de davul,basları çok sağlam temiz almak isteyenlere iğne ve hoparlör tavsiyem olur vs vs

    Birgün keşke herkes Plak arşivi yapsa herkesle plak üzerine konuşsak ne harika olurdu.Çünkü Plak daha bulunmaz bir materyal ve piyasası hakkında konuşmak oldukça keyifli

    tranquillist

    @Swedish, Usta kanıma girdin bile.:) Sana imrenmemek elde değil. Sana da dediğim gibi, plak işi şimdilik beklemede ama önümüzdeki aylarda her an her şey olabilir.:) O şeyler olduğunda senin tavsiyeni alacağım zaten.:)

    Swedish

    @tranquillist, yalçın bana benzeyen bir adam daha göster deseler seni gösteririm zaten :))

    tranquillist

    @Swedish, Eyvallah abi.

    DrAQA

    @Swedish, Sırada ben de varım nasipse… :)

    Swedish

    @DrAQA, eyvallah abi çok sevindim . Facebooktan yazdığım 10 durum güncellemesinin 7 tanesi plak olunca demek bir etki yaratıyor :)))
    Aslında tranquillist ve seni bir gün eve çağırıcam hepberaber plak dinlemeye

  22. samet says:

    Fazlasıyla gurur duyduğum ve övüneceğim çoğu picture disc lerden oluşan bir plak koleksyonum var. Kimi plakları bulmak için gerçekten çok çabalamıştım. Eğlenceden öte plaktan aldığım sesin hastasıyım. Hatta bu konuda otorofil sayılabilirim

  23. tranquillist says:

    Öncelikle haftanın ilk günü PA’ya bakma alışkanlığımı bu hafta yerine getirmediğim, unuttuğum için kendimi bi tokatladım şimdi.

    Yorumlardan anladığım kadarıyla herkes bir şeyler saklıyor. Ben de herkes gibi albüm alıyorum ara sıra, tişört alıyorum, biletleri saklama ihtiyacı duyuyorum.

    Bunun dışında ben arkadaş çevrem içinde “metal dinleme potansiyeli” gördüğüm, bu müziği ve bu yoğunluğu anlayacağını düşündüğüm arkadaşlarımı sürekli, inatla metal dinlemeye zorluyorum. Önce tabi ki aynı bahanelerle geliyorlar; yok gürültülü, yok böğürüyorlar, yok sert vs vs.. Onlar öyle dediğinde ben de “yok abi bak aslında gürültülü değil, bir daha dinle sen” falan diyorum ama tabi pek tutmuyor. Bu yüzden artık daha farklı bir taktik geliştirdim ve kendime aldığım albümlerin aynısından arkadaşlara da hediye ediyorum. Ediyorum ki, gerçekten onların da bu müziği kapmalarını ciddi anlamda istediğimi anlasınlar, önem vererek dinlesinler, direkt “çok gürültülü bu amk” diye düşünmesinler diye.

    İnsanlara netten link gönderince, müzik arşivinden gb’ler dolusu müziği onlara verince maalesef “ilgiyle, dikkatle” dinlemiyorlar. Ama bunu onlara bir hediye olarak verince ister istemez dinleme gereği hissediyorlar. Ki bu yolla aldığım albümden 1 tane alıyorsam 3 tane, bazen 4 tane alıyorum ve gruba da katkım oluyor, buna da çok seviniyorum çünkü param gerçekten iyi bir yere gidiyor diye düşünüyorum.

    Bir arkadaşı daha bu vesileyle metal alemine kazandırdım geçen gün. Bunların devamı gelecek, stay tuned!

    Kendi birikimime gelirsek, işte herkesin bahsettikleri bende de var; albüm, tişört vs vs.. Kendime has olarak şunu söyleyebilirim; bütün İsveçli grupların tişörtlerine sahibim. Tişört, metalin en güzel yanlarından biri. Metal grubu tişörtü olmasının yanı sıra aynı zamanda tasarımları falan da müküş oluyor.

    Bir de tabi ki plak merakım başladı. Onu nasıl halledeceğiz, şu an hiç bir fikrim yok. Ama ciddi anlamda istediğim de bir gerçek. Bu konuda @swedish’ten destek alacağımı da bilerek çok da dert olacağını sanmıyorum.

    Son olarak metal dışındaki birikimlere gelirsek; bir zamanlar tasolarım, misketlerim, sporcu kartlarım, bir adet sakızlı çekilişten çıkan beyblade’im, Gerrard formam vardı. Uzun zamandır da muhafaza etme başarısını göstermiştim ama ne yazık ki son birkaç yıl içinde hepsi yavaş yavaş kayboldu. Kahrolsun bağzı elektrik süpürgeleri! Şu an ise tek birikimim yazılarım. Ne yazarım, onu bile bilmiyorum. Bilmeden 5-6 yıldır yazıyorum kafama göre.

    Swedish

    @tranquillist, yalçın şu cd hediye etme olayını çok şyi yapıyorsun.Bu müziğe ilk başladığım zaman etrafımda senın gibi bir adam olsa belkide ben orjinal albüm toplamaya çok daha erken başlardım.

    tranquillist

    @Swedish, Abi keşke ben de plak toplayan biriyle daha önce karşılaşsaydım.:)

    Ben de metal dinlemeye cd’de çalan bir albümle tanışarak başladığım için böyle yapıyorum. Hatırlıyorum; bana bu müziği abim sevdirmeye çalışıyordu bi ara. O ne dese, ben “he he, tamam, bakarım” deyip geçiştiriyordum.

    İnsanlara albüm alarak onların üzerinde baskı oluşturuyorum aslında.:) Hem grupların tanınırlılığı da artıyor.

  24. Jester says:

    Hayatımda sadece iki kere albüm aldım ve ikisi de pek bilmediğim grupların en övülen albümleri oldu.

    İlki Pantera’nın Cowboys From Hell albümüydü. Ne bir şarkılarını, ne de elemanların tiplerini biliyordum. Tek bildiğim Dimebag’in trajik ölümü, Pantera’nın efsane olması ve Cowboys From Hell’in 20. yıl dönümü olarak yeniden piyasaya sürüleceğiydi (2010). Açıkçası hayatımda harcadığım en mantıklı 30 liraydı.

    Diğeri de AC/DC’nin Back in Black albümü. Grubun 70′lerdeki bazı şarkıları harici hiçbir şeylerini bilmeden gidip bu albümü almıştım. Farklı bir vokal olduğunu bilsem de bayağı değişik gelmişti, hala daha 70′lerdeki albümleri kadar sevmesem de en “bütün” albümleri bence. Best of gibin.

    T-shirt konusunda da tasarımı çok güzel olan B. Guardian t-shirt’üm var, onun haricinde kapüşonlu Slayer montum da var. Başka da bir şeyim kalmadı, çünkü diğer aldıklarımı beğenmediğimden giymedim ve eskidi gitti.

    Unutmadan odamda Rush ve Death posterleri var. İkisini de grupları dinlemeden asmıştım, şimdi ikisinin de hastasıyım.

  25. Serkan Vatansever says:

    1000′e yakın CD, 200 küsür plak ile koleksiyon olayının suyunu çıkaranlardanım. Odam mütevazi bir müzik dükkanı tadında bu yüzden :)
    Sadece plaklarımı düzenleyebildiğim discogs koleksiyonum (3-5 CD de araya karışmış):
    http://www.discogs.com/collection?user=depresy

    Darısı CD’lerin başına.

    progressive

    @Serkan Vatansever, benim daha 40-50 arası cd koleksiyonum var plak yok daha :( Bu arada şahane bi koleksiyonun var darısı bana

    Swedish

    @Serkan Vatansever, aabi bende henüz 80 tane plak var.Senin listeye bakıym dedim Ebony Tears Tortura İnsomnia var be bi daha ne olsun :))
    Ayrıca withering surface seven bir adam daha görmemiştim kendimden başka,sen birde plaklarını toplamışsın

    Ayrıca Orphaned Land Ararat falan var süpermiş liste.

    Son bir soru yanlarında yazlı tarihler doğru mu yoksa standart mı?Doğruysa ve katatoniaları falan orjinal yıllarında aldıysan helal

    Serkan Vatansever

    @Swedish, arada birkaç CD var dediklerimin içinde Withering Surface’lar da var :) Forever Fragile 7″ harici diğerlerinin plak basımı da yok bildiğim kadarıyla. Withering Surface bilen ve seven kaç kişi kaldık şurda :) Yanlarında yazan tarihler doğru, Katatonia’yı çıktığı yıl almadım ama birkaç sene sonra ilk baskısını görünce kaçırmadım tabi. Kenarda köşede kalmış NWOSDM gruplarından biri de Taetre’dir, tavsiye ediyorum, listede görünce tekrar belirteyim istedim :) Sendeki plakları da merak etmedim değil :)

    Swedish

    @Serkan Vatansever, valla güzel bir arşiin var.Özellikle çoğu albümün ilk basımlarını bulmak çok zor.Ben sadece Fear of the dark albümüne kadar olan iron maiden ları ilk basım olark toplayabildim :)
    Çok da olmadı aslında plak toplamaya başlayalı,2012 yıı başından bu yana alıyoırum.Yaklaşık 80 tane falan topladım.listeyi mail ile atabilirm bana boş mail atarsan haberleşelim
    tahirpehlivanoglu@gmail.com

    osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi

    @Swedish, plak satışları patlama yapmış zaten… türlere göre de en çok rock ve alt türevlerinin plakları satılıyor…

    oysa herkes plağı daha nostaljik/elit müziğin enstrümanı olarak görürdü…

    amazona göre bu klasik, jazz, blues gibi türlerin plak satış toplamı devede kulak ancak…

    media.corporate-ir.net/media_files/IROL/25/251199/images/vinyl/AmazonVinylInfographicsHigh.jpg

    Number 13

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, Sanırım ses kalitesi bakımından millet plağa yöneliyor düşüncem doğrumu acaba?

    Swedish

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, linki inceleyince gerçekten çok şaşırdım harbiden rock ve türevleri plak olayında coşmuş.Burada başı çeken sanırım progresif rock

    osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi

    @Swedish, bu yıllara göre veriler Amazon’un kendi database’indeki satış verilerinin bir oranlaması mı, yoksa bu alanda bir pazar araştırması mı yaptılar bilemiyorum…

    özellikle butik tarzı 2. el satışların kaydının tutulması neredeyse imkansız.. dolayısıyla oralardaki türlere göre satış rakamlarını bilemiyoruz…

    genelde butik tarzı plak alım-satımı internete göre daha fazla… insanlar plak almadan evvel elle dokunup, temiz mi değil mi diye incelemek istiyorlar… internetten plak alıp nakliyesini beklemek ve arada acaba başına birşey gelir mi diye kafayı yemek de ayrı…

    tüm bu faktörler plağı gerçek zamanlı satışı yapılan bir enstrüman haline getiriyor kanımca… bu bakımdan eğer amazonun kendi verileriyse oradaki veriler, bu bizi türlere göre çıkarım yapmada yanıltabilir… belki sadece internet kullanan genç neslin müzik tercihinin bir göstergesi olabilir bu değerler…..

    Swedish

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, evet haklsın,internetten sipariş olayı biraz daha uzak geliyor bana.Plak bozuk çıktığında birebir muhatap bulmak zor vs.İkinci el kısmının istatiğini tutmak oldukça zor
    Sonuç olarak plak alım satımının canlandığı bir gerçek.İnşallah piyasadaki bu olay geçici bir heves olarak kalmaz da firmalar eski ve kült albümlerini plak olarak basmaya devam ederler.Şmdilik tek isteğim bu.

    osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi

    @Swedish, Mikael Stanne ile plaklar üzerine… Stanne şimdiye kadar en çok para bayıldığım plak YES’in Close to the Edge albümüydü diyor.. Videonun en güzel tarafı Stanne’nin röportaj sonunda plaklara tekrar saldırdığı anın görüntüsü…

    http://www.youtube.com/watch?v=MuBCzi8gsjI&feature=share&list=UUUWe6Oj1d0jB3hb-2QUGHEg

    Başka bir grafik

    http://infographics-images.idlelist.com/wp-content/uploads/2013/04/19-years-and-rising-vinyl-record-sales-over-the-last-nineteen-years-1024×1024.jpg

    Şurda da konuyla ilgili çarpıcı bir yazı var..

    http://www.radikal.com.tr/radikal2/lplerin_onlenemez_yukselisi-1087998

    Swedish

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, gerçekten stanne in plaklara yönelişi inanılmaz :) Özellikle bu aralar çoğu klasik albümün plakları çıkıyor

    osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi

    @Swedish, plaklara olan talebin artması bana göre çok farklı.. tamam ses daha gerçekçi ve iyi çıkıyor ama tüm motivasyon bu mu acaba? Bence değil!

    Plak satışları neredeyse dijital müzik olayının tüm pazarı ele geçirip torrent vs olaylarıyla da kayıt firmalarını bir bir batırmasıyla neredeyse aynı zamanda yükselmeye başlamış… bu garip bir durum çünkü tam tersi olması ve plak satışlarının da bitmesi gerekirdi

    Bitmedi çünkü plak alan insanlar plağı daha iyi ses verdiği için almıyorlar… plak bir prestij malzemesi ve bir zamanların endüstriyel ingilteresindeki aspidistra ile toplumsal anlamda aynı işlevi görüyor…

    Müziğin kaydedilebilir olmaya başlamasından itibaren dijital ortamda tek ‘tık’ ile piç edilmesine kadar geçen süreçte müziğe sahip olmak, müzik dinleyebiliyor olmak, albümlere vs sahip olmak bir prestij, ekonomik güç ve hangi sosyal kasta ait olduğunun statüsel bir göstergesiydi… Müziği kültürlü, maddi durumu iyi, paralı insanlar dinlerdi… Etraftaki insanlarda bunun böyle olduğunu da bilirdi…

    Ama ne zaman müzik ‘beleş’ oldu ve müziğe sahip olmanın yarattığı karizma yerlere serildi, işte o zaman fazlasıyla masraflı olan, amfisi-hifisi ayrı dert olan, iğnesi kablosu başa bela olan pikaplar ve onun üzerinde dönen plaklara sahip olmak bu prestiji, yani ”müziğe sahip olan, ona masraf yapan, kaynak ayırabilen adam karizması”nı tekrardan ayağa kaldırdı…

    Plak alanlarda bu motivasyonla alıyor daha çok.. Çünkü sağda solda plak aldığı halde, müzikle ilgili muhabbet ortamlarında ‘benim plaklarım var’ diye muhabbetini açmayanı ve ”dijital arşivde neymiş bunlar hep çer-çöp.. artık cd’ye bile para yatırmamaya çalışıyorum” demeyeni görmedim…

    Bu muhabbet konusu ediliyor ki, diğerleri gibi ‘beleşe’ müziğe sahip olanların yanında karizma yapılabilinsin… Yoksa dijital ortamda ve artık ‘downloaded’da da dendiği gibi ‘music is free man!’ muhabbetinin hakim olduğu bir zamanda cd’ler ve diğer kayıt teknolojileri gibi fiziksel yer kaplayan ve onlar gibi tarihe karışması gereken plakların yok olmanın aksine tekrardan satış rekorları kırmasını açıklayamayız…

    Üstelik bir insan çok sağlam bir kablolama, güzel bir yazılım ve enfes bir ses kartı ya da hifi çözümleyici ile elindeki anfisinden flac yada 320kb’de çok çok çok harika sesler alablir ve hatta diğer formatlarla aradaki farkı bile sezinleyemebilir… plakta tek mesele sesin iyi çıkması değil yani…

    Şahsen bu tarz kayıt teknolojilerini sadece ticari amaçla alıyorum ve çoğunun sesini kontrol ettikten sonra daha ellemeden ve minimal hayatımın içine sokmadan 2. el piyasada satıyorum…. gerçekten muazzam karlı bir iş plak işi.. ama ”beklemek beklemek beklemek” gerekiyor…

    Hele ki Angel Dust gibi grupların kült olmuş ilk iki albümüne 400 dolar gibi hayvani paralar bayılan insanların varlığını duymak, bilmek adamın avuçlarını kaşındırıyor… bildiğin arsa gibi bir olay bu plak olayı… plak rantı var resmen!

    Swedish

    @osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi, dediklerine kelimesi kelimesine katılıyorum haklısın fakat bu durumun istisnaları da yok değil.Mesela ben ve çevremde çoğu tanıdığım insan plağı görselliği için,çok sağlam ve güçlü ses duyabildiği için alıyor.Hatta kendi adıma şöyle söyleyebilirim.Görselliği çok seven bir adam olarak o plakları dizip karşısına geçip seyretmek bile beni mest edebiliyor.Sesi dijital olarak almak,albümün hiçbir materyaline sahip olamamak gerçekten birşeyleri eksik bırakıyor.Ayrıca sevdiğimiz gruplara bu şekilde destek olabilme fikri cazip geliyor.
    Ama dediğin yorumların hepsine imzamı atarım plakları bu sebeplerden toplayan binlerce insan vardır

    osuruğu öksürük ile absorbe eden kişi

    @Swedish, Evet plakları düz duvara asarsan küçük birer poster işlevi görebilir ve iyi dekor yaratırlar…

    Ama ben sevdiğim gruplara daha farklı şekilde destek oluyorum.. Bunun tek yolu albüm almak değil.. Üstelik albüm’de paranın çoğu prodüktöre gidiyor… Dolayısıyla merch olayı gruplara daha faydalı… Ben beğendiğim ürünleri almaya çalışıyorum…Satın alamadığım albümden çok kaçırdığım merchlere üzülüyorum hatta… Motörhead’in biker deri ceketi böyleydi… Grave Digger’ın Liberty or Death t-shirtünü de bir türlü bulamadım mesela çok aramama rağmen…

    Aşırı derecede karmaşık telif hukuku ve haklarının adama başka bir çare bırakmadığı ve prodüktörlerin mantıksızca davrandığı bir ortamda müziği çatır çatır torrentleyen ve bundan da ne utanan ne de sıkılan biri olarak albüm alıp çürümesini izlemek bana uymuyor… He itunes veya amazondan dijital satın almak zorunda olduğum albümler oldu…

    Genelde bir albümün ‘düşme’sini hayli beklerim ama bazen bazı underrated albümler düşmek bilmiyor.. Söz gelimi yeteneğiyle Ginese dahi girmiş bir gitarist olan Jose Del Rio’nun Fourth Dimension albümünü kolaylıkla buldum, ama aradan 6 sene geçmesine rağmen Acoustic Evolution albümü bir türlü düşmek bilmedi.. Ben de mecburen satın almak zorunda kaldım… zorunda hissettim… çünkü eksik diskografi olayı beni en rahatsız eden şeylerden biri..

    Kısaca her yerde dijital arşivinden müzik dinleyen ve bu rahatlığı da çok seven biri olarak hiçbir albüme para vermem…

  26. Eskiden konser biletlerini, festival giriş kartlarını falan saklardım ancak sonra bir bakıyorsun ki bir çekmecenin içinde, sadece evde devasa boyutlarda bir temizlik/toparlanma/oda değiştirme/taşınma halinde açıp baktığın birtakım ufak kartonlardan oluşan bir yığın var. Arada bazı konser girişlerinde biletlerin görevliler tarafından komple alınmaya başlanmasıyla da, olayın tadı kaçtı ve ben de bu koleksiyondan vazgeçtim. Zaten bir yaştan sonra sadece kendi kendine bakılan bir şeye dönüşüyor. 30 yaşına gelip “Gel bak hangi konserlere gittim sana göstereyim” gibi şeyler pek olmuyor(dur herhalde).

    Ancak CD namına baya güçlü bi birikimim var. Tam sayısını bilmemekle birlikte 1.000′e yakın orijinal CD’m ve 50′den fazla grup DVD’m var. Eskiden çok sık alıyordum, ancak zaman geçtikçe sadece çok sevdiğim albümleri almaya başladım.

    Tabii koleksiyon kavramının asıl olayı, biriktirilen şeyin biraz da spesifik olmasıyla alâkalı sanırım. Yani “1000 tane orijinal CD’m var” demek, koleksiyondan ziyade, “çok fazla albüm satın alıyorum” demek oluyor bence. :) Zira “Metal albümü koleksiyonu” biraz fazla geniş bir kavram.

    Kendi adıma, DEATH ile alakalı gördüğüm her şeyi alırım. Tüm albümleri, tüm DVD’leri orijinal olarak var. Hatta “Fate” toplamasını bile aldım, ki koleksiyon için çaba sarf etme olayını yaşadığım ender “parçalarımdan” birisi de odur. 2002′te interrail’le Avrupa’yı dolaşırken, Stockholm’de bazı belirli albümleri arıyordum ve “Fate” de bunlardan biriydi. Baya bi müzik dükkanı dolaştım; en underground’undan, alışveriş merkezlerindekilere kadar ama “Fate”i bulamadım. Sonra yorgun argın hostele döndüm ve orada konuştuğum İsveçli bir eleman, yürüyerek 1 saatlik mesafede yeni açılan bir yer olduğunu söyledi.

    “Ulan Ahmet kalk git bak, buraya kadar gelmişsin, aklında kalacak sonra” dedim ve baya uzaktaki bu müzik dükkanına gittim. Dükkana girer girmez, yine aramakta olduğum ve başka yerde bulamadığım Theory in Practice – Colonizing the Sun CD’sini görüp liseli bir kız gibi çığlık attıktan sonra, albümü ışık hızıyla kaparak D harfine yöneldim ve “Fate”i, bir tane kalmış halde bulup aldım. Böylece de DEATH koleksiyonum tamamlanmış oldu. Ayrıca Control Denied – TFAOE’nin normal ve sonradan Relapse tarafından çıkan 3 CD’lik versiyonu da var. DEATH’in diğer albümleri de Relapse tarafından piyasaya sürüldü, hatta TSoP’un kapağını falan değiştirip sundular bilirsiniz, ama o sürümleri almadım, almayacağım. Eskilerin her birinin çok başka değerleri var benim için. Varsın yenilerin ses kaliteleri daha iyi olsun.

    Onun dışında, 15 yıl önce başlattığım, “konserlerde grupların attığı pena, paget, vs koleksiyonu”m var ancak henüz bu koleksiyonuma herhangi bir parça katamadım.

  27. sama says:

    koleksiyon değil de Cd, Fanzin, Poster vb. şeyleri arşivliyorum ben de .. özellikle bluejean eki headbang’i ilk sayıdan beri alıyor ve saklıyorum .. plak konusunda ise daha yeniyim .. ancak hem görsel, hem de sound kalitesi açısından çok hoş bir arşiv nesnesi olarak görüyorum plakları .. poster olarak ise Cd’lerin mi, posterlerin mi deseler Cd’lerim diyeceğim bir- iki poster var ki onlardan asla vazgeçemem ( pentagram- unspoken ile slayer- god hates us all albüm posterleridir onlar da ) .. bir de bir ara Şebek diye bir heavy metal dergisini biriktirirdim ancak hepsini arkadaşa vermek suretiyle dağıtmıştım arşivi ..

    bu arada fanzin olarak Destroy Fanzine, Kuzey Ormanı vb. fanzinleri takip ederek desteklemenizi tavsiye ederim .. piyasada çok iyi fanzinler var ancak maalesef çok ender aralıklarla çıkıyorlar .. dergicilik ise neredeyse öldü gibi bir tek headbang var ..

  28. Ediz says:

    Benim saçma şeylerimden biri de şu yukarıda sağdaki minik fotoda Wacken biletlerinin yanında WACKEN ROCKT! yazan flyer. Wacken bileti postadan geldiğinde zarfın içinden çıkıyor. Üzerindeki küçük harita Schleswig-Holstein’daki Burger King’leri gösteriyor, indirim kuponu olarak da geçiyordu. Ama anı olacak ya, Hamburg’da aç aç gezip o kuponu harcamamıştım. Ekranın en tepesinde görünce gülümsedim.

  29. barış says:

    kasetlerim vardı benim hala saklarım. evlendik şimdi. çocuk odasında duruyolardı. Metallica sevgim yüzünden aralarında orj. diamond head bilem vardı. bi bakayım bu akşam :)

  30. bhe says:

    100 e yakın orjinal albüm ve gidilen konserlerin biletlerini saklardım. geçen sene monitörün sağ alt köşesindeki tarih fazlasıyla dikkatimi çekti. 2012 yılında elimde kasetler, cdler, gidilip de çoğu zaman albümdekinin onda biri performans vermeyen grupların olduğu konserlerin biletleri. açık söylemek gerekirse hepsini bi tane kutunun içine doldurup; bir arkadaşımın kardeşine verdim. o da aptal aptal baktı suratıma; “abi cd hadi neyse de kaset ne ya? ben bunlarla uğraşamam, çok kaliteli bir ses duymak istersem flac indirip orgazm oluyorum zaten” dedi. bende bunları almazsa apartmanın kapısının önünde ateşe verip etrafında haka dansı yapacağımı söyledim.

    velhasıl arkadaşına vereceğini söyleyerek aldı ve kurtuldum hepsinden. bir daha, biriktirmek mi? asla!

    küçüklüğümden beri meraklısı olduğum müzik dışında en sevdiğim şey teknolojiydi. herhangi bir şey duyduğum, gördüğüm anda aklıma kazınırdı ve hiçbir zaman eskiye meraklı olamadım. benim yaşadığım dönemden daha antika olan hiçbir şey beni ne heyecanlandırdı ne de ilgimi çekti. düşünüyorum da; bütün bir albümü dijital olarak satın alabilmek ve bir diskin içinde saklayabilmek gibi bir şans varken -üstelik binlerce dosya biçimi ortaya çıkmışken- neden bunlarla minimal yaşantımı bozup, bir sürü yer israf edeyim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.