# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
WACKEN OPEN AIR – 31.07-03.08.2013
| 20.08.2013

Aşırı dozda metal.

Görkem ŞAHİN

Türkiye Sonisphere’de Slayer sahneye çıktığında, 17’lik genç edasıyla ‘Yaşasın hacı oldum’ diye bağırdığımı hatırlıyorum. Bu güne kadar Türkiye’deki pek çok konsere, festivale gittim, ancak Slayer bir ayrıydı. Onlar sert müziğin, karanlığın vücut bulmuş haliydiler. Rahmetli Jeff Hanneman dahil olmak üzere grubun orijinal kadrosu capcanlı sahnedeydi. Benim için level atlamak gibi bir şey olmuştu. Wacken ise kuşkusuz apayrı bir deneyim. Çünkü burada sürüyle iyi gruptan değil, metal dinlemek üzere toplanan 80 bin kişilik insanın oluşturduğu ortak bir bilinçten söz ediyoruz.

Wacken Open Air’e gitmeye kesin karar verdiğimizde (o zaman kız arkadaşımdı, şimdi eşim) Wacken 2012 biteli 2-3 ay olmuştu ve 2013 biletleri çoktan bitmişti. Dolayısıyla, Wacken bileti ile beraber tur satan otobüs firmalarından başka şansımız kalmamıştı. Bu tur firmaları ilan ettikleri güzergahlardan katılımcıları alıp WOA’ya götürüyorlar. Otobüste festival biletlerini teslim ediyorlar. Ancak talihsizlikler yok artık dedirtecek şekilde şöyle devam etti:

1) Eşimle, balayını Wacken’la bitirme kararı aldığımız için, planımızı Berlin+Hamburg şeklinde yapmıştık. Ben, 26 Temmuz’da Maiden’ı izleyecektim, 27 Temmuz sabahı da beraber Berlin’e geçecektik. Aylar öncesinden uçak biletlerimizi ayarlamıştım. 24 Temmuz’da, gidiş biletlerimizi aldığım Sky Havayolları’nın iflas etmiş olduğunu öğrendim ve Berlin’e gidiş için okkalı bir miktarı THY’ye bayılmak zorunda kaldım.

2) Festivale 1 ay kala, Tur+WOA biletlerini aldığımız otobüs firmasının patronu hastalandı ve firma kapandı, Wacken yetkilileri ile yaptığım yığınla yazışma sonucunda, durumun avukatlık firmasına devredildiği ve gerekli çalışmanın yapılıp biletlerin firma tarafından sahiplerine postalanacağını haber aldım. Ancak biletler elime ulaşana kadar akla karayı seçtim. Posta, Maiden konseri olduğu gün İstanbul’a hareket etmemden 2 saat önce ulaştı.

3) Tam her şey bitti derken, İstanbul trafiğindeki koşuşturmacada Maiden biletini çantada unuttuğumu fark ettim ve maalesef Biletix bu konuda yardımcı olmayıp bana tekrar bilet sattı. Biraz daha para verseydim sahne önü bileti alabilirdim. :)

Gelelim festivale. Hamburg’u gezmek istediğimiz için festival alanına 31 Temmuz gecesi girdik. Kuzeyde olduğu için daha hava pek kararmamıştı. Hemen çadırımızı ve şişme yatağımızı ayarlamaya koyulduk. Bu sene festival kadrosu geçen birkaç seneye göre kısmen daha zayıftı, ancak yine de izlenecek yığınla grup vardı. Wacken festival alanı zaten başlı başına bir şehir ve korkunç büyük bir alana yayılıyor. O bakımdan pek çok yerde yazılıp çizildiği üzere, her şeyi izlemeye çalışmak delilik. Ana sahneler yan yana olsalar bile, çadır, metal market, yiyecek içecek standları derken, uzun süre ayakta kalmak insanı gerçekten bitiriyor. Onun için kendimizce bir program yapıp ona göre izlemeye çalıştık grupları. Dolayısıyla grupları bizim programımıza göre aktarmaya çalışacağım.

I. GÜN:

ANNIHILATOR

Senelerin thrash grubu. Çatır çatır çaldılar. Jeff Waters iyice kaslanmış; eski fotoğraflarına göre daha iri kıyım bir görüntüsü vardı. Dave Padden da sahnede iyi görünüyordu. Set The World On Fire, The Fun Palace, Alison Hell gibi klasiklerle kitleyi epey gaza getirdiler.

DEEP PURPLE

Daha önce ülkemize birkaç defa gelmiş olmalarına rağmen izleme şansı bulamamıştım. İzleyen arkadaşlarım, Ian Gillan’ın sesinin eskisi kadar iyi olmadığını, konser performansının kötü olduğunu söylemişlerdi. Ama ben genel olarak beğendim. Sesini çok zorlamadan, efsane çığlıklarını çok kullanmadan söyledi. Birçok klasiklerine yer verdikleri güzel bir şovdu. Çok kalabalık olduğundan, ve biraz arkada kaldığımızdan, sahnelerine çok da hakim olamadık.

RAMMSTEIN

Birinci günün esas bombası tabii ki onlardı. Müthiş sahne şovlarıyla tanınan grup, İstanbul’daki harika performanslarının bile üstüne çıktı. Till, sahneye sarıya boyalı saçları ve pembe kürküyle geldi. Hem kendi anavatanlarında olmalarının, hem de ilk defa Wacken’da çalıyor olmalarının avantajıyla müthiş coşku yarattılar. Deli gibi sevdiğim, dinlerken koptuğum müthiş Wiener Blut’u çalmayı da ihmal etmediler sağolsunlar. Rammstein’ı hiç dinlememiş olan birisini bile gaza getirecek harika bir şovdu. Till, pek yapmadığı bir şey yaparak konser sonunda epey konuştu ve teşekkür etti. Tabii ki Almanca. :)

II. GÜN:

GOJIRA

Bu heriflerin ne kadar deli oldukları malum. Bence festivalin en önemli 3-5 performansından biriydi. Elemanlar müthiş çaldılar. Ancak kompleks müziklerinden midir, çıktıkları saatten midir bilemiyorum, kitle biraz durgundu. Joe Duplantier, seyirciyi gaza getirmek için epey uğraştı. Tam ortalık şenlenmeye başlamıştı ki, konser sona erdi. Mario harika bir davulcu. Flying Whales, Backbone gibi şarkılarla kudurduk. From The Sky bekledim ama çalmadılar.

POWERWOLF

Alman grup kendi ülkesinde çok seviliyor anlaşılan. Coşkun bir kalabalığa çaldılar. Adını duyduğum ancak dinlemediğim bir gruptu. Vampir imajlı power metal olayı beni pek sarmadı. Vokalistin seyirciyle iletişimi kayda değerdi.

IHSAHN

Merakla beklediğim performanslardan birisiydi. Büyük şef, On The Shores’la girerek bizi ilk saniyelerde dağıttı. Sahnede Ihsahn’a eşlik eden Leprous elemanları da son derece istekliydiler. Called By The Fire, Frozen Lakes On Mars ve Barren Lands gibi şarkılarla kendimizden geçtik. Tek üzüldüğüm Ihsahn’ın imza saatini kaçırmak oldu. Emperor signing session yazısını fark ettiğimde amanın deyip koştuk ama maalesef gitmişlerdi. Biz de Black Messiah elemanlarıyla el sıkışıp ayrıldık. Emin değilim ama anladığım kadarıyla Samoth falan da vardı. Zaten Emperor’un tekrar birleştiği, Wacken 2014 de çalacakları haberini duyunca kafayı yedim. Önümüzdeki yaz Wacken’a gitme imkanım olmayacak maalesef.

AGNOSTIC FRONT

Aslında izlemek istiyordum ama orada burada takılmaktan yorgun düştüğümüz için, ana sahnelerin dışındaki ekrandan göz attık Roger Miret ve tayfasına. Epey kalabalıktı. Gaz müzikleri ve Miret’ın başarılı sahne hakimiyetiyle eğlenceli dakikalar yaşattılar izleyenlerine.

SABATON

Bu grup çok büyüdü. Wacken’daki ilgi de gerçekten muazzamdı. Elemanlar çok sağlam çalıyorlar. Grubun frontman’i Joakim, “kurulduğumuz zaman, günün birinde Wacken ana sahnede çalacaksın deselerdi, hadi oradan derdik, bu gerçekten inanılmaz” gibi şeyler söyledi. Çok iyi bir vokalist ve baya sempatik bir herif. Grubu İstanbul’da da izlemiştim. Enerjik, sağlam bir müzikleri var ancak nedense ben çok sevmiyorum. Yine de Cliffs Of Gallipoli gibi bazı parçalarda epey eğlendik. Hatta Seçil Sabaton hayranı olup grubun şapkasından bile satın aldı. :)

MOTÖRHEAD

Yaklaşık 20 dakika sonra ne olacağını tahmin etmeksizin, sahneye çıkan Lemmy babayı görür görmez hazır ola geçtik. Lemmy çıktı ve ’We are Motörhead, and We Play Rock N’ Roll’ dedi. Ortalık bir anda şenlendi. Çok kalabalıktı ve insanlar, bir metal tanrısını izlemenin verdiği artı motivasyonla çok eğleniyorlardı. Ancak Lemmy pek iyi görünmüyordu. Toplam 6 şarkı çalan grup, Lemmy’nin rahatsızlanması sonucunda sahneyi terk etmek durumunda kaldı. Zaten yakın zaman önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle tüm konserlerini iptal ettiklerini duyduğumuzda çok üzülmüştük. Sonradan çalacakları belli olunca sevindik ama tadı damağımızda kaldı. Şov yarım kalınca Wacken’ın organizatörü sahneye çıktı, ve yıllara direndiği için kendisine çok teşekkür ediyoruz dedi. 6 şarkı da dinlemiş olsam, ben de bir müzik sever olarak teşekkürü borç bilirim. Umarım sağ salim döner sahalara baba.

AMORPHIS

İkinci gün izlediğimiz son gruptu. Amorphis’i de İstanbul’da izlemiş ve çok beğenmiştim. Özellikle Elegy albümüne bayıldığım grup bence son dönemlerde eskisi kadar iyi değil ama her albümde en az 1-2 tane çok iyi parça çıkarmayı başarıyorlar. Saçma sapan bir kararla konserin açılışında en azından 20-25 dakikalık bir akustik performans sergilediler. Tomi’nin sesi yeterli gelmediği gibi seyirci iyice bayıldı. Sonradan normale dönseler de artık kopmuş olan seyirci kendini pek de toparlayamadı. Konserin sonuna kadar zor dayandık. Yanlış tercihe kurban gittiler.

III. GÜN:

LAMB OF GOD

Amerikan gruplarının seyirciyle olan iletişimlerine hayranım. Randy milleti gaza getirmek için o kadar uğraştı ki. Lamb Of God çalarken yağmur yağdı ve yerler epey çamur oldu. Bu durumlara alışkın olan Wacken kitlesi bundan pek de etkilenmişe benzemiyordu. Yağmur çamur demeden groove’ların tadına vardılar. Lamb Of God basit ama vurucu müziğiyle çok eğlendiren bir grup. Şahsen büyük hayranları değilim ama sahnede çok iyiydiler. Sağ olsunlar, var olsunlar.

Lamb Of God sırasında sırılsıklam olduğumuz için sığınacak bir yer arıyorduk. Bu sırada festival sponsorlarından Captain Morgan’ın Black Stage’in hemen yanındaki terası dikkatimizi çekti. İçeri nasıl giriliyor acaba diye düşünürken, kapıda tesadüfen Almanya’da doğup büyümüş Çağatay isimli bir arkadaşla rastlaştık. Kendisi bir Almanla nişanlı ve Wacken’a nişanlısının babası olan Uwe ile gelmiş. Uwe epey tecrübeli bir makine mühendisi. 52 yaşında, yaklaşık 15 senedir her sene tüm aile Rock Am Ring’e gidiyorlarmış :) Ama orası biraz daha ticari diyor, Wacken’a pek çok kez kendi gelmiş, Wacken 1 numaradır diyor başka bir şey demiyor. Kendisiyle biraz Türkiye üzerine sohbet ediyoruz. 52 yaşındaki bu Almanın sevimliliğine,hayat enerjisine gıpta ediyoruz. Beraberce terastan Anthrax ve Danzig’i izliyoruz.

ANTHRAX

26 Temmuz’da Iron Maiden konserinde izlediğim için pek oralı olmadım. Seçil çok sever ama sırılsıklam olduğumuz için mecburen terastan izledik. İstanbul’daki playlistin aynısını çaldılar. Belladona her zamanki gibi gayet iyiydi. Adam gerçekten iyi vokalist.

DANZIG

Misfits severim ama Danzig’in kendi yaptığı işlere bir türlü ısınamadım. Sonuçta yılların tecrübesi olan Glen babanın sahne hakimiyeti süper, ve sesi de bu yaşta hala çok güzel. Konserin yarısı geride kalmışken Misfits’den Doyle sahneye çıktı ve işte o zaman ortam bir anda şenlendi. Misfits şarkıları enerjiyi körükledi. Konser klasikleşmiş Misfits şarkılarından Die, Die My Darling ile sona erdi.

TRIVIUM

Yeni dalga Amerikan metaliyle aram yok. Trivium konser performanslarıyla adından çokça söz ettiren bir grup ve “Ascendancy” albümlerini de epey severim. Basit bir dekorla sahnelerini biraz renklendirdiler. Performansları ve seyirciyle iletişimleri iyiydi. Etrafıma baktığımda parçalara eşlik eden pek çok insan gördüm. Trivium Avrupa’ya kendini sevdirmiş gibi görünüyor. Ascendancy’den çalan parçalarda, bir de In Waves’de ben de eğlendim ama sonlara doğru sıkıldığımız için konser bitmeden ayrıldık.

CANDLEMASS

Hatırlarsanız PA’da çıkan bir haber vardı. Sweden Rock Magazine, önemli müzik otoritelerine gelmiş geçmiş en iyi 100 İsveç’li grup oylaması yaptırmış ve Candlemass 1. sırayı almıştı. Zaten çok sevdiğim gruba olan saygım bu haber üzerine bir kez daha artmıştı. Açıkçası Rob Lowe albümlerde iyi iş çıkarmıştı ancak konser performanslarından memnun kalmayan grup önemli bir değişiklik yapıp yerine Mats Leven’ı getirmişti. Hemen söyleyeyim, Mats Leven olağanüstü bir vokalist. Festival boyunca izlediğimiz en iyi vokal performansı açık ara ona aitti. Leif Edling ve tayfası müthiş çaldılar. Çok oturaklı, köküne kadar saf metal Candlemass müziği kulaklarımızda kalan pası da söküp attı. Bizi yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle uğurladı sahneden.

NIGHTWISH

Oceanborn, Wishmaster albümlerini severim. Tarja’dan Come Cover Me’yi dinlemek isterdim ama kısmet olmadı. Aslında son zamandaki vokalist değişiklikleri yüzünden çok soğumuştum gruptan. Seçil, çok yoruldum ben biraz gidip yatıcam deyince, yapıcak bir şey kalmadı. Dinlemek farz oldu grubu. Floor sahneye çok yakışıyor ve böylesi bir kalabalığa çalmaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu defalarca söyledi. Korkunç bir kalabalık vardı. Işık oyunları ve perdeye yansıttıkları görseller sayesinde epey renkli bir şov sundular.

MESHUGGAH

Gelelim festivali kapattığım gruba. Son yılların trendsetter’larından diyebileceğimiz İsveç manyakları sahnede korkunç bir ses duvarı ördüler. Çatır çatır çaldılar, evet. Ancak Jens neredeyse sıfır diyalogla kapattı şovu. Sanki mecburen sahneye çıkmış gibi bir görüntüleri vardı. Çok daha coşkulu, seyirciyi ateşleyen bir Meshuggah beklerdim kendi adıma. Bu performansları hayal kırıklığı oldu.

İmkanı olan tüm arkadaşlara tavsiye ediyorum. Hiçbir grubu izlemeseniz bile harika vakit geçireceğiniz özgür, eğlence dolu bir ortam WOA.

Not: Festival öncesi yardımları için Amir Necim’e, Hamburg’da Night Light’da buluştuğumuz arkadaşları Laçin ve Yunus Emre’ye verdikleri taktiksel destek ve hoş sohbetleri için teşekkür ediyorum.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“WACKEN OPEN AIR – 31.07-03.08.2013” yazısına 10 yorum var

  1. Ömer Kus says:

    Powerwolf ve Sabaton hakkinda neredeyse ayni seyleri soylemisiz. :) Guzel yazi olmus eline saglik.

    Görkem Şahin

    @Ömer Kus, sağol, ya gerçekten Sabaton büyümeye devam ediyor, senin festival yazın iyice pekiştirdi bu gerçeği.. niye acaba?

  2. Baybora says:

    Şu grupların arasından en çok Gojira’yı kıskandım yalnız. Hem de deliler gibi kıskandım,köpekler gibi.

    Şu hayatta yaşanabilecek muhtemelen en iyi deneyimlerden birini yaşamışsın,yazı için teşekkürler.

    Görkem Şahin

    @Baybora, eyvallah, Gojira çok iyiydi ama seyirci nedense pek oralı olmadı gibi oldu…

  3. razor36 says:

    Yazı çok güzel olmuş.Tebrik ederim:)Keşke fest alanında bir daha görüşseydik:)Laçin:)

    Görkem Şahin

    @razor36, Selam :) Teşekkürler.. Kısmet olmadı bir daha görüşmek :) İlk konser/festivalde görüşürüz :)

  4. atahan uygur says:

    abi şu tur işinin linki atabilirmisin?internetten araştırdım bulamadım bi türlü

    Görkem Şahin

    @atahan uygur, selam, geçen sene Wacken ın kendi sayfasında biletli turlara yönlendirme vardı, biraz önce inceledim bu sene öyle birşey görünmüyor.. Belki de bizim tur şirketinin batma durumundan dolayı vazgeçtiler.. Bilet iadeleri ve değişim zamanları oluyor, onları takip et devamlı.. Bir de mesela bizim bir arkadaş gelemedi, orada sattık.. Festivalin ilk günü köyün yolları metalci kaynıyor doğal olarak. Orada bileti havaya kaldırıp arabaların da göreceği şekilde bekledik, yarım saat içinde 20 euro azına da olsa sattık.. Orada bilet bulma ihtimalin var tabii ama çok riskli yine de.. 80 euro ya bile bilet satan oldu.. Wacken’a da tur+bilet olayı var mı diye yazıp bir sor istersen. Umarım bulursun bir şekilde, çünkü ilk açıklanan isimler müthiş. Biz de kıskanarak senin yazını okuruz belki :)

  5. Koray says:

    GOJIRA lan , TRIVIUM lan :(
    Ellerine sağlık Görkem Abi :)

    Görkem Şahin

    @Koray, :) afiyet olsun

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.