# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
FAITHFUL BREATH – Back on My Hill
| 05.07.2013

Nefesi kuvvetli senfonik/progresif rock.

Aslan Karadayı HİÇDURMAZ

Alman grup Faithful Breath 1967′de Bochum’da kuruldu. Kurucuları arasında gitar ve vokalde Heinz Mikus ve basta ise Horst Stabenov vardı. İkili daha evvel Kuzey Ren kökenli Alman heavy metal grubu Magic Power’da yer alıyorlardı.

İkiliye daha sonra gitaristler Reinhold Immig ile Walter Scheuer ve davulda Jürgen Fischer katıldı. Immig ve Ficher 1969′da ardı arkasına gruptan ayrıldı. Immig’in yerine yeni biri alınmadı, ancak davulcu Fischer’in yarattığı boşluğu doldurmak grubun 2 senesini aldı. Yeni davulcu Jürgen Weritz 1971′de gruba dâhil oldu.

Grup esasen adını birkaç haftalığına gruptan ayrılan ve onun yerine bas gitara geçen Georg Grebe’nin önerisi üzerine aldı. Georg Grebe grubun sadece 1967′deki etkinliklerinde yer aldı. Ekibe 1967′nin sonlarına doğru ise saksofoncu Ulrich Bock katıldı ve 1972′ye kadar grupla beraber çaldı ve daha sonra sağlık sorunları nedeniyle gruptan ayrıldı(Zaten Frank Zappa grubu değil ki bu, saksofoncu ne arıyordu onu da bilemiyorum). Bunu, gruba daha sonra katılan ekipten olan gitarist Scheuer’in ayrılması takip etti. Ve yerine yeni gitarist almaktan ziyade klavyeci Manfred von Buttlar dâhil edildi.

Grup böylece daha bir progresif hüviyet kazanarak senfonik rock grubu haline geldi. Bu değişikliğin sonucu 1973 yılında stüdyoya girildiğinde alındı ve grup 1974′de 2′si enstrumantal olmak üzere 3 parçalık “Fading Beauty” adında enfes bir progresif albüm çıkarttı. Albüme Renate Heeman vokali ile destek oldu.(Bu yazı 2. albüm hakkında, ilk albümlerini ise ya başka sefere, ya da gönüllü bir diğer arkadaşa bırakıyorum.)

Grup 1977′de tekrardan stüdyoya girerek vokalist Jürgen Renfordt’un yardımıyla “Stick in Your Eyes/Back on My Hill” single’ını kaydetti. Bu single, bu yazının da konusu olan efsanevi “Back on My Hill” albümünün habercisiydi. Ancak sahip oldukları enfes progresif müzikal dehaya rağmen grup 1980′de yayınladıkları 2. albümlerinden sonra dağıldı.

Ancak buna rağmen grubun orijinal kurucuları Heinz Mikus ve Horst Stabenov birlikte çalışmaya devam ettiler. Baterist Uwe Otto ile iletişim kurarak gruplarını tekrardan canlandırdılar, ancak bunu yaparken o enfes ilk dönem sound’larından uzaklaşarak benim çooooook yanlış bulduğum bir tercih ile Accept tarzı heavy metal sound’una yöneldiler.

Hali hazırda Accept gibi süper bir grup ortalarda varken onlara öykünerek tarz değiştirmek ne kadar saçma, herkes tahmin edebilir sanırım. Grup bu yeni tarzıyla 1980′lerin ortalarına değin devam etti ve boynuzlu Viking başlıklı albüm kapaklarıyla arda arda 4 tane albüm çıkardılar ve sonra isabet buyurarak dağıldılar…

Aslında dağılmadılar, ama Faithful Breath isminin içine bu yeni tarzla sıçtıktan sonra, Risk adında bir thrash metal grubuna dönüştüler… Bu yeni grup ise ayrı bir incelemenin konusudur ve kanımca en güzel albümleri de “The Reborn” albümleridir. Albümdeki her parça harika olmakla beraber benim naçizane en sevdiğim parçaları Lullaby’dır.

Faithful Breath başlarda progresif rock grubu olarak kurulmasına rağmen ilk 2 albüm ve 1 adet single’dan sonra nordik/germanik efsanelere, bilmem nelerine yönelen bir heavy rock/metal grubu haline geldi yavaş yavaş. Başlarda ise bahsettiğim gibi senfonik yönü bulunan, ELOY tarzında progresif bir rock grubuydu. Ancak mis gibi grubu rezil ederek -Risk projesini dışarıda tutuyorum- bugünün saygı görebilecek, önünde ceket iliklenecek birkaç progresif rock grubundan biri olacakken ziyan olup gittiler.

“Back on My Hill” albümü ise grubun ilk albümüne göre daha güçlü ve dinamik bir albüm, ancak daha parça odaklı hazırlanmış ve ilk albüme nazaran ticari kaygılar daha çok göz önünde bulundurulmuş(bu iyi mi kötü mü bilemedim, ilk albümleri beni azıcık bayıyor, bu albüm ise su misali…). Parçalaraysa alışmak için kendinizi kasmanıza gerek yok, sizi çok kolay yakalıyorlar zaten.

Albümün kadrosunda vokalde Jürgen Renfordt, gitarda ve geri vokalde Heinrich Mikus, klavyede Manfred von Buttlar, davulda Jürgen Weritz ve basta Horst Stabenow var. Bazı çevrelerce grubun 6 yıl önce çıkardığı ilk albümleri başyapıt olarak kabul edilse de, ben nedense bu 2. albümü daha çok seviyorum. Belki de uzun şarkıları sevmemem ve dikkatimi dağıtmalarından dolayı da olabilir. Neyse, bu albüm aslında 1978′de kaydedildi, ama yasal nedenlerden piyasaya çıkması 2 yıl gecikmeli oldu.

Albüm son derece melodik bir yapıda ve orkestral anlamda da çok iyi işlenmiş bir çalışma (bence). Bu haliyle de senfonik/progresif rock geleneğinde çok önemli bir yer işgal ediyor (bence). Albümü sırtlayan ve son parçaya kıyasla görece hayli kısa olan ilk 4 parçası… Bir de bahsedilen 16 dakikalık sonuncu bir parçası var albümün. Bu son parça aslında 1970′lerin başlarından beri grubun repertuarında olan bir parça ve tam anlamıyla senfonik bir ziyafet.

Albüme de adını veren açılış parçası zamanında çok çok meşhur olmuş bir parça aynı zamanda. Çok canlı bir melodisi ve Jürgen Renfordt’un enfes vokaliyle nasıl başlayıp bittiğini anlamıyorsunuz bile. Şarkının temposu değişken bir yapıda ve bu değişiklik synthesizer ve gitar solosuyla destekleniyor.

Albümün 2. parçası diğerlerine göre zayıf bir parça ve daha sonra Die Mörderbiene adlı bonus parça ile birlikte single olarak da yayınlandı. Bu parça bir bakıma grubun daha sonra kayacağı Viking temalı heavy-rock soundunun da habercisi durumunda.

Albümün 3. parçası ise benim de dinlemekten aşırı zevk aldığım, haniyse düğün olsa “alın bunun eşliğinde dans edin” diyeceğim enfes bir parça. Öyle bir parça düşünün ki birkaç hafta boyunca Alman listelerini alt üst ediyor ve zirvede kalıyor. Bu parça işte o parça. Öyle güzel akıyor ki beşikteki ağlayan bebeğe dinletsen, ağlamayı bırakır ve bir süre sonra kütük gibi uyumaya başlar. Parça tam anlamıyla bir piyano balladı ve başta ve sonda giren o piyano melodisi şimdiye kadar duyduğum en güzel şeylerden biri. Duygusallığından ölürsün, o derece. Ama tabii parçanın gitar partisyonları da var, tabii ki şarkıyı mahvetmeyecek derecede.

4. parçada ise mellotron ve synthesizer kullanımı kendini belli ediyor. Son derece dikkat çeken bir parça bana göre. Ama ilk üç parçaya göre daha zayıf buluyorum kendisini.

Albümün son parçası, Türkçe’siyle Kıyamet-Hesap Günü, içerdiği Hıristiyanlıkla ilgili sözlerinden dolayı parçayı dinleyen dindar ya da Hıristiyan biri varsa, rahatsızlık verebilir, ama Von Buttlar’ın mellotron ve org kullanımı ve Mikus’un gitarıyla çıkardığı iş tatmin edici seviyede.

Albümün bonus parçası Die Mörderbiene ise grubun Almanca olarak yazdıkları tek parçaları. Bu parça da oldukça cezbedici ve synthesizer ve mellotron kullanımının olduğu bir parça.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.69/10, Toplam oy: 16)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1980
Şirket
Sky
Kadro
Jürgen Renfordt: Vokal
Heinz Mikus: Gitar
Horst "Piet" "Pete" Stabenow: Bas
Jürgen Weritz: Davul
Manfred "Carl" von Buttlar: Klavye
Şarkılar
1. Back on My Hill
2. Keep Me Away
3. This Is My Love Song
4. Stick in Your Eyes
5. Judgement Day
  Yorum alanı

“FAITHFUL BREATH – Back on My Hill” yazısına 1 yorum var

  1. baha says:

    alman gruplar 70′lerde çığır açmışlardı. faithful breath’in fading beauty’si mesela bu anlamda baya başarılı ve german rock kategorisinde de baya tutulur dinleyicilerce. back on my hill ile de ve 80′lerin başı olması sebebiyle de müzikleri farklılaşır. ilkine göre başarılı olmasa da tek olarak düşündüğümüzde başarılı bir çalışmadır.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.