# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
THE OLD WIND – Feast On Your Gone
| 18.05.2013

Bizim çocuk zeki ama çalışmıyor ki teyzesi.

Murat GÜRGEN

Müziğin dolu olması gibi bir durum var, bu şairane vızıltımla demek istediğim şu ki; kulaklığa ses geldiği andan itibaren, hiçbir açıklık, boşluk bırakmaksızın ses kulaklarınızın her yerine temas eder sanki, budur malumatım. Mesele bir de sludge doom, post metal gibi donuk bir agresiflik vaziyetinde, mezar taşı kıvamındaki türlere gelince doluluk şeysi daha bir öneme biniyor. Kritiğini yazmakta olduğum, zamanında Breach’ten bildiğimiz, The Ocean’a da arada uğrayan Tomas (Hallbom) Liljedahl’ın yeni projesi olan The Old Wind (TOW), bu doluluk meselesinde beni ikna edebilmiş bir çalışma, en azından scream vokalden fırsat bulduğu anlarda. Eldeki enstrümanların zengin bir biçimde kullanılması işleri oluruna getirmiş açıkçası. Bu niyet mektubu tarzı ve her şeyin çok şeker gittiği girişe bir ama ile devam etmek elzem; ama ki TOW’ın çok ahım şahım bir grup olarak bulmadığımı ileride göreceksiniz, ama kritiği karalamamın önemli bir sebebi var; grubun üzerinde durulursa, çalışmalara yeterince özenli devam edilirse, bu ilk meyvenin hamlığı bir atılırsa ileride çok iyi işlerin çıkacağı ümidi…

TOW, 2013 Nisan’ında Pelagic Records aracılığıyla çıkarıyor albümü. Albümde vokal Tomas Hallbom’a yardımda bulunanlar ise The Ocean’dan Robin Staps (gitar), Breach’ten arkadaşlar Niklas Quintana(gitar) ile Kristian Andersson (bas) ve de davulda Karl Daniel Liden. 6 parçadan oluşan albümde, bilindik sludge, post metal tınılarını yakalamak mümkün, hatta bir dünya gruba benzetmek de. Yine müziğin temposunda çok önemli bir yeri olan ani çıkış ve düşüşler, girişte bahsettiğim doluluğu sağlamak üzere aralara serpiştirilen canavar sesleri… canavar! Gelelim nelerin var olduğuna, nelerin eksik kaldığına;

Özellikle rifler ve melodiler konusuna da değinmekte yarar var. Bildiğin buz kesmiş rifler, tür adına çok tanıdık, bilindik belki ama bu, İsveç’in karpuz bölen hallerini yansıttığı gerçeğini örtmüyor. Hatta bu buz kesmişliğin üzerinde dilediğince kayan incecik, kıvrım kıvrım melodiler ve davul atakları da halayı inanılmaz hizaya sokmuş. Diğer yandan bir sıkıntı mevcut ki şarkıların uzunluğuyla müziğin değişkenliği paralel gitmiyor. Örneğin giriş parçası “In Fields” epey heyecanlandırıyor başta, sonrasına kulak kesilmeden edemiyor insan, “Hadi lan ne olacak şimdi.” diye hazırol vaziyette müziğin akışına kapılıveriyorsun bir anda. Ama gel gör ki uzatmalar oynanıp oynanıp duruyor; gayette 3 dakikalık bir parça olabilirmiş halbuki, kalan 2 dakika küsür yeni bir şey içermiyor, kendini tekrar etmekte yalnızca. Hal böyle olunca scream vokalin o kulak tırmalayan yırtıcılığı, müziğin aynılığının okyanusunda boğularak insana gına getirebiliyor, ama suç onda değil, alınmasın…

Tam bu gına gelmesi noktasında ise, elbette yine müziğin aynılığıyla ilişkili olarak teknik olma durumu giriyor devreye; duygusal olarak bir şeylerin eksikliği mevzusu. Teknik deyince hızın, yeteneğin ve birikimin harmanlanıp, üstüne progresif halleri dizdirerek yerinde durmaz tınıların o muhteşemliği geliyor direkt aklıma, yalnız bundan da ziyade kastım mekanikleşme mevzusu aslen. Bu durumun getirdiği monotonluk parçayı dinlerken kurduğun bütün duygusal bağın içine ediyor. Sanki müzik sıkışmış bir şeye, ondan çıkamıyor, dönüp durup debeleniyor. Örneğin ikinci parça ve bence albümün en iyisi olan “I’m Dead”in ilk 3 buçuk dakikasının ardından gelen kısım farklı bir havayı barındırması, müziğin değişerek sizi bir şeye hazırlaması ve bunun heyecanını yaşatması bakımından epey güzel bir iş olmuş. Buna benzer bir durumu grubun ismini taşıyan ve albümün en uzun parçası olan The Old Wind parçasında da bulmak mümkün. Paragrafın girişinde bahsettiklerime zıt gitmiş ve projenin gelecekte çok iyi işler çıkarabileceğinin (benim iyimserliğimi de üstüne katarak) ışığı olarak gıdım bir vaziyette öylece duruyorlar…

Eksikliklerden yahut olmazlardan devam edeyim; kıvraklık. Çok uzun bir süre elektronun ince ince, ciyak tonlarda sololarını hiçbir şeye değişmedim. Ama gördüm ki ton, yüzüne tırnak geçiren hallerden avazı çıktığı kadar böğürüp de suratına kamyon hırıltılarıyla kalın kalın kütükleri geçirerek de aynı etkiyi yapabiliyormuş. Bu etkiyi Cult Of Luna, Ocoai, Horseback, Souvenir’s Young America gibi gruplarda bulmak mümkün… Yalnız durum o ki TOW bu konuda da yeterli nimeti sunmuyor, yalnız bir yandan eğer isterse sunabileceğini, yapamayacağı şey olmadığını da göstererek…

Gelelim son demlenmelere… Tüm bu ardı sıra cümlelerden elde kalan sayısal değer ise 10 üzerinden 7. Belki genel olarak albümün olumsuz yönlerinde gezdim durdum fakat dediğim gibi, hatta demekten bunalttığım gibi iyi işlerin çıkabileceği bir grup. Enstrümantal kısımlara ağırlık verilip, müziği icra ederken acele etmeksizin, sadece sludge’ın agresif baştan çıkarıcılığına kapılmadan, üstüne post metalin olgun dinginliğinden de koyarak efendi bir canavar yaratılabilir, bakalım görelim…

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.78/10, Toplam oy: 9)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2013
Şirket
Pelagic Records
Kadro
Tomas Hallbom: Her şey
Şarkılar
1. In Fields
2. I'm Dead
3. Raveneye
4. The Old Wind
5. Spears of a Thousand
6. Reign
  Yorum alanı

“THE OLD WIND – Feast On Your Gone” yazısına 5 yorum var

  1. aliihsan balı says:

    Ben mi benzetiyorum yoksa hakkaten albüm kapağından arak durumları mı var:
    http://tinyurl.com/bavhb4b

    Beleg

    @aliihsan balı, oha. Hakkaten baya benziyormuş.

    aliihsan balı

    @Beleg, @Onur Sancu Ben ilk gördüğümde ‘Oha aynısı’ dedim ama sadece ‘biraz’ benziyor. Yapan kim bilmiyorum o yüzden kapağı gördükten sonra tişörtü tasarlayıp, tasarlamadığını da bilemeyeceğim ama baya benziyor yahu.

    Onur Sancu

    @aliihsan balı, benim aklıma da şunun boynuzları geldi sfsdg http://bit.ly/12Okewo

  2. Onur Sancu says:

    Breach adı geçti, direkt bakıyorum albüme. Kritikteki parçalar da bayağı iyiymiş.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.