# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
VINTERSORG
01.04.2013

Müzik, bana hayatım boyunca harika bir arkadaş oldu.

Bu haftaki konuğumuz, kuzeyin en çalışkan isimlerinden, başta VINTERSORG, BORKNAGAR, OTYG, CRONIAN olmak üzere pek çok farklı projeden tanıdığımız Andreas Hedlund, yani nam-ı diğer Vintersorg. Kendisiyle farklı projelerine dair soruları içeren hoş bir röportaj yaptık.

Merhaba Andreas, umarız her şey yolundadır. Sorulara geçelim.

Orkan“a gelen tepkilerden memnun kaldın mı? “Orkan” ve önceki albümlerin arasındaki en büyük farkların ne olduğunu düşünüyorsun?

Merhaba! Son albüme gelen tepkilerden memnun kaldığımı söyleyebilirim. Dinleyiciler ve metal medyası albümü çok sevmiş gibi, bu da kendimi iyi hissetmemi sağladı tabii. “Orkan”ın en büyük farkının daha senfonik ve daha “folk” bir atmosfer taşıması olduğunu düşünüyorum. Şarkılar daha akıcı ama yine de farkılıklarla dolular. Sürekli devam eden cesur müzik yaratma maceramızda yeni bir bölüm.

Şu an BORKNAGAR’da üç adet olağanüstü vokal bulunmakta. Vokal bölümlerinin paylaşımını nasıl yapıyorsunuz? Kimin nereyi söyleyeceğine nasıl karar veriyorsunuz?

O süreç çok doğal işliyor. Hangi şarkıda kimin lead vokal yapacağına karar vermeden önce, albümdeki şarkıların vokal içermeyen demolarını dinledik. Bir şarkıyı dinlerken aklıma derhal vokal ile ilgili fikirler gelmeye başladığında, o şarkıda lead vokal yapmak istediğimi belirttim, diğerleri de böyle yaptı. Ondan sonra, şarkılar için yaptığımız bölümleri birbirimize dinletene kadar ayrı çalıştık ve lead vokallerin arkasına geri vokaller eklemeye başladık.

Müziğe karşı ilgin nasıl başladı? İlk ortaya koyduğun işler ile şu an ortaya koydukların arasındaki dikkate değer farkı göz önünde bulundurarak, kariyerine genel bakışın nasıl?

Müziği ilk duyduğum andan itibaren başladı sanırım. Ailem de gösterdiğim bu ilgiye sonuna kadar destek çıktı. Doğum günümde davul, Noel’de de ufak bir piyano almışlardı. Müzik, büyürken yanımdaydı ve hayatım boyunca da harika bir arkadaş oldu bana. Gayet meraklı ve yaratıcı biriyimdir. Bu iki ruh hali; müzik yazmak, kaydetmek için mükemmel bir ikili. Her şey ellerinizde, her müzik yazmaya başladığınızda eşsiz bir şey yaratmak için şansınız var.

BORKNAGAR’a katılmandan önceki albümlerde yer alan şarkılar arasından canlı seslendirmesi en zor olanlar hangileri?

Konserlerde en çok zorlayan şarkılar, aslen Vortex’in yazdığı BORKNAGAR şarkıları oluyor. Melodilerinden dolayı değil, Vortex’in vokal aralığı tonal anlamda benim doğal ses tonumdan daha üstte. Yine de iyi bir iş çıkardığımı düşünüyorum. Fakat dediğim gibi, Vintersorg şarkılarından daha zorlar.

Bir çok projeye katkıda bulunan bir müzisyen olarak, hangi şarkının hangi projeye uygun olup olmayacağına nasıl karar veriyorsunuz?

Şarkıları rastgele bir düzen içinde yazmadığım için aslında bayağı kolay oluyor. Her zaman akıl ve duygularımı belli bir proje için odaklayarak çalışıyorum, yani anlayacağınız sayfalarca söz yazıp bunları hangi projeye uyuyor diye değerlendiriyor değilim. Bu bence bir sanatçıya yakışmayacak bir davranış olurdu. Benim çalışma biçimim müziğin bir aşama değil de bir sonuç olmasını temel alıyor, aynı zamanda bu şekilde düşünüyorum.

Peki farklı projelerin atmosferleri için kendi bilincinizi nasıl değiştiriyorsunuz veya adapte ediyorsunuz?

Yukarıda söylediğim gibi, bu kendinizi nasıl ayarladığınızı bilmekle ilgili ve bence insan bu işi yapmakta oldukça başarılı bir varlık. Demek istediğim eğer bir futbol maçında yer alacaksam konumumla ahenkli olarak düşünür ve o yönde hareket ederim. Mesela maçın ardından arkadaşlarım ile pikniğe gideceğimi varsayalım. Piknik esnasında maçta olduğumdan çok daha farklı şeyler düşüneceğim ve daha farklı hareket edeceğim. Ama maç esnasındaki agresif hareket biçimimi de pikniğe taşırsam bu oldukça garip bir hareket olur… Bir deney olarak kulağa muhteşem geliyor ama piknikteki öbür insanların aynı şeyi düşüneceklerini sanmıyorum. Yani demek istediğim, kendi düşünce biçimimizi ve hareketlerimizi dış etkenlere karşı oldukça iyi bir şekilde adapte edebiliyoruz.

Son üç VINTERSORG albümündeki davulları bilgisayarda yazmak bilinçli bir seçim miydi? Bunu ileriki albümlerde devam ettirmeyi düşünüyor musun?

Hem gerçek, hem de programlanmış davullarla birçok albüm yaptım. Ritimler mutlaka insan eliyle çalınmalı gibi bir tercihim yok; bir taraftan bakınca programlanmış hali daha bile insancıl oluyor. Çünkü öyle olunca yalnız fiziksel ve duygusal yönlerinden çok daha fazla şeyle uğraşmış oluyorsunuz. Davulları programlama işi benim epeyce vaktimi alan bir iş; çünkü gerçekten her vuruşu dikkatle düşünerek yazıyorum ve öylesine basıp geçmiyorum. Elbette ki bunu bir davulcu da yapabilir; ama tecrübelerime göre bu çokça verilmek istenen duygularla ilgili, ki bu da bir nevi sanatın özü denebilir. Bu ayrıca bana davulu diğer enstrümanlarla birlikte kaydetme şansı veriyor, ta albümün son düzenlemelerine kadar, o yüzden her yönü hoşuma gidiyor diyebilirim. Her şarkı için en uygun olanın ne olduğunu hissedersek öyle kullanmaya devam edeceğiz.

“The Focusing Blur”dan sonra İngilizce şarkı sözleri kullanmayı bırakmanın nedeni neydi? Sonraki albümlerin de İsveççe mi olacak?

Benim için bu tamamen ilhamla ilgiliydi. Dönüp tekrar İsveççe sözler yazmak çok içimden geliyordu. Ayrıca çaldığım tüm diğer gruplar İngilizce sözler kullanıyor ve kendimi biraz da anadilimde ifade etme gereği hissettim diyebilirim. Bu kadar basit aslında.

VINTERSORG Matte Marklund’un katılmasıyla yapısal anlamda tam bir ‘grup’ haline geldi. İkinizin daha önce OTYG’de de birlikte çalıştığını da göz önüne alırsak, neden Matte “Cosmic Genesis” çıkana kadar sana katılmamıştı?

VINTERSORG 1994 de birkaç arkadaş ile beraber başlattığımız VARGATRON grubundan doğdu. Diğer elemanlar hayatlarında başka yönlere saptılar, şarkıları ben yazdığım için hepsini sakladım ve VINTERSORG fikri ortaya çıkana kadar geliştirmeye devam ettim. Söz ve müzik üzerinde tam kontrole sahip olmak tabii ki hoş bir his ve biraz da bu yüzden solo proje olarak sürdürdüm. Ama Mattias ile harika bir ilişkimiz ve birçok ortak noktamız var, çok doğal bir şekilde Onu davet ettim ve ilgisini çekip çekmeyeceğini sordum… Gerisini biliyorsunuz.

“Cosmic Genesis” ile müziğin daha progresif bir yönde geliştiğini ve folk unsurların geri planda kaldığını gördük. İleride de bu şekilde mi devam etmeyi düşünüyorsun yoksa gelecekte yine folk etkilenimleri duyabilir miyiz?

Bence en azından son iki albümde folk müzik tabanına dönmüştük ve şu anki niyetimiz de bunu sürdürmek. Böyle bir atmosferi gerçekten çok seviyoruz ama bu atmosfere daha taze ve yeni şeyler katmayı başardık. Bizim için “taze” kalmak ve her yeni albümde kendimizle bu açıdan mücadele etmek oldukça önemli. Ama daha fazla folk tabanlı materyal içimizde yaşıyor ve bu duygusal bir durum, o yüzden duygular ve zihin tekrar karşı karşıya.

WATERCLIME’dan haber var mı? Bu yılın başında yeni albümün çok yakında geleceğini ve alışılmadık bir yolla dağıtılacağını belirten bir ileti paylaşmıştın. Yeni bir gelişme var mı?

Geçen yıl boyunca farklı albümlerle çok meşguldum o yüzden Waterclime askıdaydı. Şimdi albüm için iki şarkı mikslemiş durumdayım ve baharda bitirmeye çalışacağım. Şu an için bir plak şirketiyle anlaşmış değilim ve albüm o kadar garip ki, bu albümü çıkarmak isteyecek bir plak şirketi bulmanın biraz zor olacağını düşünüyorum. Farklı kanallar aracılığıyla internet üzerinden dağıtmayı planlıyorum. Ama bir anda bir plak şirketi çıkıp albümü dağıtmak isterse herşey değişebilir. Göreceğiz.

Yeni OTYG albümü yakın geçmişte duyuruldu. HAVAYOTH, CRONIAN ve FISSION’dan yeni bir şeyler duyma şansını ne zaman bulacağız?

CRONIAN albümünü bitirmek üzereyiz ve dağıtımı için bazı plak şirketleriyle konuşuyoruz. Henüz anlaşmaya varılmış değil o yüzden albümün ne zaman çıkacağı hakkında kesin konuşmak biraz zor. HAVAYOTH zaman yetersizliğinden dolayı uzun yıllar önce bıraktığım bir proje. An itibariyle yeni bir FISSION albümü üzerinde çalışıyoruz ama bu yavaş bir süreç.

Devasa diskografinde senin için özel ve tatmin edici bir albüm var mı? Hangi albüm Adreas Hedlund’u en iyi ifade ediyor?

Her albümün kendi hikayesi ve barındırdığı düşüncesi var, yani içlerinden birisini seçip “İşte bu benim!” diyemem.

2012 çıkan albümlerden hangisini en çok sevdin? Bu sene keşfettiğin yeni gruplar var mı?

Güncel müzikleri pek takip etmiyorum, dolayısıyla keşfettiğim gruplar da eski şeyler oluyor.

Müziğin ve zaman ayırdığın için teşekkürler, umarız seni gruplarından biriyle birlikte buralarda görebiliriz.

Kendinize iyi bakın. Teşekkürler.

Sorular
Güzide Arslaner
Onur Altınay (konuk)
Berca B. Kantarcıoğlu
Ömer Kuş
Ahmet Saraçoğlu

etiketler:
  Yorum alanı

“VINTERSORG” yazısına 12 yorum var

  1. Berca B. says:

    Her soruya çoğul cevap vermesiyle gözümdeki BAŞKAN statüsünü iyice sağlamlaştırdı.

    Vintersorg başkan.

  2. ali ihsan balı says:

    Bu sefer güldürmedi :( Şaka bir tarafa güzel röportaj olmuş. Tebrikler..

  3. Jester says:

    İlk defa bir adama bu kadar çok soru sorulduğunu görüyorum, cidden İsveç’in başkanı gibi adam eheh.

    Son soruya verdiği cevap hariç her şeyini sevdim röportajın, teşekkürler.

  4. Ömer Kuş says:

    Çok güzel cevaplar vermiş bence de. ccc Vintersorg reyiz ccc

  5. Kemal says:

    Roportaj cok guzel olmus ! Zevkle okudum

  6. Çok güzel cevaplar vermiş büyük başgan. Çeviren arkadaşların ellerine sağlık, hepsini tanıyorum.

  7. Sheva says:

    Çok doyurucu bir ropörtaj olmuş, teşekkürler. Andreas cidden muazzam bir müzisyen, her işinin takipçisiyiz.

  8. Mert says:

    Çok öğretici bir röportaj olmuş benim için. Adamın norveçli değil isveçli olduğunu ve adının vintersong değil vintersorg olduğunu öğrendim asdsfgs.

  9. bathory says:

    Kuzeyin çalışkan çocuğu lafını her türlü hak ediyor

  10. Öyle bir psikolojiye girmiştim ki, baştan sona “Şakadır lan bu da.” diye okudum resmen :D

  11. osman says:

    o ilk foto ne öyle kadir inanır bakışı atmış genç

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.