# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
STONE SOUR – The House of Gold & Bones Part 1
| 12.01.2013

Antagonist ve Protagonist’in bitmeyen savaşı.

Sanılanın aksine Slipknot elemanlarının yan projesi olmayan bir gruptur Stone Sour. 92 yılında kurulmuş ve 5 sene konserler vermiştir. Şaşırdınız değil mi? Ben şaşırdım. Peki bu bilginin “The House of Gold & Bones Part 1″ albümüne ne faydası var? Hiç.

Stone Sour’un daha önce yaptığı onca hit şarkıya ve “Come What(ever) May” gibi albümlere bakarsak grubun soundu ve yaptığı müziği gayet iyi anlayabiliriz. Asıl fark yaratan şey Corey Taylor. Jim Root ve Corey Taylor’ın bilinçli olarak ve Slipknot olmamak adına yaptığı bazı dokunuşlar Stone Sour’un kendine has bir alternatif grubu olmasını sağlıyor.

“Audio Secrecy” albümünü dinledikten sonra grubun kendi müziğini çoktan kurduğunu ve duygularını ifade etme biçimi için yeni bir yola başvurmadığını görüyoruz. Farklılık aramıyorlar. Dertlerini anlatmak için bocalamıyor. Hayatlarını yaşarken etrafından ve kendinden topladıklarını bizlerle paylaşıyorlar. Bu sebepten dolayı Stone Sour aslında teknik anlamda incelenecek bir grup değil. Ya da bunu yaparsak Stone Sour’u anlatmamış oluruz bence.

Corey Taylor albümün hikayesi için “kişisel meselelerle, etrafımdaki insanların trajedilerini birleştirip kendime bir kurgu oluşturdum” diyor. Sıkı bir çizgi roman fanı olduğunu bildiğimiz Taylor; bu bilgisini kendi şairliğiyle birleştirdiğinde, iyiyle kötünün savaşını yazması, da pek de zor olmamıştır diye düşünüyorum. Günden güne kendi şarkı yazarlığına duygu ekleyen adam kendisi ve yaşamı için “her gün öncekinden daha iyi biri olmaya çalışıyorum. Daha iyi bir baba, daha iyi bir kardeş, daha iyi bir evlat, daha iyi bir dost. Lavuk olmak çok kolay. İstediğim zaman kralı olurum ama asıl değerli olan her gün daha iyi biri olmak için harcadığım zaman.” diyor.

Jim Root ve Corey Taylor ikilisinin avantajı şu: Ne zaman Corey Taylor tansiyonu elinde tutmak istese Jim Root ona yer açıyor ve fırsat veriyor. Ne zaman da Corey Taylor destek kuvvete ihtiyaç duysa arkasında güzel gitar aksiyonları buluyor. Tabii James Root’un kendini belli eden bir stili var. Oktavlı akorları ve akor dizileri kendine has stonerımsı tonla birleşince (Orange amfilerinin etkisi yatsınamaz) gayet tanınır bir hale bürünüyor.

Albümde Taciturn diye insanın aklından çıkmayan, gecelerce dönecek bir şarkı var. Öyle bir şarkı ki albümü 2 kere dinleyip onu 20 kere dinliyorum. İnsan duygularının ince bir buz tabakası üstünde yürüyen sığır gibi olduğunu hatırlatıyor. Yalnız acayip içimi kemiren bir ayrıntı var şarkıda, davulun ilk ritme dahil olduğu yerdeki ritimin kötülüğü. Kısa bir süre sonra düzeliyor ama böyle içim parçalanıyor. Tabii bu üzüntüm şarkıya verdiğim değerden onun kusurunun bana çok batıyor olması.

Bunun haricinde bildiğimiz Stone Sour ve onların Alternatif Metal – Hard Rock çizgisini bozmadan yaptığı bir güzel albüm. Bir göz atın derim. 2. kısmı merakla bekliyoruz.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.78/10, Toplam oy: 40)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
Roadrunner
Kadro
Corey Taylor: Vokal
James Root: Gitar
Josh Rand: Gitar
Roy Mayorga: Davul
Şarkılar
1. "Gone Sovereign"
2. "Absolute Zero"
3. "A Rumor of Skin"
4. "The Travelers, Pt. 1"
5. "Tired"
6. "RU486"
7. "My Name Is Allen"
8. "Taciturn"
9. "Influence of a Drowsy God"
10. "The Travelers, Pt. 2"
11. "Last of the Real"
  Yorum alanı

“STONE SOUR – The House of Gold & Bones Part 1” yazısına 5 yorum var

  1. Ubeydullah İndiroğlu says:

    Temizinden 8.5/10 alabilecek bir albüm. 7′de kötü değil ama kritikte neden 7 geldiğini pek çıkaramadım. :)

    Audio Secrecy’e göre farklılıklar var. Konsept albüm olmasından dolayı belki, albüm net ve direkt. Audio Secrecy’de olduğu gibi Alice In Chains’ten Lynyrd Skynyrd’a vardıkları geniş bir etkileşim yelpazesi yok. Bu açıdan biraz daha Come What(ever) May’e yakın duruyor. Herifler öyle ya da böyle, Slipknot’un pasifliğini çok iyi değerlendiriyorlar, üstüne koya koya geliyorlar. Influence Of A Drowsy God (Cardiff, Threadbare gibi psikopat birşey…), Tired, Taciturn ve RU485 başta olmak üzere gayet iyi bir albüm diye düşünüyorum. Part 2 bundan da iyi olursa über olur.

    Bahadır Sarp

    @Ubeydullah İndiroğlu, Valla benim kafamda 7 ve 8 arasında pek bi fark yok, o yüzden o sırada içimden ne geliyorsa o puanı atıyorum.

  2. junkman afatsum says:

    kesinlikle en iyi albümleri bunu sonuna kadar hak ediyor, ayrıca yılın en iyi albümlerindendi.

  3. Fatih says:

    Katılıyorum, yılın en iyi albümlerindendi. Ayrıca 24 bit 96 Khz olarak da piyasaya sürüldü, fiyatı 20$, bu bakımdan da kutlamak gerekir.

  4. progressive says:

    bu albüme rahat 9 ppuan veririm herşeyiyle şahane olmuş hala söz yazabilen birileri var umut verici.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.