# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
KATATONIA – Brave Murder Day
| 08.12.2012

Çekmediğim dertler, çile kalmadı.

Ubeydullah İndiroğlu

İtiraf edelim, bir dönemler, büyük çoğunluğumuz hayatını doom/death metal ile haşat etti. Celtic Frost’un ruh üflediği, Paradise Lost’un ise beden yarattığı bu türe ilgi duymamak zordu. Nasıl Türkiye’de bir arabesk gerçeği ve bir “acıyı sevme” durumu varsa, metal müzik dinleyenlerin de içlerinde biriken hüzünü, depresyonu, sıkıntıları akıtabileceği bir tarz ihtiyacı, doom metal ve alt türlerinin oluşumuyla giderilmişti. doom/death metal türü, çıkışını yaptığı ‘90lar başından itibaren çok grup gördü. Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema üçlüsü, türe oldukça güçlü albümler bahşettiler; “Gothic”, “Turn Loose The Swans”, “The Silent Enigma” gibi…

O dönemler metal müziğe var gücüyle yatırım yapan kuzey ülkeleri de bu duruma kayıtsız kalamadı, piyasanın death ve black metal ile kabardığı bir dönemde, Norveç, İsveç ve Finlandiya da bahsettiğimiz tür adına gruplar vermeye başladılar. Tiamat, Amorphis ve şu an albümünden bahsedeceğimiz Katatonia gibi…

’93 senesinde ilk albümleri “Dance Of December Souls”u yayınlayan ve oldukça kaliteli bir black/doom metal örneği veren Katatonia, albüm için yaptıkları turne sonrası aktifliğini yitirmişti. Anders Nyström’ün albüm kitapçığında yazdıklarına göre, Renkse ve kendisi, ’96 yılının ilk aylarına kadar iletişimde olmamışlar ve başka projelerle ilgilenmişlerdi. Jonas Renkse, ’95 yılında October Tide projesini başlatmıştı, Anders Nyström ise Diabolical Masquerade isimli tek kişilik projesini şekillendiriyordu ama aynı zamanda Katatonia için de fikirler üretmeye devam ediyordu ve Katatonia’nın durumu için “ölü ama düşlüyor” diyordu. “Scarlet Heavens “ şarkısındaki gibi yoğun gothic rock etkili bir yeni albümle Katatonia’yı tekrar canlandırmayı düşünen Nyström, Renkse ile görüştükten sonra bu fikrin yerinde olmayacağına karar vermişti, çünkü Renkse’nin bu tarz müzikle geri dönüş yapma hevesi yoktu. Fakat ikisini de buluşturan gruplar vardı: Kent ve Slowdive. Katatonia’yı yeniden hayata döndürmeye karar verdiklerinde kafalarındaki fikirler de oluşmuştu, Kent ve Slowdive’ın müziğinden etkiler taşıyan ve bunu metal müzik tabanında icra edecek yeni bir albüm yapacaklardı. Formülleri ise şu şekildeydi; ritm gitarlarla örülmüş güçlü bir ses duvarı yapılacak ve üstüne armonik solo gitar katmanları eklenecekti ve bu yapı tekrarlara dayalı 4/4lük bateri ritmleri ile desteklenecekti. Enstrümental kısımlar minimalist ve monoton olacak, şarkılara hipnotik bir uzunluk ve genişlik kazandıracaktı.

“Dance Of December Souls” döneminde kadro sorunu yaşayan ikili, ikinci gitar pozisyonuna Fredrik Norrman’ı ekleyerek stüdyoya girer, fakat çeşitli sıkıntılar yaşarlar. Önce Dan Swanö grubun müzikal konseptini beğenmez ve onları “Dance Of December Souls II” yaratmak yönünde teşvik etmeye çalışır fakat grup geri adım atmayınca, kendisini sadece ses mühendisi konumuna indirger. Diğer bir sıkıntı ise, Jonas Renkse’nin artık brutal vokal yapamayacak durumda olmasıdır. Bu soruna ise çözüm olarak, yakın dostları Mikael Akerfeldt’i albüm için vokalist olarak alırlar ve kayıtları tamamlarlar. Albüm ’96 yılının sonlarına doğru yayınlanır.

Bu kadar tarih bilgisinden sonra gelelim Brave Murder Day’e… Albüm çıktığında, doom/death metal sahnesi olgunlaşma dönemine girmişti bile fakat Katatonia’nın yarattığı müzikal yapı, tarza farklı bir bakış açısı getirmişti, öyle ki grup kendi “marka”sını yaratmıştı. “Brave Murder Day”, ilk bakışta düz ve basit görünen bir albümdür, yukarıda dediğim gibi neredeyse tüm şarkılar belli bir ölçüyü izleyen, basit, tekrarlara dayalı ve monoton yapıdadır. Şarkıların gidişatlarında çok sürpriz yer almaz. Ama bu albüm, bir doom/death metal albümünün başarması gereken en önemli faktörü tam 12’den vurarak halletmiştir. “Brave Murder Day”deki duygu yoğunluğu, albüm boyu yaratılan karamsar ve karanlık sahne ve formülatik müzikle müthiş bir biçimde yoğurulmuştur. Mutlu bir insanı bile ruhen sakat bir duruma sokacak güçtedir albümdeki müzik ve 41 dakika boyunca dinleyiciye asla nefes aldırtmaz. Başarılan bu noktalar, albümün basitliğini bir dezavantaj olmaktan çıkarmıştır. Prodüksiyonun tuhaflığı, tizlerin önde olması ve gitar tonlarının elektrikli testere gibi olması detayları da şarkılara farklı bir gizem eklemektedir. “Brave Murder Day”de yapılan prodüksiyon ve işlenen gitar fikirleri; grubun “Viva Emptiness”a kadar kullanacağı bir element olacak ve müziğini şekillendirecektir. Albümde bas gitardan söz etmedim bile dikkat edersiniz. Katatonia müziğinde bas gitar her zaman geri plandaydı son 2-3 albüme kadar ama bu albümde neredeyse varlığı yoktur. “Brave Murder Day” güçlü gitarların yarattacağı kaosa çok iyi bir örnektir.

“Dance Of December Souls”ta, tipik kuzey gruplarının lirik kavramlarını işleyen ve doğa tasvirli romantizme dalan Renkse, “Brave Murder Day”de şarkı sözlerini daha soyut ve kapalı anlamlara taşımıştır. Ayrıca, yarım saattir konuşuyoruz, bir kez bile Akerfeldt demedik hesabı, Mikael Akerfeldt misafir sanatçı rolünü aşmış, albümün güzelliğine ayrı bir tat katmıştır. Bu albüm, brutal vokalin yeri geldiğinde nasıl hislendirebileceğine dair en net kanıtlardandır.

Albümde yer alan altı şarkının tek başlarına süreleri genel olarak uzun ve epik bir hava taşımaktalar. İlk şarkı, on dakikalık “Brave” ile duygusal hırpalanma süreci başlıyor ve kırk dakika boyunca artarak devam ediyor. Son şarkı “Endtime”ın birden kesilmesiyle neye uğradığınızı şaşırır halde kalıyorsunuz. Albümde işlenen karanlık ve karamsarlık o kadar fazla ki, “Brave Murder Day”i sakat kafaların albümü olarak lanse etmemiz sorun olmaz. Bu albüm kesinlikle diplerdeyken dinlenmemeli. Kişisel favorilerim “Brave”, “Murder”, “Day” ve “Endtime”dır. Day, The Cure etkisini yoğun olarak yaşatan, Jonas Renkse’nin ilk defa bizleri temiz vokalleriyle tanıştırdığı gri ve boşluk hissi dolu bir güzellik, arkadan gelen davul ses örneği ve bulanık gitar nağmeleri ile apayrı bir şarkı. “Murder”ı bilmeyen Katatonia fanı olamaz zaten, yoğun gaz içeren, kült bir eserdir. Brave, uzunluğuna rağmen müthiş akıcılığı ve üçüncü dakikada başlayan efsanevi tapping kısmıyla hafızalara kazınmıştır. “Endtime”a zaten bir şey diyemiyorum, The Cure’un “Faith”ini andıran akustik girişinden sonra, acı dolu gitar melodileri ile dinleyenin canına kast eder gibidir ve kapanışı da çok güzeldir. “Rainroom” ve “12”yi –ilk adıyla “Black Erotica”- de anmadan geçemem, iki şarkı da dur kalklı yapıları ve güzel melodileri ile albüme katkı sağlamaktadırlar.

Albüm ile ilgili görüşlerimi sonlandırmadan önce, şu an yayınlanmayan bir e-dergide iki sene önce çıkmış Anders Nyström röportajından “Brave Murder Day” ile ilgili kısmı kopyalamak isterim. Albümü yapan kişiseden cevaplar almak, biraz daha aydınlatıcı olacaktır kesinlikle…

-Kısa süren ayrılığınızdan sonra, Katatonia bir şekilde, ilk albümden daha farklı bir yöne evrildi. Daha farklı zevkleriniz ve yaklaşımlarınız ‘Brave Murder Day’ ile sonuçlandı.’ Brave Murder Day’in temelleri için Slowdive ve Kent’i göstermiştiniz ama ben o albümün bazı kısımlarında güçlü bir The Cure etkisi alıyorum. Endtime’ın akustik giriş kısmı ve Day’in çiğ temiz vokalleri gibi. The Cure, ‘Brave Murder Day’i bestelerken edindiğiniz etkileşim alanınızın bir parçası mıydı?

Nyström: Gerçekten öyleydi. Slowdive ve Kent daha fazla bahsedildi çünkü bu albüm için yepyeni etkileşimlerimiz onlardı, aynı zamanda The Cure zaten ilk albümde de yer alan bir etkileşimdi (VelveT Thorns’da duyulabilir…) ki bu durum insanlara her zaman büyük bir sürpriz olarak geliyordu.

- ‘Brave Murder Day’ benim en sevdiğim doom/death metal albümüdür ve rahatça “hayatımın albümleri” listesine ekleyebilirim. Bu kadar karanlık, umutsuzluk, ümitsizlik ve kasvet içeren şarkıları besteleyebilmek için gerçekten çok kederlenmiş olmalısınız. Albüm aynı zamanda doom/death metal tarzında bir marka albüm olarak görüldü ve birçok grup albümden etkilendi. ‘Brave Murder Day’in bu kadar büyük bir etki yaratacağını hiç düşünmüş müydünüz?

Nyström: Açıkçası, diskografimizde gerçek bir klasik varsa, bunun ‘Brave Murder Day’ olduğuna inanırım. O zaman içinde işlemiş, içten gelen sihrin bir deneyiydi. Bu albümün, “az olan fazladır” konseptinden tam bir marka yaratıp, vurguyu monoton, tekrarlara dayalı, hipnotik ve atmosferik tutmaya yönlendirerek, şu günlerde birçok enstrümental post-rock gruplarının yaptıklarıyla benzer yanlar gösterdiğini düşünüyorum.

- ‘Murder’ konserlerinizde başlıca çalınan bir parça haline geldi. 2006′da ABD turnesinde ‘Rainroom’un çalınacağına dair iddialar vardı. Türkiye’ye 2001 senesinde ilk geldiğinizde ‘Endtime’ı çaldığınızı da hatırlıyorum. ‘Brave Murder Day’den diğer şarkıları canlı performans rotasyonuna eklemeyi düşünüyor musunuz?

Nyström: ‘Endtime’ı canlı performansa geri getirmek beni sevindirirdi! Doğrusu o şarkıda fazla vokal yok, bu nedenle belki Jonas onaylayabilir. ‘Murder’ az çok bizim “kült” bis parçamız oldu, şarkının sahip olduğu his ve üstünlük sebebiyle onunla kapanışı yapmak daha doğru geliyor. ‘Rainroom’da ilginç bir alternatif olabilirdi ama bu konuda herşey Jonas’ın yeşil ışık yakmasına bağlı. Eğer bunu yapma konusunda rahat değilse, onu zorlayamayız. Asıl resmi bozmak istemeyiz.

- Geçen sene bir Türkçe dergide yayınlanan röportajda Dan Swanö, ‘Brave Murder Day’in prodüksiyonu hakkında “Birisini elektrikli testereyle kesiyormuşum gibi geliyor.” demişti. O prodüksiyon sonradan sizin markanız olan gitar soundunuzu doğurdu. ‘Brave Murder Day’in prodüksiyonun biraz yoldan çıkmış olduğunu düşünüyor musunuz?

Nyström: Distorsiyon pedallarını birbirleriyle çakıştırarak kesiştirme, ardından tek ve ya çift armonik solo gitar melodilerini üste çıkartıp, üstüne eko ekleme fikrimizle oldukça yüklenilmiş brutal gitar duvarı tutturduğumuzu düşünüyorum. Davullar olabildiği kadar yapay tınlıyorlar, “klikleyen” seslerin üzerine biraz daha dikkatli gidilseydi ve mevcut davullar gibi, soundda daha fazla güç ve taban olsaydı akıllıca olurdu ama yeniden master edilmiş basımın hala gerçekten, gerçekten iyi tınladığını düşünüyorum.

- Jonas’ın şarkı sözleri, ‘Jhva Elohim Meth’ ve ‘Dance Of Secember Souls’ta genre için biraz tipikti ama ‘Brave Murder Day’ ile kendisi daha özgün, soyut, kişisel ve çeşitli bir yazım stili edindi. Bu değişimin bir tanığı olarak, Jonas’ın söz yazım stilindeki değişimi nasıl özetlersin?

Nyström: Evet, bu analiz kesinlikle doğru! ‘Brave Murder Day’de söz bazındaki değişim muhakkaktı, anlaşılması güç ve soyut metodlar ile kelimeler, tipik doom metal şiirselliğindeki erken doğa romantizmini gölgede bıraktı.”

“Brave Murder Day”, şahsi görüşümce gelmiş geçmiş en iyi Katatonia albümü ve yine en iyi doom/death metal eserlerinden birisidir, ki başa da güreşir, o kadar güçlüdür. Grubun adının büyük gruplarla bir arada anılması ve ‘90lardan sonra ortaya çıkan, Daylight Dies, Swallow The Sun gibi yeni nesil doom/death Metal gruplarının Katatonia’yı örnek olarak göstermesi, büyük oranda “Brave Murder Day”in getirdiği ivme ile alakalıdır. Grup, bu albümden sonra “Sounds Of Decay” adında benzer tarzda bir EP yayınlamış ve tarz değişimine gitmiştir ama müzik formülünü 2003’e kadar korumuştur. Şu an bakınca düşünüyorum da, “’Brave Murder Day’den daha ileri nereye gidebilirsiniz ki?” diyorum, o açıdan gruba da bir yandan hak veriyorum. Tarz değişikliğinin ardından “Discouraged Ones”, “Tonight’s Decision”, “The Great Cold Distance”, “Viva Emptiness” gibi güzel albümler, “Last Fair Deal Gone Down” gibi bir şaheser gördük ve Katatonia müziğini ilerletmeye devam etti. Tabii, geçen 16 senede, “Brave Murder Day” kadar “komple” bir albüm yapamadılar, sadece “Last Fair Deal Gone Down” bu seviyeye yaklaşabildi. Bu duruma da, her grubun bir “Master Of Puppets”ı, bir “Reign In Blood”ı vardır diyebiliyorum. Tabii, son iki albümdür Katatonia’nın içinde bulunduğu “vuruculuk” sıkıntısına bakarsak, biraz arşivleri karıştırsalar iyi olacak gibi…

Kapağı gibi sarsıcı, taşıdığı duygu yoğunluğu kadar derin bir albüm. Bir mihenk taşı. Ceketimi ilikliyorum karşısında.

9,9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.56/10, Toplam oy: 168)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1996
Şirket
Avantgarde Music
Kadro
Blakkheim: Gitar, bas
Jonas Renkse: Davul, vokal
Fredrik Norrman: Gitar
Mikael Åkerfeldt: Vokal
Şarkılar
1. Brave
2. Murder
3. Day
4. Rainroom
5. 12
6. Endtime
  Yorum alanı

“KATATONIA – Brave Murder Day” yazısına 30 yorum var

  1. Rotten Angel says:

    Mikael brutalı ooohhşşşş. 10!

  2. b says:

    son albümü hariç tutarak sondan iki-üç önceki albümlerinde bir etki sıkıntısının olduğu açık ancak katatonia çok yeni bir döneme giriyor bunun böyle olmasının sebebi de bu. ileride çok farklı şeyler deneyecekler belki müziklerinin içine hafiften elektronik tınılarda sokabilirler.
    benim için en iyi albümleri last fair deal gone down. müziğe bakarsak öyle. bu albüm de çok önemli. neden? çünkü bir dönemin içinden bağımsız olarak yıllar sonra birçok topluluğun kurulmasına yardımcı olmuş. eğer böyle oluyorsa bu büyük bir albümdür.
    deyim yerindeyse albümün bütün damarlarını ortaya çıkartmışsın. zevkle okudum ve bilgilendim. teşekkürler. ara sıra yaz böyle ortalıktan gaybolma swans son albüm yaz. :) 9/10

  3. nordson says:

    10′u bastım hacı!

  4. saw you drown says:

    Waaaooww kritik sahibine çok teşekkürler. Böylesine muazzam bir albümün sitede olmaması çok şaşırtıcıydı zaten. Albüme tabiki 10.

    saw you drown

    Brave doom metal tarihinin en hüzünlü eseridir benim için.

  5. Şafak says:

    Çok güzel bir yazı olmuş.

  6. Oğuz says:

    hayatımda en çok dinlediğim albüm,benim içn o kadar özelki yaşadığım bir çok olayı bu albümdeki şarkılarla paylaştım..

  7. Alper says:

    Endtime..

  8. TAAKE says:

    yorum morum yok amına koyim, 10 üzerinden 10

  9. Kemal says:

    Kritik cok guzel olmus :) Soyle komik bisey de var, Katationa nin ne eski ne yeni halinin cok buyuk bir fani degilim, ama PA daki Katationa kritikleri sayesinden kendi muzik zevkimden suphe edecek hale geldim :D Bu grubu sevenler gercekten gonul bagi ile baglaniyorlar.

  10. Wildchild says:

    Murder’ın outro’su …. -çarpıldı-

  11. Osman says:

    O kadar güçlü bir albüm ki, dinledikten sonra ayağa kalkıp yürümek zor geliyor. Hayatımın albümlerinden. 10 verdim gitti.

    Akerfeldt…

  12. baldur says:

    bu albümü tanımlayacak en iyi kelime “karamsarlık” olsa gerek

  13. necati says:

    ek olarak prodüksiyonuna da hasta olunabilecek bir albüm. gitar tonları…

  14. Ubeydullah İndiroğlu says:

    Teşekkürler beyler. :) Böyle bir albümü yazmak gerçekten kolay değil, sonuçta çok kişi için büyük bir önemi var. Sizlerin takdirleriyle birlikte iyice içime sinen bir kritik haline geldi. :)

  15. deadbride says:

    Dead End Kings albümünü hiç beğenmemiştim ama bu albümü nasıl dinlememişim diye kafamı duvarlara vuruyorum şuan 1 sn.

  16. B U R Z U M says:

    süründürür……………….murder ve rainroom hala dünyamı sikmeye devam ediyorlar…dinlediğim en harika gitar tonlarından biri bu albümdekidir…gitar tonu lafı geçmişken Daylight Dies – Dismantling Devotion da unutmamak lazım…

  17. junkman afatsum says:

    soğuk, karanlık, buz gibi kuzey rüzgarı misali 10/10

  18. sambalici says:

    prodüksiyonu dandik bu albümün, genel geçer standartlarda bakarsak böyle bir gerçek var. ama işte albümün sounduna acayip yakışıyor bu “dandik” hal. o yüzden tartışılır tabi dandik mi yoksa gerekli mi. gene de bazen dişlerimi gıcırdatıyorum.

    bu arada nystörm röportajda lafını etmemiş ama bu albüme ilham veren olaylardan biri de katatonia geçici olarak dağılmışken renkse’nin norman ile giriştiği october tide projesidir. sound olarak birbirlerine yakınlar zaten, renkse o soundu norman ile birlikte katatonia’ya taşımış. (rain without end 1997′de çıktı ama 1995′te brave murder day’den önce kaydedildi)

    sözlüğe de yazdıydım az daha detaylı olarak, http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=28523224 , albümün korus-verse formatından bağımsız ama gene de derli toplu takılmasını çok seviyorum ben. bu albümdeki serbestliğin tam tersi bir yöne girdiler sonra. belki bu albüme tepkidir, ne bilim. ama gayet enteresan bi noktada duruyor bu albüm iskandinav ekstrem metal tarihinde. baya baya ilham verici.

  19. rbarac says:

    aslında brave murder day’i bir zamanlar akerfeldt faktöründen dolayı sevdiğimi kabul ediyorum. dağları taşları yerinden oynatan o growl vocallerine bayılmamdan ötürüydü. ancak işin hissiyatının ne kadar büyük olduğunu anlamam bugüne kısmetmiş. bugünün benim için pek iyi bir gün olmadığını ve brave şarkısının bitimiyle transtan çıkınca anladım bunu. “bir insanın cıyak cıyak haykırması, başka bir insanda ne kadar duygusal etki yaratır?” sorusunun cevabıdır brave murder day. çiğ acıdır. “I know your smile” der, birden gözünün önünde canlanır gülerken…

  20. Deathamphetamine says:

    MICHAEL AKERFELDT.

  21. B U R Z U M says:

    Saat 23:00 dan beri murder ve rainroom ağzımı yüzümü s.kti…sığırlık bende. Moral olarak çökmüşüm, alkol ile beraber bu albümü dinliyorum. 2 saattir daha 5. Parçaya geçemedim lan…aq katatonia…

    B U R Z U M

    @B U R Z U M, endtime introsu nunda aq…….illa kolonya mı içelim lan???

    Ahmet Saraçoğlu

    @B U R Z U M, aklıma soktun bu günahı.

    B U R Z U M

    @Ahmet Saraçoğlu, abi akla girmicek gibi değil ki namıssız.

  22. D says:

    Gray park look the same,
    And all days of pain.
    I never thought it would rain this way
    I should be knowing that
    It used to be me…

    Bu nasıl bir parçadır,nasıl bir sözdür ulan yaktın beni katatonia

  23. Buhtunnasr says:

    Opeth’in ilk beş albümünün hastası bir insan olarak , enteresandır Mikael’in en iyi vokal performansının bu albümde olduğunu düşünüyorum. Özellikle Brave şarkısında zikip atıyor valla yıllardır beni.

  24. Ouz says:

    2017′ye meydan okuyorum ve açılışı bu albümle yapıyorum.

  25. necrobutcher says:

    2018′E meydan okuyorum ve açılışı bu albümle yapıyorum. Am önce Endtime dinlicem amk

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.