# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DISSONA – Dissona
| 15.07.2012

Özgür DURAKOĞULLARI

Normalde paldır küldür ve çok hızlı yazarım kritiklerimi, bazen yazım hatası olmuş mu diye bir kere okurum, bazen onu bile yapmam. Ama şu anda karşımdaki albüm öyle bir albüm, ve bu albümün kritiğini yapmak o denli zor ki benim için, belki de en dikkatli yazdığım, en çok düzenlediğim ve her bir cümlemi en bir ölçe-biçe yazdığım kritiğim bu olacak. Beni dikkatli olmaya iten birkaç sebep var, hemen onlardan bahsederek başlayalım yazıya.

Bir kere, her insanın beğenisine kalben saygı duyan biriyim. Bana en yüzeysel, en sıradan, en boktan gelen grubun bile fanlarını hedef alarak asla bir kelime yazmam. Grubun müziğini eleştirebilirim, ama biri çıkıp da “ben çok duygulanıyorum, etkileniyorum bu müzikten” derse, benim için diyecek bir şey yoktur. İçimden bile “vah zavallı sığ adam” şeklinde şeyler geçmez. Bu tavrımı evrensel etik bir değer olarak görmüyorum, yanlış anlaşılmasın. Aksine, toplumda çok sesliliği savunan, hatta bunun olmasından memnuniyet duyan biriyim. Sadede gelirsem, şu albüm bir debut albüme göre o kadar uçuk bir müzikalite, kalifiye bir beste anlayışı barındırıyor ki, şu anda ucu birçok kişinin köpeği olduğu gruplara da dokundurasım var. Ama birkaç sebepten ötürü bunu yapmayacağım, ki bu sebepler arasında, “ters tepki alırım”, “şimşekleri üzerime çekerim”, “eleştireceğim grupların fanlarının hışmına uğrarım” gibi çekinceler asla yok.

Konuyu şöylece açıklamaya çalışayım. Bilindiği gibi fantastik, mistik inanışlarda ve senaryolarda yıldızların, gezegenlerin belli bir hizaya gelmesi sonucunda çok acayip şeyler olabilir. Burada olay zamandır, ve dolunay çıktığında kurt adama dönüşen kişilerden tutun da, günümüzde bile ciddi inananı olan birçok olguya kadar tonla örnek verilebilir bu gibi şeylere. Neticesinde bunlar inanış kategorisine girdikleri için, “herkesin inancı kendinedir” şeklinde yuvarlak bir sıyrılma cümlesiyle aradan çıkıp sadede gelmeye çalışıyorum. Ama neticede, bazen bazı şeyler o kadar mükemmel bir biçimde, tam da cuk oturan bir zamanlamayla ve kusursuz bir zaman/mekân uyumuyla bir eserde birbirlerini tamamlarlar ki, “şurası da şöyle olsaydı” diyemeyiz. Gönlümüz el vermez, hatta hatalar, uyumsuzluklar bile ruhen aslında farklı bir muhteşem ve mistik uyum yaratırlar.

Evet, “Dissona”nın bu albümünün, bugün isim yapmış birçok grubun albümümden katlarca daha kalifiye ve inanılmaz bir eser olduğunu düşünsem de, herhangi bir eserin döneminden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiği olgusundan hareketle, hevesimin gözlerimi perdelemesini engelliyorum. Aslında bunu açıklamam zor, ama aynı insanlar 10 yıl önce doğsalardı, bu albümü 10 sene önce ÇIKARAMAZLARDI. Ha eğer çıkarabilselerdi, Beethoven’ın müziğe katkısına yakın bir efsane kategorisinde olurlardı gözümde. Ama şu durumda, ENSLAVED’in progresif janrında durduğu noktaya veya o kategorinin daha alt/üst sınırlarında bir konuma yakın bir öneme gelebilirler, bu çizgide giderlerse. Dediğim gibi, bu albüm benim dinlediğim en abartı kalitedeki albümlerden biri, ama bunu 2012’de başarmak o kadar da inanılmaz bir başarı değil. Neyse, eğer bu konuyu tartışmak isterseniz yorum kısmında fikir alışverişinde bulunabiliriz. Ama baştan belirteyim, bu aşkı tartışmak kadar afaki bir yola girecektir tahminen. Ya da herhangi bir şarkının neden tüylerinizi diken diken yaptığını açıklamaya çalışmanız gibi beyhude bir çaba olacaktır.

2012’nin mistik inanışlarda önemli bir yıl, hatta kıyamet yılı olacağına dair şeyleri hepimiz duymuşuzdur. Orasını bilmem de, artık Türkçemin tıkandığı noktaya geldim ben bu sene çıkan albümlerin ne kadar inanılmaz olduğunu betimlerken. Zaten bu saniyede 40 nota basmak, ne bileyim 9/16’lık üstüne 6/8’lik poliritimler kullanmak gibi teknik aşmışlıklardan ziyade, bilmemne gezegeninin bilmemkaç yılda bir tam güneşle ay arasına girip acayip bir görüntü oluşturması gibi; albümlerdeki hem yaratıcılığın, hem tekniğin, hem sound’un, hem şarkı trafiklerinin ve albümlerdeki parça dizilimi gibi şeylerin “mükemmel” biçimde “MÜKEMMEL” olması gibi bir durum. SUSPYRE’ın son albümünde kendimden çok şeyler bulmuş, sanki bana yazılmış bir albüm gibi hissetmiştim. Bu albüm ise ufkumu genişleten, ve bana zenginlikler katacak bir eser olacak gibi görünüyor.

Şunu da belirtmeliyim ki, bunlar sadece benim müzik zevkim ekseninde betimlemeler. Neticede yaşanmışlıklar, dinleyici olarak geçirilen deneyimler, karakter, yaş gibi tonla şey bir albümü nasıl bulacağımızda etkendir.

Başta çok dikkatli ve ölçüp biçerek yazacağımı söylemiştim, ama böyle bir albümü dinlerken bu şekilde yazmak pek mümkün değilmiş maalesef. Şaka maka albümü de tanıtamadık iyi mi! şöyle özetleyeyim, çok kalıpsız bir beste anlayışları var. Kimi death metal tarzı melodik yaklaşımlar, ENSLAVED’vari scream vokaller falanla birlikte, daha dinamik ve teknik progresif metal stilinde bir tarza yoğunlaşmışlar ağırlıkla. Bu arada progresif power’a da yer yer göz kırpıyorlar, ama hepsinden öte bir ilk albüme göre etkilenimlerinin dozajını olabildiğince ölçülü tutup “kararında”dan da fazla bir orijinallik de sunmaktan geri durmamışlar. Ayrıca albümün girişi ekstrem metalden şiddetle uzak duran progresifçilere bir tuzak mahiyetinde. Zira başlardaki clean vokaller o kadar lezzetli ki, tatlı tatlı sırıtırken ENSLAVED tarzı scream’lere de maruz kalıyorsunuz bir anda. Ani bir refleksle albümü kapatıp “bunlar da böğürüyolarmış yeeeaaav” diyenler de kendileri kaybederler, söyleyeyim.

Ve iddialı bir biçimde yazımı bitireyim, eğer bu grup elemanları bir şekilde ideallerini gerçekleştirmelerine yetecek motivasyonu ve desteği görürlerse, ilerde FRANKENSTEIN’ın canavarı gibi bir şey yaratabilirler, ve tek başlarına dünyadaki tüm metal dinleyicilerinin tek dinlediği grup olmaktan da öte, mesela bu albümü dinlemekten yemek yemeyi, uyumayı unutup ölen binlerce insan olmasına sebep bile olabilirler. Demişti dersiniz.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.54/10, Toplam oy: 35)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
El Emeği Göz Nuru Plakçılık
Kadro
Craig Hamburger: Bas
Drew Goddard: Davul, perküsyon
Matt Motto: Gitar
Logan Wright: Klavye, gitar
Dave Dubenic: Vokal
Şarkılar
1. Inverted Swarm
2. Fiction
3. Nest
4. Interlude I
5. Immersion
6. Avella
7. Eccentress
8. Fawn
9. Chrysalis
10. Interlude II
11. Lapse Into Hysteria
12. Illumination
13. Garden of Rust
  Yorum alanı

“DISSONA – Dissona” yazısına 19 yorum var

  1. saw you drown says:

    Böyle grupları tanıttığı için yazara teşekkür ederim.Kritik çok açıklayıcı ve doyurucu olmuş.inverted swarm şarkısı çok harika,kaç defadır döndürüyorum.Şu an için çok üstün bir albümmüş gibi görünüyor.

  2. noise says:

    Kritik için teşekkürler.

    Nasıl olmuş bilmiyorum ama gözden kaçırmışız bu güzel albümü. Şöyle lastfm’e ve diğer müzik sitelerine göz attım da, çoğu dinleyici gözden kaçırmış gibi. Lastfm üzerinde sadece 329 kişi dinlemiş..

    Fawn parçasındaki kreşendo beni benden aldı.

    “1 saatlik eargasm” şeklinde özetleyebiliriz albümü.

  3. Oğuz says:

    kritik için teşekkür ederim,grubu tanımama vesile olduğun içn ayrıca teşekkkür ederim.ne zamandır bu tarz bir grup arıyordum

  4. Aeonian_Lich says:

    Beğendiğinize sevindim arkadaşlar, kendimi yalnız hissetmemiş oldum.

  5. saw you drown says:

    Dünden beri dinliyorum.Albüm tek kelimeyle harika.Kötü şarkı yok.Yazarın dediği gibi,eğer bu yolda giderlerse ve şansları dönerse efsane olabilirler.Sorun desteği nasıl görecekleri!
    2012 yılında böyle bir albüm yapmak doğal cümlesine bende katılıyorum.Müzik teknolojisinin bu kadar ileri düzeyde olduğu ve bilmem kaç yüz grubun nice türde eserler verdiği ve nice müzisyene ilham verdiği göz önüne alınarak doğal sayılabilir,bu durum.

  6. ilk defa burada duyanlardanım, yazara teşekkürler, güzel bir kazanım oldu benim açımdan da.

  7. orçun says:

    1 sefer dınledım.hıc bır anlam ıfade etmedı benım ıcın.hıc bır yerden yakalayamadı benı muzık.ozellıkle de scream vokalın tonu cok rahatsız ettı.Aeonian_Lich zevkıne guvenırım.herkeste cok begenmıs demekkı bende bır mallık var dıyerek bı kac kere daha dondurecegım albumu:)

  8. saw you drown says:

    Yılın albümlerinden bence hala dinliyorum ve zerre sıkılmadım.

  9. saw you drown says:

    Muhteşem, muhteşem, muhteşem. Diyebileceğim tek şey bu.

    Aeonian_Lich

    @saw you drown, Albümü belki benden çok sevdin, ama kapışırız hacım. :D

    saw you drown

    @Aeonian_Lich, Aynen öyle. Neredeyse her gün dinliyorum. Adamlar albümün içini öyle bir doldurmuşlar ki sıkılmak istiyorum ama nafile, olmuyor. Tabi bu doldurma öyle sıradan bir doldurma değil. Büyük bir titizlikle yapıldığını insana hissettiriyor. Albümde bir müziksever olarak istediğim herşey var. Baya bir sevdim albümü. Hatta o kadar sevdim ki grubun bir sonraki albümünü dinlemekten korkuyorum bu albümün büyüsü bozulur diye. Kapışmaya da hazırım kimse bu albümü benden daha çok sevemez:D

    Aeonian_Lich

    @saw you drown, “Hu ha rumrum ha” kısmında ayin bile yapıyorum oğlum ben. :D

    saw you drown

    @Aeonian_Lich, ahahaha:D

  10. Osman says:

    Bence gayet vasat bir albüm. Adamlar bi kere vokalden kaybediyorlar, Dissolusion’daki adama söyletmişler gibi. Hadi onu da geçtim albüm karmakarışık, baya karaktersiz bir sound var. Tabi bi Gorguts veya bi Meshuggah karışıklığı gibi değil, daha çok düz son dönem Dream Theater karışıklığı. “Goes nowhere” denen olaydan işte.

    Circus Maximus’un son albümü çok daha iyi.

    Aeonian_Lich

    @Osman, Zevk renk deyip geçeceğim de Circus Maximus’un albümünü bunla kıyaslamak pek uygun değil. Ne Obliviscaris falan desen anlayacağım da. Scream vokalin tonunu bilmem de, clean vokaller baya varyasyonlu ve ilginç bence. Açılışta oldukça melodik ve düzgün giren clean’ler git gide tuhaf ve özgünleşiyor. Bi de bu albümde biraz old-school bi hava var. Old-school metal anlamında demiyorum, böyle sanki geçmiş zamanlarda kompoze edilmiş gotik ve karanlık bir klasik müzik gibi bir ruh algılıyorum ben. Mesela Hellraiser filminin tema müziği gibi. “Maybe it goes somewhere, but you fail to catch up with it”.

    Osman

    @Aeonian_Lich, Albümde dediklerinden hiçbirini alamadım, ama genelde Circus Maximus’tan daha çok, The Contortionist’in daha old-school, daha “core”suz hali gibi :) Bu arada clean vokallerde acayip Dissolusion tadı var, ciddi ciddi o adam söylüyor sandım. O grup da scream kullanıyordu. Vokallerde özgünlük 0 bence. Zaten türden epey uzaklaştım, hatta Amerikalı progresif grup dinlemiyor gibi bişeyim. Sırf kritikten aldığım gazla dinledim :)

  11. BelGarath says:

    Çok seslilik, renklilik gerçekten güzel. Hem bu site için hem de metal müzik için.

    Bir albümü/grubu baş tacı yapıp bir başkasına ajdar gibi bakabiliyorum :)

    Asla saygısızlık etmek istemem ama bu albüm beni baygınlıktan öldürür sanırım…

    BelGarath

    @BelGarath, Eşek gibi tek şarkı dinleyip yorum yazdım o ayrı bir konu :)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.