# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HEMINA – Synthetic
| 06.05.2012

Potansiyel.

Özgür DURAKOĞULLARI

Progarchives.com’da aldığı kadar yüksek bir notu (4.41/5) hakettiğini düşünmesem de, bu 2008 kurulumlu Avustralyalı progresif metal grubu ilgiyi hak ediyor. Sanırım o sitede klavye fetişisti prog-rock düşkünleri yoğunlukta olduğundan bu sofistike klavye kullanımı olan gruba biraz torpil geçilmiş, zira bundan çok daha yüksek notları hak eden bi dolu albüm çıktı progresif metalde son yıllarda. Albüm, tıpkı ismi gibi “sentetik” bir yapıda. Yani DREAM THEATER başta olmak üzere, VANDEN PLAS, PAGAN’S MIND ve hatta ICE AGE ile ciddi benzerlikler içeren, ortaya pek orijinal bir şey koymayan bir eser “Synthetic”. Gene albüm isminin ilk yarısı gibi bol “synth”lere boğulmasından ve çok aşırı beğendiğim bir performans sunan vokalistinden ötürü albüme fazla laflar da hazırlayamadım.

Eserin kapağı YES gibi 70’lerde zirve yapmış prog rock gruplarının kapakları gibi görünüyor, bunun yanında senfoniğe varan ve detaylı klavye kullanımı da grubu safi progresif metallikten çıkartıp prog-rock sularına da belli oranda bulaştırıyor. Sounda geldiğimizde ise, davulların biraz gürültülü, ritim gitarların ise yumuşak kaydedildiğini görüyoruz. Ayrıca adeta bağıran lead gitarlar da epey lezzetli tonlanmış, bağırıyorlar yer yer ama kulağı rahatsız etmiyorlar. Bir de bu türde müzik yapan grupların genelde abileri DREAM THEATER’a öykünüp aşırı bombastik klavye ve gitar sololarına kaçmaları, bir nevi “mindless shredder”lık yapmaları sık rastlanan bir olgu. Halbuki nasıl ki vokalde “scream” gibi teknikleri az ama tam gediğinde yapınca dramatik etkisi daha güçlü oluyor, enstrümantasyonda da belli “imza” hareketlerin ölçülü oranda ve tam yerinde yapılması eserin vuruculuğunu çok daha güçlendiriyor bence. Bu kişisel bir beğeni tabii, yani ben şahsen sürekli bağıran bir Matijevic ya da Eric Adams dinlemek yerine, John West’in ölümcül bir hançer misali tam yerinde kullandığı scream’leri çok daha etkileyici buluyorum. (Dediğim gibi enstrümantasyonda da aynı şekilde bir beğenim var.)

Şarkıların trafikleri, dur kalkları, ölçülü aksaklıkları bence çok yerinde olmuş, ve kendinizi kaptırıverip sound’daki yukarıda saydığım ufak kusurları görmezden gelebiliyorsunuz albümü dinlerken. Ayrıca bu “ölçülü ve yerinde” aksaklık, grubun heavy metal ve power metal sevenlerin de zevk alabileceği bir forma girmesine ön ayak oluyor. Klavyelerden sorumlu olması yanında, özellikle yer yer coşkulu, yeri geldiğinde ise yumuşacık tonlamalarla şarkıları söyleyen, ve enfes bir ses rengi olan vokalist epey hoşuna gidecektir bu türleri sevenlerin. Douglas Skene’in vokal tekniği James LaBrie ve Andy Kuntz’u anımsatıyor, lakin onlar kadar oturaklı bir tekniği olmadığı da belli. Ama kendisi biraz daha tecrübe kazandığında ikisini de geçebilir, zira ses rengi ikisinden de daha güzel bence. Aslında klavyelere ağırlık verip vokallerini bu seviyede tutması da iyi bir tercih olabilir, bilemiyorum. Progresif metalde böyle (lezzetli ve tizleşince irrite etmeyen) ses renkleri nadir geliyor, kıymetini bilmek lazım. (Bu son dediğim fazlaca öznel bir durum tabii, LaBrie fanlarının şimşeklerini çekmeyelim şimdi durduk yere.)

Genellikle gaz ve pozitif melodiler kullanılan albümde, aralara serpiştirilen clean gitarlı, piyanolu hatta ambiyans katan değişik sesler kullanılan kısımlar da kulağa hiç lüzumsuz gelmiyor, hatta elektronik pop stili synth kullanımını bile müziklerine yakıştırmış abiler. Umarım bir sonraki albümlerinde davul kayıtları daha estetik ve kalifiye bir sound’da olur. SHADOW GALLERY’nin karakteri tam oturmuş, kendilerine has soundu içinde böylesi bir davul kaydı tolare edilebilir oluyor, ama böylesi genç grupların daha az nüfuzlu davul kayıtları yapmaları gerekiyor bence, çok iyi tonlayamamışlarsa. Hele ki prog-rock’a göz kırpan sofistikelikte klavye kullanıyorsanız albümde, buna iki kat dikkat etmelisiniz. Dediğim gibi bu konuda gruba çok yüklenmemek lazım, zira hangi grubun soundu henüz ilk albümde tam oturmuş oluyor ki?

80 dakika kadar süren, konsept olarak modern dünyaya düşmüş bir meleğin (fallen angel) tecrübelerinin işlendiği, topluluğun daha ilk albümünde; kompozisyon olarak sıkmayan, hatta kimi yerde sinematografik havada geçişler barındıran şarkı yapılarını kotarabilmeleri, Avustralyalıların potansiyellerinin potansiyel potansiyelini çok güzel potansiyelliyor.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.95/10, Toplam oy: 20)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
Nightmare Records
Kadro
Jessica Martin: Bas, vokal
Andrew Craig: Davul, perküsyon
Douglas Skene: Vokal, gitar, klavye
Mitch Coull: Gitar, vokal
Phill Eltakchi: Klavye, vokal
Şarkılar
1. This Hour of Ours
2. To Conceive a Plan
3. The Boy is Dead
4. For All Wrong Reasons
5. And Now to Find a Friend
6. With What I See
7. Hunting is for Women
8. Even in Heaven
9. Conduit to the Sky
10. Haunting Me!
11. Divine
  Yorum alanı

“HEMINA – Synthetic” yazısına 14 yorum var

  1. saw you drown says:

    Herşey taklitle başlar.Zaten birşeyler varsa bu kendiliğinden sonra açığa çıkar.Taklit ede ede özgünleşir artık.Bu grup için de herhalde başka birşey söyleyemeyiz.Çünkü albümü dinlerken dream theater,POS veya Nevermore ya da 70′ler in prog-rock’ını dinlemiş gibi oluyoruz.Her ağaçtan bir elma koparmışlar.Bakalım.Umarım özgünleşme yolundaki bu albümlerinden sonra diğer albümlerinde bize zevkli ve özgün dakikalar geçirtir şu potansiyelli grup.Kritik’te çok iyi bu arada.

  2. Ufuk Sönmez says:

    Evet, yazarın da dediği gibi, iyi sayılmayacak sennheiser mx 80 kulaklığımla bile davulların fazla gürültülü olduğunu hissettim linki verilen şarkıdan. keşke 1-2 şarkı daha koysaydın be abi dinlerdik ne güzel. neyse yazarın takdiri sonuçta ama kritik güzel olmuş bu arada, eline sağlık.

    Aeonian_Lich

    @Ufuk Sönmez, @saw you drown. Teşekkürler.

    Ufuk, hazır konusu açılmışken Grado igi kulaklıklar şu anda 166 liraya güvenilir bi türk alışveriş sitesinden alınabiliyor. amazon.com fiyatı 90 dolar olan bi kulaklık için bedava gibi bişey. Muadilleri 300-400 lira arası bu arada ülkemizde. Ben kaptım, her tür müzikte harika iş çıkarttılar. Kefilim, sennheiser’ın mx serisini zaten havada karada kerter de, cx serisinin 980 haricinde hepsinden iyidir bence. :)

    Ufuk Sönmez

    @Aeonian_Lich, eyvallah aklımda kalsın bu bilgi.

    saw you drown

    @Aeonian_Lich, Hocam konuyla alakasız ama birşey söylemek istiyorum.Sitede neden progressif metal müziği, kritikleri pek az? Çok önemli grupların bile Dream theater,Tool vs. albümlerinin kritiğini bulamıyoruz.İnsanlar bu türü sevmiyor galiba.Başka cevap bulamıyorum ben.Siz de olmasanız progresif metal albümlerinden gruplarından haberimiz olmayacak ne yazık ki.Herkesin ingilizcesi yok ki yabancı Metal müzik sitelerine girsin. :)

    Aeonian_Lich

    @saw you drown, Cevabı çok basit abi, yazan yok. :D

    Olur belki zamanla, bakalım. Ben de isterim valla şöyle “aa o albümü sen yaz abi, benim işim var bu hafta” dedirtçek bi progresifçi yazar arkadaş. Duyrulur. :)

    saw you drown

    @Aeonian_Lich, Yazan yok yerine seven yok ta diyebiliriz:)

    Jester

    @saw you drown, Bana sorulmasa da cevaplamak istiyorum, alttaki etiketlerden “progresif metal” yazana tıklarsan 10 sayfa (en az 100 – 150 tane) progresif metal etiketli kritik çıkıyor. Kaldı ki bunun progresif death metali var, progresif rock’ı var… Bence sitede bu tirlere bayağı yer veriliyor. Çoğu kritik prog. metal hakkında.

    Aeonian_Lich

    @Jester, Sanırım bu tür geleneksel prog metal kastedilmiş daha çok. Yoksa Death gibi grupları da progresif sayarsak, teknik müzik yapan çoğu grup progresif zaten.

    saw you drown

    @Jester, alt kategori ve türevlerini değil,saf prog. metal’i kastetmiştim.

    Lefthandpath

    @saw you drown, aslında en çok progresif etiketli album var.

    dodothebird

    @saw you drown,

    progressive metal artık 90′lardaki gibi “hip” değil. dt’ın en taş albümlerini çıkardığı, liquid tension experiment’in teknik müzikte tepelerde görüldüğü, zrilyon prog. metal grubunun türediği o yıllar geride kaldı. artık teknik müzik dediğin vakit insanların aklına başka şeyler geliyor. prog. metal dinleyicileri pek ciddiye alınmıyorlar camiada, bu açıdan biraz power metal muamelesi görüyor prog. metal. türün sevenleri için üzücü bir durum tabii, yine de günümüzün “hem popüler hem de dinleyicileri açısından ortamda adı dillendirildiğinde karizma yaptırıcı” gruplarından biri olduğunu iddia edebileceğimiz btbam mesela türün geçmişine referans vermekten çekinmeden çatır çutur ileri götürüyor janrı. tabii bunu örneğin “teknik metalcore” diyebileceğimiz bi tabandan fırlamış bi grubun yapması da enteresan; lakin hayat sürprizlerle dolu, ne diyeyim.

    saw you drown

    @dodothebird, Sorun büyük grup probleminden kaynaklı bence.Dream theater gibi türün bayrağını kitlesel anlamda taşıyan gruplar çıkmıyor ne yazik ki.Yoksa çok iyi underground veya yeryüzü grubunun olduğuna inanıyorum.Prog. metal bitmedi.Hep devam edecek:)Dediğin doğru ama.Prog.metal dinleyicileri ciddiye alınmıyor.

  3. Phaolrym says:

    Yeni albümleri Nebulae çok güzel. Türle ilgilenenlere tavsiye ederim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.