# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BLAZE BAYLEY – The King of Metal
| 26.03.2012

Metalde monarşi esastır.

Blaze Bayley merakla beklenen ve bilhassa ismi dolayısıyle olumsuz eleştirilere de maruz kalan yeni albümünü nihayet çıkartmış oldu. Evet biliyorum, Blaze Bayley Heavy Metal dünyasında, daha 2-3 albümlük kıytırık çömez gruplar kadar yer edinmiyor. Çünki kahir ekseriyet tarafından Iron Maiden eskimesi birisi olarak algılanıyor ve bilhassa yeni jenerasyon tarafından belki de şuanda ne yapıp ettiği adam akıllı bilinmiyor bile.

Bütün bunlara rağmen Blaze Bayley gibi kendisini Heavy Metal’e adamış bir şahsiyeti, bir üstadı Metal camiasının gündeminden düşürmemek ve bunu sağlamak için elimizdeki imkânları değerlendirmek (sizleri bilmem ama) benim üzerime vazife olan bir mesuliyettir diye düşünüyorum. Bu sebeple Blaze Bayley’i klişe laflarla dövmeye kalkacak olanları ve Iron Maiden’daki performansına dair başımıza Rod Smallwood kesilen çokbilmiş lafazanları en ufak bir kaale ve nazar-ı itibara almadan albüm kritiğini elimden geldiği kadarıyla yapmaya çalışacağım.

Evvela:

Solo kariyerinin üçüncü, Iron Maiden sonrası Heavy Metal kariyerininse altıncı albümüne King Of Metal ile imza atmış olan Blaze Bayley’i, bu yeni albümünde çok şükür bundan evvelki iki albümüne nazaran daha farklı bir tarzda görmekteyiz. Neden mi çok şükür dedim? Çünki Blaze Bayley, sıkıntılı dönemlerindeki hercümerci sebebiyle oldukça sert bir sound’u benimsemiş ve tabiri caiz ise Allah ne verdiyse dalmıştır bundan evvelki iki albümünde. Keza liriklerindeki melânkolik tema ve karamsarlık da bunun bir cabasıydı tabiî ki. Ben şahsım adına “King Of Metal”de de (albümden evvel dinlediğim numuneliklerde duyduğum üzere) aynı sertlikte bir sound bekliyordum ki albümü dinlemeye başlayınca çok şükür Blaze’in baya bir sakinleşmiş olduğuna şahit oldum. He tabi sorarsanız “Blaze’in asıl tarzı bu mudur peki?” diye, elbette ki hayır diyeceğim. Bu albümünde de kendine has tarzına dönememiştir Blaze, ama oldukça yaklaştığını söyleyebiliriz. Keza Blaze, verdiği bir röportajda bu albümün “kendi köküne dönüşü, yani Iron Maiden sonrasındaki sounduna yakınlaşma” olarak tarif ediyor.

Binaenaleyh teknik olarak konuşmak gerekirse ritim gitardaki distortion’ın azalması hem vokali öne atmış, hem de bas sesinin daha fazla çıkmasına müsaade etmiş. Bizim de istediğimiz bu değil midir zaten; Blaze’in o kulak titretici vokallerini layıkıyle duyabilmek… İşte King Of Metal’de, parçaları dinlediğiniz zaman bunu göreceksiniz.

Lakin umumi olarak değerlendirmek gerekirse Blaze, maalesef kayıt sürecinde parçaların üzerine çok düşmemiş gözüküyor. Bunu, bazı parçalarda yaptığı vokal hatalarından ve gitar sololarındaki cılızlıklardan anlayabiliyoruz. Evet, Blaze Bayley’in, stüdyoya girerken Black Sabbath metodunu tatbik ettiğini biliyoruz; “bir parçayı defaaten kaydedersen o parçayı öldürürsün” diyor Blaze. Peki ya kayıtlarda hata varsa ne yapacağız? Bu da meselenin ayrı bir zaviyesi. Ama bu ufak tefek hatalar elbette ki Blaze’in mükemmel soundunu örtecek değildir; lakin Blaze’in sıkı bir takipçisi olarak yeni albüm heyecanımı daha iyi yaşayabilmek için şüphesizdir ki Blaze’den daha iyisini bekleyeceğim her zaman.

1-The King Of Metal

Albüme ismini veren ve albüm ismini taşıyan parça olarak biz epik bir şeyler beklerken, 2 dakikalık süresiyle biraz taaccübat yaratan bir parça olmuş. Çünki King Of Metal ismi kafamızda canlanınca biz şöyle destansı ve hafif de duygusal bir şeyler gözümüzün önüne geliyor haliyle. Ama göründüğü üzere Blaze yine bizi ters köşeye yatırmış. Parçanın muhtevasına gelecek olursak sound olarak Promise And Terror’deki Faceless’a benzemiş parça. Blaze’in parçaya “you are the king of Metal” diye fısıldayarak başlaması pek hoş olmamış olsa da yine de sound olarak parça bizi coşturuyor ve Heavy Metal havasını hissettiriyor. Adeta bir Blaze Bayley klasiğine dönüşmüş olan “radio microphone”, albümün ilk parçasında sonlara doğru yine kulağımıza geliyor. Gerçekten Blaze, neyi nerede kullanacağını çok iyi kavramış.

Hasılı Blaze’in biz fanlarına armağan ettiği parça giriş olarak güzel; lakin albümle aynı ismi taşıyan bir parça olarak daha uzun olması evla olurdu diyorum.
Parça Notu: 7/10

2-Dimebag

Pantera’nın efsane gitaristi Dimebag Darrell’a ithaf edilmiş olan parça Blaze’in sakin başlayıp hızlanan parça türlerinden olmuş. Parçanın sözleri de ismi itibariyle Dimebag’in nasıl öldüğünü anlatmakla beraber zatı öven cümleler mevcut. Parçanın başlarında ve nakaratındaki melânkoli içimizde büyük bir tesir bırakacak mahiyette.

Parçanın ortalarında devreye giren gitar solosu basit formda ama melodik olarak şık durmuş. Söylenecek fazla söze gerek yok sanırım. Kusursuza yakın bir parça demememiz için hiçbir sebep yok.
Parça Notu: 8/10

3-Black Country
Albüm çıkmadan evvel ilk yayınlanan parçası olmasıyla beraber başındaki gitar solosu ilk duyanlar için biraz kulak tırmalayıcı gelebilir. Sanki biraz melodik death metal havasını hatırlatan bir giriş olmuş. Daha farklı notalar kullanılsaydı daha iyi olabilirdi. Neyse ki vokallere girildiği zaman Blaze’in özlenen ve “oh be, işte budur” dedirten sesini büyük bir keyifle duyuyoruz. Ve girişte de söylediğim üzere gitardaki distortion tonu azaldığı zaman Blaze’in sesinin berraklığını oldukça iyi bir şekilde hissedebiliyoruz. Gitar solosuna girmeden evvelki kısa süreli bas solosu da hoş olmuş. Parçanın bridge’i ala, nakaratında Blaze’in “back in the Black country” derken vokalleri bastıra bastıra söylemesi ise aliyyül ala…

Parçaya 10 üzerinden 10 verebilecekken başındaki girişin kusuruna binaen bir puan kırıyorum.
Parça Notu: 9/10

4-Rainbow Fades to Black
Hani Blaze demişti ya, bu albüm benim eski tarzıma dönüşümdür, diye… İşte bu parça da beni Tenth Dimension’dan Stealing Time isimli parçaya döndürdü. Vokal tarzı, melodiler, sound vd… Hakikaten özlemişiz yahu Blaze’in eski tarzını duymayı! Hele hele parçanın gitar solosu’ndaki Tenth Dimension izleri yok mu…

Gerçekten Blaze’i tebrik etmemek içten bile değil. Lakin gitar solosundan sonra radio microphone’u biraz uzatmış ağabeyimiz ama o kadar hata kadı kızında da olur diyelim ve fazla uzatmayalım.
Parça Notu: 8/10

5-Fate
Güzel bir davul ataklarıyla giriş yapan parça, Blaze’in albümdeki birçok parçasında olduğu gibi hayata ve kader mefhumuna dair sözler ihtiva ediyor. Parçanın sözlerinde adeta kadere isyan ediyor ve kendi kaderinin değişemeyeceği iddiasını tamamen reddediyor. Ama bunu, eski albümlerindeki gibi bir bunalım atmosferinde değil aksine bir Heavy Metal süruruyla söylemesi hem bizi sevindiriyor, hem de Blaze’in içindeki Heavy Metal ruhunun kâviliğini bize gösteriyor. Bilhassa nakaratındaki “twist your fate” narası bunu idrak edebilmemiz için kâfidir.
Parça Notu: 7/10

6-One More Step
Ve işte tahlil etmekten en çok hoşlandığım parçaya geldik. Parçada kullanılan tek enstrüman olan piyanoyu duyunca “ne oluyor yahu, Avril Lavigne mi dinliyoruz?” diye taaccüb edebilirsiniz bir an. Evet, Blaze’den biraz yumuşamasını bekledik, ama biz vur dedik, adam öldürmüş gibi sanki. Ama olsun, zararı yok… Keşke piyanoyu destekleyen bir gitar da olsaydı diyor insan; ama parçaya alışınca o noksanlığı çok rahat bir şekilde görmezden gelebiliyorsunuz. Lakin parçada komik olan bir taraf var ki o da parçanın sükûnetine ve duygusal ambiyansına rağmen Blaze’in yırtıcı ve sert vokallerine, hadda çığlıklarına şahit oluyor olmamızdır. Blaze bu yırtıcı vokallerle bize adeta “evet, ben de insanım; ara sıra duygusallaşırım; lakin duygulanırken Heavy Metal’den de taviz vermem” diyor. Ben de helal olsun diyorum tabiî ki. Bu arada albümün kayıt sürecinde öğrendiğim kadarıyla parçadaki piyanonun kullanımı tamamen Blaze Bayley’in zatına ait. Bunu de ilave bir malumat olarak verelim, ne notlamaya geçelim.
Parça Notu: 9/10

7-Fighter
Blaze, başta söylediğim üzere her ne kadar albümdeki performansının üzerine fazla düşmemiş olmasına rağmen kaydettiği parçaların hemen hemen hepsini sound olarak güzel bestelemiş. Lakin bu parçasını sound olarak diğerlerinden kısmen hariç tutuyorum. Aslına bakarsanız parçada spesifik olarak hoş kısımlar ve güzel sololar mevcut; ama kolektif olarak değerlendirdiğimiz zaman biraz sinirimizi bozacak şeyler karşımıza çıkmıyor değil.

Başındaki kulak zevkimizi bozan giriş solosu ve Blaze’in vokale girişi benim yakalayabildiklerim arasında. Eminim daha fazlası da yakalanabilir. Parçadaki güzel nakarat, nakarattan sonraki şık gitar riffleri ve parçanın sonlarında doğru artan tempodan daha güzel bir kombinasyon teşekkül etseydi fena mı olurdu yani. Güzelim parça sırf, üzerinde iyi işleme yapılmadığı için heba oldu gibime geliyor benim. O sebeple albümün en vasat parçası olmaktan kaçamıyor Fighter.
Parça Notu: 6/10

8-Judge Me
Blaze bu parçada yine kendi hayatı ve tecrübelerine değinmiş. Ve sözlerini okuduğunuz zaman öyle görünüyor ki Üstad, kendisine bilip bilmeden sözümona hüküm giydiren çokbilmiş lafazan metalcilere adeta lafı en sivri yerinden sokuyor parçasında. İyi de yapıyor. “ben senden daha iyi olduğumu düşünmüyorum, ama senin sandığından çok iyiyim.”, “sen benim yüzleştiğim, savaştığım, kaybettiğim, kazandığım, yaptığım, yaşadığım şeylerin hangisini yaptın da beni sadece yüzüme bakarak yargılıyorsun” mealindeki sitemler aslında Blaze’in çok evvelden söylemesi gereken şeylerdi. Ve nihayetinde Blaze bu sitemlerini bir parçasıyla dile getirmek suretiyle karşımıza güzel bir epikle çıkıvermiş. Parça gerçekten mükemmel ötesi… Blaze Bayley’i bilmeden, okumadan, dinlemeden yargılayan kardeşlerimiz buyursun dinlesinler bu parçayı. Belki biraz vicdanları sızlar.
Parça Notu: 9/10

9-Difficult
Bu da albümün sound olarak basit formlu bir parçası olmakla beraber bizi yine Tenth Dimension albümüne götüren parçalardan biri intibası veriyor. Parçanın ilk iki dakikası hareketli bir tempoyla sürüyor, lakin ikinci dakikasından sonra adeta başka bir parçaya başlıyormuş gibi hissettiriyor. Çünki ritim ve sound tamamen değişiyor. Ve bu değişen sound, albümün sonraki parçasının zeminini de hazırlıyor bir nevi. Keza bu albümde noksan kalan kısım da albümün umumunda olduğu gibi gitar sololarındaki cılızlık olmuş. Tabii bu meselenin de Blaze Bayley’in kadrosunun devamlı değişiyor olması ve Blaze’in adam akıllı bir gitarist bulamamasından kaynaklandığını unutmamak ve değerlendirirken bunu nazar-ı itibara almak gerekiyor.
Parça Notu: 8/10

10-Beginning
Albümün son parçası olarak böyle tezat bir isim ihtiva etmesi bir ironi teşkil etmekle beraber yine One More Step gibi tek enstrümanlı bir parça olması dikkatimizi celb ediyor. Parça duygusal bir havaya bürünmüş ve didaktik bir üslup kullanılmış. Blaze Bayley albüme veda ederken bizlere muhtelif tavsiyelerde bulunuyor. “Karanlık seni tutamaz ve seni öldüremez; sen ona müsaade etmediğin müddetçe…” diyerek adeta kendi hayat mücadelesini ve ardından elde ettiği zaferi tasvir ediyor Blaze Bayley…
Parça Notu: 8/10

Netice İtibariyle:

Blaze Bayley albüm öncesi röportajlarında belirttiği üzere sözünü tutup aşırı sert, haşin ve melânkolik tarzını terk etmek suretiyle biz fanlarının özlediği Silicon Messiah, Tenth Dimension ve Blood & Belief albümlerindeki efsane tarzına ve sounduna rücu etmiş. Muhtelif eksikliklere ve teknik hatalara rağmen yine her zaman olduğu gibi iyi bir iş çıkarmış Blaze. Ve her şeyden mühimi, bundan evvelki iki albümü gibi bizi “iyi en azından albüm çıkartmış oldu” dedirtmekle iktifa etmemiş, fanlarını sanatsal olarak hakikaten doyuran bir icraat meydana getirmiş. Belki biraz abartmış albüme verdiği isimle, belki Wolfsbane’e harcadığı enerji kendi kabiliyetine biraz gem vurmuş ama Blaze yine Blaze’liğini yapmış ve kendine ait bir kariyeri olduğunu öyle ya da böyle isbat etmekte muvaffak olmuş.

Bütün bunlarla beraber 30 seneye yaklaşmış bir müzik kariyerine ve yaşadığı bütün sıkıntılara inat asla vazgeçmediği Heavy Metal mücadelesinde rağmen Blaze Bayley’in hak ettiği itibarı görmediği de bir hakikat…

Iron Madien’dan sonraki kariyerinde Wolfsbane’le kaydettiği yeni albümü de sayarsak 7 albüm kaydetti Blaze. Öyle görünüyor ki bunun üzerine ne kadar albüm ilave ederse etsin bu hak ettiği itibarı mezar kapısına girene kadar göremeyecek gibime geliyor. Ama her şeye rağmen Blaze Bayley Heavy Metal dünyasında öyle ya da böyle tesirini yaratıyor ve bu yarışta “ben varım” diyor… Sadece bu halet-i ruhiyede olması bile benim Blaze Bayley’e saygı duymam için yeter de artar bile…

Ömer Faruk Yıldız (Emiroğlu)

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.15/10, Toplam oy: 33)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
Blaze Bayley Recordings
Kadro
Blaze Bayley: Vokal
Lehmann: Bas
Claudio Tirincanti: Davul
Andy Neri: Gitar
Thomas Zwijsen: Gitar
Şarkılar
1. The King of Metal
2. Dimebag
3. The Black Country
4. The Rainbow Fades to Black
5. Fate
6. One More Step
7. Fighter
8. Judge Me
9. Difficult
10. Beginning
  Yorum alanı

“BLAZE BAYLEY – The King of Metal” yazısına 5 yorum var

  1. Deli says:

    Harika bir kritik olmuş. Özellikle şarkıların tek tek sınıflandırılması çok hoş. Eline sağlık.

    ManOmeR

    @Deli, Teşekkür ederim sağolun…

  2. hüdai says:

    EMEK+YÜREK=REP

  3. saw you drown says:

    yazı çok güzel olmuş ellerine sağlık.

  4. Kaan says:

    Bas ve vokalin öne çıkartılması çok hoş olmuş gerçekten.dinlemesi zevkli ve geçmiş kokan bir album olmuş mayayı bu sefer tutturmuş.Birazda sağlığına iyi baksa şu Blaze ilerde daha iyi şeyler yapacak gibi görünüyor.7 yıl filan önce görmüştüm bu kadarda çökülmezki.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.