# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SPAWN OF POSSESSION – Incurso
| 29.02.2012

İlginçmiş.

Albüm kapaklarının albümün içeriği hakkında çok şey anlattığı, bolca ipucu verebildiği durumlar olabiliyor. Herhangi bir CD dükkânında alışveriş yaparken bile sadece kapağı dikkatimi çektiği için uzun denebilecek bir süre incelediğim ve içeriği hakkında yürüttüğüm yorumların tutup tutmayacağını merak ettiğim için aldığım albümler oldu. Verdikleri 6 yıllık aradan sonra saflara tekrar geri dönüş yapan Spawn of Possession’a da bu ufak testi uyguladığımız zaman, “Incurso”nun ardındaki büyüyü daha rahat çözebiliriz diye düşünüyorum.

Grubun 2006 yılında çıkardığı şaheser “Noctambulant”ın kapağını inceleyelim. Turuncumsu bir ışık huzmesinden yükselen, hatları pek belli olmayan bir mevcudiyetin, gri kanallar vasıtası ile şekil alması resmedilmiş kapakta; yani en azından ben öyle görüyorum. Üzerinde korkunç bir bilinmezlik taşıyan bu varlığın, rastgele gibi görünen, ancak insanın içinde belirli bir düzene göre dağılmış oldukları duygusunu doğuran uzantıları, insan vücudunu andıran, ancak “alfa insan” veya “insandan üstün bir varlık” imajının resmedildiğini düşündüren ana yapısı gibi ögeler, “Noctambulant”ın müzikal olarak durduğu yer hakkında dinleyiciye birçok ipucu verebiliyor. Bu anlaşılmaz varlık, “Noctambulant”ı dinledikten sonra onu tam olarak bir yere oturtamayacağımızın bir habercisi niteliğinde adeta.

Gelelim “Incurso”ya. Kapakta karşımıza çıkan durum cidden çok teatral; açılan mavi beyaz, endüstriyel renkli portalın içinden çıkan devasa bir dünya dışı varlığın karşısında şaşkınlığını beyan eden –albümdeki “The Evangelist” parçasına bir atıf olduğunu düşündüğüm- bir beyefendi. Önceleri bu kapağın “Noctambulant”tan daha başarılı olduğunu düşünsem de, uygulamakta olduğum bu test sınırları içinde düşünmeye başladığım anda fikirlerim tamamen tersine döndü. Zira “Incurso”, size sonunu kapağı üzerinden ayan beyan belli eden bir albüm. “Noctambulant”ı belirsizlik dışında bir yere oturtamayan beyniniz, “Incurso” dendiği anda “dev bir solucan” imajını oluşturma işine girişecek. Ve emin olun, müzikal olarak da durum böyle.

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor; Spawn of Possession, şu anki metal dünyası içinde en karmaşık, en teknik ve en zor gitar işçiliğine sahip bestelere sahip olan grup olabilir. İşin teknik boyutu ile ilgili fazla bilgim olmadığından fazla ukalalık yapmak istemiyorum ancak grubun beste aşamalarının bir belgesel haline getirilmesi taraftarıyım diyebilirim. Bu yüzden grubun albümlerini iyice soğurmak için birçok dinleme seansından geçmek, birçok noktaya dikkat etmek ve detaylar okyanusu içinde bir miktar kaybolmak “gerekiyor”. Bakın “gerekiyor” diyorum; çünkü grubun yaptığı müziğin genel çerçevesi bile detaylar, ince ince işlenmiş saniyeler etrafında oluşuyor. “Incurso”, bu yönden çok ilginç bir albüm özelliğini taşıyor. Çünkü grubun şu ana değin çıkardığı açık ara en karmaşık, alışılması en zor ve en değişken albümü sıfatlarını barındırıyor. “Noctambulant”, dinleyici üzerinde sarsıcı bir etkisi bulunan bir genel çerçeve yaratabilirken, “Incurso” bu yolu seçmiyor ve sayısız (cidden sayısız) rif, gitar harmonisi, köprü, geçiş ile çok sıkıntılı bir atmosfer yaratıyor. Yani “Incurso”, tamamıyla bir detay albümü.

Spawn of Possession, yaptığı müzik itibariyle çok ince bir ip üzerinde duruyor. Gavurun “wankery” dediği, gitarla kendini eyleme durumundan tamamen farklı olmasına rağmen onun bir adım sağında olmaktan sadece ustalık ve deneyim ile kurtulabilen bir kullanım tarzı bulunan grup, “Incurso”da bu adım aralığını tehlikeli ölçülerde kısaltmış. Kendilerini asla mastürbatör olarak nitelemeyeceğim, ancak albümde olan bitenin hesabı pek tutulmamış ve işin atmosfer boyutu bir kenara itilip “teknik” boyutuna ağırlık verilmiş gibi bir hava vermiyor da değil. Özellikle, açılış parçası olarak çok kötü bir fikir olduğunu düşündüğüm, “Where Angels Go Demons Follow” ve 10 dakikalık süresi ile dikkat çeken “The Evangelist”te izi sürülebilen bu durum, Spawn of Possession’ı, Necrophagist ve Obscura gibi gruplardan ayıran o “korkunç” ve “tedirgin” atmosferin peşinde koşan dinleyicilere bir miktar dudak büktürebilecek gibi duruyor.

Hazır bahsi geçmişken atmosfer noktasına da eğilmek iyi olacak. Dediğim gibi, kendilerine olan saygım ve sevgim sonsuz ancak Necrophagist ve Obscura gibi grupların atmosfer kavramına olan mesafesi aşikâr. Spawn of Possession’ın bu gruplardan ayrıldığı köşe taşları olan “Sour Flow” ve “In My Own Greed” gibi farklılıkların yokluğu, “Incurso”nun en büyük eksiklerinden biri olarak beynimde yer etti. Gruptan aynı formülleri tekrar tekrar uygulamasını beklemiyorum tabii ki ama bu özgün atmosferin yokluğunu belirtmeden de geçemiyorum. Bu noktada, yazının girişinde belirttiğim kapak mevzuunu tekrar açmakta yarar var. “Noctambulant”taki belirsizlik tüm albüme yansımış ve her parçada kendine yer bulabilmişken, “Incurso”nun dünya dışı solucanı da albüme, genelde Obscura albümlerinde sıkça rastladığımız, feza konseptini enjekte etmiş. Her ne kadar tehditkâr gözüken bir konu olsa da,  grubun kendi özgünlüğünü yakaladığı kavramlar yanında pek yakışık aldığını söyleyemeyeceğim.

“Noctambulant” ekibinden geriye kalan tek eleman Bryssling’in yanına, geçen sene boyunca yapılan eleman değişiklikleri sonucu eklenen isimlerin yeni albümün oluşma sürecindeki etkisi de tartışılmaz. “Incurso”nun grubun en karmaşık ve teknik albümü olmasının ana sebebi olarak gösterilebilecek olan Bryssling ve Müenzner ikilisinin oluşturduğu kombinasyonu birçok açıdan sorgulanmaya açık bulsam ve grubu “gitarist albümü” yapmaya iten bir nitelik taşıdığını düşünsem de, özellikle albümün ikinci yarısı için kendilerine en büyüğünden bir teşekkür etmem gerekir. Albümün en derli toplu parçaları olan “Servitude of Souls” ve “Deus Avertat”ın tüm eleştirilerime meydan okuyan yapıları ve arada sırada aksamaktan kaçınamasa da son şarkı “Apparation”a kadar devam eden sürükleyicilik, “Incurso”nun getirdiği yeni yaklaşımın en iyi örnekleri olarak sunuluyor. Bölümlere ayrılamayacak kadar çok katmanlı bir senfoni olarak planlandığı belli olan, ancak devamlı bir değişim süreci içinde bulunmasına rağmen, aynı formu korumakta ısrarlı gitar oyunları şeklinde oluşturulan yapı ise, bütünlüğü arayan benim gibi dinleyicileri bir miktar itebiliyor. İkili, yaptıkları müziği istedikleri kadar evirip çevirecek ve ileri noktalara taşıyacak seviyede ve bunu da albümün belirli bazı bölümlerinde çok net bir şekilde kanıtlıyorlar. Ancak bu bölümler çoğunlukla ağza çalınmış bir parça bal niteliğini geçemiyor ve genele yayılmıyor.

Yeni elemanlardan Henrik Schönström ve Erlend Caspersen’in, davul ve bas gitardaki yetenekleri ve bu denli akıcı, elastik yapılı bir albümün üzerine kurdukları performansları nefes kesici ve grubun önceki albümlerine nazaran çok daha ön planda. Yaygın gitar hâkimiyetinin bir nebze arkasında kalsalar da kendilerini gösterdikleri noktalar bol ve müziğin orijinalliğine yaptıkları katkılar, prodüksiyonun da etkisiyle, göze çarpıyor. Yeni elemanlar konusunda tek sorunum ise ironik bir şekilde eski bir eleman üzerinden geçiyor; Dennis Röndum. Grubun eski davulcusu ve vokali Röndum’un eski albümlere yakın olan performansının bu denli kulağıma batmasının ve inanılmaz bayağı gelmesinin ise iki sebebi var. İlki, geçen sene içinde vokal görevini üstleneceği açıklanan ancak daha sonra gruptan ayrılan Matthew Chalk. Kendisinin Spawn of Possession’ın hâlihazırda bol katmanlı müziğine katabileceği vokal boyutu düşünüldüğünde, Röndum’un kıyasla neden yetersiz kaldığı anlaşılabiliyor. İkinci neden de buna bağlı; Röndum’un albüm boyunca aynı ses perdesinden devam ettirdiği vokalleri, “Incurso”nun değişkenliğine yetişemiyor ve açık bir yön bırakıyor.

Yazı boyunca ağırlıklı olarak negatif noktalara dikkat çekmiş olsam da, “Incurso”nun bir Spawn of Possession albümü olduğunu unutmamak gerekiyor. Sadece gitar işçiliğinin sınırlarının nereye kadar uzatılabileceğine tanık olmak için bile dinlenmesi gereken bir albüm olan “Incurso”nun genel olarak sevemediğim 1-2 parçası bile her saniyesi ile akıl azaltabiliyor. Albümün kendi rif denizi içinde bile parlayacak derecede kaliteli, ortaya çıkması için iki adet gitar dâhisi gerektiren partisyonlar ise uzun bir süre hafızanızda yer edecek. Ancak siz de benim gibi “Noctambulant” ile yaratılan yoğun, belirsiz atmosferi bekliyor ve özlüyorduysanız, beklentilerinizin karşılığını tam olarak bulamayabilirsiniz. Çünkü tam olarak ne olduğunu bilemeseniz bile karşınızda dev bir solucan görüyorsunuz ve yapabildiğiniz tek şey, kapaktaki beyefendi gibi şaşkınlığınızı beyan etmek oluyor.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.48/10, Toplam oy: 23)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
Relapse Records
Kadro
Jonas Bryssling: Gitar
Christian Müenzner: Gitar
Erlend Caspersen: Bas
Henrik Schönström: Davul
Dennis Röndum: Vokal
Şarkılar
1. Abodement
2. Where Angels Go Demons Follow
3. Bodiless Sleeper
4. The Evangelist
5. Servitude of Souls
6. Deus Avertat
7. Spiritual Deception
8. No Light Spared
9. Apparition
  Yorum alanı

“SPAWN OF POSSESSION – Incurso” yazısına 19 yorum var

  1. İlk kez bir promoyu internete düşmeden siteye koymuş olmanın mutluluğuyla. :)

  2. depressed says:

    “Turuncumsu” ile başlayıp “adeta” ile biten kısım, doğaüstü bişey yaşayıp mahalledeki komşularına onu anlatmaya çalışan köylü kadın sarfetmesi izlenimi verdi. “yani en azından ben öyle görüyorum” diyerek de sonlandırayım bu postu :p

  3. dice says:

    ne ara insanlar bu albumu edindi, iyice dinledi de oy verdi, 5 kisi oy verip 3.6 ortalama yakalamislar

    Ahmet Saraçoğlu

    @dice, daha internette de yok piyasada da yok. isveç’ten hasımları oyladı herhalde.

  4. Itachi says:

    Çok geliştirmişler kendilerini yaa, tam bir aşış olmuş resmen sdfg

  5. hysteresis says:

    Kapak bana Lovecraft tadı verdi, Charles Dexter Ward ortamları bile diyebilirim…

  6. özgür says:

    “hastır, düştü mü lan bu.” diyerek geldim, meğersem yanlış alarmmış.

  7. özgür says:

    “…ancak albümde olan bitenin hesabı pek tutulmamış ve işin atmosfer boyutu bir kenara itilip “teknik” boyutuna ağırlık verilmiş gibi bir hava vermiyor da değil.”

    benim “SOP atmosteri”nden anladığım da bu “kenera itilmişlik ve teknik boyutun önplanda olması” ise, yukarda yazdığın yorum benim için sorun olmaz heralde.

  8. MetaLchesH says:

    albüm mecramıza bir kaç saat önce yüksek bir kaliteyle intikal etti.

  9. depressed says:

    Intro çok sıkıcı ve tekdüze. Asıl olay ondan sonra başlıyo :)

  10. desqpio says:

    ben tuttum yau. hatta bazı bazı obscura dinliyormuş hissiyatı verdi(gitarda müenzner var tamam ama vokaller de bir öyle gibi) albüm. dinledikçe ısınırım gibi geliyor ve hani öyle bir atmosfersizlik (evet.) durumu da yok bence.

    tuğcan

    @desqpio, obscura kaç senelik grup ki sop dinlerken o hissiyatı alabilir bir kişi? tam tersini ima ediyorum derseniz onu anlarız tabii.

    desqpio

    @tuğcan, daha önce pek spawn of possession dinlememiş olmaktan ve gecenin bir yarısında “atmosfersizlik” diyebilecek kadar saçma bir kafa ile yorum yazmaktan mütevellit alabilir pekala ehah.

    neyse ama dersimizi aldık, önümüzdeki maçlara bakacağız artık :/

  11. Exorsexist says:

    Ya pinch harmonylerden dolayı biraz ağır geldi ya da artık teknik dm dinleyemiyorum.

    buçukluk

    @Exorsexist, Ben de bir kaç 10 sefer dinlemeden sonra acayip sıkıldığımı farkettim. Teknik death’le alakası yoktur bunun sanmam sonuçta hala evered savior dinlerken mest olabiliyorum ;)

    nordson

    @buçukluk, bu teknik bi müzik ve death metal. bu durumda yanıldığını kabul etmelisin.

    buçukluk

    @nordson, Saol aydınlatman için de ben sıkıntımın bu albüme özgü olduğunu vurguladım. Artık teknik dinleyememeyle ilgili cümleye istinaden ;)

    nordson

    @buçukluk, ee ne kadar çok teknik, o kadar çok sıkıntı. hayat zor, buldozerler felan.

  12. progressive says:

    Albümü baya beğendim hatta 9 verdim.Bi sonraki cd siparişimde de alıcam.

Yorum Yazın

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.