Sözü, geçenlerde yazdığım Wildernessking kritiğinden devam ettirerek başlayayım; bazı grupların isimlerinde bir ağırlık taşımasının belirli sebepleri var. Geçen günkü konuklarımız Enslaved, Summoning gibi, Psycroptic de rahatlıkla bu klasmana dâhil edilebilir. Kuruldukları tarihten itibaren devamlı şekilde hem çok başarılı, hem de çok tartışmalı albümlere imza atmış olan grubun son olarak üstlendiği sound, muhtemelen en tartışmalısı oldu. “Ob(Servant)”ın aldığı eleştirilere baktığımızda, neredeyse hepsinin aynı odaklar üzerinde toplandığını görebiliyoruz. Prodüksiyon, Peppiatt’ın vokalleri, “groove” yönü daha ağır basmaya başlayan rifler ve altyapılar gibi, bu yeni sound’un karakteristiklerini oluşturan yönlerin ağır bir şekilde eleştirildiği kritiklerdeki asıl garip nokta ise neredeyse hiç birinde albüme düşük not verilmemesi. Ben bu durumu, ilk cümlede söz ettiğim “ağırlık taşıma” durumuna başlıyorum. Bu durum ise “özgünlük” niteliği ile tamamen bağlantılı.
Joe Haley’nin imza tekniği ile yazdığı parçalardaki müzisyenlik olgusunun türdeşlerinden daha farklı biçim ve akıcılıkta ortaya çıkıyor olması, “The Isle of Disenchantment” adlı bebek adımları ile başlayıp, “The Scepter of the Ancients”da tavan yapan ve grubun ismine o ağırlığın yüklenmesini sağlayan bir gerçek. Farklı bir kadro ve belki de daha iyi bir prodüksiyon ile “Symbols of Failure” albümüne de taşınan bu özellikte yapılan az ama öz değişiklikler, dokunuşlar, “Ob(Servant)” gibi bir albümün geldiğinin habercisi gibiydi aslında. Grup için bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilecek olan “Ob(Servant)” ise grubun –özellikle de Joe Haley’nin- müziğini ele alış ve işleyiş şeklinin değiştiğini gösteriyordu. İlk üç albüm dinleyiciyi zorlayan, ilk seferde her köşesini belli etmeyen ve zamanla vuran atmosferlere sahip iken, “Ob(Servant)”daki rahat ve “groove” temelinde ilerleyen riflerin içine ustalıkla işlenmiş teknikalite gibi özellikler, albümün daha kolay ve kısa zaman içinde sindirilebilmesine olanak sağladı (en azından benim açımdan). Bunun gibi yeni bir kullanım içinde bile kendini rahatça tanımlayıp, kendisine özgünlüğünü kazandıran ögeleri farklı bir yönüyle dinleyiciye sunan Psycroptic, “The Inherited Repression” ile yine kendi diktiği çıtayı birkaç adım daha yukarı çıkarmış.
“The Inherited Repression”ın genellikle “Ob(Servant)” çizgisinde ilerlediği söylenebilir. Tıpkı önceki albümlerde olduğu gibi, bu yeni çalışmanın haberini de “Horde in Devolution” ile önceden veren grup, içinde bulundukları bu yeni yolda yürürken tökezledikleri bölümlerin açıklarını çoğunlukla kapatmış. Albümün tüm Psycroptic diskografisi içindeki en başarılı prodüksiyona sahip olması, hem çoğu parçada etkisini artarak gösteren sadeliğin, hem de grubun karakteristik teknikalitesinin öne çıktığı kısımların güçlenmesini sağlamış. Özellikle davul sound’unun canlanması ve önceki iki albümün yapaylığından kurtulması, albümdeki bol katmanlı atmosferi destekleyen en büyük etkenlerden biri olmuş.
Bol katmanlı demişken, bu sözcüklerin albümü en iyi şekilde betimlediğini de belirtmem gerekiyor. Kariyeri boyunca tek gitar olarak devam etmiş ve gitar harmonilerine ve sololara fazla, hatta neredeyse hiç yer vermeyerek, rif bazlı bir müzik yapma yolunu seçmiş olan grup, daha rafine ve ince işlenmiş bir sound’a adım atmaya karar verdiğinde, yani “The Scepter of the Ancients”daki çılgın etmenlerin etkisi azaldığında, orada burada bazı gedikler oluşmasını engelleyememişti. Gavurun “filler” olarak adlandırdığı ve kendine has karakter barındırmayan, sadece albümün genel gidişatı içinde fazla sırıtmayan parçaların yarattığı tekrar duygusu, “The Inherited Repression” içinde zerre bulunmuyor. Genellikle rahat bir tempo içinde, herhangi bir prodüksiyon veya müzikalite engeline takılmadan ilerleyen şarkılar, delişmenliklerini kendi içlerinde yaşadıkları kadar albümün geneline de yansıtıyorlar. Hiçbir müzikal katmandan ödün verilmeden oluşturulmasına rağmen olabildiğine organik bir şekilde oluşturulmuş bu atmosfer, grubun şu ana kadar yakaladığı en bütün sound’u yakalamasına imkân sağlamış. Gitarlarda olan bitenin bu kadar çok, tekniğin bu derece üst düzey olmasına rağmen, istisnasız her şarkının ritmine kendinizi kaptırabilmeniz, Psycroptic’in yeni özgünlüğünün çok net bir kanıtı niteliğinde.
Üzerine kelâm etmek için ayrı bir paragraf açma gereği duyduğum başka bir konu ise vokaller. “Ob(Servant)” kritiğinde yerden yere vurduğum Jason Peppiatt’ı zaman içinde takip etmeyi bırakmayıp, YouTube üzerinden izlediğim konser kayıtlarında kendisinin performansına özellikle dikkat ettim. Kendisinin gösterdiği esaslı gelişim ise cidden gözden kaçırılmayacak boyuttaydı. Bu gelişimin meyvesi ise kendisini son albüm içinde göstermiş. Fütursuzca ortalığa bağırmak şeklindeki rolüne tamamen kutup değiştirtip, dinamik, sürükleyici ve “farklı” bir performans üstlenmiş. Özellikle “Become the Cult” ve “Carriers of the Plague” gibi parçalarda öne çıkan karakteristikleri, Psycroptic’in özgünlük potansiyelini kat kat arttırmış. Bu denli ani ve direkt bir değişim, ciddi bir takdiri hak ediyor.
Psycroptic, “Ob(Servant)” ile deneyimledikleri bu yeni, rafine sound’u ilk kez tamamıyla sağlam bir temele oturtmuş durumda. “The Inherited Repression”, “kötü” ya da “yetersiz” sıfatlarının ilk harflerini bile barındırmayan bir içeriğe sahip olsa bile, bu işin başlangıcı niteliğinde bir albüm olduğunu unutturamıyor. Ama unutturmaması daha iyi; çünkü sizi Psycroptic delişmenliğinin gelecekteki boyutlarına hazırlıyor.
Kadro Cameron Grant: Bas
David Haley: Davul
Joe Haley: Gitar
Jason Peppiatt: Vokal
Şarkılar 1. Carriers Of The Plague
2. Forward To Submission
3. Euphorinasia
4. The Throne Of Kings
5. Unmasking The Traitors
6. Become The Cult
7. From Scribe To Ashes
8. Deprivation
9.The Sleepers Have Awoken
albüm stream edildiğinde döndürmüştüm bir kaç kez, onun dışında da pek şeysim yoktu ama horde in devolution öldürdü beni. bu yüzden önce bir Ob(Servant)dinliyeyim adam gibi evet.
Çıkarttıkları en iyi albüm olduğunu düşünüyorum,tamam The Scepter of the Ancients gibi hayvanlık örneği var ama bu albüm çok acayip olmuş çok. 10 verdim bende
Grubun ismini sayısız kez duydum ve bu albümle ilk kez dinledim. Albüme ilk dört parçayla gayet iyi giriyorlar, ikinci ve üçüncü parça gitar işçiliği bakımından çok sağlam fakat gel gelelim beş , altı ve yedinci parçalar inanılmaz derecede kendini tekrar eden sıkıcı bulduğum parçalar oldu. Aynı durum ilk üç parçada da mevcut ama beş , altı ve yedi de olduğu kadar değil. 7/10 derim ben
@Berker İlhan, Her zaman olduğu gibi dinledikçe açılan bir albüme denk geldim :D Teknikaliteyle gazın birleşimi hat safhadaymış hakkaten. 7/10 az gelir bu albüme Batuhan gibi 8.5/10 ideal diye düşünüyorum. Patlamaya hazır bomba gibi adamlar. Tapping kullanımı çok sıra dışı ve çok hoşuma gitti. Progresif ögelerde gözler den kaçmıyor ki yer yer iç içe geçen yapıdaki parçalar çok yakalayıcı gerçekten.
Daha yeni dinleme fırsatını yakaladım. Gerçi bir aydır masa üstünde yatıyo albüm karşıma ne geleceğini bildiğim için acele etmedim. Yine klasik bi Psy albümü işte; sürekli kendi kendini takip eden bi yapısı var. Sıkıcı mı değil tabii, yalnız biraz yavaşlama var gibi ve sürekli bi ”chill out part sıkıştıralım lan aralara bebeler sıkılmasın” gibisinden riffler yazmışlar. Ben sadece debut albümlerinin hastası olduğum için bu albümü de köklere dönüş şeklinde bişiy yaparlar mı hevesiyle bekledim ama yok. Eskiden olduğu gibi riffler yazın lan n’olur :(
Çıktığından beri dinliiyorum ve teknik death metal olarak bu sene şimdilik daha iyisi çıkmadı. (Yazar burada The Faceless, Quo Vadis, Necrophagist gibi gruplara selam çakmıştır.)
Şu performans müthiş bu arada:
10′u bastım ben aga. Albüm hayvan gibi iyi.
Tam bi hayvanlık bence de. Özellikle Forward To Submission ve Euphorinasia’da aklım azalıyo.
Ah şu vokaller ..ah şu vokaller..biraz daha az core havasında olsa..11 veririm ben de !!
albüm stream edildiğinde döndürmüştüm bir kaç kez, onun dışında da pek şeysim yoktu ama horde in devolution öldürdü beni. bu yüzden önce bir Ob(Servant)dinliyeyim adam gibi evet.
Psycroptic’i bu albümle sevdim diyebilirim. Acayip canlı bir müzik ve sound var, zerre sıkmıyo.
Bi de The Sleepers Have Awoken.
Çıkarttıkları en iyi albüm olduğunu düşünüyorum,tamam The Scepter of the Ancients gibi hayvanlık örneği var ama bu albüm çok acayip olmuş çok. 10 verdim bende
Bir ben varım herhalde albüme karşı bu denli iyi hisler beslemeyen. Vokal + sound kötü, davul işçiliği güzel. 7 verdim
Grubun ismini sayısız kez duydum ve bu albümle ilk kez dinledim. Albüme ilk dört parçayla gayet iyi giriyorlar, ikinci ve üçüncü parça gitar işçiliği bakımından çok sağlam fakat gel gelelim beş , altı ve yedinci parçalar inanılmaz derecede kendini tekrar eden sıkıcı bulduğum parçalar oldu. Aynı durum ilk üç parçada da mevcut ama beş , altı ve yedi de olduğu kadar değil. 7/10 derim ben
26.04.2012
@Berker İlhan, Her zaman olduğu gibi dinledikçe açılan bir albüme denk geldim :D Teknikaliteyle gazın birleşimi hat safhadaymış hakkaten. 7/10 az gelir bu albüme Batuhan gibi 8.5/10 ideal diye düşünüyorum. Patlamaya hazır bomba gibi adamlar. Tapping kullanımı çok sıra dışı ve çok hoşuma gitti. Progresif ögelerde gözler den kaçmıyor ki yer yer iç içe geçen yapıdaki parçalar çok yakalayıcı gerçekten.
Kaymak gibi prodüksiyonu var lan bu albümün.
Daha yeni dinleme fırsatını yakaladım. Gerçi bir aydır masa üstünde yatıyo albüm karşıma ne geleceğini bildiğim için acele etmedim. Yine klasik bi Psy albümü işte; sürekli kendi kendini takip eden bi yapısı var. Sıkıcı mı değil tabii, yalnız biraz yavaşlama var gibi ve sürekli bi ”chill out part sıkıştıralım lan aralara bebeler sıkılmasın” gibisinden riffler yazmışlar. Ben sadece debut albümlerinin hastası olduğum için bu albümü de köklere dönüş şeklinde bişiy yaparlar mı hevesiyle bekledim ama yok. Eskiden olduğu gibi riffler yazın lan n’olur :(
Çıktığından beri dinliiyorum ve teknik death metal olarak bu sene şimdilik daha iyisi çıkmadı. (Yazar burada The Faceless, Quo Vadis, Necrophagist gibi gruplara selam çakmıştır.)
07.05.2012
@Jester, A Perfect Absolution?
08.05.2012
@Guinan, O da çok müthiş bir albüm olsa da Psycroptic’in riff oyunları daha çok hoşuma gidiyor. Ama Gorod da çok sevdiğim bir grup.