# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ORANGE GOBLIN – A Eulogy For the Damned
| 19.02.2012

Bahtsız gruplar serisi vol. 2918.

Berca B.

Bazı gruplar vardır; neden başarısız olduklarını, neden daha çok tanınmadıklarını, neden siz odanızda, otobüste, yürürken müziğin enerjisiyle coşum coşum coşarken, muhabbet ortamında grubun adını zikrettiğinizde insanların suratınıza bön bön baktığını anlayamazsınız.

Ortada yanlış gözüken bir şey de yoktur halbuki, en az 1-2 albüm sizin gözünüzde klasik mertebesindeyken, diğer albümler de piyasada ses getirmekte olan pek çok albümden daha karakterli ve güçlü gelirken kulaklarınıza, “ulan bende mi sorun var?” dersiniz, internette ufak bir araştırma yaparsınız, yorumlar oldukça azdır ama genel kanı, grubun şahane olduğudur.

Tamam, müzik piyasası yavşak ve acımasız bir piyasa. Ama benim burada bahsettiğim şey, televizyonda herhangi bir müzik kanalını açtığınız zaman karşınıza çıkan şarkıların ne kadar komik ve gerzek olmasına rağmen tutulması veya youtube’a Hit the Lights yazdığınızda karşınıza Metallica yerine Selena Gomez isimli potansiyel bir pedobear hedefinin çıkması değil. Bunun böyle olmasını yadırgamıyorum, aksine anlayabiliyorum zira bildiğimiz gibi, dünyayı çoğunlukla sik gibi insanlarla paylaşıyoruz ve çoğunluğun istediği şey de, kafa yormaya gerek olmayan, tek dinleyişte anlaşılan ve muhtemelen 2 ay sonra “eskiyecek” şarkılar.

Ancak olaya rock/metal piyasası olarak baktığımız zaman durum garipleşiyor çünkü tarihte başarılı olmuş adamlara baktığımız zaman karşımıza çoğunlukla çirkin, kurbağa suratlı, patates kafalı tiplerle karşılaşıyoruz (gerçi Roger Waters sonra toparladı, Richard Gere’e dönüştü), yakışıklı olmak gibi bir şart yok, aslolan müziğin kendisi. Fakat işte bazı gruplar istedikleri kadar harika albümler çıkarsın, istedikleri kadar doğru zamanda doğru yerde olsun, beklediğiniz patlamayı bir türlü yapamıyorlar ve yeraltında kalmaya mahkum oluyorlar. Hal böyle olunca, siz odanızda “işte bu amına koyayım ya” diye kafa sallarken o müziği yaratan adamlar hayatlarını devam ettirebilmek için şoförlüğe devam ediyorlar. Orange Goblin de bu gruplardan biri.

Stoner gruplarda çalan elemanların genel özelliği olarak hemen yanınızdaki pisuvarda işemesini istemeyeceğiniz adamlardan oluşan 1995 doğumlu Orange Goblin, 4 yıl önce haberini verdikleri ve 3 sene önce çıkacağını açıkladıkları 7. albümleri A Eulogy for the Damned’i sonunda 2012 Şubat ayında yayınlayabildiler. Kariyerlerinde bana göre kötü bir albüm çıkarmamış grubun bu son albümünü ise, tüm kariyerlerini düşününce ve albümü hazırlarken atlattıkları badireleri de göz önünde bulundurduğumuz zaman, en olgun, en doğrudan ve en oturmuş albümleri olarak özetleyebilirim.

Rife abanmasıyla ama bu konuda da seçici olmasıyla beni kalbimden vurmuş olan Orange Goblin, bu albümde de geleneği bozmamış ve albüm boyunca birbirinden kaliteli ve adamı ordan oraya savuran riflerle şarkıların iskeletini oluşturmuş. Tabi burada rif kavramını stoner müzik çerçevesinden bakarak tanımlamak daha doğru olur zira bahsettiğim şey son derece melodik, kimi zaman armoni sınıfının kıyısından dönen, kimi zamansa saykodelik etkilerin tavan yaptığı bir rif örgüsü. Popüler bir örnek vermek gerekirse, albümün rif hissiyatı bakımından Down – Over the Under ile benzeştiğini söyleyebilirim.

Gerçi stoner diyip duruyoruz ama albümün safkan bir stoner albümü olduğunu söylemek zor zira son birkaç albümdür kendini iyiden iyiye hissettiren hard rock etkisi bu albümde her zamankinden daha çok kendisini gösteriyor. Kariyerinin başlarındaki albümlerde çok daha stoner, çok daha kafası güzel şarkılar ortaya koyan Orange Goblin, özellikle son 3 albümde dümen kırdığı hard rock yollarına bu albümde iyice kendini kaptırmış ve karşımıza kafa güzelleştiren bir albüm yerine hafif çakırkeyif zamanlarda veya çok acı vermeyen hangover’larda iyi gidebilecek bir albüm çıkmış.

Bu sırada Orange Goblin sık sık bulaşmadıkları bazı sulara da girmeyi ihmal etmemiş ve Acid Trial gibi şeytani tınılara sahip, the Filthy and the Few gibi kendi standartlarına göre fazla hızlı ve gerek sözleriyle gerekse de temposuyla çete havasının tavan yaptığı, Save me from Myself gibi leziz southern tatlar bulunduran şarkılara albümde yer vermiş ve ne iyi etmiş zira özellikle Save me from Myself’i dinlemeye doyamıyorum adeta.

Bu birbirinden ayrık gibi duran şarkılara rağmen kimse aldanmasın, A Eulogy for the Damned bütünlüğüyle dikkat çeken, son derece oturmuş, tecrübeli adamların elinden çıktığı belli bir albüm. Tabi bunda Ben Ward ve ekibinin şarkı yazım yetenekleri kadar, tam stoner/hard rock kafalara hitap eden prodüksiyonun da etkisi var. Kirli ama her şeyin net duyulduğu, şişman ve etli prodüksiyon sayesinde “ah be şurası da şöyle olmasaymış” dediğim hiçbir şeyle karşılaşmadım.

Vokalist Ben Ward dedik, onu da tek bir cümleyle geçmeyelim. Çok şahane, dinlemesine doyum olmayan o özel seslerden olduğunu söyleyemesem de bana göre Orange Goblin’in o kirli ve salaş sound’una cuk oturan, grubun bir nevi ruhunu yansıtan ve yıllardır grubu taşıyan adam olarak, özellikle müziğe alıştıktan sonra yokluğunun gruptan çok şey götüreceği besbelli ve şahane bir vokalist kendileri. Bu albümde de en iyi işlerinden birini çıkardığını söyleyebilirim.

Açıkçası A Eulogy for the Damned ilk dinleyişte çarpan albümlerden biri olmadı benim için. Hatta uzun süredir bekleyen biri olarak ilk dinleyişte bir miktar hayal kırıklığına da uğramadım diyemem. Ancak nasıl Orange Goblin’in nasıl kitlelere yayılamadığını açıklayamıyorsam, albümün birden nasıl bir cevhere dönüştüğünü ve son günlerde en çok dinlediğim albümlerden birine dönüştüğünü de açıklayamıyorum. En iyi tahminim, benim hıyar algı sistemlerimin ilk turda pek iyi çalışmamış ve albümü anlayamamış olabileceği, zira albüm şahane. Orange Goblin’in en iyisi midir bilemiyorum, buna karar vermek için çok erken ancak şu anki durumuyla benim ilk üçüme girdiği kesin. Özellikle süper giriş şarkısı Red Tide Rising, southern severleri gülümsetecek Save me from Myself, kodumu oturtan Bishop’s Wolf ve epik kapanış şarkısı A Eulogy for the Damned ile albüm üst sıralardaki yerini garanti ediyor.

Sözün özü, yıllardır ha çıktı ha çıkacak derken tam 3 senedir sürekli ertelenen, bahtsızlıklarından grup elemanları da bıktığı için son açıklamalarına göre bir daha albüm çıkarmayacak olan Orange Goblin’den yüksek ihtimalle duyabileceğimiz son albüm A Eulogy for the Damned, beklediğime değen bir albüm oldu. Stoner – hard rock bileşimini seviyorsanız, başarısızlığı açıklanamayan grupların en ağır taşaklılarından Orange Goblin’i ve bu son albümlerini size de şiddetle tavsiye ediyorum. İyi dinlemeler.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.79/10, Toplam oy: 29)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
Candlelight Records
Kadro
Ben Ward: Vokal
Joe Hoare: Gitar
Martyn Millard: Bas
Chris Turner: Davul
Şarkılar
1. Red Tide Rising
2. Stand for Somethin
3. Acid Trial
4. The Filthy & the Few
5. Save Me from Myself
6. The Fog
7. Return to Mars
8. Death of Aquarius
9. The Bishops Wolf
10. A Eulogy for the Damned
  Yorum alanı

“ORANGE GOBLIN – A Eulogy For the Damned” yazısına 12 yorum var

  1. desqpio says:

    kritiği okuyup sayfadaki parçaları dinledikten sonra işte bu amına koyayım ya dedim ve hemen albüme atladım ki red tide rising ile nasıl giriştir o hey gidi.

  2. Exorsexist says:

    Çıktığı günden beri arada açıp dinliyorum arada. Çok şahane müzik yapıyolar lan. Rifler, sololar, gitar tonu her biri ayrı ayrı güzellikte. Tam “aslında tam olarak stoner müziği yapmıyolar ki” diye içimden geçiriyordum ki hard rock etkileşiminden bahsetmişin. Vokalin üstündeki Watain tişortu gözlerden kaçmıyor.

  3. duraganyolcu says:

    Berça sağ ol yine hacı. Senin tanıttığın tüm gruplara hemen kanım ısındı şu ana kadar.

    Berca B.

    @duraganyolcu, eyvallah kardeşim benim. Zevklerimiz yakın demek ki.

  4. firat says:

    the fog nasıl bi şarkı lan, acayip güzel bi şey. bu grubu da accayip seviyorum stoner rock/metal türüyle alakam olmamasına rağmen.

    ayrıca orange goblin’e yakın soundda ya da bu kalitede gruplar varsa önerilere çok açığım. teşekkürler.

  5. Mustafa Sakallı says:

    İmaj olarak da çok iyi yerlerde olduklarını düşünüyorum biraz hanzo tarafları olsa da.

    Zaten Rainbow tshirtünü gururla taşıyan bir adamdan müzikal olarak çok şüphe etmiyorsun.

    Berca B.

    @Mustafa Sakallı, abi böyle gruplar hanzo olmalı bence. Kamyonunu çocuğundan daha çok seven, kahvaltıda geyik yiyip viski içen leş tipler çok yakışıyor bu müziğe.

  6. Mustafa Sakallı says:

    İlk albüm o kadar güzel ki ardından gelenleri öyle çok beğenemiyorum :(

  7. duraganyolcu says:

    Bu albüm kesinlikle 2012′nin en iyilerinde ilk 3′üme girer. Kusursuz bir Stoner/Hard Rock albümü. Bu türlere ucundan kıyısından bile olsa aşinalığı olan herkese bu albümü öneririm.

  8. Ömer Kus says:

    Dun bu arkadaslari baya kucuk bi mekanda 50-60 kisiyle falan izledim. Alt gruplardan biri de Skraeckoedlan diye Isvecli bi stoner grubuydu, onlar da iyiydi, tavsiye ederim turle ilgilenenlere.
    Orange Goblin baya saglamdi. Son albumu baya dinlemistim konsere gitmeden, bu albumden caldiklarinda baya costum. The Fog, The Filthy and the Few, Red Tide Rising, Stand for Something falan calindi. Grubun vokalistine cok kanim isindi yalniz. Cok babacan bi herif izlenimi yaratti bende :) Iki uc sarhos eleman vardi ortalikta millete carpip durmaya basladilar, gerilmeye basladi ortam, vokalist “beyler sakin, uslu uslu oynayin, hepimiz egleniyoruz surda” falan dedi. Bi sure sonra olay daha da ileri gitti neredeyse kavga cikacakti (ki Isvec’te ilk defa bi konserde bu tip bi olayi gördum) bi baktim vokalist aninda indi seyircilerin arasina ayirdi milleti “su guzelim ortami bozmayin” falan dedi, olay tatliya baglandi sonra. Yamanmissin Ben Ward.

    Bu arada selam Berca. ;)

  9. lokinindamadı says:

    hayatımın gruplarından oldu be. az bilinmesi de grubu daha özel kılıyor nezdimde

  10. şimdi albümü dinlerken aklıma Acid Trial klibi geldi. kötü klip anlamında demiyorum yanlış anlaşılmasın ama ilk izlediğimden beri acayip gülüyorum. müzikten bağımsız dans eden iki tane striptizci bulmuşlar; tüm grup gözükünce aralardalar, davulcu gözükünce davulcunun arkasındalar, kısacası her yerdeler. klibi dikkatli izleyince ablaların müthiş dans figürleri göze çarpıyor. bence gerçek güneyli ruhu budur. cep yakmayan kalburüstü striptizciler bul ve onlarla klip çek. \m/

    bahsi geçen klip:
    https://www.youtube.com/watch?v=xWt-FfN1uwM

    bu arada şarkı da, albüm de on numara. Orange Goblin düdükler. \m/

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.