# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
UNEVEN STRUCTURE – Februus
Batuhan Bekmen | 20.01.2012

Djent’te Fransız kalitesi.

Çok tepki çekebileceğini bildiğim ancak kesinlikle tepki yaratmak amaçlı yazmadığım bir cümle ile başlamak istiyorum. Djent denen olaydan neredeyse hiç hoşlanmıyorum. Dinlememezlik etmedim, farklı olduğu söylenen çoğu kulvardaki grubu dinledim, az buçuk bir alt yapı oluşturdum kendimce. Ancak, birkaç grup haricinde, yapılan hiçbir işin bir farkını veya ortaya sunduğu yeni olayı göremedim ki bu gruplara türün “en büyükleri” arasında olanların çoğu da dâhil. Her ne kadar prodüksiyon mevzuu ve bu grupların çoğunun bir şirket desteği olmadan yükselmeyi başarması takdire şayan olsa da, grupların taşıdığı ağır Meshuggah izi ve çoğunun basit “Catch Thirtythree” taklitleri olmaktan ileri gidememesi beni bir şekilde geri itmeyi başardı bu akımdan. Taşınan bu Meshuggah izine laf edecek değilim, zira birçok yeni türün bir grubun önderliğinin ardından kurulduğu malum. Ancak beni ilgilendiren kısım işin orijinalliği olduğundan kelli, şimdiden bir sürü fraksiyona ayrılmaya başlamış bir türün detaylarında kaybolmaya niyetim yok.

Her neyse. Yukarıda da belirttiğim üzere, bu tür içinde tenzih ettiğim birkaç grup ve iş yok değil. Çoğu parçasındaki kaliteyi sezdiren Periphery, Haunted Shores, kısa zaman önce tanıştığım ve anlamlandıramadığım bir şekilde sevdiğim Vildhjarta gibi isimler bu kategorinin içindeler. Ancak bu listenin en başlarında yer alan grup ise kesinlikle Uneven Structure oldu her zaman. Dinleyeli pek de uzun bir zaman olmamasına rağmen “8” adlı EP’lerini sevdiğim grup, yamulmuyorsam uzun zamandır hazırlıyor oldukları ilk albümleri “Februus”u yayınladığında bir heyecan kaplamadı değil. Ancak bu albüme geçmeden önce “8” EP’sinden biraz daha söz etmenin yararı var. “Catch Thirtythree”den hiç mi hiç haz etmeyen, hatta In Death-Is Death hariç dinlemekten itina ile kaçınan bir Meshuggah manyağı olarak, özünde bir “Catch Thirtythree” tapınması olan bu EP’yi sevmem ironik gözükebilir. Hatta bu ironi, neredeyse aynı hepsi aynı formül üzerinde ilerleyen, maksimum 2-3 dakikalık hap şarkılardaki kaliteyi genel olarak “Meshuggah’tan daha Meshuggah” bulmam ile büyüyebilir de. Ancak grubun bu alandaki potansiyelini kanıtlaması açısından kat kat yeterli bir iş olan, yüksek tempolu “8”, benim gibi “Catch Thirtythree” sevmeyen tiplere ilaç gibi gelebilecek bir yapıt.

“8”i yayınladıktan sonra “daha progresif yönlere kayacakları” şeklinde açıklamalar yapan grup, “Februus” için olan beklentilerimi daha da körükledi. Albümü dinledikten sonra göreceğiniz ilk şey de bu açıklamanın doğruluğundan farklı bir şey olmayacak zaten. “Februus”, cidden bu tür/türler içinde dinlediğim en kaliteli albüm ve “Meshuggah rip-off” geyiklerinin azalarak biteceğinin kanıtı niteliğinde. Tür içinde hoşuma gitmeyen bölüm olan genel karakteristiklerde o kadar orijinal ve genişletici bir tavır kullanılmış ki albümde, genel olarak kafaya kafaya mantığı ile ilerleyen “low-tuned” gitar mantığı tamamen olmasa da terk edilmiş. Grubun bir nevi alter ego’su olan ambient ögelerin oluşturduğu atmosfer, “Februus”u türdeşlerinden adımlarca öteye taşımış ve şarkıların hayvani rif temelli olmalarından çok, organik bir şekilde gelişmelerini sağlamış. Özellikle Buds gibi şarkılarda rahatlıkla hissedilebilen bu hava albüm boyunca kaybolmuyor; poliritmik saldırının yoğunlaştığı bölümlerde bile. Son zamanlarda duyduğum en iyi intro’lardan birine sahip olan, açılış şarkısı “Awaken”dan, albümün ikinci CD’sinin tamamına kadar uzanan zamanda albümün asıl itici güçleri arasında yer alan bu “soundscape”lerin (ses manzarası) en büyük destekçisi de yine gitarlar olmuş. Belirttiğim gibi, türün kalıplaşmış karakteristiklerinin sıkça dışına çıkmakta pek sakınca görmeyen gitarist arkadaşların yarattığı bu hava, “Februus”un sadece içinden geldiği tür ismi ile sınırlandırılamayacağının göstergesi.

Albüm ile ilgili en büyük zorluklardan bir tanesi ise pozitif yönleri ile beraber gelen bir yan etkiden ibaret. Albüm sadece düşük tonlu, poliritmik “chugga”lardan ibaret olmadığı, hatta ve hatta bunu birincil bir yöntem olarak kullanmadığı için, albümün gidişatını takip etmek ve diğer djent albümlerinin çoğunda olduğu gibi ritme kaptırıp gitme mevzuu pek mümkün değil. Yanlış anlaşılma olmasın, grubun ritim bölümünde herhangi bir güç eksikliği söz konusu değil. Haake’nin açtığı zengin yoldan ilerleyen davulların, her alanda sağladığı destek kesinlikle göz ardı edilemez. Ancak albümün size verdiği şey bir rif bolluğundan çok, yoğun bir atmosfer olduğundan, albümü, bu tür ögelerin çoğunlukla gittiği yer olan “arka plan müziği” hapishanesine yer yer tekrar yollamanız kuvvetle muhtemel. Benim önerim ise kesinlikle bundan kaçınmaya çalışmanız ve “Februus”un ihtiva ettiği manzaraların bütün bir görüntüsü ile karşılaşmak ve hayrete düşmek için onu dikkat ile dinlemeniz olacaktır.

Albümde hoşuma giden bir başka özellik ise gidişattaki ince ayarlamalar oldu. İlk üç şarkıda özellikle öne çıkarılan sert tarafı, clean ve harsh vokallerin mükemmel bir kombinasyonu ile destekleyen grup, Exmersion ile kısa bir ambient ayar çektikten sonra, albümdeki şahsi favorim olan Buds ile kendini sınırlarını genişletebileceği bölgelerin asıl büyüklüğünü dinleyiciye sunuyor. Albüm, Uneven Structure’ın yeni kimliğini asıl olarak göstermeyi hiç bırakmıyor, oluşturulan bu melez sound’u her saniyede, yüksek performansta duymanız mümkün. Ancak albüm ile ilgili pek de fazla olmayan eksiklerin en büyüğü de burada devreye giriyor. Şarkılardan hiç ayrılmayan ambient desteklerinin zamansızlıkları, bazı geçişlerdeki keskinlikler, özensizlikler ve yer yer kendini belli edecek derecede tekrar eden bazı bölümler sizi albümün dışına iten etkenlere katkı sağlayabiliyor.

Ancak ben bu durumu grubun kimlik arayışı sürecinin daha başlarında olmasına veriyorum ve buna bağlı olarak ümitlerimi kesinlikle sınırlandırmıyorum. “Februus”, Uneven Structure’ı çoğu gruptan millerce ayıran birçok özelliğe sahip ve şu ana kadar gördüğümüz Fransız farkını da göz önünde bulundurduğumuzda, bu özelliklerden ödün vereceklerini hiç mi hiç zannetmiyorum. Bu gruptan gözünüzü pek ayırmamanızı tavsiye ederim.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.40/10, Toplam oy: 10)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
Basick Records
Kadro
Benoît Friedrich: Bas
Christian Schreil: Davul
Aurélien Pereira: Gitar
Igor Omodei: Gitar
Jérôme Colombelli: Gitar
Matthieu Romarin: Vokal, perküsyon
Şarkılar
I
1 Awaken
2 Frost
3 Hail
4 Exmersion
5 Buds
6 Awe
7 Quittance
8 Limbo
9 Plenitude
10 Finale
II
1 Dew Upon Shapeless Bounds
2 Winds From Untold Memories
3 Promises Of Our Early Days
  Yorum alanı

“UNEVEN STRUCTURE – Februus” yazısına 4 yorum var

  1. Itachi

    Öyle djentten çok anlayan ve dinleyen birisi değilimdir ama Vildhjarta bence çok leziz bir grup. Bu elemanlara da göz atacağım, ”Frost” bayağı iştah açıcı. Ellerine sağlık.

  2. Efektlerin arttığı yerler Sybreed’i anımsattı. Genel olarak da benzeştikleri detaylar var. Daha detaylı dinleyeceğim.

  3. desqpio

    yani djent’e her fırsatta giydiren sevgili batu, bu türde bi albüme 8/10 veriyorsa ve adamlar da fransız ise gayet atlanacak bir şey bu benim için eheh.

    bu arada sayfadaki parçalar da hoşmuş pek ve hani djent’in o darmadağın havasını güzelce paketlemiş ve atmosferik bir hale sokmuş sanırım februus. dinleyelim görelim.

  4. Ext_Aggression

    Bu kadar kisa bir yazida epey konuya deginmek guzel,iyi is cikartmissin. Djent olayina isinamayan birisi olarak ilgimi cekti dogrusu. Ambient mevzusunu iyi yedirdikleri belli ama bazi noktalarda elektronik muzik dinliyormus hissine kapiliyorsunuz. Takipteyiz.

Yorum Yazın

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.