# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MASTODON – Blood Mountain
| 06.01.2012

Damarlarımda kan yerine akan şey.

Monoton ve yorucu bir günün ardından, beni tekrar hayata döndürebilecek iki şey vardır. Birisi, meyveli soda + pizza + anime kombosu, diğeri ise tavlada nadir bileğini bükebildiğim dostumu Mastodon eşliğinde mars etmem. Bu son söylediğim her ne kadar imkânsıza yakın olsa da, oyunumuz güzel geçmiş ve arkada herhangi bir “Blood Mountain” parçası çalıyorsa, maçın sonucu pek de umrumda olmaz. Sadece kulaklığımı düzeltir, keyfime bakarım.

“Blood Mountain”. Hmm… Aslında bu kritiği yazmak hem çok zor hem çok kolay. Şöyle kolay; genel kanıya bakarak söylenebilecek çok fazla şey olmadığından, klişe de olsa birkaç kelime ile noktalayabiliriz bu yazıyı.

‘’Mükemmel.’’
‘’Başyapıt.’’
‘’This Mortal Soil.’’
‘’Kapağı çok beğendim 10 veriyorum.’’

Lakin şöyle zor; yazmaya başlamadan önce albümü son bir tur daha döndürdüğünüzde, mutlaka değinmeniz gereken birçok ayrıntı olduğunu fark ediyorsunuz. Albüm konsepti, türe olan katkısı, içerdiği müzik, duygunun tavan yaptığı kısımlar, “Leviathan” sonrası böyle bir albüm yapmış olmaları, bla bla bla. Bunları çok abartmasak da, minimum birer paragraf şeklinde açıklanması gerektiğini geçtim, okura hakkını vererek nasıl anlatacağını düşünüyor insan. İster istemez yazıp yazmama arasında bir ikileme düşüyor. Eh sonrasında pek tabii erkekliği elden bırakmayıp, şu an okumakta olduğunuz satırları yazmaya başlıyor.

Troy abimizin konseptini “Bir dağ var, kan dağı. Kaçışın ve kurtuluşun olmadığı. Konsept bu dağa tırmanmakla ilgili. Dağda kaybolmuşken, ağaçların ve korulukların arasında başınıza birçok şey gelebilir. Açlıktan ölüyorsunuzdur, halüsinasyonlar görüyorsunuzdur, değişik yaratıklardan kaçıyorsunuzdur. Avlanacaksınızdır. Bu albüm de tüm bu mücadele ile ilgili işte” şeklinde özetlediği “Blood Mountain”ı benim için bu denli özel kılan 3 neden var.

Birincisi, fazlasıyla kişisel bir şey ama “Blood Mountain” ile olan ilişkimde hatırı sayılır bir etkisi olduğu için bahsedeceğim. Yalnız, şimdiden olaya kendimi fazla kaptırma ihtimalim olduğundan, aşırıya kaçarsam kusura bakmamanızı rica edeceğim (lütfen).

‘’Devlet Hastanesi’ndeki stajımın ikinci yılı. Ve staja başlamadan önceki ‘’genç hemşirelerle geçirilen saatler, her gün hastaneye gelen sayısız güzel kız’’ hayalimin de, hayal olarak kalmaya devam ettiği bir yıldı. Yoğun iş temposu, sevilen arkadaşlardan uzak bir çalışma ortamı ve geçen seneye oranla artan yasaklar. Çok can sıkıcıydı gerçekten. Fakat bu sıkıcılığın iki hafta kadar sonrasında, çalıştığım servise 3 yeni bayan personel atanmasının da yüzümü güldürmediğini söylersem yalan olur. Hatta içlerinden birisinin koyu DEATH hayranı olması, staj günlerimi iple çekmeme neden oldu bile diyebilirim. Bazen kişisel müzik zevklerimiz yüzünden tartıştığımız zamanlar da, bana fazla iş yüklediği anlar da oluyordu ne yazık ki. Ama kesinlikle tanıştığımız ilk günden bu yana, müzik sohbeti yapmaktan keyif aldığım sayılı dostlarım arasındaydı. Fazla duygusala bağlamadan sadede geleyim; sıradan ‘’Cidden ya onlar da çok bozdu. Son albümlerinden sonra takip etmeyi bıraktım ben onları’’ tarzı geyik yaptığımız sırada konu dönüp dolaşıp “bildiğin güzel gruplardan önerir misin?”e geldi. O dönemde belirli grupları dinleyip, çok geniş bir arşive sahip olmadığım için çok uzun sürmedi bu muhabbet. Müzik çalarından bir şarkı seçip, telefonu uzattı.

Sleeping Giant’tı evet. Aslında daha önce de dinlemiştim bu adamları ama öyle üstünkörü. “Hmm bunların ismini çok duymaya başladım bir bakayım nasıllarmış” kafasında bir dinleme. O ana kadar hep ‘’iyi grup’’ demekle yetindiğim Mastodon, malûm melodinin girmesiyle birlikte bambaşka bir olgu olarak kazındı bilinç altıma. Dinledim… Dinled.. Dinl… Defalarca kez tekrar dinledim ve ‘’eee nasıl?’’ sorusuna verebildiğim cevap, “sadece hastasıyım” oldu.

İkinci etken ise, albümü henüz yeni yeni arşivimi genişletmeye başladığım bir dönemde dinlememden ziyade, bozulmuş turşu suyu tadında geçen günlerimde keşfetmiş olmam. Cidden, hiç bilmediğiniz bir grubu/albümü ilk defa dinlerken, bulunduğunuz ortam, ruh haliniz, az da olsa kimin önerdiği, albümle olan ilişkinizi etkiliyor. Mesela Death – “Symbolic”. Hani birisi gelip, elini omzuma koyarak ‘’Kabul etmelisin ki “Human” daha iyi kardeşim’’ dese, eyvallah derim. Ancak eve döner dönmez yapacağım ilk iş yine ‘’Without Judgement’’ açmak olacaktır. Her ne kadar geç keşfetmiş olsam da, ilk duyduğum andan itibaren “Blood Mountain” da bu tip bir albüm olmuştu benim için.

Dünya’nın yeşil olduğu zamanlara daha fazla girmeden albüme dönecek olursam, yine her şeyiyle Mastodon kokan bir albüm olduğunu söyleyebilirim. Paslaşılan vokaller, Brents’in akıp giden rifleri, yer yer serpiştirdiği melodiler, Brann’in nakış gibi işlediği davullar ve birbirine muazzam bir şekilde bağlanmış şarkılarla birlikte, siz de albüme bağlanıp kalıyorsunuz. Agresifliğin ve duygunun kıvamını öyle güzel tutturmuşlar ki, (prodüksüyonun da bunda etkisi var) albüm sizi bir dakikasında dahi kaybetmiyor. Aksine albümden öylesine bir şarkı açıp dinledikten sonra ‘’hmm bunun ardından x geliyordu di mi’’ eşliğinde sıradaki şarkıyı loop’a alıyorsanız, bununla başlayan zinciri boynunuza kilitliyorsunuz demektir. Zaten o dakikadan sonra yapabileceğiniz tek şey kulaklığınızı düzeltip, keyfinize bakmak.

Hazır prodüksüyon demişken, “Blood Mountain” sound’unun en sevdiğim Mastodon sound’u olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Zevk meselesi elbette ama albümü ne zaman dinlemeye başlasam bir şeylerin tadı damağımda kalıyor ve albümü başa alma isteği uyanıyor içimde. Nitekim en sevdiğim sound olmasının yanında, açık ara en fazla dinlediğim Mastodon albümü olmayı da başarıyor kendileri.

Bunun dışında albümü güzel kılan etmenlerin bir diğeri de, efendi efendi ilerleyen şarkıların bazı kısımlarında afallatan değişimler olması. Örneklendirecek olursam; Hunter of the Sky’ın son saniyelerine doğru “Running faster than I ever have, evading sharks of the sky” diye mırıldanarak, efendi efendi kafa sallarken bir anda atmosferin değişip, insanı sağlı sollu tokatlıyor olmaları, ya da Capillarian Crest’de 1.07–1.33 arası giren rif sonrası attıkları “fake” (bahsettiğim kısmı dinlerseniz daha anlaşır olur sanırım) olarak gösterebilirim.

Gelelim son ve belki de “Blood Mountain”ı benim için bu denli özel kılan en önemli etmene. Zira bunu kağıt üzerinde nasıl tarif ederim bilemiyorum. Yukarıda da bahsettiğim gibi, her dakikasında, her melodisinde farklı lezzetler sunabilmiş bu albümü Hunter of the Sky öncesi ve sonrası olarak nitelendiriyorum. Nasıl desem ilk yedi şarkı daha bir yarman, böyle koydu mu oturtan bir havada ilerlerken, Hunter of the Sky’la başlayan seri ise daha derine nüfuz eden ve daha ağır başlı şekilde ilerliyor. Keza Pasifagresif’te görmüş olduğum bir yorumda da olduğu gibi, beni öldüren de, bu bahsettiğim 5 şarkılık b-side performansı.

Bu kadar şey yazmışken Brann Dailor için ayrı bir parantez açmak istiyorum artık. (Kendisi, “bir insanı davul çalmaktan nasıl soğutursunuz?’’ sorusuna verilebilecek birkaç cevaptan birisidir gözümde. Mastodon müziğinde ilgiyi en çok hak ettiğini düşündüğüm şey olan davulları yazan insan. Gerek manyaklık, gerekse yaratıcılık olsun, gerek tekniklik, gerekse aykırılık olsun –benim için- önünde ceket ilikleyeceğim sayılı davulculardan birisi. Hayvanın teki, şerefsizin önde gideni, anas…) ehm.

Biraz uzun ama benim açımdan yazması eğlenceli bir yazı oldu. Son olarak, Mastodon ile ilişkisi hâlâ birkaç şarkıdan öteye geçememiş kişiler veya hiç bilmeyenler için Mastodon’u sevme albümü olabilir mi diye düşünüyorum… Bence olur. “Crack the Skye”, “Leviathan” ya da diğer albümlerinden birisi ile başlamaktansa, (kötü anlamda söylemiyorum) “Blood Mountain” ile başlamanızı öneriyor ve gidiyorum.

He bir de, albüm kapanış parçalarına karşı zaafı olan birisi olarak: Sçs Pendulous Skin <3

Itachi

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.47/10, Toplam oy: 270)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2006
Şirket
Warner Bros.
Kadro
Troy Sanders: Vokal, bas
Brent Hinds Vokal, gitar
Bill Kelliher Gitar, geri vokal
Brann Dailor: Davul
Şarkılar
1. The Wolf Is Loose
2. Crystal Skull
3. Sleeping Giant
4. Capillarian Crest
5. Circle of Cysquatch
6. Bladecatcher
7. Colony of Birchmen
8. Hunters of the Sky
9. Hand of Stone
10. This Mortal Soil
11. Siberian Divide
12. Pendulous Skin
  Yorum alanı

“MASTODON – Blood Mountain” yazısına 38 yorum var

  1. Freshly says:

    Albüm kapanış parçası hastalığı ben de de var, Perennial Quest, White Walls, Dead Heart in a Dead World gibi.

    Bu albüme de hatrına bakıyor ve ikinci Mastodon deneyimimi yaşamış oluyorum.

  2. junkman afatsum says:

    2000`lere dair en sevdiğim ilk 5 albümden bitanesidir.grubunda zirvesidir ayrıca bu kadar kaygısız bu kadar dağınık bu kadar hırçın müzik yapıpta bunu aynı zamanda teknik isteyen bir biçimde komplike eserler bütününde bize sunması sonucunda bu kadar popüler olmasını çok şaşırıyorum.zıtlıkların buluşması mastodon`un müziğinin tarifi için çok uygun sanırım.özgün bir şeyler dinlemek isteyenlere ve aynı anda kulak orgazmı yaşatacak bir çok tadı yaşamak isteyenlere tavsiyedir 10/10

    junkman afatsum

    @junkman afatsum, ayrıca ”Sleeping Giant” parçasıda nedir be kardeşim benim için bu dünyada duyup duyabileceğim en güzel seslerden bazılarını barındıryor.sonispherede çalınca tek başıma bağıra çağıra eşlik etmiştim müziğini bile ağzımla yapıyordum offf oofff bitiriyor bu şarkı beni anlıyacağınız.

  3. desqpio says:

    colony of birchmen’i ilk dinlediğimde “ohş josh homme?” demiştim. sonra da cedric bixler zavala ve scott kelly’nin sesinin de bi şekilde duyulduğunu öğrenince iyice meraklanmıştım albüm için.

    ha tabii “dubududubudu tusutusu dubududubudu tusutusu” davulları (evet) ile giren the wolf is loose adamın aklını alıyor, tüm albümde aynı canavarlıkta. seviyoruz yau.

  4. blackroseimmortal says:

    off of of hunters of the sky’ın outrosu, colony of birchme’nin solosu, sleeping giant introsu, the wolf is loose’un agresifliği… hasta bi albüm. 9/10

  5. flying dirty clouds says:

    hayatımda dinlediğim en iyi albümlerden biri. bu gruba dair en güzel şey ise bence şu, bu dört adam arasındaki kimya o kadar özel ki onları ayrı düşünemiyorum. yani bir gün gruptan birinin ayrılması ve yerine başka birinin gelmesi benim için mastodon’u bitirir. alakasız belki ama sanki beatles gibi… lennon’suz ya da ringo’suz beatles diye bir şey yoktur ya, bence brent hids ya da brann dailor olmadan da mastodon olamaz, belki yine güzel bir şey olur ama kabul edemem! birbirlerini mükemmele tamamlayan dört adet yap-boz parçası. 10/10.

  6. Junkie Ghoul says:

    yaklaşık 2 senedir arşivimde duruyor, açıp dinlemedim. yorumlara ve kritiğe baktıkça ne derece öküz olduğum anlaşılıyor :)

    neyse bende ne dinlesem diyordum, albümü keşfedelim bakalım.

  7. like fire says:

    brann dailor’ı favori davulcularım arasına koymama vesile olan albüm. the wolf is loose’dan başka şarkı dinleyememiştim uzun süre.

    aaliyah

    @like fire, http://www.youtube.com/watch?v=E46T0Np2nGA

    o zmaan şunun tadına bak bakmadıysan ;)=

  8. ihsan says:

    çevremde fikirlerini önemsediğim insanlar ısrarla leviathan’ın sanatsal ve dinlenebilirlik açısından mastodon’un başyapıtı olduğunu söylesede, ben bu albümü çok çok daha seviyorum. kayıtları olsun, davulcularının yardıray performansı – albümün konseptel bütünlüğü olsun, gerimizde kalan 10 yılın en iyi 2 – 3 albümünden biridir.

  9. frat says:

    klasik güzel yönleri dışında Capillarian Crest şarkısındaki 2:35′ten sonra giren mis bir vokal var aman aman.

    dipnot olsun istedim.

  10. TAAKE says:

    utana sıkıla söylüyrum hiç dinlemedim bu grubu.ama dinleyeceğim.evet beyler muhtemelen her albümü başyapıttır ama ep lerle birlikte en iyi top 5 eserini yazarsanız memnun kalırım.bunlara edineceğim.ona göre en güzellerini yazabilirseniz sevinirim.evet mastodon fanlarının yardımlarını bekliyorum.şimdiden teşekkürler

    Itachi

    @TAAKE, Sitede bulunan 5 Mastodon albümünü dinlemeni önerebilirim.

    crowkiller

    @TAAKE, albüm olarak bana göre bütün işleri mükemmel ama şu şarkıları dinleyerek başlayabilirsin,başlarına hangi albümde olduklarını da yazdım

    Leviathan:
    blood and thunder
    I am Ahab
    aqua dementia

    Blood Mountain:
    crystal skull
    circle Of cysquatch
    hand Of stone

    The hunter :
    black tongue
    blasteroid

    bu şarkılar grubun en gaz ve karakterini ortaya koyan parçaları bana göre

  11. frat says:

    lan bir de colony of birchmen şarkısına bir ben hasta değilim herhalde. hiç ilgimi çeken bir şarkı değil. diğer şarkıların yanında sönük bile kalıyor bence. yani başıma bi şey gelmesinden de korkmuyor değilim esasında :D

  12. hen says:

    Ayrıca the Wolf is loose’un 2:03′teki melodisi nedir lan öyle. riiiv rivi rivi rivi rivi rivi rivi…..

  13. Zeynel says:

    İlk aldığım ve dinlediğim Mastodon albümü bu sebepten dolayı yeri ayrı sanırım.

  14. cointreau says:

    Mastodon kesinlikle harika bir grup. Duruşlarıyla, yaptıkları müzikle herkesten çok ayrılar. Sonisphere 2011′de çok karambole geldiler ama onları tek başlarına geldikleri bir zamanda izlemek isterim. “Brann Dailor insan mıdır?” sorusu aklımızı terk etmez.

    caksu

    @cointreau, Aynen yahu. Bi bok anlamadım resmen.

  15. defectivedecay says:

    circle of cysquatch ın başındaki cıvıklık dışında kusursuz sayılabilecek bir albüm.o da güzel geliyor bazıları gerçi ama beni sinir ediyor o riff

    crowkiller

    @defectivedecay, o parçada asıl irrite eden şey ortalarda başlayan,o güzelim rifflerin arasında sırıtan elektronik, 8 bit imsi cızırtımsı vokal

  16. Bir çok headliner grubun yerinde Mastodon olmalı. Onlar da çalsın ama hobi olarak.

    Kylesa

    @Bahadır Sarp, al benden de okadar.

  17. hen says:

    Sleeping Giant kişisel ilk 10′uma girebilir şarkı listesi yapsam. Bir de kendi kendime yaptığım kişisel ilk 3,5,10,100 listelerinde bile kılı kırk yararım, en sonunda da “liste falan, ne gereği var ki?” der bırakırım. Ama şu şarkı için “liste olsa da soksam” diyorum lan. O derece. Manyaklık.

    caksu

    @hen, Earth has buurst dırını rınırını mountain flaames dırıt dıt dıt dan sonra akor bi düşüyo ya moon beeheeld kısmında tam dominant akor değişti derken hemen o dırını rınırını giriyor ve baştaki akora dönüyor hani. Lan lan benim böyle içime bi haller oluyo da çaktırmıyorum. Fena hakkat.

    hen

    @caksu, beni bilen bilir, ben daha çok “rivi rivi riv” efektiyle söylerim şarkıları. Herkese de tavsiye ederim. Yüzde yüz çalışıyor.

    caksu

    @hen, ‘V’ değerli bir harfimizdir ama nota değişimini yansıtacak güçte, keskinlikte değil bence. Tercih meselesi tabi.

    hen

    @caksu, Zaten notasyon olarak hiç bir artısı yok. Okuyan kişiye kalıyor tüm yorum. O belirsiz yönü beni kullanmaya tahrik ediyor.

    (Vee böylece “Pasifagresif’in en gereksiz muhabbeti” dalında devrim niteliğinde bir işe imza atmış oluyoruz sevgili caksu ile. Yönetimi de kutluyorum sabırlarından dolayı.)

    Batuhan Bekmen

    @hen, Gençler bi kimlik görelim.

  18. Wildchild says:

    D&R’da 14 liraydı dayanamadım aldım bu şaheseri.

  19. saw you drown says:

    ancak bu derece muhteşem bir kapanış şarkısı olabilir.Pendulous Skin muhtşem bir parça.sleeping giant ta öyle.hele o solo yok mu off harika.genel olarak ta çok kaliteli bir albüm.tek kelimeyle bir başyapıt.

  20. Itachi says:

    Keşke diğer parçaları da yazıya ekleme şansı olsaydı. Hakkaten ayıp oldu çocuklara.

  21. Baybora says:

    Sleeping.Giant.

    Yok yani,o kadar. Bitti. Finito. Diğer şarkılar da şaheser gibi olsa da sırf Sleeping Giant’ın eargasm gibi melodisi için bile 10 verilir.

  22. Sleeping Giant introsunu en az 1000 defa(abartısız) başa sarmışlığım vardır. Bir ara şu albümü adam akıllı bir dinlesem iyi olacak

  23. Jester says:

    Ben daha önce bu albümü davulları eski müzik çalarımda çok gürültülü diye adam akıllı dinleyememiştim, şimdi dinliyorum da bayağı şey kaçırmışım ya. Bu albümü ben The Hunter’la aynı gibi görüyordum (konseptleri ve kapakları da benzer gelmişti) fakat sonradan dinleyine hiç alakası olmadığını gördüm. The Hunter sonradan uzaysal bir boyuta geçiş yapan bir oduncu albümüyken bu albüm daha farklı. Bir kere Mastodon’un ilk zamanlarıyla şu anki halinin tam ortasında ve Mastodon’u özetleyen en net albüm bu bence. En iyi Mastodon albümü diye bir şey kafamda yok ama Mastodon’un özeti bu albüm bence, hayvansı davullar, Hinds’in süper vokalleri (Sleeping Giant), Leviathan gibi riff odaklı fakat The Hunter gibi şarkı bütünlüğünün olduğu o Mastodon büyüsü falan hepsi mükemmel. Ayrıca This Mortal Soil tam şu an zil sesim, evet.

  24. B U R Z U M says:

    ‘Capillarian Crest’ denen hayvanlıkta nasıl bir gitar işçiliği var lan? bu aralar favori parçam oldu resmen.

  25. şeyh hulud says:

    Bu albümün isminde (hatta belki fazlasında) Holy Mountain filminin payı var büyük ihtimalle. Filmleri olsun, çizgi romanları olsun Brann Dailor büyük Jodorowsky hayranı çünkü.

  26. 9yearsago says:

    İlk dinlememde biraz gürültülü geldi, fazla şey dönüyor dedim. Biraz duraklayıp soluk alsa albüm, chill anlar yakalasalar daha iyi diyordum ama dinledikçe daha derli toplu görünmeye başladı gözüme. Enstrümental gövde gösterilerine bayılıyorum ve bu albümde ziyadesiyle yapılıyor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.