Genel hatlarıyla depresif müziği seviyorum. Türü ne olursa olsun, ister endüstriyel, ister rock, ister pop, ister tamamen elektronik veya bize daha yakın duran metal müzik türleri arasında, içinde bir tutam hüzün barındıran, duygusallığa meyletmiş müzikler bir şekilde cezbediyor beni. Bu tarz müzikleri arayışlarımdan birinde denk geldiğim Forgotten Tomb, hüzünden ziyade intihara yönelik depresyon içeriğine sahip black/doom metal karışımı bir grup.
90′ların sonunda İtalya’da, sıkıntılı bir adam olduğunu tahmin ettiğim Herr Morbid tarafından kurulmuş grubun ilk albümü olan “Songs to Leave” 2002 yılında albümdeki her şeyin bu şahıs tarafından yazılıp icra edilmesiyle piyasaya çıkmış. Baştan sona depresyon ve intihar teması işlenen albümde, bu eksen etrafındaki sözlere doom ile black metalin karışımı bir müzik eşlik ediyor. Daha sonra bir grup halini alsa da kuruluşu ve söz konusu albüm itibariyle tek kişilik proje olarak değerlendirmekte beyis görmediğim Forgotten Tomb’da da neredeyse her tek kişilik projede olduğu gibi oldukça yüksek dozda Burzum etkilenimi söz konusu. İyi haber ise, Herr Morbid’in yalnızca Burzum’a değil, Katatonia’nın ilk dönemlerine de sevgi beslemiş olması. Bu nedenle albüm kimi anlarda türün tekdüzeliğinden sıyrılmayı başarıyor.
Depresif black/doom metal albümlerinden görmeye çok da alışık olmadığım düzeyde bir melodikliğe sahip olan “Songs to Leave”de öne çıkan etmenlerden biri gitar melodileri. Bunun yanı sıra Steal My Corpse gibi neredeyse yarısından fazlası blast ile ilerleyen bir şarkı bile mevcut. Blast ile başlayan şarkının tek bir hüzünlü gitar melodisi ile sonlanması da kulağıma ilginç gelen noktalardan biri. Solitude Ways’de bulunan solo da bu müzik türü için ilginç bulduğum bir başka partisyon. Bu tip bölümlerle albüm sabitliği kırmayı başarmış. Çok hafif derecedeki klavye kullanımı ise atmosferi oluşturmaya yardımcı olmuş. Bunun haricinde öne çıkan bir klavye bölümü bulmak mümkün olmasa da kimi zaman arka planda kendisini hissettiriyor.
Albümdeki en karanlık şarkı olan Entombed by Winter ile açılış hayli ağır ve hüzünlü olmasına rağmen müziğin temposu şarkılar arasında ve kendi içerisinde sık sık değişebiliyor. Yeri gelmişken; bu şarkıdaki vokallerdeki aşırı efektten rahatsız olduğum kadar albümün devamında hiçbir şeyden rahatsız olmadım. En ağır, en ‘baba’ şarkıda vokalin bu kadar efektli olması tüm atmosferi söndürmüş bana göre.
Yaklaşık 7 dakikaya yakın süresiyle albümdeki en “kısa” şarkı olan No Way Out’da ise demin bahsettiğim Katatonia etkilerini duymak oldukça mümkün. Girişi itibariyle “Brave Murder Day”i anımsatabilecek orta tempo, stabil davullar ve döngüsel gitar melodilerinin üstünde tabii ki Mikael gibi bir öküz böğürmüyor ama Herr Morbid’in vokal performansı kendi içerisinde çok bir albeniye sahip olmasa da yaptığı müzik türünü baz aldığımızda vasatın üzerinde diyebilirim. Albüm boyunca neredeyse sürekli aynı şekilde olsa da albümdeki yegane tek düze şey vokaller olunca çok sorun yaratmayabilir bu durum. Neyse, özellikle “Brave Murder Day” dönemini anımsatmasıyla bahsetmeye değer bulduğum bir şarkı No Way Out.
Kapanış çalışması Disheartenment ise albümün Entombed by Winter ile birlikte 2. ağır topu. Hem depresif black metal, hem de doom metal adına iki ayrı güzel riff ile ilerleyen başarılı bulduğum bir şarkı.
5 şarkı ile 48 dakika gibi bir çalma süresine ulaşan albümün prodüksiyonu belki de albümün değerini arttıran en önemli unsur. Ritm ve lead gitarların tonları beklenilebileceği gibi oldukça düşük olmasına rağmen anlaşılabilir, keza vokaller için de aynı şeyi söylemek mümkün. Albümde nerede ne çalındığı ve vokalin yalnızca boş boş çığlık atmadığı net bir şekilde anlaşılıyor. Depresyonu bahane edip kaydı oldu bittiye getirmemiş Herr Morbid.
Sunum-kapak-sözler konusuna ise genelde çok fazla girmesem de bu sefer göz ardı edilecek gibi değiller. Baştan sonra intiharı teşvik eden, yönelten sözler ile bunu destekleyen kapak çalışması için yapabileceğim pek fazla yorum yok. Kalemimi bir kenara bırakarak “E 1999′dan beri ölmeye mi çalışıyorsun sen şimdi bay Morbid?” diyesim geliyor. Bazı röportajlarında insanların %99′unun öldürülmesi, herkesin daha iyi bir yaşam için kollektif düşünerek intihar etmesi gerektiğini söylemesi gibi yaptığı birtakım değişik hareketlere veya albümün 2005 yılında piyasaya sürülen baskılarında kapaktaki kişinin yüzünün karartılması gibi durumlara hiç girmiyorum. Çok daha samimi ve radikal olanlarını da bildiğim için, Forgotten Tomb’un daha yakın tarihlerde yaptığı işleri de göz önüne alarak grubu ve tavrını samimi bulmayarak, kritiğin bütünü açısından bu konuyu burada kapatıyorum.
Kendi dinamikleri içerisinde çok geniş olarak tanımlayamayacağım bir tür icra etmesine rağmen Forgotten Tomb sıkılmadan dinlenebilecek, geneli orta tempoda seyreden ancak iniş ve çıkışlara sahip hüzünlü bir black metal albümüne imza atmış diyebilirim özetle. Yukarıdaki Solitude Ways ve/veya No Way Out sizi cezbedebilirse Burzum ve Katatonia’nın ilk dönemlerine benzer kayıtlardan hoşlananlar için farklı bir alternatif sunabilir “Songs to Leave”.
Kritiklerin saat tam 16:00′da değişiyor olması?
eskiden dinliyordum bu grubu. Shining’i andırıyor diye hatırlıyorum sadece. Springtime Depression’ı severdim. Artık Xasthur hariç pek depresif işlere gelemiyorum.
Grubun ilk albümünde tek kişi, 2. albümde 2 kişi, 3 albümünde 4 kişi olması, Herr Morbid’in “herkes ölmeli” zihniyetinin zamanla “abi sen de katılsana muhabbet ederiz”e doğru gittiğini gösteriyor. SOn albüm “Under Saturn Retrograde” de baya övüldü bir sürü yerde.
kritikte değinildiği gibi vokallerin tekdüze oluşu bence de albüme eksi puan getirmiş.vokal sadece görev adamlığı yapsaydı bile 8/10 derdim ama,malum sebepten ben 7 verirdim..
bi de bu konseptteki albüm prodüksiyonlarının bu kadar cillop olması değişik geldi
ben bu solitude ways’e fena çarpıldım arkadaş.
nasıl yapıyorlar böyle müziği aklım almıyor hayatın her anında depresif duygular mı yaşıyorlar? nasıl bir hissediş nasıl bir yaşamdır bu? meraklar içerisindeyim.
bir de alman wigrid grubu vardır aynı tarz. hoffnungstod çok fena.
GG Allin cover’ladılar geçenlerde, I Wanna Be Your Dog yorumu da nefis olmuş. İyiler de underground sahneyle ilgili görüşlerine hiç yokum. Fazla ticari düşünüyorlar.
Solitude Ways en çarpıcı şarkısı diyebiliriz.Dinlenmesi gerçekten zor,tahammül sınırlarını aşan bir grup gibi geldi bana.Yaptıukları iş depressive-suicidal black metalden de ilereide daha eziyetli,acılı bir iş.Şarkılar çok ağır tempolu,uzun ve doom metal etkili.Herkese hitap ettiğini düşünmüyorum.Notum 7
@TAAKE, Şarkılar çok ağır tempolu kısmı kesinlikle yanlış. Görüşüm böyle dersen de şarkıların tempoları, hakkında görüş belirtilebilecek öznel bir şey değil ne yazık ki.
O nedenle başka okuyucular için yanlış yönlendirme olmaması adına bunu belirtme ihtiyacı duyuyorum. Şarkılar çok ağır tempolu değil, hatta yazıyı okuduysan eğer albümün temposu sayesinde albeni kazandığı, insanı baymadığı yazıyor.
@TAAKE, çokda eziyetli değil açıkcası. buna benzemez ne eziyetli albümler var seninde bildiğini tahmin ediyorum çünkü sürü ile örnek var. tahammül sınırlarını aşan grupta değil. gayet ticari kaygılı gruplardan biri. son 2 albümünü dinlesen ne demek istediğimi anlarsın dost…
@B U R Z U M,yorumlar için sağolun gençler,ticari kaygılı bir grup olduğundan haberim yoktu.Sanki böyle uçta kenarda kalmış bir grup hissi uyandırdı bende.verdiğiniz bilgiler ve cevaplar için teşekkürler…
bir de bir şey sormak istiyorum B U R Z U M kardeş.”buna benzemez ne eziyetli albümler var seninde bildiğini tahmin ediyorum çünkü sürü ile örnek var” sözünü merak ettim bu depressive-suicidal tarzda senin en eziyetli,acılı,dinlemesi zor bulduğun albüm hangisi?Benim cevabım Nattramn projeleri mesala.Hala daha Silencer grubundan çıkarttığı Death, Pierce Me albümünü hala tam olarak dinleyemedim.diagnose:lebensgefahr adıyla
Transformalin diye bir albümü var.Ondan zaten iki şarkı dinledim.Bilinçaltım çöktü resmen,kapattım.Sen ne düşünüyorsun bu konuda dostum?
@TAAKE, en başta ‘silencer – death pierce me’ albümünü baştan sona dinle…öyle bir albümü atlama…dinlemesi zor albüm işine gelirsek esasında bu biraz dönemsel birşey…bazen hayatta yaşadığın kötü şeyler müziğin acısını ve anlamını arttırıyor…bir dönem austere manyağı olursun bir dönem sterbend bir dönem xasthur…bazen öyle bir zamana denk geliyorsun ki katatonia – brave murder day bile yetebiliyor acı bakımından…ama sonuç olarak tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer ‘hvis lyset tar oss’ oluyor;)
@TAAKE, sağol dost. bu arada lifelover – konkurs albümünü dinlemediysen eğer sakın atlama. o albümdeki hava hiçbir albüme benzemiyor. ciddi intahara sürükler adamı. 2008 yılında çıktı ama hala bıkmadan dinliyorum. şiddetle tavsiye ederim…
@B U R Z U M, lifelover discografiyi fuleyeli çok oldu.Gerçekten adamlar muhteşem.Ama tam dinlemeye başlamamıştım.O zaman Konkurs albümünden başlıyorum.Önerin için teşekkürler
Diagnose:Lebensgefahr’ı Black Metal olarak tanımlamak mümkün değil. Drone, ambient, illa metal diyorsan doom. Suicidal Black Metal gibi bir janr varsa, kralı Nattramn, tacı da Death, Pierce Me’dir. Thy Light’ın Suici.De.pression demosu Forgotten Tomb’dan daha bir eziyetli, irinli geliyor bana. Forgotten Tomb müziğinin ilk evresini en çok etkileyen grupların başında Dolorian ve Doom/Death dönemi Katatonia gelir mesela.
@Korhan Tok, zaten Nattramn hakkında bir çok ürkütücü bilgilere sahiptim(Akıl hastenesinden kaçma,antideprasanlarla albüm kaydetme,ellerinin yerine domuz toynağı takma)ama akşam rastgele dolanırken metal-archives de rastgeldim ve biyografisini okudum.Resmen gece gece üç buçuk attım.Bu soğukta sırtımdan soğuk soğuk terler akıttırdı.Böyle adam sevilmez mi Korhan? http://www.metal-archives.com/artists/Nattramn/7107
Kritiklerin saat tam 16:00′da değişiyor olması?
eskiden dinliyordum bu grubu. Shining’i andırıyor diye hatırlıyorum sadece. Springtime Depression’ı severdim. Artık Xasthur hariç pek depresif işlere gelemiyorum.
27.01.2012
@Exorsexist, kritikler ve haberler zaman ayarlı.
Grubun ilk albümünde tek kişi, 2. albümde 2 kişi, 3 albümünde 4 kişi olması, Herr Morbid’in “herkes ölmeli” zihniyetinin zamanla “abi sen de katılsana muhabbet ederiz”e doğru gittiğini gösteriyor. SOn albüm “Under Saturn Retrograde” de baya övüldü bir sürü yerde.
Bir de kapakta zayıf erkek budu olması.
28.01.2012
@Ahmet Saraçoğlu, When you see it…
kritikte değinildiği gibi vokallerin tekdüze oluşu bence de albüme eksi puan getirmiş.vokal sadece görev adamlığı yapsaydı bile 8/10 derdim ama,malum sebepten ben 7 verirdim..
bi de bu konseptteki albüm prodüksiyonlarının bu kadar cillop olması değişik geldi
ben bu solitude ways’e fena çarpıldım arkadaş.
nasıl yapıyorlar böyle müziği aklım almıyor hayatın her anında depresif duygular mı yaşıyorlar? nasıl bir hissediş nasıl bir yaşamdır bu? meraklar içerisindeyim.
bir de alman wigrid grubu vardır aynı tarz. hoffnungstod çok fena.
GG Allin cover’ladılar geçenlerde, I Wanna Be Your Dog yorumu da nefis olmuş. İyiler de underground sahneyle ilgili görüşlerine hiç yokum. Fazla ticari düşünüyorlar.
Solitude Ways en çarpıcı şarkısı diyebiliriz.Dinlenmesi gerçekten zor,tahammül sınırlarını aşan bir grup gibi geldi bana.Yaptıukları iş depressive-suicidal black metalden de ilereide daha eziyetli,acılı bir iş.Şarkılar çok ağır tempolu,uzun ve doom metal etkili.Herkese hitap ettiğini düşünmüyorum.Notum 7
27.01.2012
@TAAKE, Şarkılar çok ağır tempolu kısmı kesinlikle yanlış. Görüşüm böyle dersen de şarkıların tempoları, hakkında görüş belirtilebilecek öznel bir şey değil ne yazık ki.
O nedenle başka okuyucular için yanlış yönlendirme olmaması adına bunu belirtme ihtiyacı duyuyorum. Şarkılar çok ağır tempolu değil, hatta yazıyı okuduysan eğer albümün temposu sayesinde albeni kazandığı, insanı baymadığı yazıyor.
27.01.2012
@TAAKE, çokda eziyetli değil açıkcası. buna benzemez ne eziyetli albümler var seninde bildiğini tahmin ediyorum çünkü sürü ile örnek var. tahammül sınırlarını aşan grupta değil. gayet ticari kaygılı gruplardan biri. son 2 albümünü dinlesen ne demek istediğimi anlarsın dost…
28.01.2012
@B U R Z U M,yorumlar için sağolun gençler,ticari kaygılı bir grup olduğundan haberim yoktu.Sanki böyle uçta kenarda kalmış bir grup hissi uyandırdı bende.verdiğiniz bilgiler ve cevaplar için teşekkürler…
bir de bir şey sormak istiyorum B U R Z U M kardeş.”buna benzemez ne eziyetli albümler var seninde bildiğini tahmin ediyorum çünkü sürü ile örnek var” sözünü merak ettim bu depressive-suicidal tarzda senin en eziyetli,acılı,dinlemesi zor bulduğun albüm hangisi?Benim cevabım Nattramn projeleri mesala.Hala daha Silencer grubundan çıkarttığı Death, Pierce Me albümünü hala tam olarak dinleyemedim.diagnose:lebensgefahr adıyla
Transformalin diye bir albümü var.Ondan zaten iki şarkı dinledim.Bilinçaltım çöktü resmen,kapattım.Sen ne düşünüyorsun bu konuda dostum?
30.01.2012
@TAAKE, en başta ‘silencer – death pierce me’ albümünü baştan sona dinle…öyle bir albümü atlama…dinlemesi zor albüm işine gelirsek esasında bu biraz dönemsel birşey…bazen hayatta yaşadığın kötü şeyler müziğin acısını ve anlamını arttırıyor…bir dönem austere manyağı olursun bir dönem sterbend bir dönem xasthur…bazen öyle bir zamana denk geliyorsun ki katatonia – brave murder day bile yetebiliyor acı bakımından…ama sonuç olarak tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer ‘hvis lyset tar oss’ oluyor;)
30.01.2012
@B U R Z U M, müthiş adamsın hacı,cevap için teşekkürler
03.02.2012
@TAAKE, sağol dost. bu arada lifelover – konkurs albümünü dinlemediysen eğer sakın atlama. o albümdeki hava hiçbir albüme benzemiyor. ciddi intahara sürükler adamı. 2008 yılında çıktı ama hala bıkmadan dinliyorum. şiddetle tavsiye ederim…
04.02.2012
@B U R Z U M, lifelover discografiyi fuleyeli çok oldu.Gerçekten adamlar muhteşem.Ama tam dinlemeye başlamamıştım.O zaman Konkurs albümünden başlıyorum.Önerin için teşekkürler
Diagnose:Lebensgefahr’ı Black Metal olarak tanımlamak mümkün değil. Drone, ambient, illa metal diyorsan doom. Suicidal Black Metal gibi bir janr varsa, kralı Nattramn, tacı da Death, Pierce Me’dir. Thy Light’ın Suici.De.pression demosu Forgotten Tomb’dan daha bir eziyetli, irinli geliyor bana. Forgotten Tomb müziğinin ilk evresini en çok etkileyen grupların başında Dolorian ve Doom/Death dönemi Katatonia gelir mesela.
28.01.2012
@x, Bir ben sevmiyorum galiba Nattramn ve Silencer’ı.
30.01.2012
@Korhan Tok, zaten Nattramn hakkında bir çok ürkütücü bilgilere sahiptim(Akıl hastenesinden kaçma,antideprasanlarla albüm kaydetme,ellerinin yerine domuz toynağı takma)ama akşam rastgele dolanırken metal-archives de rastgeldim ve biyografisini okudum.Resmen gece gece üç buçuk attım.Bu soğukta sırtımdan soğuk soğuk terler akıttırdı.Böyle adam sevilmez mi Korhan?
http://www.metal-archives.com/artists/Nattramn/7107