# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
KRISIUN – The Great Execution
| 18.11.2011

Zaman, gelişim, yenilik.

Krisiun’u seviyorum. Başlangıç için böyle bir cümle sarf etmem tuhaf kaçsa da Krisiun’un son yıllarda yaptığı albümlerle ekstrem death metal dünyasına kattığı şeyler tartışılamaz derecede iyi olmasının yanı sıra epey fazla. Nasıl eğer canımız hamburger ve patates kızartması çektiğinde Burger King’e (20 yaşından sonra Mc’ye giden adama söyleyecek sözüm olmaz) gidiyorsak, death metal dinlemek istediğimde açıp Krisiun dinleyebiliyorum. Üçüncü şahıstan birinci şahsa ani geçiş yaptım bu süreç içinde. Yani demek istediğim Krisiun dinlenirken “Olm adama bak tam şu saniyede söylediği söz yüzünden bir anda varoluşu sorguladım, gerçekten yaşıyor muyuz? Ben ölünce ne olacak acaba?” tarzı şeyler düşündürtmüyor. Tabi bu durumu beğenen olabilir, beğenmeyen olabilir bir şey diyemem. Bana göre Death Metal’in bu şekilde olması daha uygun gelse de, bu tür haricinde olanları da severim. Çok politik konuşarak sevenin de, sevmeyenin de gönlünü aldığımı sanıyorum.

Grubun hızlandırılmış 10 saniyelik biyografisi: 3 adet Brezilya’lı, sert müzik yapan, hızlı çalmayı seven kardeşten oluşuyor. 1990 yılında kuruldular. 1 demo, 2 EP, 7+1 (bu albüm) 8 adet albümleri var. Century Media’nın göz bebeği olan Krisiun en son 2008 yılında “Southern Storm” isimli albümü çıkartmıştı. Epey çalışkan ve azimli davranarak fazla ara vermeden geçtiğimiz aylarda yepisyeni albümleri “The Great Execution” çıktı. Çıktı da değişen bir şey var mı? yenilikler neler? bunları yazının ilerleyen bölümlerinde anlatacağım. Ekstrem death metal demiştim. İşin biraz daha progresif, teknik yanında olanlar bu türe pek sıcak bakmıyor diye düşünmekteyim. Genel düşünce “bir sürü vuruyorlar da vuruyorlar, bağırıyorlar bu ne ya böyle?” yönünde. Krisiun’u birçok kişi brutal death metal diye bilmekte. Aslında çok da yanlış sayılmaz. 20 yılı aşkın kariyerlerinin yarısından fazlasında dur durak bilmeyerek son sürat kazıdıklarından dolayı gayet normal bir şey. “Works of Carnage” albümünü geçiş dönemi olarak sayarsak, 2006 yılında “AssasiNation” albümüyle oldukça değişim gösterdi. Müziklerinde Latin müzik etkileri, groove elementler göstermeye başladı. Bu nedenle klasik düz kazıma, ayrıntıya, detaya fazla önem vermeyen brutal death metal’dense ekstrem metal demek daha yerinde. Yine de tercih size kalmış diyerek tekrardan politik, olası polemikten uzak tavrımı takınıyorum.

“The Great Execution”, Krisiun açısından büyük değişiklikler taşıyor. Her zaman ki Krisiun olsa da “yavaş death metal” yapabilir hale gelmişler. Grubun esin kaynağı olan Deicide, Morbid Angel etkileri hissediliyor. Son yıllarda önemli Death Metal gruplarından inanılmaz takdir toplaması da cabası. Hate Eternal, Suffocation, Morbid Angel gibi gruplardan övgü almak kolay bir şey değil sonuçta. Turladıkları grupları saymaya bile gerek yok. Hele Trey Azagthoth gibi neredeyse hiçbir death metal grubunu beğenmeyen, ilgilenmeyen bir adamdan iyi yorumlar duymaları yeterli bile denebilir.

Yenilik dedik, övgü dedik albüme geçelim. “Assasination”, “Southern Storm” gibi çok güçlü, vahşi, sağlam prodüksiyonlu albümlerden sonra beklentiler normal olarak yüksekti. Bunu daha ileri götürüp suyunu çıkartmaktansa farklı bir yoldan ilerlemeyi seçmişler. Eskisi kadar amansızca bir kazıma yok. Farklı tarzlara, yönlere gitmeyi başarmışlar. Flamenko gitarları, neo-klasik soloları duyunca epey şaşırttı. Eskiden yaptıkları sürekli senkron haline giden ritimlerden vazgeçmişler. Daha teknik diyebileceğim içerik söz konusu. En azılı kazıdıkları dönemde bile düz ritimlerden kaçınan adamlar, baya oturaklı, olgun bir death metal yapar hale gelmişler. Uzun süredir prodüksiyonunu yapan Andy Classen bu albümü de hazırlamış. Bence Classen’in iyi bir prodüksiyon tarzı var. Enstrümanların oldukça belirgin olduğu, biraz fazla yüksek desibellerde olsa da canlı bir sound katıyor. Belphegor’un, Legion of the Damned’ın albümlerindeki kaliteden görülebilir. Fakat Classen bu sefer değişiklik yapıp daha normal düzeyde ses tonuna sahip, enstrümanların tek tek çıkık sesi yerine daha yayılır hale getirip, müziği bütün olarak ortaya çıkarak bir iş koymuş. Albüm kapağını ise ilk gördüğümde “Conquerors Of Armageddon?” şeklinde bir tepki verdim. Benzerlik baya fazla. Yine de eh işte diyebilirim. Şarkıları incelemek istiyorum. Bu nedenle istek doğrultusunda farenizin dönerini aşağı yönlendirip okumaya devam edebilir veya “bana yetti bu kadar okumak” diyerek başka şeylere yönelebilirsiniz.

“The Will to Potency” grubun ilk single’ı ve açılış parçası, aynı zamanda grubun yeni gidişatı açısından ilk sinyalleri veriyor. Flamenko gitarla yapılan açılış, yavaştan ortama hazırlama ve aniden başlayan kazımayla “İşte bu Krisiun’dan başkası olamaz.” dedirtiyor. Oldukça kaotik vokaller kullanılmış. Sonlara doğru olan genelde Vader-Slayer tarzı çılgınca atılan sololara alışkın olduğumdan, sweeping pick solosu diğer bir yenilik sayılabilir. Blood of Lions” ismi dolayısıyla bana Morbid Angel’ın “Lions Den” şarkısını anımsatıyor. Bu parçada kullanılan “suffo blast’lar”,  “Acaba Suffocation mu dinliyorum?” dedirtti bir anlık. İnanılmaz gaz bir rife sahip. Bu parçada da yine farklı melodik bir solo var. “The Great Execution”, albümle aynı ismi taşıyan, albüm içindeki favori şarkılarımdan birisi. Şarkıdaki yavaşlama ve kalkış anları inanılmaz derecede iyi. 02:25 de başlayan breakdown, ardından giren solo ve rife başlangıç albümün en iyi birkaç dakikasından biri. Diğer bir şahane anı ise 03:47 de başlayan djent’imsi rif ve ardından gelen sololar. “Descending Abomination”, Krisiun’un en yavaş şarkılarından birisi. Birçok grubun yaptığı yanlışlardan birisi olan yavaş şarkı yapayım derken Morbid Angel şarkısı yapma olayından kaçınılmış. Tabi yavaş derken şarkının tamamı yavaş değil. Buna da razı olmak lazım.”The Extremist” isimli parça “AssasiNation” dönemine yakın duruyor. Bloodcraft”a benzer yönleri var. Albümün en Krisiun parçası diyebilirim. Yine Krisiun’a alışkın olmadığım tarzda geçişler mevcut.

Kısacası durdurak bilmeyen-şimdi söyleceğim müzikal terimden nefret etsem de kullanmak zorundayım- kazıma. “The Sword of Orion”; albüm aslında bu noktadan sonra başlıyor benim için. Diğer bir yavaş tempolu parça. Krisiun’un yapmış olduğu en ilginç, yeniliklerle dolu şarkı. Tabi ki bunda en büyük katkı flamenko gitarın şarkıya eklenmiş olması. Kullanılan yerler çok yerinde. Farklı bir atmosfer yaratıyor. Bahsettiğim neo-klasik solo bu parçada. Bana biraz Fleshgod Apocalypse sololarını andırdı. Özellikle bitişine doğru başlayan flamenko gitar & davulun oluşturduğu harmonik birlikteliği tamamıyla fantastik! “Violentia Gladiatore”, sadece ismi bile ilgi çekici. Eğer “Violent Gladiator” olsaydı belki o kadar ilginç gelmezdi ama adı “Violentia Gladiatore”! İsmi haricinde de çok iyi bir parça. Krisiun’un hız ortalamasına göre orta tempoda bir gidişatı var. Bana biraz Sepultura’nın “Roots” zamanını anımsatıyor. Ortasında başlayan ataklarla şaha geçip, sakin bir şekilde bitiriş yapıyorlar. “Rise and Confront”, albümün ikinci single’ı. Yine “suffo blast” var. Diğer parçalarla karşılaştırıldığında biraz sıradan kalıyor. Tabi sıradan demek doğru olmasa da gayet iyi bir parça. Davulların teknik anlamda dominant oluşu söz konusu. En iyi bölümün, nakaratı olduğunu düşünüyorum. Bir sonraki parçadan habersiz olanları hazırlıyor.

“Extinção em Massa”; inanılmaz! Son yıllarda duyduğum en iyi death metal parçalarından birisi. Konuk vokal olarak João Gordo isimli brezilya hardcore/thrash Metalinin önemli bir ismi var. Şarkı sözlerinin Portekizce oluşu ayrı bir manyaklık katmış. Fazlasıyla hızlı, vahşi, dolu dolu bir parça. Misery Index’in “Day of the Dead” parçasına rakip olarak görüyorum. Max Kolesne bazı yerlerde öyle hızlara çıkıyor ki insanın aklı yerinden fırlıyor, “Bu adam böyle çalabilmek için nasıl bir güce, enerjiye sahip acaba?” şeklinde düşünmeden edemiyorum. En azından kulaklıkla dinlerken düşüncem bu yönde oluyor. Kritiğin yarısı boyunca öve öve bitiremeyeceğim bir yapıt. Çığlıklar, böğürtüler insana kulaksal orgazm yaşatıyor. Tabi türü sevenler için. Önemli nokta 03:02.

“Shadows of Betrayal”, beğendiğim, takdir ettiğim diğer bir parça. Grubun şuana kadar yapmış olduğu en uzun, yaklaşık 9 dakikalık bir parça. Albümün kapanış parçası olarak oldukça uygun şekilde hazırlanmış. Sahnede dinleyiciye son şovunu yapıyormuş hissi veriyor. “Black Force Domain”, limitli olarak üretilen albümde bonus olarak gelen bir yeniden kayıt parça. “Black Force Domain” albümüne ait. Yeniden düzenleme olmamış, olduğu gibi çalmışlar. Grubun nereden, nereye geldiğini gösteriyor. İlk albümün ilk parçasıyla, son albümün son parçası olması ilginç olmuş. Bu versiyonundan sonra orijinal hali dinlenince vay canına dememi sağladı.

Albüm hakkında diyeceklerim bu kadarla sınırlı. Bu yıl içinde çıkmış, heyecanlı, yenilenmiş bir Krisiun ve tabi ki death metal albümü dinlemek istiyorsanız doğru bir seçenek olacaktır. “Southern Storm” albümüne not olarak biraz bonkör davranıp 9 verdiğimden dolayı buna 9.5 vererek biraz daha zorlama bonkörlük yaptım. Olsun o kadar.

Exorsexist

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.64/10, Toplam oy: 50)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
Century Media Records
Kadro
Alex Camargo: Bas, Vokal
Max Kolesne: Davul
Moyses Kolesne: Gitar
Marcello Caminha: Akustik ve Flamenko gitarlar (Konuk)
Şarkılar
01. The Will To Potency
02. Blood Of Lions
03. The Great Execution
04. Descending Abomination
05. The Extremist
06. The Sword Of Orion
07. Violentia Gladiatore
08. Rise And Confront
09. Extinção Em Massa
10. Shadows Of Betrayal
11. Black Force Domain (bonus)
  Yorum alanı

“KRISIUN – The Great Execution” yazısına 20 yorum var

  1. M says:

    (20 yaşından sonra Mc’ye giden adama söyleyecek sözüm olmaz)gibi gereksiz atarlı bir cümle hariç,faydalı bir inceleme olmuş.

    pea

    @M,
    Hele Mc Donalds’ın patatesi ve eti daha kaliteliyken , kolasının soda oranı daha azken böyle bir cümle aşırı gereksiz.

    comfortinbrutality

    @pea, burger her türlü sker gerek lezzet gerek sos baağğbında. atara atar gidere gider

    mysh

    @comfortinbrutality, +1

    Burak Canik

    @pea, katılıyorum burger’da dota oynayan arkadaşlarımızla taşağını yaptığımız gibi patates yerine “naix” parmağı yiyceğimize (kendisi oyundaki herolardan biridir, aşşağılık iğrenç bir yaratıktır gerçi iyi anti tanktır akar) mcdonalds’ta leziz patatesler yemeyi tercih ederiz. ha bigking’in ve chicken royal’İn alternatifi yoktur ama mcturco da ayrı sikertir.

    Exorsexist

    @Burak Canik, dota oynayan mı var hala? bunu en son ultima online oynayan arkadaşıma da söylemiştim. Mis gibi League of legends varken…

    hen

    @Exorsexist, mis gibi mi? oehh.

    Burak Canik

    @hen, dota 2 gelene kadar dota’nın yanına yaklaşabilecek bu türde bir oyun yok.

    hen

    @Burak Canik, ee tamam ben de onu diyorum?

    hen

    @hen, ayrıca dota 2 geldi. (“iPhone 5 geldi.”)

    Burak Canik

    @hen, yanlış kişiye alıntı yapmışım abi kusra bakma :D exorsexiste dicektim. oyun çıktımı ya oha gamespot’u bi ziyaret ediyim.

    junkman afatsum

    @M, bence ”20 yaşından sonra Mc’ye giden adama söyleyecek sözüm olmaz” yazıdaki en isabetli yorum son zamanlarda da gördüğüm mantıklı cümleyi kurmuş arkadaş

    Junkie Ghoul

    @junkman afatsum, hahaha katılıyorum. mcdonald’s maskotu bile zaten palyaço, hitap ettiği kitle belli.

    her türlü albay siker.

  2. Itachi says:

    The Extremist yardırır.

  3. caglardurmaz says:

    güzel albüm.güzel kritik

  4. nordson says:

    davullar için 7 verdim

  5. RageDüşmanı says:

    İnceleme daha iyi olabilirdi şarkıların sözleri hakkında hiç bir konuya girmiyorsun şarkıların liriksel temaları hakkındada yorum yaparsan daha güzel olur.
    Not:B.İ.M her türlü s.ker :D

    Exorsexist

    @RageDüşmanı, Krisiun, şarkı sözlerinde içerik olarak çok derin anlamlar işlemiyor. Bu nedenle gerek duymadım. The will of potency’de iradenin gücünden, the extremist’de ekstremizm’den bahsettiğini yazmamın pek anlamı olmazdı (:

  6. Milky Flames says:

    diğerlerine nazaran daha aklı başında ve oturaklı.en iyisi

  7. kantele says:

    Death metal’deki genel tekdüzelik sorununu biraz aşmış görünüyorlar. Özellikle giriş şarkısı çok gaz olmuş. İlerleyen dinlemelerde fikrim değişir mi bilmem ama şimdilik 7.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.