# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CRYPTOPSY – And Then You’ll Beg
| 09.05.2011

Köpeğim olacaksın.

“None So Vile” ardından grup üyelerinin yakalandığı popülizm hastalığının doğurduğu vokalist değişikliği yüzünden Cryptopsy’nin geleneksel death metal seçkinlerince hiç dinlenmemesi gereken bir kâfirlik grubu diye kötülenmesini ele alarak başlayacağım öncelikle. Her ne kadar seçkinlerin önerdiği adabımuaşeret kuralları, hiyerarşik öğeler ve tartışılmaz resmiliklerle aramda muhafazakar bir sadakat ve samimiyet bağı hissediyorsam da, birikintileri fazlasıyla taşırmadıkça açık fikirliliğe bir eğilimim olduğunu itiraf ederek özür diliyor ve baştan kabullendiğim bu günahımı affetmelerini minnetle rica ediyorum.

Deathcore eğilimli vokallerin bu müziğin karmaşık desenlerinin yüzeyini günahkârca çarptırdığını ve geniş kitlelere edepsizce yaranmaya çalışırken kaba saba çığırtkanlığıyla albümün gücünü aldığı biricik estetik temeli sansürlediğini kabulleniyoruz. Ama sırf bunu değerlendirerek çalışmayı tepeden tırnağa itibarsızlaştırmak ve kısmen sansürlenmiş müzikal örüntülere hiç yaşama imkânı tanımamak şipşak bir hüküm olacaktır. Karmaşık ihtişamlılıkta yazdığı harikulâde melodilerle Levasseur teknik death metal müzik kronolojisine yalnız dört çalışma armağan etti, aceleci küçümsemeler yerine şifaları ve tümörleriyle her birini ağırkanlılıkla değerlendirmek sevgi değilse saygı gereğidir.

Geçmiş çalışmalarıyla kıyaslayınca Cryptopsy karakteristiklerinin büyük çoğunluğunun bu kez eşdeğer güçlülükte ve vuruculukta bulunmadığını ama aynı kararlılıkla uygulandığını görüyoruz. Gitarların bedduasal duygularla örülmüş karman çorman tremolo vuruşları, akıl musallatı ahenksiz melodik bombardımanları ve tüyleri diken diken eden sololarıyla keyif buluyor, tuhaf bir caz diliyle konuşan basların eğlenceli slap popları ve ustalıklı perküsyon temelleriyle kafa karışıklığı yaşıyor, dallı budaklı sarmaşıkların kompleksliğine öykünen ve acımasızca üst üste gelen gravity blast’lerin ve blast beat’lerin vuruşları altında kulak zarlarımızın parçalandığına tanık oluyoruz. Maalesef son olarak da çirkin ve münasabetsiz vokallerin çığırtkanlığının albümün güzelliklerini kısmen sansürlediğini görüyoruz.

Kıyaslamayı didikleme merhalesine götürünce grubun geçmiş çalışmalarına kıyasla tuhaf esinlenmeler de görüyoruz. Yer yer İsveç melodikliğine öykünen, yer yer groove’sal lezzetler tattıran ve yer yer cazımsı müzikal oyunlara yaslanan rif organizasyonlarıyla karşılaşıyoruz. Ama albümü oluşturan ölüm betimlemeleriyle dayalı döşeli grotesk riflerin ezici çoğunluğuyla yan yana yerleştirince bu karnavalesk esinlenmelerin tek bir bütünsel imge dokusu içinde yersizleştiğini, stilleşemediğini ve meşrulaşamadığını da bildiriyoruz.

Çığırtkan sansürcülüğünü ve doğaçlama esinlerini eleştirdikten sonra en ağır ve en asli üçüncü eleştiriyi ekliyoruz. Grubun, pasajların kıvrıla büküle birbirlerinin içine dikişlenip raptiyelenmesiyle bütünlük oluşturan şarkı yapılarıyla tertiplenmiş geçmiş albümlerine kıyasla, şarkı yapılarının bu kez düzensiz bir doğaçlamayla yan yana bordalanmışlığı, grubun üstün nitelikli bir öncül karakteristiğini kullanamadığı anlamını taşıyor. Kulaklarımı takıp birbirinden sökülmesi imkansız bir panaromik manzaraymış gibi tasvirlenen bu farklı pasajların oluşturduğu “None So Vile”ı baştan sona tek bir saniyelik bir şarkıymış gibi dinlemek benim için Cryptopsy’nin en haz uyandırıcı niteliği olmuştur her zaman. Bu çalışmadaysa, maalesef, malzemeyi birbirine sarmallama çalışkanlığını bulamıyorum.

“Blasphemy Made Flesh”, “None So Vile” ve “Whisper Supremacy” gibi haşmetli albümlerle bir zamanlar teknik death metalin psikoposluğunu başarıyla üstlenmiş Levasseur’ün bestelediği bu son çalışma ne yazık ki öncekiler kadar kafa uçuklatıcı değil, yine de benim gibi her kıvrımını, her iniş çıkışını, her durağını dinleye dinleye bıkmış kimseler için yatıştırıcı ve korunaklı bir ibadethane sembolüne dönüşebiliyor. Bu sözlerim kulağa avutucu kötümserlikte bir yargı gibi geliyor olabilir ama binlerce alelâde death metal meslektaşlarıyla kıyaslayarak değil, yalnız Cryptopsy kıstaslarınca kıyaslayarak puanladığım için bu hâlâ gayet eğlenilebilir bir albüm olduğu anlamını taşıyor.

Ertuna YAVUZ

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.77/10, Toplam oy: 31)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2000
Şirket
Century Media
Kadro
Mike DiSalvo: Vokal
Alex Auburn: Gitar ve vokal
Jon Levasseur: Gitar
Eric Langlois: Bas
Flo Mounier: Davul, vokal
Şarkılar
1. ...and Then It Passes
2. We Bleed
3. Voice of Unreason
4. My Prodigal Sun
5. Shroud
6. Soar and Envision Sore Vision
7. Equivalent Equilibrium
8. Back to the Worms
9. Screams Go Unheard
  Yorum alanı

“CRYPTOPSY – And Then You’ll Beg” yazısına 12 yorum var

  1. Aeonian_Lich says:

    Bu grubu severim. Albüm’ün kompleksliği kritik yazarının da stilinde etki göstermiş gibi. Ertuna zaten kalemi muzazzam biri, ama bu kritik daha bir değişik olmuş. Cryptopsy’nin müziğinin kritik boyutu ikizi gibi. :)

  2. Exorsexist says:

    cryptopsy’nin en az dinlediğim albümü. kötü prodüksiyon, berbat vokalist, sıkıcı şarkılar = and then you’ll beg. kötünün iyisi olarak shroud ve we bleed var sadece bence. ne levasseur, ne flo, ne de langlois kurtarabilir bu albümü benim için.

  3. Ufuk Sönmez says:

    kritiği okumaya çalışırken, yazarın komplike cümleleri karşısında, abandone olmuş bir kaleci edasıyla “oynamıyorum ben ya” diyip, kritiği okumaktan vazgeçtim. ama beyin kıvrımlarımın labirentlerini hazırladığımda, kritiğin ne kadar iyi olduğunu görebileceğime eminim. şu halde, uzay mekiğine bindirilmiş ve ne olup bittiğini anlamayan bir hayvandan farksızım. şüphesiz ki yazar, çoktan Ay’a ayak basmış olmalı…

  4. b says:

    bu yazı, bu kritik ne kadar çok kitap okunduğunun ve edebiyat ile çok içli dışlı olmanın açık bir kanıtıdır. tebrik ederim.

    mike di salvo

    @b, genelde çeviri edebiyat ile içli dışlı olunmuş zaar, zira yazarın kritiklerinde üzerinde titizlikle çalışıldığı gün gibi ortada olan uzun cümleler yoğun şekilde başka bir dilden “çeviri” kokuyor. acizane görüşümdür.

    mike di salvo

    @mike di salvo, bu arada yazdıktan sonra fark ettim ki cümlemden kritiğin yabancı bir siteden vs. arak olduğunu ima ediyor olduğum anlamı çıkarılabilir. kesinlikle öyle olmadığını peşinen belirtmek isterim. eleştirim sadece uzun cümlelerin sofistike olmak adına zaten güzel olan kritiklerin doğallığına çok zarar verdiğidir.

  5. Th3 Beyond says:

    ben ertunanın yazılarını bir süredir takip ediyordum. çoğunu bilmesem de sırf düzyazısının çekiciliği için okuduğum yazılar vardı. uzun ama özenti değil bence. uzun, içinde bolca tuhaf ama anlamlı benzetmeler bulunan cümleleri sindirmek çok keyif veriyor.

    ama şöyle de bir eleştirim olacak. ben bir doomster olduğum için sitede yayınlanan doom albümlerinin hemen hepsinin kritiğine baktım. fazla da yok zaten sanırsam. yazarın da gerçekten anlaşılıyor doomla bilgisi, ilgisi olduğu. ama doom yazılarında nedense hep otoriter bir ton kullanıyor. bence modern bir eleştiride bu otoriter sesten kaçınmak gerekir. çünkü çok çeşitli görüşler var saygı duyulması gereken. ayrıca insanlar otoriter sesten bıktı, doğruysa bile. eğer gerçekten haklıysa bile yine de otorite tonunu tercih etmemelidir bence. otoriter ton söylediği şeyle öne çıkmaz söyleme tarzıyla öne çıkar. söyleme tarzı ise fikirlerin arkaplana atılmasına neden olur. doom kritiklerinin her birinde çoğunlukla haklı olduğu fikirler varken otoriter tavır takınmaması daha iyi olacaktır bence. öne sürdüğü fikirler daha iyi algılanacaktır.

    mike di salvo

    @Th3 Beyond, ben de özenti kastı olduğunu düşünmüyorum fakat örneğin rastgele seçtiğim şu cümle; “Deathcore eğilimli vokallerin bu müziğin karmaşık desenlerinin yüzeyini günahkârca çarptırdığını ve geniş kitlelere edepsizce yaranmaya çalışırken kaba saba çığırtkanlığıyla albümün gücünü aldığı biricik estetik temeli sansürlediğini kabulleniyoruz.” bende yoğun olarak türkçe’ye de çok hakim olmayan birinin yabancı bir dilden türkçe’ye yaptığı çeviriyi okuduğum hissiyatı uyandırıyor (yazarın türkçe’ye yeterince hakim olduğunu tahmin etsem de.).
    belki de sadece ben öyle düşünüyorumdur.

    SeventhSon

    @mike di salvo, ben direk “of beynim yandı amk” demiştim o cümleden sonra. siz yine iyisiniz.

    Th3 Beyond

    @mike di salvo, bilmiyorum bana son derece akıcı, anlaşılır geliyor. benim yabancı lisanım bile yoktur üstelik. bu arada yeri gelmişken alçakgönüllü görünmek için biz kipiyle konuşmasını da gereksiz olduğunu düşünüyorum.

  6. Ertuna Yavuz says:

    eleştiriler ve övgüler için derin sevgiler, saygılar, kucaklaşmalar.

  7. Exorsexist says:

    gruba Jon Levasseur geri dönmüş fakat bas gitarist Eric Langlois gruptan ayrılmış.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.