# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
Kitap: MUSTAINE: A Heavy Metal Memoir
| 17.04.2011

Göt deliğindeki at nalı.

Göt deliğinde bir at nalıyla doğmuş olmalı.

Bu, tüm yaşadıklarıma rağmen hayatta kalmış olmama dair, zamanında en iyi arkadaşlarımdan biri olan, hatta kardeş gibi gördüğüm James Hetfield tarafından söylenmiş bir laftı. Evet, James haklı; şanslıydım. Belki de kutsanmıştım. Ama göt deliğinizde bir at nalı olmasının diğer bir etkisi daha vardır; o da nalın korkunç şekilde canınızı yakmasıdır; nal, orada olduğunu unutmanıza hiçbir zaman müsade etmez.

Dave Mustaine, metal dünyasının gördüğü en sivri figürlerden biri. Aynı anda binlerce kişiyi sinir edebilen demeçleri, zaman zaman dedikleriyle yaptıklarının birbirini tutmaması, farklı konulardaki tutarsızlıkları, kariyeri boyunca fikirsel anlamda pek çok kez birbiriyle çelişen yönlere kayması, onu kesinlikle şahsına münhasır bir karakter yapmaya yetiyor.

Mİlyonlarca albüm satmış olsa da, stadyumlar dolusu insan her gece bir ağızdan adını haykırsa da, adına imzalı gitar serileri üretilmiş, sayısız müzisyen tarafından en büyük îlham kaynağı olarak gösterilmiş olsa da, hâlâ, hâlâ METALLICA zamanlarından bahsediyor oluşu; veya zamanında Conjuring gibi bir şarkı yazmış olmasına rağmen yıllar sonra Hırsitiyan olması ve bunu hayatının bir numaralı dinamiği yapmış olması da cabası.

Tüm bunlar metal kitlesi tarafından artık kanıksanmış olsa da, Mustaine’in her açıklamasından sonra ona verip veriştirmek, “Bugün yeni bir şarkı yazdım” dese bile, nefis bir sürü psikolojisi eşliğinde “Dave yeter artık sus lütfen!” türünde yorumlar yapmak, bir gelenek halini aldı. Dave Mustaine, yine çok konuşan birkaç kişiyle birlikte, ağzını her açtığında çenesini kapaması ve müziğine bakması söylenen metal ikonlarından biri haline geldi; hem de bileğinin hakkıyla, hem de zaman zaman hakikaten bıktıran ve bir teyze kıvamına gelen, uslanmak bilmeyen dırdırıyla.

Bugün tanıttığımız çalışma, Dave Mustaine’in Joe Layden editörlüğünde yazadığı otobiyografisi, “MUSTAINE: A Heavy Metal Memoir”.

Bence otobiyografi, insanın kendine yakışanı anlatmasıdır. Kimse, hayatını anlatırken yüzde yüz bir objektivite eşliğinde, olaylara dışarıdan bakan bir üçüncü kişiliğe bürünemez diye düşünüyorum. Otobiyagrafi insanlara ne kadar mükemmel biri olduğunu kanıtlama çabası değildir elbet, ama bir insan otobiyografi yazıyorsa, demek ki anlatacağı, insanlarla paylaşacağı türde bir hayatı olmuştur. Bu da demek oluyor ki, otobiyografisini yazan bir insanın genel anlamda başarılı bir insan olması kuvvetle muhtemeldir. Bu sebeple de, anlatılan şeyler, içinde kişinin hatalı veya başarısız yanlarını da sergilese, sonuçta elimizdeki yazıdan çıkacak sonuç, “Ben ne iğrenç biriyim lan böyle, oku bak hayatım boyunca nasıl sıçtım” türünde bir özeleştiri olmaz.

Bu bağlamda, en baştan söylemeliyim ki, zaten uyuz ve egoist bir insan olan Mustaine’in otobiyografisini yazması, başta insanda “Var ya ben ne acayip bir adamım, oku da gör” olarak algılanabilecek bir düşünce uyandırsa da, kitabı okudukça bunun böyle olmadığını görüyor, hatta bunun ötesine geçip çoğu zaman Dave Mustaine’e acıyor, tüm bu metal ikonluğuna, önemine rağmen, Dave Mustaine’in yerinde olmak istemeyeceğinizi anlıyorsunuz.

Okuyacak olanların tadını kaçırmamak adına ince detay vermeyeceğim elbet, ancak kitapta anlatılanlara kısaca değinmek istiyorum.

Hani Dave Mustaine, Big Four muhabbetinden sonra azalmış olsa da, günümüzde bile METALLICA hasediyle dolu açıklamalar yapıyor ve biz de “Adam 50 yaşına merdiven dayadı, metal tarihinin en önemli birkaç grubundan birini kurdu, hâlâ 30 yıl öncesini anıyor, o zamanları anlatıyor, yeter be abicim, hakkaten yeter, unut artık” diyoruz ya; bu kitapta göreceğiniz şey Dave Mustaine’in METALLICA hasedinin, saplantısının asla ve asla bitmeyeceği. Mustaine, zaten hırslı olan karakterinin de yardımıyla, METALLICA konusunda öylesine büyük bir saplantı yapmış ki, kitabı okurken, Mustaine’in bugün bile düşündüğü bazı şeylere hayret etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Kitabı okurken, bu kadar başarılı bir kariyere sahip bir müzisyenin, 30 yıldır yarattığı her şeyden vazgeçebilecek düzeyde bir METALLICA saplantısı olmasına inanamadığım, “Nasıl ya?” dediğim pek çok an oldu.

Kitapta işlenen, hatta işlenen demeyeyim de, kitabın yüzde doksanını işgal eden konu, Mustaine’in neyse ki artık kutrulduğu ama kitabı okuduktan sonra bugün bile tekrardan başlamayacağı konusunda garanti veremeyeceğim uyuşturucu bağımlılığı konusu. Platin plak ödülü aldığınız; dünyanın en büyük arenalarında, dünyanın en büyük gruplarıyla turladığınız; konser sonrasında sahne arkasında sizi onlarca taş gibi kızın çıplak vaziyette beklediği; istemediğiniz kadar çok paranın her gece banka hesabınıza yattığı; gitar şirketlerinin adınızı ürünlerine basmak için kapınızda kuyruk olduğu bir ortamda, Mustaine’in tüm bunları yok edecek boyutta uyuşturucu batağına saplanmış olması, bundan bir türlü kurtulamaması, ışığı gördüğü anlarda bile son anda iradesine yenik düşüp en dibe batması, gerçekten de ibret alınası şeyler.

METALLICA ve uyuşturucu dışında kitapta ağırlıkla işlenen diğer önemli konulardan ikisi, Mustaine’in hiç de normal olmayan çocukluğu ve tabii ki MEGADETH. Çocukluk konusu gerçekten de can yakar cinsten. Onu döven, her fırsatta küçük düşüren, ailesini heiç sallamayan, baya saçma sapan bir babası olması bir yana, sürekli yer değiştirmelerinden dolayı hep “yeni çocuk” olması, bir de doğası gereği uyuz bir insan olmasının getirdiği sorunlar da eklenince, Mustaine daha velet yaşında uyuşturucu satan, nefret ettiği için kedileri ahşap öğütme makinesine atan, spor müsabakaları sonrası havasından geçilmeyen, her fırsatta kavga arayan, kısacası tam dayaklık bir piç olarak insan denizindeki yerini almış. Evet, uyuz bir insan; ama bunu perçinleyen ve katmerli hale getiren ailesel etkiler de göz ardı edilemez. Kısacası bugün sinirimizi bozan Mustaine demeçlerinin tohumları, Dave daha bebeyken atılmaya başlanmış.

Son olarak bahsedeceğim konu ise elbette ki MEGADETH. Kitabı okurken en çok ilginizi çekebilecek şeyler; 1) Mustaine’in bugün başyapıt olarak kabul edilen albümleri yazarken ne düzeyde dibe batmış olduğu; 2) Mustaine’in bugün tanrı olarak gördüğümüz kimi müzisyenlerin “kendine göre” gerçek olan yüzlerini nasıl gözler önüne serdiği.

Dediğim gibi, otobiyagrafi insanın kendine yakışanı yazmasıdır; hele ki Mustaine gibi bir uyuzluk abidesiyseniz. Bu yüzden, kitapta yer alan ve bir şekilde Mustaine’le çekişme içine giren insanların hep haksız taraf olmaları gibi bir durum söz konusu. Mustaine yeri gelince özeleştirisini de yapıyor, veya “Ona çok haksızlık ettim hâlâ pişmanım”, “Tekrar tekrar özür diliyorum” gibi şeyler de söylüyor elbet; lâkin bugün adını duyduğumuzda ceket iliklediğimiz Marty Friedman veye Nick Menza gibi insanların bile çok rahatsız edici yönlerinden kitapta açık açık bahsediliyor. Buna, Nick Menza’nın provalara ve konserlere geç gelmesi veya hiç gelmemesi, dolayısıyla da grubu büyük sıkıntılara sokması, veya Friedman’ın fazla paragöz olması gibi detaylar da dahil.

Yine Mustaine’in 2001 yılında yaşadığı kol sakatlığı ve akabindeki travma da kitapta kendine geniş şekilde yer buluyor. Sakatlığının müziğe devam etmesini engelleyeceğini öğrendikten sonra, korku ve panik içinde karısı Pam’e şöyle diyor Mustaine: “Hayatımdan nefret ediyorum. İşimden nefret ediyorum. Grubumdan nefret ediyorum. Çocuklarımdan nefret ediyorum. Senden nefret ediyorum. Şu anda kendimi asabilmeyi çok isterdim.

Velhasılı kelâm, “Mustaine: A Heavy Metal Memoir”, Dave Mustaine gibi bencil ve sinir bozucu bir insan tarafından yazılmış olmasının verdiği inandırıcılık ve tarafsızlık unsurlarını hep aklınızın bir köşesinde bulundurmanıza yol açsa da, genel itibariyle okuması çok zevkli bir kitap. MEGADETH hayranı olun olmayın, metal dinleyin dinlemeyin, odamıza posterini astığımız, karşımızda görünce çığlık attığımız birinin ne kadar düşebileceğini, nasıl acınası hale geldiğini itiraf edişini açık açık sergileyen bir kitap. Asla ve asla bir böbürlenme ve sağa sola laf sokma değil, aksine kendi “olamayışını” vurgulayan ve kapanışı da bence ne yazık ki inanç dünyasının getirdiği kurtuluşla yapan bir okumalık. Objektif olsun olmasın, gerçekleri bir yere kadar çarpıtmış olsun olmasın, heavy metal tarihinin en yetenekli insanlarından birinin yaşamına, müzik dünyasının karanlık yüzüne ve tüm bu şatafatın dışardan göründüğü gibi olmadığına tanık olmak adına gayet ilginç ve sürükleyici bir çalışma.

Albümün okur notu: 12345678910 (8.09/10, Toplam oy: 94)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
itbooks
Kadro
Dave Mustaine
Joe Layden
Şarkılar
Web
  Yorum alanı

“Kitap: MUSTAINE: A Heavy Metal Memoir” yazısına 48 yorum var

  1. Angel of Deth says:

    oha çok iyi olmuş. kitabı okumadım ama bundan sonra okuyasım geldi. Türkçe çevirisi var mı kitabın?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Angel of Deth, Türkçe’si yok hatta bildiğim kadarıyla İngilizce’den başka herhangi bir dile çevrilmedi henüz.

  2. illuminati says:

    bu sitede bu kitabı okuyan çok az kişi olduğu için fazla oy almayacak gibi duruyor.

  3. Aeonian_Lich says:

    Mustaine hakkında çok fazla şey söyleyebilirim, çoğu da kötü olur. Ama çocuklukta yaşananlar, bunun rüzgarıyla ve içindeki sağlıksız hisleri sanata döktükten sonra o “öfke”ye sarılıp Mustaine’i tanrılaştıran fanların da gücüne güç katması neticesinde bir tornadonun oluşması (özellikle tornado diyorum, zira döngüsel ve içe dönük bir akım bu. tornadonun doğrusal yönde ilerlemesi, iç hava akıntılarına göre son derece yavaş, ve yalpalayan, düz gidemeyen bir yapıdadır). Yani işte neticede de ya yobaz oluyorsunuz, ya aşırı milliyetçi falan bir yaştan sonra. Bu kadar fırtına iyi değil. Fırtına durunca da yıkık dökük bir manzara kalıyor geride. Okuyacağım bu eseri.

  4. Chuck Reis says:

    marty friedman konusunda haksız değil açıkcası. ceket ilikliyoruz falanda, friedman megadethi bir pop rock grubuna çevirmeye çalıştı sonuçta. mustaine riskten sonra eski usül işlere geri dönmek isteyince gruptan s… olup gitti

    Berker İlhan

    @Chuck Reis, +1 severim sayarım ama adam değilsin hesabı

    General Duncan

    @Chuck Reis, s… olup gitmek sana yakışır bu yorumdan sonra.

    marty friedman’a laf etmek ha…

    Seyfullah

    @General Duncan, Bence çok doğru söylemiş Marty Friedman grubu n kendi çizgisinden sapmasındaki en önemli etken.

  5. malavuranga says:

    kritik güzel olmuş, kitabıysa okumam. bu kadar bilgi bana yeter :D

  6. Burak says:

    Dün D&R’da Ozzy’nin kitabının çevirisini gördüm. Umarım yakın bir zamanda Dave’in kitabınında çevirisini görürüz raflarda. Dave için diyeceğim tek şey var; Dave’in çocukluğundan bugüne yaşadıklarını kim yaşarsa yaşasın Dave’in verdiği tepkilerin benzerini verecektir. Çocukken yaşadığı bozuk aile yapısı, bana annemden bile daha yakın dediği James, Lars ve Cliff’in yaptıkları filan gerçekten insanı yıpratıcı olaylar. Dave’de haksız gördüğüm tek olay David Ellefson’ın gruptan atılması.

  7. Cİhangir says:

    Bu adam rock tarihinin en önemli figürlerinden biridir. Suratından güç aldığım bir adamdır saygı duyduğum nadir kişilerden

  8. Exorsexist says:

    güzel bir kitap/biyografi tanıtımı olmuş. bu tür kitap/film/belgesel tarzı tanıtımların daha çok olması gerektiğini düşünüyorum. mustaine’in acıklı hayatına para verip almam fakat e-book olarak okurum şahsen.

  9. Issız Adam says:

    kufurlu baslik genclerimize kotu ornek oluyor, turk ulusuna yakismiyor siteyi dava edecegim yarin kapinizda savci goreceksiniz sasirmayin

    nalbant

    @Issız Adam, bu tip bir kötü örnekten çok etkilendim. Götümdeki nal da acı vermeye başladı. Dava ne zaman sonuçlanır ? Çok mutsuzum.

  10. Bu kitaptan haberim bile yoktu benim okumak lazım.

  11. burak canik says:

    çok güzel bi yazı olmuş kitabı mümkün olan en kısa zamanda “edinicem” yok lan bu sefer cidden alıcam :D

    Chuck Reis

    ingilizcen iyimi bare :D

    Aeonian_Lich

    @Chuck Reis, Yakında bi fan “chicken translation”ını yapar. Bi kaç ay sonra da gerçek çevirisi çıkar bence. :) Aslında emin de değilim. Var mı böyle şeyleri çeviren bir yayınevi hala?

    Chuck Reis

    hahahaha az mı chicken translationlara rastladık zamanında. netten indirdiğim altyazılarda komedi oluyordu.

    - kahve için teşekkür ederim.
    + hoşgeldiniz.

    şaka bir yana yayınevlerinden umut yok. zaten bizim millet kitap okumuyor, bu kitaba ilgi gösterecek metalci kitlede fazla olmadığından çevirilmez bence.

    ama pasifagresif kadrosu kitabın tamamını çevirsin. çaycılığını bile yaparım o ekibin :D

    Aeonian_Lich

    @Chuck Reis, Valla ben çevirirsem çok pis hinlikler yaparım. “Hetfield’in herşeyi kötüydü demiyorum” ları “Hetfield neredeyse her yönden bombok, kötü bir adamdı” lara falan çeviririm. Teşbühte hata olmaz diyerekten, efendime söyliyim “çok emek sarfettim” leri “eşşekler gibi anıra anıra çalıştım” lara çevirerek falan. Daha çevirirken neler yaparım sen düşün. :P

    Chuck Reis

    @Aeonian_Lich, ben sana yeni fikirler vereyim.

    mission 1: die dead enough klip çekimleri

    - daveciğim bu senin çocuklar lars’e ne kadar benziyor hehehe
    + lan yoksa!?

    Aeonian_Lich

    @Chuck Reis, E peki ingilizcesinde ona benzer bişey yoksa, nasıl “çevir kazı yanmasın” yapacağım? Benim örnekler bir bakıma aynı anlamda olduklarından dansözlüğe bile gerek kalmaz. Ama seninki adama “komple” düzenlemek olur. Hapse bile girebilirim lan. :D

    Aeonian_Lich

    @Chuck Reis, Hatta başlığı da “Göt deliğimdeki atnalı” yazıp, editöre falan da rüşvet verip öyle bastırırım. Soranlara da hata olmuş falan deyip kıvırırım. :D

    burak canik

    @Aeonian_Lich, iş ne boyutlara varmış lan okumuyorum tamam :D

    Ahmet Saraçoğlu

    @Chuck Reis, 350 sayfa kitap. işimiz gücümüz var. :)

  12. hakan says:

    başlık her anlamda yardırmış:D

  13. nekropunk says:

    ebay’de en düşük fiyat 20 dolar civarı olmasaydı alıp okuyabilirdim elbet. pdf beni bekler.

  14. Avcı says:

    Yorumlardaki senkronizasyon bitirdi beni.Özellikle ıssız adam’a aynı anda 6 tane fotoğraf gönderilmesi muhteşem olmuş :D

    ayıp lan topunuza!birinizde ıssız adamı adam yerine koyup cevap vermemişsiniz :D

  15. funub says:

    Dave’in fazlaca “iğrenç, itici, kötü, haksız” gösterildiğine inanıyorum. Ciddi konularda söylediklerine katılmasam da ( din, siyaset, sosyalizm vs.) kişisel olarak bence fazlasıya eğlenceli,deli ve özel bir adam. Hem dik kafalı hem de komik. Yani sevilebilir. en basitinden şu kısacık videolarda yaptıklarından dolayı (belki) : http://www.youtube.com/watch?v=sMqH99arTCc
    http://www.youtube.com/watch?v=bSCko3PFkxM
    http://www.youtube.com/watch?v=dQoiw14sm-8
    http://www.youtube.com/watch?v=Fw9ZJaqyAGA

    zakire

    @funub, ben de katılıyorum. onun kişiliği yaşadıkları çerçevesinde oluştu, “the butterfly effect” filmini seyrettiyseniz anlarsınız, filmde yaşananlara göre dört beş gelecek senaryosu yazılıyordu ve her senaryoda karakterler diğer senaryolardan alakasız tipler oluyorlardı, aynen onun gibi. dave aslında normal bir adam olacaktı ama işte. onun yaşadıklarını başkası yaşasa ölürdü.

  16. berkay met says:

    dave bırak uyuşturucu kullan dostum

  17. Dazdinyo says:

    Arkadaslar bu kitabı okumak istiyorum türkcesi cıkmadı hala hatta inglizcesi bile yok daha internetten ceviren yada ingilizcesi olsada internete yükleyen varmı en azına indirip okuyalım

  18. onurtoptas says:

    okumayi yeni bitirdim, insan uzuluyor.

    sirf tanitimda da dendigi gibi denyo otesi bi baba yuzunden berbat bir cocukluk gecirmesi ya da metallica’dan atilmasi degil; metallica’dan ayrildiginda ayni zamanda en yakin arkadaslarindan da ayrilmasi uzucu. adami bence en cok bu uzmus. dusun ki 20-22 yasindan sonra en onemli/sevdigin arkadaslarinla aran aciliyor. sonrasi yalnizlik, depresyon. en kotusu de buydu bana gore.

    spoil etmek istemem ama bir yerde gruptan biri icin kavgaya girecekken; “soylememe gerek yok. o cocuklari cok severdim/en iyi arkadaslarimdi. onlar icin her seyi yapardim” gibi seyler demesi, kitap boyunca da bu gibi seyleri tek tek tum uyeler hakkinda belirtmesi duygulandirici. lars’in kendisini kovdugu gun james’le birlikte otogara gitmeleri, yolda goz goze gelmemeye calismalari ve zorlukla konusmalari, james’ in gozunde yas bizimkini ugurlamasi, otobuste son anda bes parasiz oldugunu farkedip 4 gun boyunca ac bilac bazen bozukluk dilenerek yolculuk etmesi(bu esnada tesadufen otobuste buldugu bir nukleer karsiti brosurden megadeth ismini bulmasi) vs. gibi ilgileneni oldukca etkileyebilecek trivia’lar/sahneler var.

    nordson

    @onurtoptas, teşekkürler bilgilendirdiğin için. kısa zamanda edinip okumak istedim sayende :)

    Exorsexist

    @onurtoptas, doğru söyle, ağladın mı? belki gözünden bir damla yaş?..

    onurtoptas

    @Exorsexist, basta soylemedim biraz acayip kacabilir diye ama tabi agladim abi.:) gozlerim dolu dolu oldu yani, saklamayayim madem. romanlarda bile aglanilir kaldi ki bu gercek bi hikaye. sevdigimiz, muziklerini begendigimiz adamlarin hikayesi.

    bu arada kitabin turkcesini beklemeye gerek yok, cok zor bi dille yazmamis bence; ortalama bi lise ingilizcesi bilen adam biraz sozluk yardimiyla yuzde 80-90 anlayabilir. ha cok asina olmadigimiz kelimeler/deyimler de var fakat dedigim gibi genelde zorlanilacagini sanmiyorum. hem orijinal dilinden okumak iyidir. ustelik turkce cevirisi de yetkin bi elden gelmezse okuma rezil olur, bizim ulkede ceviri olayi sans isi sonucta.. iyisi mi biraz zorlayip ingilizcesini okumak. hem direkt dave’in agzindan. hem de zaten bir sure sonra alisiliyor.

  19. ulaş says:

    turkçe çevirisi yok mu arkadaşlarr?

    Batuhan Bekmen

    @ulaş, Yayınevlerinde çalışan veya sahibi olan 1-2 tanıdığıma önermiş bulundum zamanında haha. Kitle ortada olmadığı için dikkate almadılar sanırım.

    Ulaş

    @Batuhan Bekmen, Bu kitabı okumam lazım ingilizcem varde o kadar iyi degil yani

  20. crowkiller says:

    kitap internette pdf olarak var, 3 mb birşey :)

    sadece 10 sn de buldum, link verirdim ama site formatına aykırı olabilir o yüzden google a kendiniz yazıp hemen bulabilirsiniz

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.