# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CARNOPHAGE – Deformed Future // Genetic Nightmare
| 22.02.2011

Başkentten tavizsiz brutalite.

Grubun ismi üzerinden atılan coşkulu ve muzaffer nidalara rağmen müzik dinleme alışkanlığı pek gelişmemiş ülkemizde samimi dinleyicisinin aslında pek az bulunduğu fazlasıyla biçimlendirilmiş ve özgül bir müzik türünün sıkı bir numunesini bize kazandırmış Carnophage’e olumlayıcı bir kritik yazarken hissettiğim belirsizlik, kuşku ve yenilgi duyguları yalnız bestekârlığı ortalamanın altında kalan Türk gruplarına yapılan ümmetçi desteklerden bıkmış kimi Türk dinleyicisinin, benim de tıpkı diğerleri gibi tarafsızlıktan yoksun birtakım pohpohlayıcı gelenekleri sürdürüyor olduğumu düşüneceklerine yönelik duyduğum endişeden değil, aynı zamanda kimi Batılı grupların sahnelerimize dadanmış başarısız, kulak aşinası, ihtimamlı ve gösterişçi yerli taklitlerinin ve uzantılarının yerli kitlenin gönlünü kazanmak üzere birbirinin sırtını sıvazlamasından da kaynaklanıyor. Yabancı ülkelerde ne kadar uğraşırsa uğraşsınlar asla muvaffak olamayacaklarını bildiklerinden bu gruplar, yalnız derme çatma akorlarla duygulanan ortamcılığa yatkın Batı sembolü travestilerinin gözlerini boyayabileceklerini bildiklerinden kırık dökük İngilizceleriyle yazıp söyledikleri kısmen duygusal şarkıları ve kıyıda köşede kalmış yabancı plak şirketleriyle yaptıkları antlaşmaları ballandıra ballandıra anlatmalarıyla muğlak ve güvensiz bir eleştirel düzlem yaratmışlardır. Bu samimiyetsiz düzlemin üzerinden ancak kritiğini yazdığım bu güzide, sofistike ve donanımlı grubun sanatından kolaylıkla anlaşılabileceği üstünlüklü ve ölçülü teknik kabiliyetini parmakla göstererek ya da kendimin hiçbir grupta çalmadığımı söyleyerek ya da grubun kayıtlı olduğu ismiyle müsemma plak şirketinin adını vererek gelebilirim gibi görünüyor. Plak şirketleriyle ilgilenmeyenler için Unique Leader’ın bünyesinde Decrepit Birth, Psycroptic, Spawn of Possession, Hour of Penance ve Deeds of Flesh gibi kalitesi tartışılmaz isimlerle birlikte anıldığını söylesem yeterli olacaktır.

Carnophage’in mizacı ağırlıkla Deeds of Flesh ve Suffocation gibi Amerikan brutal teknik death metal canavarlarının hiperteknik devinimli ahtaptomsu karmaşıklıkta müzik yazımına yönelmiş gruplarıyla benzerlik taşıyor. Bu grupların prodüksiyonları hakkında fazla bilgisi olmayan kritik yazarlarının grubu boğuk tınısı yüzünden eleştirmesi haklılık içermiyor, çünkü enstrümanların oldukça dinlenebilirliğine ve birbirlerinden ayırt edilebilirliğine rağmen kalın tınıları bu türün en isabetli, en olgun, en oturaklı tercihi olmuştur her zaman. Buna rağmen gitarların yer yer inleyen tiz armonilerinden boğuk bas dizelerine kadar müziğin her bir ayrıntısını didiklememize engel olmuyor bu yoğun atmosferik tını.

Enstrümanları üzerindeki tartışılmaz hakimiyetine ve labirentimsi karmaşıklıkta peş peşe gelen meluni işçilikle süslendirilmiş riflerine rağmen grup, bu türün geleneklerine sırtını yaslamayı alışkanlık edinmiş birçok küresel meslektaşıyla kıyaslandığında müziğinin alışılabilirliği, sindirilebilirliği ve eğlenilebilirliğiyle onlarla arasına heybetli bir resmiyet koyuyor. Dolayısıyla albümün güzelliğinin altını çizerken hastalıklı, brutal ve meşum gibi içi boş atmosferik niteliklerden ziyade müzikal malzemenin çekiciliğine, kafa tırtıklayıcı oyalayıcılığına ve hatırda kalıcı bağımlılığına vurgu yapmak gerekiyor. Carnophage, brutal death metal gruplarının büyük çoğunluğunun aksine türün kalıplarını, ritüellerini ve ayrıntılarını hadım etmekle yetinip müziği başarılı yapan en temel öğeyi, yani nota dizilerinin vuruculuğunu ve etkileyiciliğini rezil ve gülünç bir biçimde unutan gruplardan merhale merhale yüksekte bir bestekârlık algısına sahip, dinleyicisini işitsel orgazma yöneltmeyi hedeflemeyi zekice kavramış, işinin aslen ve hakikaten ne olduğunu unutmamış bir grup.

Nefes aldırmadan üst üste gelen tonlarca ve tonlarca catchy tremolo vuruşlar, melodik sololar ve müzikal arpejler bizi bizden alıyor.
Albüm her ne kadar otuz dakika civarında sürse de kısa kıtalı hikâyeci şarkı yapılarıyla bünyesinde muazzam bir üretkenlilik ve süreğen kalitede ilerleyen bir zenginlik barındırıyor. Çeşitlilik gösteren, öncekini güdük bir formülatiklikle takip etmekten ziyade kılı kırk yaran bir ayrıntıcılıkla yeni arayışlara yönelen ve hep eğlendirici kalmayı sürdüren müzik oyunlarını barındıran kıtacıklar bizi sürekli aynı şeyi dinlediğimizi hissettirmekten alıkoyup bir diğer şarkıya teskin edici bir rahatlıkla geçmemizi sağlıyor.

Bazı duygusal arpejler, şarkı sözlerini okumakla yetinen sıkıcı bir kambur nitelik taşımaktan ziyade isabetlilikle müziğe perküsyon kazandıran Suffocation tapınırcısı vokaller, türe yabancı güzellikte tonal sololar, doğu ezgileri barındıran kimi şaşırtıcı rifler bize grubun birçok müzik stiline duyduğu ilgiyi gösterirken kendini türün jenerik ve sıkıcı kopyalarıyla olan tıknaz bağlantılarından tecrit etmesini de sağlıyor.
Şarkı sözleri gore temalardan kaçınıp siyasi, kültürel ve toplumsal eleştirilere odaklanıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne yönelik siyasi fikirlerini röportajlarda açık açık söylemekten çekinmeyen grup, bu fikirlerini yer yer şarkı sözlerine de dahil etmekten geri kalmamış; Clandestine Depravity, bir grup üyesinin söylediği üzere, sözkonusu siyasi partiyi eleştiren şarkı sözleri içeriyormuş. Ancak teknik death metalin gelmiş geçmiş en büyük tanrılarından Muhammed Suiçmez’in de söylediği üzere müzikle ifade edilince sevimsiz bir zihin yıkama amacı taşıyan bir söylem haline bürünüp sanatın kendine zarar verdiğine inandığım bu tür sözler NSBM türü grupların aksine Carnophage’de Suffocationvari soyut ve düşünsel bir nitelik taşıyor, doğrudan bir hedefe yönelimli siyasi bir zihin yıkama aygıtı olmaktan ziyade her ülke vatandaşının anlam çıkarabileceği sosyopolitik genel bir zihniyete yönelik kapsayıcı ve tümelleştirici bir eleştiri kılıfına dönüşüyor. Gırtlağımızdan aşağı tıkıştırılmaya çalışılan özgül bir fikir curcunası yok.

Bu kadar olumlayıcı ve övgü dolu lafın ardından Türk gruplarına yönelik tarafsızlığımı ve grubun bayıla bayıla, kendimden geçe geçe dinlediğim müziğine duyduğum samimiyetimi belirginleştirmek adına bu türü bir matematikçi titizliğiyle seven kişilere oldukça gereksiz görünecek bir eleştiri yapma ihtiyacı hissediyorum. Carnophage’ın ilk albümü her ne kadar yukarıda değindiğim kimi özgün ve orjinal niteliklerine rağmen, teknik death metal türünün klasikleri ya da başyaptıları yanında anılacak bir albüm değil. Ancak bunu biraz isteksizlikle söylediğimi hissediyorum, çünkü ilk albümleri olmasına rağmen müzikal malzemesi bu kadar kaliteli ve eğlendirici bir müziği doya doya sindirirken grubun bana yaşattığı işitsel zevk dolu dakikalara ihanet ettiğimi düşünüyorum. Albümün içeriğinin üretkenliği, zenginliği, çeşitliliği ve çarpıcılığı bana aslında aşırı özgün, deneysel ve devrimsel olmanın o kadar da gerekli bir şey olmadığını söylüyor. Sadece bu türü seven müminlerin okuyacağını bilsem ‘muhteşem bir Suffocation/Deeds of Flesh ibadeti’ diye betimleyeceğim bu yorumu hiç hoşlanmadığımı söylediğim Türk metal camiasına yönelik histerikli alışkanlıklardan uzak olduğumu göstermek için irdeleye irdeleye belirttiğim için bu türden hoşlanmayanlarda yanlış bir izlenim uyandırmamış olduğumu umut ediyorum.

Ülkemizin kıt, kısır ve külfetli ekonomisinden ötürü maalesef gelişememiş ve kuvvetle muhtemelen uzun bir süre de gelişemeyecek çeşit çeşit alt kültürlerinden nasibini alan metal muhitimizden kaliteli grup çıkma olabilitesi, üstelik teknik death metal gibi gerek kabiliyet, gerek eğitim, gerek saplantı, gerekse de bakış açısı icap ettiren bir türde kaliteli grup çıkma olabilitesi, yalnız kişisel ayrıcalıkların getirdiği gücün Carnophage gibi belli başlı birkaç elit müzisyenin elinde toplanması ihtimaline kaldığından, grubu müzik anlayışından yoksun bir bilgisizliği ve kısa menzilli melodik müzikten ötesinden zevk alamadığını gözler önüne serercesine kötülemek, yalnız bizi onların müziklerini dinleme zevkinden mahrum kılar. Bu aşırı biçimlendirilmiş ekstrem müzik türünü herkes sevmek zorunda değil kuşkusuz, ama bizim desteğimize sanatsal düzlemde hiç de ihtiyacı olmayan Carnophage’i kötülemek, bu albümü zaten çoktan keşfedip dinlemiş olan müzik dinleme alışkanlığı zengin ve gelişmiş Batı dinleyicisinin yanında bizim ne kadar ilkel ve bayat kaldığımızı göstermekten öteye gitmeyecektir.

Ülkemizin kötü şartlarından ötürü hayatları boyunca bir baltaya sap, bir penise kıl ve bir göte pire olamamış ve olamayacak kimselerin kendi çaresizliklerine, yeteneksizliklerine ve eğitimsizliklerine duyduğu gnostik inançtan ve sosyal çevrelerinde hep kendi gibilerini görmeye alışık olmalarından hareketle genelleyici yanlış tahayyül analogları içselleştirdiklerinden ötürü, bütün Türkiye’yi kendi gibi hezimet dolu yaşamaya mahkup görüp hiçbir Türk’ün hiçbir zaman başarılı bir şey yapamayacağına duydukları o bükülmez aşağılık duygusundan ötürü, muhakkak Carnophage üyelerinin de kendi gibi ‘Türkler’ olduğunu sanıp, onların müziğini, yani kendilerinin icra ettikleri yanılgısına kapıldıkları Carnophage’in müziğini küçümsemek için kendince haklı ve isabetli görünen bir şeyler söyleyeceklerdir hiç kuşkusuz.

Üçüncü dünya ülkelerinin kendi milletini akılsızca aşağılamayı alışkanlık edinmiş bu alaycı tiplerden bizim muhitimizde örnekleri çeşit çeşittir. Onları pek dinlemeyin derim ben.

Ertuna YAVUZ

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.05/10, Toplam oy: 73)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2008
Şirket
Unique Leader
Kadro
Oral Akyol: Vokal
Mert Kaya: Solo gitar
Berkan Başoğlu: Gitar
Bengi Öztürk: Bas
Onur Özçelik: Davul

Berkay Demirer: Konuk solo
Şarkılar
1.Deformed Future/Genetic Nightmare
2.Bone Nails
3.Harmlessly Eaten
4. Blood Commander
5. No One Forgotten
6. Corpsefield
7.Clandestine Depravity
8.Anomalistic Resurrection
  Yorum alanı

“CARNOPHAGE – Deformed Future // Genetic Nightmare” yazısına 41 yorum var

  1. Deon says:

    Okurken cidden albüme olan sevginin ne denli olabileceğini de yazar kendi cümle ve kelime işçiliğiyle, tüm ayrıntılarıyla göstermiş. Ellerine sağlık diyorum. Genel anlamda fazla fazla göndermeli, eleştirsel ve daha çok kritikten ziyade makale gibi olmuş. Ben cidden çok beğendim çünkü bu tarz mesajları dediğiniz gibi “muhit”in çok ihtiyacı var. Umarım dikkatle okuyup küçücükte olsa bir şey kapmayı becerebilirler. Yazılacak o kadar çok şey var ki, o kadar çok gidilecek yol var ki sizin de bu konuda dolmuş olduğunuz çok belli. Uğraşılsa bu kadar mükemmel eleştirilebilirdi camia galiba. Kelimeler özenle seçilmiş, Carnophage zaten bir harika. Leziz.. Tekrar elinize sağlık..

    Ertuna Yavuz

    @Deon, sizin gibi müzisyenleri muhitte daha fazla görüp böyle paragraflar yazmaya gerek kalmaz bir gün diye umuyoruz efendim.

  2. Burak Canik says:

    yalnız şirket sağlam, kapak sağlam, yazı daha da sağlam, e sanıyorum müzikte muhteşem olmalı :D hemen “ediniyorum” ellerine sağlık ertuna yavuz.

    gorextasy

    @Burak Canik, evet müzik de muhteşem olmasa da idare eder.

  3. Berker İlhan says:

    Dinlediğim en iyi Türk gruplardan birisi kendileri, Onur askerden dönsünde artık yeni albüm çıksın yahu :)

  4. b says:

    bu grubu hem müziğinden hem de böyle kaliteli bir plak şirketiyle anlaşmış olmalarından ötürü kutlarım. carnophage ne istediğini bilen inandıklarından taviz vermeyen ve hep çalışan, konserleri de zevkli geçen bir grup. türkiye’de metal müzik için ciddi çalışan bu topluluk ikinci albüm için hazırlık yapıyordur umarım.
    yazı için de bir şey söylemeye gerek yok. bir ertuna yavuz klasiği.:)

  5. dombili says:

    öncelikle kritik bence inanılmaz güzel olmus (yer yer cok uzun cümleler beni yormus olsa da).

    carnophage elemanlarının inanılmaz derecede idealist olduklarını düşünüyorum ki gerçekten de türkiye gibi bir ülkede, extreme müzik konusunda başarılı şeyler yapmak isteniyorsa bu biraz gerekli.cenotaph,decimation,carnophage in sahne aldıgı bir konser bile (bileyi, bu 3 grubun türkiye sınırlarındaki en saglam 5-6 extreme metal grubundan biri oldugunu düşündüğüm için kullandım) mekanı dolduramıyorsa yapılabilecek şeyler bayağı bir kısıtlı oluyor sanırım.

    her neyse albume benim puanım 10, belki de ben de objektif bakamıyorum bu konuda ama ne yaparsam yapayım aklıma türkiyeden cıkmıs olmasının zorlugu geliyor.ayrıca bekliyordum kritiği bu sitede iyi oldu.

    umarım bir ara decimation ın son albumunu de (anthems of an empyreal dominion) burada görürüz.

  6. Ertuna Yavuz says:

    ben de okuduğunuz için teşekkürler ederim.

  7. kantele says:

    Yav bi anime vardı metal grubu olmuşlardı, albümleri falan çıkmıştı adamların. Onlara benziyor sanki bu.

    kantele

    @kantele, hatırladım yav Dethklok. Aynısı valla. Bu kadar methiyeler dizilecek ne özelliği var şimdi bu grubun? Ha pardon adamlar Türk olmalarına rağmen çok hızlı çalıyorlar ve az çok bişeye benziyor çaldıkları şeyler. Ne kadar övsek azdır şimdi bunları.

    heat

    @kantele, carnophage’i henüz hiç dinlemedim ama Dethklok’un ilk albümü geyet taş bi albüm

    dombili

    @kantele, dethklok ile hiçbir alakası yok bana göre.

    “Ha pardon adamlar Türk olmalarına rağmen çok hızlı çalıyorlar ve az çok bişeye benziyor çaldıkları şeyler. Ne kadar övsek azdır şimdi bunları.” değil mi ? normalde türk gruplarını gerçekten (türk olmadıklarını düşünerek) de sevebilme ihtimalimiz hiç yok !?

    ben böyle bir hakkımızın (kendi ülkemizde cıkan grupları övebilme) alındıgını düşünüyorum su günlerde zira direk tokat gibi yukarıdakine benzer yorumlara maruz kalıyorum (milliyetçi olacak son insanlardan birisi oldugumu belirtmek istedim bu arada nedense..)

    “Bu aşırı biçimlendirilmiş ekstrem müzik türünü herkes sevmek zorunda değil kuşkusuz, ama bizim desteğimize sanatsal düzlemde hiç de ihtiyacı olmayan Carnophage’i kötülemek, bu albümü zaten çoktan keşfedip dinlemiş olan müzik dinleme alışkanlığı zengin ve gelişmiş Batı dinleyicisinin yanında bizim ne kadar ilkel ve bayat kaldığımızı göstermekten öteye gitmeyecektir.”

    bilmiyorum okudunuz mu ama yukarıdaki kritikte geçiyor.

    Berker İlhan

    @kantele, saçmalarden seçmeler kusura bakma ama..

    kantele

    @Berker İlhan, ben bir ışık göremedim adamlarda. Yeni bir şey koymamışlar ortaya. Zaten olan birşeyi olabildiği kadar yapabilmek benim için bir anlam ifade etmiyor. Binlerce grup var, Türk olması ya da olmaması benim için önemli değil. Bu kadar grubun arasından sıyrılmak da kolay değil. Pentagram bunu başarmış mesela, onları övelim öveceksek.

    Ahmet Saraçoğlu

    @kantele, sevip sevmemek ayrı bi konu tabi ama, 1 albüm çıkarmış ve türünün önemli şirketlerinden biriyle anlaşmış yepyeni bi grup varken, 5 tane albüm yapmış 25 yıllık bi grubu överek neye katkıda bulunabileceğimizi anlamadım.

    bi ışık olmasa unique leader adamları hayrına kadrosuna katmaz bence.

    coregoremorecybershit

    @Ahmet Saraçoğlu, Şu sitede yerin dibine sokulmuş ne cevherler varken, grubu savunmanın bağlı olduğu plak şirketi üzerinden yapılması da iyiymiş.

    Ahmet Saraçoğlu

    @coregoremorecybershit, “yerin dibine sokulmuş cevher” dediklerinden örnek verirsen hatamı görmüş olurum ama, yukardaki yorumu grubun iyiliğinin bi kanıtı olarak demedim tabii ki.

    türün önemli şirketlerinden birinin grubu kadrosuna katmasının bi referans olduğunu söyledim sadece. grubu savunmak için sebep aramıyorum, albümü dinlemişliğim dahi yok. Ama Unique Leader’ı biliyorum ve pek öyle boş grupla iş yapmadıklarını biliyorum. zaten üstteki yorumda da “bence” dedim.

    ama cevherleri merak ettim cidden.

    coregoremorecybershit

    @Ahmet Saraçoğlu, bence deyip eleştirilerden sıyrılmak da moda oldu ya herneyse..

    O “cevher”lerin çetelesini tutmuyorum ben de ama düşük puan verilmiş ve yorumlarla da bi güzel cilalanmış bi sürü kritik denk geldi şurda. Sonuçta albümü olan grupların çoğunun bağlı olduğu plak şirketi sağlam grupları barındırıyo bünyesinde.

    Ahmet Saraçoğlu

    @coregoremorecybershit, eleştiriden sıyrılmak için demiyorum bence diye. grupla, albümle bi ilgim yok, bence mantıklı olan bu demeye çalıştım. Eleştir istediğin kadar, kendi sitemde eleştiriden sıyrılıp nereye kaçacağım ki. :)

    Şirket konusunun öne çıkması garip aslında dediğin gibi, ama Türkiye’de o kadar alelade grup varken, yaptığı türün önemli şirketlerinden biriyle anlaşan yeni bi gruba olumsuz yaklaşmak/olumlu yaklaşmayı yadırgamak garip geldi bu muhabbetlerin genelinde.

    coregoremorecybershit

    @Ahmet Saraçoğlu, Senin için demedin ben de onu geneleydi ” bence” muhabbeti. Uzun zamandır da Türkiye’den çıkan alelade bi gruba rastlamadım. Rastlamak gibi bi beklenti içerisine de giremiyorum ne yazık ki.

    Ahmet Saraçoğlu

    @coregoremorecybershit, aslında muhtemelen bambaşka şeyler düşünmüyoruzdur bu konularda ama böyle parça parça konuşunca sanki büyük bi fikir ayrılığı varmış gibi oluyo. :) alelade diyerek kötü, tırıvırı demek istemedim. henüz isim yapmamış gruplardan bahsediyordum.

    CARNOPHAGE “Deformed Future” review diye aratınca, yabancı siteler de en az 6, en yüksek 8 vermişler albüme.

  8. Phoenix wright says:

    lafım herkese diil ama ne kadar luzumsuz herif varsa toplanmış gene buraya.kritik dahil kimse gruba allah mallah diye ovmemiş.efendi yorumlar yapılmış.hakkını veren pozitif şeyler söylenmiş ama ne kadar saçma adam varsa bundan bile rahatsız olmuş,dayanamamış hemen bok atmış gruba ve albüme.türk metalcisinin alayı mal yeminle.o cevheri bilinmemiş dediğiniz albümler de yarrak gibidir kesin.sinir ettiniz adamı.bu site kadrosu da muhteşem ayrıca gördüklerim arasında en olgun degerlendirmeleri yapıyor.

    coregoremorecybershit

    @Phoenix wright, puhahahahaa

    Ugur

    @Phoenix wright, “türk metalcisinin alayı mal yeminle.” hayatım boyunca duyduğum en yerinde tespitlerden bir tanesiydi.Teşekkürler.

    /thread.

    Mahmut

    @Ugur, türk “ergen” (-24) metalcisi için doğru bi tespit bence de.Teşekkürler.

    Ugur

    @Mahmut, Mal olmanın yaşı yoktur.

    arcturus

    @Ugur, Uğur seni burda gıcık olduğum postlara karşı yolladığın başarılı cevaplardan dolayı tebrik ediyorum. Takipteyim, kaçtır hangi posta uyuz olsam er geç bir cevap geliyor senden. keep up the good work mate.

  9. coregoremorecybershit says:

    benm de söylediklerimin bu albümle ilgisi yok diycem de iyice alakaya maydanoz olucak :)Onlarca kez dinlemişliğim var albümü. Yerli gruplara köstek olma zihniyetindeyse hiç değilim. Çoğu insanın yaptığının aksine de ilk fırsatta “satın” almıştım Carnophage albümünü. Albümdeki tür grubun kendi türü değil sonuçta. Pek çok örneği olan bu türün zincirindeki bir halka. O yüzden de bu kadar övgünün abartılı olduğu inancındayım. Yorumlarında biraz olumsuza kaçanların da bu tür bi beklenti içinde olmaları muhtemel değil midir? İfade özürlü bi millet olduğumuzu da eklemeden edemiycem bu arada.

    dombili

    @coregoremorecybershit, bu tarz müziklere meraklı olup, albumu dinleyen bir adamın 8/10 puanını, yukarıdaki yorumları abartı bulmasında bir sorun yok bana göre ancak “hızlı calıyorlar o kadar ne olacak ki yani” tarzında bir eleştiri yapıp bu albumu seven insanları abartıyor olarak görmek apayrı bir durum bana göre.

    bu konuda, bu tarz bir eleştriyi pek hoş karşılamıyorum açıkçası zira her türk grubu illa ki türk oldukları için sevilecek diye bir şey yok.yaptıkları işler güzel oldugu için de sevilebilir.bazı kişiler böyle bir ihtimali gözardı edip, lan bok gibi şeyi sırf türk diye seviyorlardır kesin düşüncesine getiriyor.

    açıkcası genel olarak ülkemizin küçük başarıları cok büyüttüklerini ben de kabul ediyorum.bilimde her yıl trilyon tane gelişme olmasına ragmen bir türk bir şey buldugu zaman mesela sanki dünyayı yerinden değiştirecek bir şey bulunmuş gibi basında yer alıyor (x üniversitesi ögrencileri … buldu gibi).

    ancak her şey için böyle bir ön yargı da oluşturmak bana dogru gelmiyor çünkü cidden güzel şeyler de cıkabilir bu ülkede.

    bundan 12-13yıl önce mesela hidayet için “muhteşem oyuncu, ilerde yıldız olur” diyenlere eminim bu mentalitede cogu insan “yok abi ya avrupada ondan cok daha iyi onlarca oyuncu var” diye cıkıs yapmıstır.hidayetin güzel oynuyor olması için bir kobe bryant ya da bir lebron james olması gerekmiyor.ben hidayetin cok iyi oynadıgı dönemlere şahit oldum o dönemlere 10/10 da veririm abarttıkça abartırım da.unutmadan hidayet de sadece oradaki zincirde herhangi bir halka.

    bu konuyu bu kadar uzatmak ve yukarıdaki gibi örnekler vermem belki biraz komik gözüküyor su an bilmiyorum ama umarım söylemek istediklerimi anlatabilmişimdir.(gece uyuyamadıgım için yazmak istedim uzun uzun)

  10. burak canik says:

    bu ülkede bir bok olmuyorsa bu kadar ahmakça bir tartışmanın dönmesi gibi sükten püften sebeplerden oluyordur arkadaşlar. ve aynı şekilde bu ülkede bazı konularda bir bok “olabiliyorsa” bu ahmakça tartışmalara hiç girilmemesi/göz ardı edilmesi sayesinde olabiliyordur.

  11. Comos1 says:

    grubu da albumu de turu de sevmiyorum diye simdi ben bati ozentisi travesti mi oluyorum, tasrali mi oluyorum yani? katatonia, dark tranquility,opeth bir tek turkiyede mi dinleniyor? kritik yazari hangi ulkede yasiyor tam olarak bunu ogrenebilir miyim? turkiyedeki metalcilere bu nefret neden, hele metal uzerine olan ve turkce olan bir sitede? tuhaf bir kendi kendiyle celisme durumu goruyorum ben. hem ingilizce ceviri de yapiyor, niye ove ove bitiremedigi yabanci metal sitelerine kritik yazmiyor, bize gulup kendi halinde yasamiyor? birilerine kendini gostermenin, bana bakin ben bunlarin alayindan ustunum siker atarim entelim avrupaiyim kolejliyim diye sidik yaristirmalarin amaci ne?

    su muzigi dinliyorum ve hicbir keyif alamiyorum. hatta death metalden tumden keyif alamiyorum. bana cok duygusuz geliyor ki zaten oyle. simdi yeteneksiz,gereksiz, asagilik, cahil biri mi oluyorum? bu basit bir zevk ve renk meselesi. ulkemizin kulfetli ekonomisi diyor, sonra ulkemizde metalciler aptal diyor, sonra asagilik duygusu diyor. elif safaktan kose yazisi mi okuyorum album kritigi mi sasirdim. yazinin buyuk cogunlugu turkiyede siyah giyen insanlara kimliksiz, cahil etiketi yapistirmakla geciyor. napicak metal muzik seven biri salvar giyip takke mi takacak? yoksa once gen kodlarini degistirip beyaz avrupali mi olacak metalci olmasi icin?

    bu yazinin altindaki tartismalari hic okumadan yaziyorum bunlari. lafim kritik yazari disinda kimseye degildir. nokta.

    Batuhan Bekmen

    @Comos1, Bence bi yanlış anlaşılma dönmüş burada. Ertuna’nın ağdalı ve direkt bi dili olduğu malum, bunun da bu gibi olaylara mahal vermesi olasılığı yüksek ama yazıyı tekrar bir gözden geçir derim. En azından ilk cümleni tekrar değerlendirmek amacıyla.

    En fazla “grubun sanatsal boyutta bizim eleştrilerimize ihtiyaç duymadığı” konusunda bazı sorunlar yaşanabilir, ancak “gelişmiş batı dinleyicisi” gibi tanzimat tandanslı (aslında genel anlamda bakıldığı zaman gayet doğru, sadece direkt lafa alışık olmadığımızdan kaynaklandığını düşünüyorum bu ürkme durumunun) laflar göz ardı edildiğinde olayın gerçek hedef kitlesi rahatlıkla anlaşılabilecektir bence.

    Öncelikle sakin olmalıyız.

    Ertuna Yavuz

    @Batuhan Bekmen, eleştirilerine değil de sanatsal düzlemde desteğimize dedim. maddi olmasa da (konserlere katılım vs.) sanatsal düzlemde desteğimize ihtiyaçları yok kendi başlarına istedikleri deneyselliklere girebilirler, kendilerini zorlayacak bir bakış açısı kazanmışlardır eminim, uğraşmak istelerse de başarabilirler, ne kadar zaman alacağı malum tabii… ama eleştirilmeye gerek, ihtiyaç yok demedim.

    Ertuna Yavuz

    @Comos1, ben grubu ya da türü sevmeyenlere öyle bir şey demedim. grupla ilgilenmiyorum demişsin, ilgileniyor olsan tartışmaları biliyor olurdun. şöyle ki, kimi türk metalcisi grubun Unique Leader ile yaptığı antlaşmaya torpil dedi, boktan dedi, ben de cumartesi akşamı evde oturup böyle albüm yaparım dedi… kafamda yalnız o kimseler vardı. ben de carnophage yeni bir metal tanrısı falan demedim ama hiç de böyle itin götüne sokup çıkarılacak bir grup da değil anlattıkları gibi. özellikle onlar vardı kafamda.

    batı travestisi meselesine gelince. birkaç sene önce sık sık kadife sokakta, namı diğer kadıköy barlar sokağında takılırdım. (bu arada TR’de, ist’te yaşıyorum). belli bir arkadaş grubum vardı sadece onlarla takılırdım. o ortamlarda belki bulunmadığın için bilmiyorsun, metal müzikle uzaktan yakından alakası olmayan, sulu pop/rock hatta pop dinleyip ortam olsun diye en ağır black metal gruplarına öykünen makyajlarla yüzünü gözünü apukurya maskarası gibi boyayan, baştan aşağa siyahlar giyen, metal müzik dinlemeyen ve sevmeyen, ama tesadüf eseri bir opeth akustik parçası (akustik diyorum) ya da anathema – angelica (ben de çok severim ama artık seviyorum demekten korkar hale geldim) duymuş tiplerle dolup taşardı, maalesef hala da öyledir. metal/rock müzik çalan barları kimlik sorunlarıyla yüklü bir sosyalleşme mekanı olarak doldurmakla kalmıyor bu tipler konserlerde, festivallerde de ne yazık ki bulunuyor. ali akay’ın İstanbul’da rock hayatı diye bir çalışması var, okumanı öneririm. orada ince ince anlatılıyor bu örnekler. batılı ülkelerdeki barlarda, festivallerde bu durumların görülmediği söyleniyor kitapta, ama bu ülkedeki taşralılıktan utanç, kimliksizlik vs sorunları nedeniyle bu kimselerin kendilerini böyle kalıplara soktuğu söyleniyor.

    ben de eskiden yıllarca siyah giymişliğim vardır, yazıda hiçbir yerde siyah giyinmekle ilgili bir şey söylemedim, hala da sevdiğim grupların hoodielerini falan giyerim arada bir. siyah giyen birini görünce yadırgamıyorum. müziğe olan sevgileriyle kendilerini tanımladıkları için, bu sevgi dışarıya taştığı için onları görmekten, aynı müziği dinlediğim birilerini görmekten memnun oluyorum. ama bu ülkede üçüncü dünya ülkesi olduğumuzdan belki bu yukarıda anlattığım tuhaf bir ‘sahte’ kitle yaratıyor ve sahte kitlenin sayısı da epey fazla, onun için hiç emin olamıyorum. katatonia, anathema vs. o grupları dinlemenin elbette bir sakıncası yok, ben de dinliyorum, ama bu sahte kitle ‘sadece’ o grupları ‘sadece’ yüzeysel anlamda dinleyip marilyn manson gibi giyinmeye başlıyor. ister istemez bir alt-kimlik türünün değerini düşürmüş oluyorlar. kimin dürüst olup olmadığı da ne yazık ki alınlarında yazmıyor.

    ben çok entelim siker atarım gibi tavırlar takındığımı düşünmüyorum. bu kadar kirli, pespaye bir kitle varken küçümsememek ve iğrenmemek elde değil ne yazık ki. bunu sınıflarla bağdaştırarak da söylemiyorum ama biraz bağdaşıyor ister istemez. sözgelimi taşralı demişsin. taşralı insanlara karşı bir şeyim yok. ama taşralı biri tek bir şarkı duyduktan sonra bir anda ortamlara akıp kimliğimi buldum sanınca göze batıyor, tıpkı tam tersi bir örnek, sözgelimi burjuva olup kendini üstünlüklü hissetmek için liberal olmaya karar veren bir beyaz türk’ün ‘ben sırf liberal olduğum için kürt bir kızla/çocukla sevgili olacağım!’ tavrının göze batması gibi.

    bunları özellikle belirttim yazıda yoksa insanlar benim de samimiyetime inanmaz diye düşündüm. onun için biraz uzadı.

    Exorsexist

    @Ertuna Yavuz, başlık atsan kritik olurmuş yazı.

  12. Baybars says:

    Türkiyede metal müzik ortamlarından olabildiğince uzak durmaya çalışan biriyim. Çevremde hiç metal müzik dinleyen yok. Metal müziği ve alt tür olan death metali ve özellikle teknik death metalin güzelliğini kendim keşfettim. Benim için teknik death metal insanoğlunun müzikte ulaştığı son noktadır. Bu müzikten tat almayı bilen insan sayısı bırakın ülkemizi, dünyanın heryerinde çok fazla değildir. Böyle olması beni hiç rahatsız etmiyor. Death metali hiç dinlemeyen, ruhsuz diye niteleyen insanların, ya da “a şunlara bak ne kadar hızlı” gibi yorumlarını hiç dikkate almıyorum.
    Carnophage grubunu yabancı bir sitede duydum. Türkiye böyle bir müziğin yapılabileceğini, hatta death growl olarak tabir edilen tarzda vokal yapabilen gruplar olabileceğine hiç ihtimal vermediğim için hep Türk metal gruplarını ihmal etmiştim ancak bu grubu teknik death metal grupları arasında önerenleri görünce youtube sitesinden şarkılarını dinledim (Cd’yi de aldım daha sonra) ve bu benim için gerçek çok şaşırtıcı oldu. Grup gerçekten çok çok iyi türününde dünya standartlarında bir grup. Grubun ortaya yeni bir şey koymadığı zaten var olanların kopyasını yaptığı eleştirileri çok saçma. Grup üzerinde Death of Flesh grubunun büyük etkisi olduğu görülüyor. Unique Leader şirketinin sahibi zaten bu grup. Eğer onlar bu albümü beğendiler ise bize hiç bir şey söylemek düşmez. Adamlar beğenmiş “a bak bizim kopyamız dememiş” Zaten kopya falan da değil gayet özgün bir albüm. Grupların birbirini etkilemesi çok doğal, eğer böyle olmasaydı alt müzik türleri olmazdı.
    Bence saçma sapan yorumlara hiç takılmayın, albümün takıdı çıkarın ;)

  13. Koray Özyurt says:

    Ülkemizde ve yaşadığımız çevreye baktığımız zaman “Milliyetçi bir yaklaşım”da bulunmak normal gibi geliyor bana.Henüz 18 yaşındayım,insanlara göre “ergen”im ve “mal”diye tabir ettiğiniz sınıftayım ancak bana göre akıl yaşta değil başta oluyor.Müziğe gelecek olursak bu yaşımda Death Metal’in melodic hariç her türünü dinlemiş,idrak etmiş/kavramış bir “çocuk” olarak ülkemizden çıkan CENOTAPH,BAHT,DECAYING PURITY,DECIMATION,UÇK GRIND,CARNOPHAGE,GUTFED vs. gruplarımızın tarafsız olarak bakıldığında Avrupa ve Amerika’da ki türdaşlarından kalite olarak hiçbir eksiklerinin hatta birçok abartılmış-pohpohlanmış yabancı gruptan artılarının olduğunu görüyorum.bahsettiğimiz ortam poserlarla ve slipknot,ramstein,avenged sevenfold,soad metalcileriye dolu bir ortam olabilir ama biz sahip çakmazsak bu ülkeden çok daha kaliteli gruplar nasıl çıkabilir ki ? Death Metal’in ruhsuz ve duygusuz bir müzik olduğunu “KESİNLİKLE” kabul etmiyor ve karşı çıkıyorum,bana sorarsanaız Teknik/Progresif Death dinleyen , ondan bir anlam çıkaran insanlar en yoğun duyguların insanlarıdır :) Müziği içinde hisseden insan her zaman birşeyler yapmaya çalışır,sanaldan konuşşmayla olmuyor ne yazık ki,NECROPHAGIST – Ignominious & Pale solosunu yapamadığımda günlerce uyuyamadığımı bilirim :) Benim düşüncelerim bu şekilde , buradaki tüm abilerimi selamlarımı gönderip saygılarımı sunarım :)

  14. disembodied says:

    kimse kusura bakmasın lakin çok da tartışılacak bir yan göremiyorum. gerçekten brutal death metal damak zevkine sahip biri albümü kolaylıkla türkiyede bu türde yapılmış en iyi albümler listesine minimum ilk beşe, rahatlıkla da ilk üçe koyar.

    Koray

    @disembodied, +1

  15. despot says:

    Carnophage iturock’ta konser verdi. Cuma gecesi ve ücretsiz bir konserdi. Konseri izleyen 5-10 kişiden biriydim.

    Asıl tartışılması gereken “yivli gvuplava distik vivilmiyuv” diye tabirleri her yerde görünen adamların bile örneğin kendi grubu da olan bir eleman olduğu düşünülürse diğer grupları sallamyışıdır. Yani koskoca festivalde sırf son gün çıkan gruplar kalıp diğer grupları da izlemiş olsaydı çok daha bişeye benzerdi ve “en azından tartışılacak “harbi” bir konumuz olurdu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.