# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ESQARIAL – Inheritance
| 13.01.2011

Metalcinin el kitabı – Kural 1: İyi grupları başkalarına duyurmak.

Çok bilinmeyen ama mükemmel müzik yapan grupları dinlerken yaşadığım hissiyat, bütünüyle bir karmaşaya neden oluyor dimağımda. Kendilerini biraz daha duyurabilmiş olsalar, dahil oldukları tür içerisinde kült seviyesine ulaşabilecek bir albüme imza atmış olarak kabul edilebilecek onlarca grup içerisinden biri Esqarial…

“Olm albüm çok iyi laan” temalı giriş paragrafının ardından yazının yazılmasının asıl sebebi olan konuşmaya kısaca değinmeden geçmek istemiyorum. Mevsim normallerine göre ılık sayılabilecek bir kış günüydü. Ahmet Saraçoğlu ile msn üzerinden yaptığımız kısa konuşmalardan biri esnasında “Abi şu grubu dinledin mi?” başlığı altında harlanan geyiğe; “Esqarial diye bir grup var, sitede kritiğini görmek isterim” cümlesini sıkıştırdım. Aldığım “Hmm duymamıştım. Gruba biraz eğileyim” cevabından tatmin olmamıştım. Keza Ahmet’in olayı yaklaşık 10 saniye sonra tamamiyle unutacağından; kafasının adeta bir bebek gibi tertemiz kalacağından emindim. Ha keza öyle de olmuş ki üstünden uzunca bir süre geçmesine rağmen sitede hâlâ beklediğim kritiğin yayınlanmadığını üzülerek görüyorum. Hal böyle olunca gerek sayın Saraçoğlu, gerekse sevgili Esqarial için hazırladığım lafları sıralamanın vakti geldi diye düşünüyorum.

1991 yılında kurulmuş, 1995 yılında ilk demosunu yayınlamış, ardından 5 adet de albüm yayınlamış, çirkin mi çirkin 4 adamdan oluşan bir grup Esqarial… Grubun müziği death metal başlığı altında anılacak olsa da çok fazla tarzı bir arada barındıran bir müzikal alt yapıya sahipler. Daha ilk albümlerinden başlayan yoğun gitar kullanımlı teknik ve progresif yönü öne çıkan nitelikli albümler yapan bir grup olmaları da hak ettikleri ilginin önemli sebeplerinden biri.

Grubun müziğini besleyen birçok farklı metal tarzı var. Vokalin salt düz bir death metal vokali olmaması grubu dinlenilir kılan özelliklerden biri. Bana göre bolca thrash etkilenimli bir vokale sahipler. Hatta bana nedense ilk dönem Sepultura’sına göz kırpan bir ses tonu gibi geliyor vokalistin sesi. Bahsettiğimiz kişinin de halen Vader’da pena sallayan gitarist Marek Pajak olduğunu belirtelim.

Grubun müzikalitesini besleyen bir diğer dal da power metal. Bunu hem grubun death temelli albümlerini dinlediğinizde karşınıza çıkan neo-klasik elementlerden hem de grubun diskografisinde yer alan tamamı clean power metal vokaliyle kaydedilmiş heavy/power albümü “Klassika”dan da anlamanız mümkün. Hatta 2002 tarihli “Inheritance”dan 2 sene sonra kaydedilen bu albümde “Inheritance”da da yer alan A Pure Formality isimli şarkının clean vokalle kaydedilmiş ikinci bir versiyonu da bulunmakta. “Klassika” albümü bana göre olduğu gibi grubun kendisine göre de pek başarılı bulunmamış olacak ki tekrar böyle bir albüm yapmak gibi bir hataya kalkışmamışlar.

Gelelim pek sevgili albümümüz “Inheritance”a. Albüm aynı adlı lezzetli parçayla bir kibritin çakılmasının ardından başlıyor. Grubun melodik ve progresif yanı kendini daha bu parçada belli ediyor. Gayet thrash-vari riflerle açılan parça devamında rock tabanlı progresif ve teknik yönü ağır basan ve hatta bir o kadar da melodik ezgi ve riflere bırakıyor kendini.

Albümün en güzel yönlerinden biri de rock ve yer yer blues tabanlı baya sevimli mini mini melodik sololarla şarkıları taçlandırması. Gitar tonları da o kadar yerinde ve lezzetli ki hem şişman ve cozurtulu death metal riflerine hem de melodik ezgilere son derece yakışacak biçimde ayarlanmış.

Albümün en sevdiğim parçalarından olan, 2. sıradaki Everlasting Wanderers yukarıda belirttiğim özellikleri destekler nitelikte melodik bir açılış gerçekleştiriyor. Bu şarkıda ve albümde yer yer rastladığımız clean vokaller de şarkıların adeta bir şerbet; efendime söyleyim kadayıfın üstüne konulan bir Maraş dondurması oluyor. Benim özellikle bu şarkıda dikkatimi çeken nokta davul tonlaması oldu. Kulağı yormayacak şekilde tonlanmış davul hem icrası hem de tonuyla albüme mükemmel şekilde bir uyum sağlamış. Davulcu abimiz davula her ne kadar abansa da; ne kadar blast beat icra etse de davul adeta elastiki özelliklere sahipmişçesine esneyerek kulaklarımızı okşuyor (oha).

Albümün diğer sağlam kozlarından biri olan Broken Link açılışındaki ve solo altındaki minik altyapısal değişiklikler de grubun melodik müzikalitesini destekliyor. Bu şarkıda grubun kendi tekniğinde kaybolmadan nitelikli ve progresif bir müziği ne derece başarılı icra edebildiğine tanık oluyoruz.

Hemen ardından gelen enstrumantal parça Flying Over The Treetops’ın yerini kuşkusuz ki albümün en akılda kalıcı ve en gaz parçası A Pure Formality’ye bırakmasının ardından, albümün türünün başarılı örneklerinden biri olduğuna kanaat getirebileceğinizi anlıyorsunuz (ben getirmiştim en azından). Bu şarkıda grubun power yönünü açıkça ortaya çıkardığını görüyoruz. Yukarıda da bahsettiğim clean vokal kullanımı bu şarkının da nakaratında gayet başarılı şekilde icra edilmiş.

Şarkıların hepsini tek tek incelemeye gerek yok, fakat son olarak belirtmek istediğim şarkı albümdeki Jimi Hendrix cover’ı Fire. Şarkı çalmaya başladığı anda inceden bir “Noluyor lan?” dedirtse de, Sodom’un kimi albümlerinde yaşadığım o minik neşeyi bana yaşatması açısından hoşuma giden bir ayrıntı oldu.

Dinleyiciyi sıkmadan, yormadan, hem keyif verici hem de zihin açıcı işlerin yapıldığı tekniğin herhangi bir grup elemanının egosunu tatmin etmeden bir grup intizamıyla yerli yerinde kullanıldığı kaliteli bir albüm “Inheritance”. Ve hatta kişisel kanaatim progresif death metalin çok başarılı örneklerinden biri olduğu. Grup en son 2008 yılında çıkardığı ve kanımca çok da başarılı olmayan “Burned Ground Strategy”den sonra sessizliğe büründü. En azından “Inheritance” kadar başarılı bir albümle tekrar kulaklarıma nüfuz etmelerini ve tez zamanda kamuflaj pantolonlarını çıkarmalarını diliyorum.

Zafer TUNABOYLU

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.31/10, Toplam oy: 16)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2002
Şirket
Propaganda Promotion
Kadro
Marek Pajak: Gitar, vokal
Bartek Nowak: Gitar, vokal
P. Ludendorf: Bass
Lucass: Davul
Şarkılar
1.Inheritance
2.Everlasting Wanderers
3.Broken Link
4.Flying over the Treetops
5.A Pure Formality
6.Catching the Falling Knife
7.The Source of Constraint
8.The Day When the Sun Went Out
9.Two Minutes to Full Moon
10.Killing for Killing Time
11.Fire (Jimi Hendrix cover'ı)
  Yorum alanı

“ESQARIAL – Inheritance” yazısına 11 yorum var

  1. İşte “her şeyi devletten beklemeyin” önermesinin vücut bulmuş hali. :)

    “Ahmet Saraçoğlu ile msn üzerinden yaptığımız kısa konuşmalardan biri esnasında “Abi şu grubu dinledin mi?” başlığı altında harlanan geyiğe; “Esqarial diye bir grup var, sitede kritiğini görmek isterim” cümlesini sıkıştırdım. Aldığım “Hmm duymamıştım. Gruba biraz eğileyim” cevabından tatmin olmamıştım. Keza Ahmet’in olayı yaklaşık 10 saniye sonra tamamiyle unutacağından; kafasının adeta bir bebek gibi tertemiz kalacağından emindim.”

    Bu da tamamen gerçek bir olaydan alınmıştır. Ama o 10 saniyeyi 5′e düşürelim.

    Grup da canmış. Baya sevdim. Rif hastası bi insan olarak çok şeker rifler yazmışlar.

    Onun dışında kritik nefis, eline sağlık.

  2. patogonomik says:

    grubun arşivimdeki tek albumu olması dolayısıyla kritiği gördüğümde çok sevindim.ancak yazıda katılamadığım tek nokta(biliyorum onemsiz bi mesele ama paylaşmak istedim)albumun çoğu yerinde neşeli rifler girerken,sanki oyle bişey yokmuş gibi o neşenin hendrix coverına bahşedilmesi..demem o ki ben hiç de yazıda bahsedilen sodom’daki o:surfin’bird ya da dont walk away etkisini yaşamadım..davul soundu konusunda da çok haklısın,benim de dikkatimi çekmişti:pamuklu şeker kıvamında olmuş:)
    kritiği yapanın ellerine sağlık,sevindim ve bilgilendim.(kritiğin amacına ulaşması)

    Ahmet Saraçoğlu

    @patogonomik, evet o neşeli rifler albümü farklı yapan şeylerden biri bence de. baya pozitif bi hava oluşuyo bazı anlarda. tek bir rif içinde hem teknik, hem akılda kalıcı, hem biraz blues’umsu, hem death metal, hem de pozitif tatlar alınabiliyo. nasıl becerdilerse pek güzel olmuş.

  3. ozgur says:

    hastasiyiz her turlu.
    kritik de guzel olmus zafercigim. eline saglik. daha cok yaz bence.
    optum.
    tesekkurler.
    naber.

  4. zafer says:

    Teşekkür ediyorum yorumlar için. Şu Sodom olayı da ne bileyim dediğim gibi öncesinde çok alakasız gelip, noluyo lan? dedirtiyor ama dinledikçe don’t walk away hissiyatı yaşattı bana. tabi değişebilir beğenilere göre. Kritiğin amacına ulaşmasına da ayrıca sevindim. :)

  5. ozgur says:

    hayir soyle soyleyim, album adeta diyor ki, “al canim sana solo, al canim sana riff, ha agresyon mu lazim al canim, melodi mu lazim gel abi.”

    o bizim canimiz ya. seker sey.

  6. Ömer Kuş says:

    Şık grupmuş, kritik için teşekkürler. Polonya iyidir iyi.

  7. Sambalici says:

    “Klassika” da fena değildir be. elbette progresif death metal işlerinin üzerine daha basit yapıda bir albüm ama ben seviyorum, standart power/heavy metal albümü gibi değil de klasik müzik etkili tamamı clean vokalli melodik death metal albümü olarak görürüm zaten.

    “Inheritance” zaten taş gibi albümdür hastasıyız, dinlemeyeli de çok uzun zaman olmuştu valla unutmuşum tekrar hatırladım sağolasın.

  8. Lan bu aralar herkes benim yazacağım gruplara sulanmış resmen.

    Şaka bi yana, çok şeker albümdür. Polonya’da böyle sessiz sedasız ilerleyen müthiş grup sayısı çok fazla cidden.

  9. Korhan Tok says:

    Kritiği yazılmış mı bunun diye bakayım dedim, bakmaz olaydım… Fakat güzel yazı olmuş, ellere sağlık.
    Albüm de can hakkaten. Sabah sabah germe-açma hareketleri eşliğinde akıyor namıssız.

  10. GiantZillerIndo says:

    albümü dinlerken yüzümün aldığı şekil ====> ^.^

    bartek nowak “van halen progressive death metal yapsaydı aha da böyle olurdu babuş” dercesine riffler/sololar yazmış. tam da ismini koyamadığım ama eddie’ninkileri andıran o neşeli gitar kullanımı mevcut bu albümde. hiç de sırıtmamış üstelik. koçum benim.

    (bu adama bartek gibi ziyadesiyle tırt bir ismi layık gören ailesini de kınıyorum. bartek ney lan? kunil mi bu çocuk?)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.