# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ALLEGAEON – Fragments of Form and Function
| 21.01.2011

Bir Alex değil.

Çeşit çeşit şaşkınlıklar ve karşılığını bulamamış beklentiler, can sıkıntısı ve rengârenk eğlencelerle yüklü sevimli sevimsiz dakikalar, uzun iç çekişler ve bekleyişler, yeni isimler ve eski isimler, her gün yürüdüğümüz yolları anlamlandıracak başka başka melodiler, müzik dinleme alışkanlıklarımızdaki ufak tefek basamaklar ya da uçsuz bucaksız sıçrayışlar, bütün hayatımızın tek bir insanda toplandığı yanılgısına neden olabilecek şarkılar, play tuşuna bastıkça yakılan sigaralar ve devrilen bira kutuları, müzik zevklerini yadırgadığımız şu diğer insanlara kıyasla bağışıklığı daha çabuk zayıflayan kulak zarlarımız ve boynumuz, tüylerimizi diken diken eden rifler, kulaklıklarımızı çıkartıp sessizliği tercih etmemize kadar varan sıkıntı verici albümler, kulaklıklarımızı çıkartıp kendilerini dinlememiz konusunda öfkeli öfkeli ısrar eden arkadaşlarla geçen bir seneyi daha geride bıraktık, ama her sene olduğu gibi bu sene boyunca da, müzik piyasanının herkesin sayıkladığı isimlerin oluşturduğu sığ yüzeyinin altındaki derinliklerde kalan underground müziğin asıl pırlantalarından kıyıya köşeye kaçan, çatlakların arasına sıkışan, iç çekerek keşfedilmeyi bekleyen birkaçını önümüzdeki yıllarda keşfedeceğiz. Dolayısıyla ben de teknik death metal piyasasında bu sene albümlerini yayınlayan kimi yeni kimi eski Decrepit Birth, Deivos, Brain Drill, Atheist, Hideous Deformity, Son of Aurelius gibi yüzeye çıkmayı başarmış isimlerden birini yazacağım sizlere: Allegaeon.

İlk albümleriyle piyasaya sıkı bir giriş yapan grup, müzikaliteden ödün vermemeye kararlı hızlı gitar soloları, tutarlı sweep picking arpejler, yüksek tempo blast beatler, uzun menzilli melodik rif yazımı, karmaşık yapılı ritim gitar pasajları gibi tekniksel nitelikleri başarıyla içselleştirmiş olmalarına rağmen, melodik olmayan brutal pasajlarda melodik olan pasajlara kıyasla daha az teknik çaldıkları, daha alışıldık ve akışkan geçişleri kullandıkları, alışılmadık zaman ölçülerini tercih etmemeleri, daha tahmin edilebilir oldukları ve sert gitar partisyonlarında arada bir inleyen pinch armoniler duymak mümkün olsa da armoniyi ve disarmoniyi karşı karşıya getirme seçiminde iç içelikten ziyade şarkı yapısını oluşturan bölümlere göre yerleştirmeyi daha öncelikli tercih ettikleri için Necrophagist, The Faceless, Arsis, Decrepit Birth gibi teknik metal gruplarından ziyade Göteborg melodik metal müziğinin kalıplarına daha fazla yakınlık taşıyorlar. Hatta grup için “Slaughter of The Soul” ya da Dark Tranquility’nin son albümlerinde benimsediği tarzla bir bağdaştırma yapmak daha isabetli olacaktır, yalnız bu gruplara kıyasla daha teknik ve uzun soluklu müzik yazmayı tercih ettiklerini söylemek gerekir. Kısaca melodik teknik death metal de diyebilirdim ama yukarıda ismini saydığım teknik death metal gruplarını sevenlere değil, müzik dinleme alışkanlıkları Göteborg müziğine yatkın insanlara daha fazla hitap ettiği ve diğer melodik teknik death metal gruplarından farklı bir köşe kazanan gruba yönelik eleştirinin Göteborg müziği eleştirisinden geleceğini öncelediğim için, bu belirgin ayrımı çizmem gerektiğini düşündüm.

Göteborg melodik death metal müziğini eleştiren hakiki death metalciler kitlesi öncelikle bu grupların hüzünlü de olsa cıvıl cıvıllığı inkar edilemez melodilerini, basit zaman ölçülerini, kıta-nakarat-kıta şarkı yapılarını ve şarkı sözlerinin cıvıklığını eleştirirler, ama bu farklılıklar aslında birer tercih meselesi olmaktan ileri gitmez. Müzik inkar edilemez biçimde daha basit ve erişilebilir olabilir, ama inkar edilemez biçimde daha kötü olduğunu söylemek müziğin yöntemi, biçimi ve yapısına yönelik kendisiyle çelişen tuhaf bir tek biçimciliği varsayar. Kendisiyle çelişen diyorum, çünkü kendilerinin üstünlüklü varsaydıkları death metal müzikten yöntem, yapı ve biçim niteliklerinin daha üstünlüklü olduğu müzik türleri –mesela yöntem bakımından Schoenberg’ün on iki ton tekniği ya da yapı bakımından mutlak müzik diyelim- vardır ve hakiki metalciler aslında bunlardan haberi olmayan bir kitle oldukları için dinlemeye kalkışırlarsa ironik bir şekilde muhtemelen dinledikleri şeyin dinlenemez bir nota yığını olduklarını söyleyeceklerdir.

Belki de melodik death metale yönelik bu yanlış ve seçkinci eleştirilerden ötürü olsa gerek, melodik death metalin bu müziği icra eden müzisyenler için şanslı bir şekilde gözlerden kaçan asıl zayıf niteliği, pek ele alınmamıştır. Bu nitelik, grupların melodik olmadıkları brutal pasajlarda yazdıkları riflerin, can sıkıntısından ötürü gitarıyla oyalanan bir ergenin çıkardığı rifleri anımsatacak ölçüde başarısız, tatsız, sıradan ve bıktırıcı olmasıdır. Bu sert pasajlar için yazılan rifler o kadar alışıldık ve birbirinin aynı tonları kullanırlar ki, bu türün en çarpıcı ismi olan At The Gates gibi bir grup bile, belki de disarmoniye kulağı olmadığı için, birbirinden ayırt edilemez derecede kalıplaşmış death metal riflerini kullanır. Ortalama bir Suffocation dinleyicisinin haklı bir hissiyatla bitmesini beklediği bu usandırıcı pasajlar, ancak başarılı bir melodik pasaja, arpeje ya da soloya ulaştığında müziğin kalanını eğlendirici yapmayı başarır.

Allegaeon da, tıpkı Göteborg müziği gibi, ne yazık ki sert pasajlarda kullandıkları rifler konusunda fazla seçici davranmamıştır. (Aslına bakarsak melodik pasajların yazımında da çok çarpıcı bir özgünlük ve denenmemişlik yoktur, üstünden yıllar geçmiş Göteborg melodilerinin yeni bir yorumlaması mevcut değildir. Ama bu pasajlardaki üretkenlikleri, mutlaka müzikal olma yönündeki ısrarları ve melodiye hakim olma kabiliyetleriyle müziklerini kısmen daha eğlenilebilir yapmayı başarmışlardır). Bu rifler çok tipik, birbirine benzer, catchy olmasına sırtını yaslayan bir güvenle tipikleşmiş anahtarlar üzerinde alışıldık gidiş gelişleri kullanmakla birlikte, melodik pasajların üretken zenginliğine tezat bir şekilde kendini şarkıların içinde gereğinden fazla uzun bir süre tekrarlayarak içeriğinin fakir malzemesini daha belirgin kılar. Bu uzun süren alışıldık rifler kesip kırpılarak albümü daha kısa bir EP haline getirmiş olsaydı yine alışılmışlıklarından kurtulamazdı, ama en azından beklemeyi daha katlanabilir kılmayı başarırdı.

Yapıya yönelik bir eleştirim yok. Notadan notaya prosedüründe yapılan bağlantıları, progresif ilerleyiş, kimi büyük bir pasajı önceleyen bir iki tadımlık pasajcıkların şarkı başında yer alması, pasajlar arası ustaca geçişler gibi niteliklere ve oyunlara baktığımızda, müzik yazımında ileri düzey bir müzisyenlik algısının mevcut olduğunu görüyoruz. Ama şarkıların genel yapılarında, yani pasajların sıralanışı ve yan yana konuşu noktasında hemen hemen her şarkının aynı klimaktik formülü kullanması, onları biraz tahmin edilebilir kılıyor. Şarkıların çoğu, ara oyunlar ve geçişler son derece başarılı olmakla ve farklılık göstermekle birlikte, şu ortalama yapıyı kullanıyor diyelim: Kıta 1, Kıta 2, Kıta 3, Kıta 1, Kıta 2, Kıta 3, Kıta1, Kıta 4, Kıta 5, Kıta 4, Kıta 2 ve 3 alt katmanlı Solo, Kıta 1 ya da 2. Bu gereğinden fazlasıyla tekrarlanan kıtalarda yukarıda sözünü ettiğim sert ve alışıldık riflerin mevcut olması, albümü sanki gereğinden fazla uzatma amacı taşıyor izlenimini veriyor. Bu kıtaların fazla tekrarlanışı, albümü dinlerken sıkıcı bekleyişleri ve sabırlı iç çekişleri beraberinde getiriyor.

Albümde en çarpıcı iki şarkı, Accelerated Evolution ve Biomechs – Vals No. 666. Özellikle uzun zamandır kendim de elimi sürmediğim ve başka bir albümde duymadığım bir aparatı, e-bow denen hipnoz edici mıknatıs sihirbazı aparatı sevinçle duyduğum için daha da fazla sevdiğim Accelerated Evolution parçasının sıkı melodik pasajları var. Ama bu parçada bile yol gösterme görevi gören melodik olmayan kıtalar, maalesef yukarıdaki eleştirilerden kurtulamayacak ölçüde, aynı şekilde alışılmış ve aynı şekilde kendini fazla tekrarlayan kıtalar.

Son birkaç yıldır teknik death metal türünde, muhtemelen müziğin teknikselliğinin en uç noktaya sofistike ve sanatsal biçimlerde götürülmesine rağmen hâlâ çürümüş cesetlerden bahseden şarkı sözlerini konu alan gruplara modern dinleyicilerden gelen küçümseyici tepkilerin de itkisiyle, konsept albüm yazma ve bu konseptlerde uzay bilimlerine, bilimkurgu öykülerine, var oluşa dair büyük sorulara, kozmosa yönelik yeni bir şarkı sözü geleneği geliştiren gruplar karavanına atlıyor Allegaeon. Yalnız Decrepit Birth ya da Origin gibi gruplara kıyasla biraz daha gönülden, kitabi olmayan, derinlikten yoksun bir çıtada seyrediyor bu karavana atlama çabası. Ne yazık ki bu yönde de olumlu bir puan veremiyorum kendilerine.

Artık özetlemek gerekirse Allegaeon, death metal bağımlıları için biraz eskimiş melodiler ama yine de sıkı melodiler kullanmayı başarmasına rağmen, müziklerinin geri kalanında Göteborg’vari bir kolaya kaçarcılığın ve death metali fazla irdelememiş dinleyicinin güvenlikli kollarına kendini bırakmayı seçmiş olmasaydı, piyasaya daha iyi bir giriş yapmış olabilirdi. Bugün yabancı internet sitelerinde okuduğumda, promo’nun eline geçmesinden birkaç gün sonra kritik yazmış yazarların abartılarının aksine, albümün fazla bir çekiciliğinin olmadığının anlaşılması fazla zaman almayacak. Henüz müzikaliteden ziyade kabiliyetlerinin getirdiği üretkenliğin çekiciliğiyle müzik yazmaya karar verdiklerini tahmin ettiğim grubun bir sonraki albümlerinde nereye gideceğini söylemek zor. Ama genç oldukları için yeni esinlenmelere açık olacaklarını ve daha iyisini yapma çabasının kendini muhtemelen göstereceğini tahmin ederek, tercihlerini yeniden gözden geçireceklerine dair bir umudun olduğunu söylemek mümkün.

Ertuna YAVUZ

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.41/10, Toplam oy: 46)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Metal Blade
Kadro
Ryan Glisan: Gitar
Greg Burgess: Gitar
Corey Archuleta: Bas
Jordan Belfast: Davul
Ezra Haynes: Vokal
Şarkılar
1. The Cleansing
2. The Renewal
3. Across The Folded Line
4. The God Particle
5. Biomech – Vals No. 666
6. From Seed to Throne
7. Atrophy of Hippocrates
8. Point of Disfigurement
9. A Cosmic Question
10. Accelerated Evolution
  Yorum alanı

“ALLEGAEON – Fragments of Form and Function” yazısına 8 yorum var

  1. ilk videodaki şarkının girişi nevermore’salmış. hiç duymamıştım bu grubu. dediğin gibiyse, sayfadaki şarkıları seversem severim, yoksa sevmem gibi duruyor. bakalım.

    At the Gates ve Göteborg kolaycılığına da bilahare geleceğim müsait olduğumda. :)

  2. patogonomik says:

    yuh!! albumun okur notu ne ya?4 kişi oy vermiş dördü de 1 basmış arkadaş?sadece kritikteki şarkıların soloları bile 2-3 puan eder be..sırf dengelemek için 10 a basasım geldi ama albumu dinlemeden not vermiim dedim..yapmayın boyle şeyler arkadaşlar,bazen okur notu da yol gösterici olabiliyo bizim tayfalara..
    bi de elemanlardan az bi şey mors principium est tadı aldım.
    saygılar

  3. Exorsexist says:

    ertuna yine ayıbediyorsun. 2010 da dinlediğim grupları tek tek hacamat ettin sırasıyla.
    Bence amerikan teknik death metal’iyle isveç melodik death metalinin şahane harmonize edilmişi.
    The Cleansing, The God Particle, Biomech – Vals No. 666, A Cosmic Question gibi deli şarkılar var. Şahsen Decrepit birth’in son albümünü en fazla 5-6 kere dinlemişken, bu albümü nerden baksan 20-25 kere dinlemişimdir.
    aşırı teknik olaylara kaçmayan, dediğin gibi catchy sayılabilecek melodilerle iyi bir iş yapmışlar. özellikle debut albüm için.
    10/10.

    Ertuna Yavuz

    @Exorsexist, decimation’ın kanı yerde kalamazdı.

    şaka bir yana hocam kötü bir puan vermedim. kıtalar biraz uzun, fazla tekrar ediyor, tek dette daha hikayeci şarkı yapıları = daha fazla malzeme ya da daha dürüst uzunluk seviyom. o dediğin melodik pasajlar ve sololar benim de çok hoşuma gitti gayet sıkı yazıda da söledim ama melodik olmayan kısımlar üzerinde fazla kasılmamış at the gates çalıntısı gibi geldi bana. bazı şarkılarda iyi potansiyel gösterip diğer şarkılarda aynını yapmamaları ileride bundan daha iyi bir albüm yazabilirler gibi bir anlama da gelebiliyo. şimdi buna 10 versem ona daha yüksek puan veremiyecem. tuhaf olacak.

  4. b says:

    kapaktaki yüzün deforme olayı meksikalı grup brujeria’nın matando gueros albümünün kapağını anımsattı.

  5. Ugur says:

    Yazıda Göteborg, At The Gates, Dark Tranquility geçtiğini gördüm.Dinlemek farz oldu.

  6. swedish says:

    ya kesinlikle fazla üzerine eğilinmesi gereken bir grup bu.Piyasada gerçekten az teknik melodik death yapan grup varken desteği hakediyor bu arkadaşlar.Özellikle accelerated evolution senelerce dinlenebilecek süper solosu oluan bi parça.Eskilerin thrash esintileri de var gayet sağlam

  7. zafer says:

    ktirikten sonra dinledim. beğendim valla. çok yormuyor su gibi akıp gidiyor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.