# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEATH – Live in Eindhoven ’98 DVD
| 14.12.2010

Bir DVD alsam ki…

Bilmiyorum ki, acaba büyüdüğün için mi sana öyle geliyor, ama…

…o bildik rutin gün geçtikçe insana daha zor gelmeye başlıyor. Bir ay faturalarını ödüyorsun, tam “oh be, nefes aldık” derken bir bakmışsın ki ay geçmiş ve masan yine onlarla dolmuş. Çarşı pazar geziyor, alışverişini yapıyorsun, iki gün sonra bakıyorsun ki meğerse tüketmek ne kadar kolaymış. Her gün eve gitmeden önce Gelen Kutusu’nu temizliyorsun, ertesi sabah işe geldiğinde yine mektupların arasında kayboluyorsun. Spamlerin arasında gerçekten önemli 2-3 tane mesaj bulduğun zaman seviniyorsun.

Çamaşırları ne kadar sık yıkarsan yıka, iş yine başa düşüyor. Çöpü boşalt boşalt bitmiyor, o kova yine doluyor. Ekmek yere düşünce hep yağlı tarafı halıya geliyor. Ne zaman bir iş için temiz pak giyinip çıksan çamurlu sular hep senin üzerine sıçrıyor.

Ne zaman Nod32’yi, Kaspersky’i çalıştırsan sistemde bir malware daha buluyor. Çocuğun mu var, ödevlerine yardım ediyorsun, ertesi gün yine “baba, o ne demek, bu ne demek?”. Sabır taşı olsa çatlar. Hayatında çok şey yaptığını sanıyorsun, sonra bir dönüp bakıyorsun ki bir arpa boyu yol gitmişsin. Ah be, keşke… keşke…

Çünkü her gün, alamadığın uykunun hıncını alarmdan çıkardıktan sonra kendini yataktan dışarı sürüyerek attığın, bir gözün kapalı, diğerini zar zor yarıya kadar açmış halde kahvaltını ettikten sonra, istemeye istemeye kapıdan dışarı fırlıyorsun ve dışarıda yağan soğuk yağmur ve fırtınanın içine atlıyorsun ki seni bekleyen koşuşturmayla, derslerle, toplantılarla ve daha bir sürü saçmalıkla geçecek okuluna, işyerine varabilesin.

Çünkü her gün vüdudundaki ağrıları biraz daha fazla hissediyorsun. Her gün canlanmak için orta karar bir hidroelektrik santralinin bir yılda üreteceği enerjiye ihtiyaç duyuyorsun.

Her gün aynı rutini yaşarken seni bekleyen o meşeden yapılma şirin uzun ve ince kutudaki sonsuz ve huzurlu uykuna 24 saat daha yakın olduğunu biliyorsun.

Ne zaman o dahiyane manşetlerden birini atmış gazeteleri açsan bir bakıyorsun, harfler biraz daha küçülmüş, bulanık ve okunmaz olmuş.

Üstelik dışı seni yakıyor, içi beni!

Berbere her gittiğinde üstlerden biraz daha az saç çıkıyor, etrafa saçılan beyazlar biraz daha artıyor. Göbek alıyor yürüyor, denediğin pantolonlar belden 3, basenden 5, büzükten 8 beden küçük geliyor.

Ne zaman fuara, buluşmalara, eşe dosta, kalabalık yerlere gitsen gürültülü rock şarkıları dinleyerek geçirdiğin yıllar biraz daha fazla hatırını soruyor, sanki çevrendeki herkesin sesi biraz daha kısılmış, homurtusu biraz daha artmış gibi geliyor. Milletin adını hatırlamak (eğer hepten bunamadıysan) bir işkenceye dönüşüyor.

Geçirdiğin her soğuk algınlığı seni biraz daha uzun süreliğine nakavt ediyor. Akşamdan kalma yataktan kalktığın her gün senden biraz daha fazlasını alıp götürüyor. Her kış bir öncekinden daha da uzun, daha soğuk ve daha amansızmış gibi geliyor.

Her gün okulda, işyerinde, çarşıda pazarda aynı salak muhabbetleri dinlemek zorunda kalıyorsun. Üstelik onlar senin “salak muhabbetini” dinlemek zorunda değiller!

Çok mu geldi? Tamam tamam, baskıyı biraz azaltalım. Bundan daha kötüsü olamaz diyorsundur. Bir de bunu dinle o zaman.

Büyüdükçe yaşayabileceğin şeyleri dışarıdaki tımarhanede olanlarla karşılaştırınca, sen aslında harika bir durumdasın!

Sen her gün aynı şeyleri yaparken, vücudun bir hücre, ardından bir hücre daha, ardından bir lanet hücre daha diye çökerken…
…dünya olduğu yerde duruyor mu sanıyorsun? Yok canııım!

Sen bugün zor, yarın daha zor, ertesi gün daha da zor olup çıkan tekdüze işlerinin peşinde koştururken içinde yaşadığın dünya da adım adım, bir alışveriş sepetinin içinde, içinde zebanilerin halay çektiği, bol alevli, ızgaralı bir yere doğru gidiyor : )

Her yıl trafik biraz daha boktan oluyor.

Her yıl trenler, otobüsler, vapurlar biraz daha geç kalkıyor. Her yıl bayramda memleketine gitmek biraz daha zor oluyor. Hani o dinlenme tesisinde verdikleri çaydan daha kötü bir şey bulabilirler mi diyordun ya! Evet, buldular işte! Hiç çay vermemek!

Her yıl fiyatlar biraz daha artıyor, kalite biraz daha düşüyor, hizmet biraz daha kötü oluyor. Ama kalite işletmecilerin umrunda mı? Yok canım, onlar ne kadar rekabetçi olduklarını göstermek için pazarlama bölümüne aptal talimatlar yazmakla o kadar meşgul ki! 30 çeşit hazır çorba kime lazım yahu?

Her gün 1000 dönüm orman daha ebediyete intikal ediyor. Her gün popüler kültür biraz daha dibe vuruyor. Her yeni seçim zamanı geldiğinde içi boş tartışmaları dinliyorsun, “Bu adamların hali bundan daha kötü olabilir mi??” diyorsun ve bir sonraki sefer bir bakıyorsun ki gerçekten daha kötü olmuş!

Televizyonda haberleri açıyorsun, Afrika’da yine bir generalin darbe yaptığını, Asya’da köktendincilerin bir ülkenin daha yönetimini ele geçirdiğini öğreniyorsun. Amerikan ordusunun Waterboarding yaptığı haberleri, kadın sünneti, bombalamalar, ayaklanmalar, akıl almaz muameleler.

Yıllar önce ilk aşkını yaşadığın arsa şimdi McDonalds olmuş. Çocukken maç yaptığın otoparkta ise şimdi Starbucks var.

Neyse ki var demek geliyor içinden, çünkü olmasaydı en yakın Starbucks’a gidebilmek için tamı tamına 100 metre yürümek zorunda kalacaktık!

İşte böyle günler günleri kovaladıktan sonra, divana fütursuzca uzanıp hayatınızın sonsuza dek sürecek boktanlığının adeta tablosunu çizdiğiniz, bir ayağınızı diğerinin önüne atmak için güç bulamadığınız, hatta bir lanet nefes daha almamın anlamı var mı diye düşündüğünüz bir günde…

… ansızın, adeta bir mucize oluyor, sizi çölün ortasında yapraklarını açan bir çiçek gibi şaşırtan, taze, izlemesi zevkli ve her yönüyle yaratıcı bir DVD çıkageliyor ve bütün diğer berbat şeyler birden sizin için uğraşmaya değer hale geliveriyor.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Teşekkürler Chuck.

Ufuk ÇETİNKAYA

Albümün okur notu: 12345678910 (8.37/10, Toplam oy: 195)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2001
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Chuck Schuldiner: Gitar, vokal
Shannon Hamm: Gitar
Scott Clendenin: Bas
Richard Christy: Davul
Şarkılar
1. The Philosopher
2. Trapped in a Corner
3. Crystal Mountain
4. Suicide Machine
5. Together as One
6. Zero Tolerance
7. Lack of Comprehension
8. Flesh and the Power It Holds
9. Flattening of Emotions
10. Spirit Crusher
11. Pull the Plug
  Yorum alanı

“DEATH – Live in Eindhoven ’98 DVD” yazısına 23 yorum var

  1. Blakkheim says:

    Hayatımda gördüğüm en deneysel yazılardan birisi. +rep emeğe saygı.

  2. Yazı güzel ve herhangi bir Death albümüne entegre edilebilir. Ellere sağlık.

  3. Avcı says:

    Gerçekten de Death’in felsefesine cuk oturan bir yazı olmuş.Nihilizm kokuyor buram buram.

    Keşke o efsane Zero Tolerance’da konulsaydı bu yazıya.

  4. _BlaCkeneD_ says:

    yazı çok güzel elinize sağlık DEAATHHH!…

  5. Burak Canik says:

    yazının ortalarında “chuck kadar yaşam dolu biri için fazla karamsar bir yazı” diye düşünürken yazı bitince bugüne kadar okuduğum en güzel kritiklerden birini okuduğumu anladım. ellerine sağlık gerçekten chuck ve death ile ilgili en önemli kavramı aydınlatmışsın ; ne olursa olsun devam etmeye çalışmak. death’in hemen hemen her parçasında bunu görmek mümkün ama daha önce de yazmışımdır bunu ben en iyi a moment of clarity’nin solosunda yaşıyorum dinleyen (dinlemeyen var sanki mallığa bak) bilir. resmen umut aşılıyor o solo, herşeyi siktir etmek yerine hayır ulan bu kadar boktan bişey için moralimi bozmuyorum demeyi öğretiyor o solo.
    böyle yazılar artmalı gerçekten tebrikler.

  6. Aeonian_Lich says:

    Keyifle okudum. Teşekkürler…

  7. Burak Canik says:

    baya uzun küfür içerikli bişey yazdım da sildim (nedense …) şu 1 basanların amacını öğrenmek istiyorum. albüm de değil dvd yani izlemediği de belli 1 basanın (death konseri izleyip 1 basan s.ktirsin gitsin metal platformunda işi ne ? ) abi cidden delleniyorum kaldırın şu puanlama sistemini lütfen ya.
    balyozla vurup beyinlerinin pekmezi akıtılmalı bu insan çakması mahlukların o kadar deli ediyolar adamı.

    Avcı

    @Burak Canik, İşte böyle diyerek düşük verenleri cesartelendiriyorsun.Kim hangi albümün altına “Bu albüme düşük vermeyin yahu!” demişse o albümün notu daha da düşmüştür.Pasifagresif’de böyle bir düşük notçu mafyası var…

    _BlaCkeneD_

    @Burak Canik, burak harbi ben de uyuz oluyorum ona. böyle efsanevi grupların albümlerini death gibi görecelik kabul etmeyecek grupları (zevkler ve renkler muhabbeti bu grupta sökmez dinleyen beyenir arkadaş) eksileyen zihniyetin ben de beynini eksileyim. daha bi kaç saat önce 10du death-live in eindhovennın puanı şimdi düşmüş. bi de şöyle bi şey var çok ta takmıyacaksın. şimdi bi kaç dingil trollüğüne 1 i bastı diye de bu albümün değeri mi düşecek? hayır.

  8. Ertuna Yavuz says:

    SÜPER KRİTİK.

  9. Burak Canik says:

    doğru diyosun da eğer o puan 10 olarak kalırsa doğal olarak listenin de başında kalır grup/albüm böylece metale yeni başlayan oo şunu da dinliyim der özgün. bi de death abı sonucta bu ayıp yanı

  10. Ahmet Saraçoğlu says:

    güzel olmuş Ufuk eline sağlık.

  11. harro says:

    Yazı hakkaten şahane Ufuk. 10 bıraktım.

  12. Burak says:

    yazı süper yalnız. tsop kritiği kadar etkiledi beni. bi de böle boktan bi zamanda okuyunca.

  13. Aeonian_Lich says:

    O değil de, Angra’nın eski davulcusu ne güzel Death çalarmış.

    http://www.youtube.com/watch?v=0jBK3j5LA6E

    like fire

    @Aeonian_Lich,

    ona güzel denmez, başka bi şey denir :D

    Aeonian_Lich

    @like fire, Ya ben adamı bildiğim için öyle dedim. Hayvan olduğunu biliyorum yıllardır zaten. :D Angra – Temple Of Shadows, power metal davullarında ulaşılabilecek en üst noktalardandır. Cidden adam baya bi uçuk. :D

  14. önder says:

    Abi site tarihinde ki en iyi yazı diyebilirim benim düşüncem böyle bekle bekle bekle bekle ve TAM 90′..

  15. Ufuk says:

    Teşekkürler. P.A. bayanlarına selam ediyorum, oradaysalar tabi (huu-huu, orada mısınız?)

  16. anonim says:

    Death ile bir ilgim alakam olmamasına rağmen (ve olmayacak-test edildi onaylandı yeterince) bastım 10′a acımadan. eline sağlık.

  17. Aeonian_Lich says:

    Yalnız, puanlama albüme yönelik olmalı. Kritiğe yönelik değil!

  18. bathory says:

    çok güzel yazı olmuş tebrikler
    DEATH \m/

  19. Ellerine ve yüreğine sağlık . Bu yazıyı okumadan önce kendi kendime “ulan sokaga çıkıp etrafa baktıgında benim gördüğüm çarpıklıkları görebilen biri varmı yoksa bu maların hepsi bir sinemadan digerine koşturmkla mı meşkul diye düşünürdüm”

    şimdi biliyorum Benim gibi düşünen birisi daha var …

    TEkrar tebrik ederim o güzel yüreğini

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.