# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ROYAL HUNT – Fear
| 07.11.2010

Korkunla yüzleş.

Özgür DURAKOĞULLARI

Bazı gruplar vardır, doğal bir müzikal evrim geçirirler. Yeni bir albümleri çıktığında, çok şaşırmazsınız. Eğer grupla aranızda bir gönül bağı kurulmuşsa, zevkle dinlersiniz bu albümü. Zamanla da sizde kalıcı olup olmayacakları belli olur. Royal Hunt, Vanden Plas gibi gruplar bu örnek içine girerler. “Moving Target” (Royal Hunt) albümünden sonra  ”Paradox”  çıktığında, fanlar bu albümü hemen kabullenmiştir. Çünkü müzikte piyasayı sarsacak devrimsel nitelikler yoktur. Aynı durum Vanden Plas’ın son iki albümünde de görülebilir. Yukarıda bahsedilen olgunun güzel tarafı, sadık fanlarınızı kaybetmemenizdir. Ama kötü yanı ise, bir Dream Theater gibi her albümde fan sayınız katlanmaz. Zira bilindiği gibi “Scenes From A Memory“deki devrimsel değişim, gruba birçok genç ve teknikalite hayranı kitle kazandırmıştır. Grup sonraki albümlerinde de çılgın bir değişime gitme yolunu seçmiştir, bu durumla bağlantılı olarak. İşe ticari yönden ve popülarite bazında bakarsak, bu ikinci örnek daha iyidir. Gerçi ABD’li gruplarda bu deneysellik sıkça görülebiliyor, neyse havasından suyundandır geçelim.

“Fear” albümü ise bu iki durumla da hafiften kesişse de, aslen hayli farklı bir yerde durmaktadır. Bir kere, efsane olarak anılan DC Cooper’ın grubu bırakması, zaten başlı başına bir devrimdir, lakin genel müzikal yaklaşımlarda öyle çok sarsıcı bir değişim yoktur. Ama vardır da. Bu albümün hastası olduğu kadar, nefret edeni de boldur. Hatta ikincisi daha fazladır. İşte bu durumdan sonraki yorumlar genelde baya kişisel olacağından, bazı şeylerin fazla nesnel analizini yapmak kolay değildir. Ama yine de biraz çabalayalım…

Bir kere, “Fear”da parça sözleri ve genel konsept yapı önceki iki albüme göre daha naiftir. Bir de (kanımca en iyi metal vokalisti olan) John West’in teknik ve duygusallıkta tavan yapan vokali eklenince, ortaya çok leziz bir sentez çıkmıştır. Sentez derken, grubun beyni klavyeci Andre Andersen’in asla vazgeçmediği ve kendi yaratımı olan senfonik/rock/metal etkili progresif yapı bu albümde de korunmuştur. Tüm enstrümanlar bolca reverb’lenmiştir, vokaller adeta bir klavye kanalından çıkmışçasına yumuşacıktır ve hiçbir enstrüman sesini bastırmaz. (Tabii burada sadece kayıt değil, West’in de hakkını vermek gerekir).

John West’in vokalinden bahsedersek, yumuşak-kirli, pes-mid-tiz, rock-metal demeden her şekilde sesini efsane bir teknik-duygu bileşimiyle kullandığını söylemek mümkün. (işte subjektiflik de böyle başlar). Yüksek ve en yüksek notalarda sesini adeta burun boşluğunda tınlatması onun sesinin en karakteristik yönüdür. (Klaus Meine’ye biraz benzetilebilir bu durum). Eğer ki bu albümün bol reverbli, aşırı senfonik klavyeler ağırlıklı sounduna alışıldığında, ve sürekli tizlere çıkan vokalleri beğenme, diğerlerini oktavı düşük ya da “sesin var neden sürekli bağırmıyorsun” şeklinde eleştirme hastalığından kurtulunduğunda, vokallerin ne kadar “aşmış” olduğunu tek gören ben olmayacağımdır diye düşünüyorum. Ama ille de albümdeki en zirve vokallerden bahsetmem gerekirse, Lies parçasının sonundaki, birçok vokalistin bir taraflarını yırtarak yapabileceği scream, Cold City Lights’ın 4:08’inde başlayan ve yarım dakika kadar devam eden, bence eşsiz gırtlak numaraları; veya Voices parçasının 4:10’ları civarındaki, sanki klavye tuşuna basmışsınızcasına rahat çıktığı tiz part örnek verilebilir…

Albümün ses prodüksiyonu, demiş olduğum gibi fazlaca reverb’lü, ve klavyenin en dominant enstrüman olması şeklinde. Parçalar ise pek birbirlerine benzeyen yapıda değiller, ama art arda dizildiklerinde, çok iyi birbirlerini tamamlıyorlar. Cold City Lights tam bir 80’lere gönderme niteliğinde. Özellikle nakarat vokalleri, koral yaklaşımlar çok sıkı. Lies’ın nakaratlarında da benzer harika bir çok vokalliliğe rastlıyoruz. Açılış parçası Fear ise harika düzenlemelere sahip. Konuşmalı kısımlar, country’ymişçesine devam eden akustik gitarlardan yumuşacık vokallere geçilmesi, sonrasında parçanın gittikçe sertleşmesi tam bir Andersen harikalığı.

Albümdeki tüm gitarlar enfes. Robert Kjaer bence bu türde hakkı verilmemiş gitaristlerden biri. Gerçi şimdiki gitarist Jidell’de çok iyi. Ama “Fear”daki gitarlar bir başka. Lies parçasını mükemmel yapan en önemli etmenlerden biridir Kjaer. Andersen’den çok bahsetmek gerekir mi bilmem. Uçuk bir klavyeci, harika bir beyin. Royal Hunt’ın “mastermind”ı. Bu albümde progresif metalden aşina olduğumuz solo synth tonlarını pek kullanmamış. Genelde senfonik yapıda kullanmış enstrümanını. Lies Lies diye diye bitiremeyeceğim, en iyisi susayım…

Son olarak, John West öyle bir vokalist ki, kendi sesine hiç benzememesine rağmen, Royal Hunt’ın eski iki vokalistinin şarkılarının tamamına yakınını canlıda onlardan daha iyi söylüyor. “Royal Hunt 2006” canlı DVD’sini ilk izlediğimde adeta dibim düştü. Gerçi Rusya’daki bu konserde seyircilerin yaş ortalaması hayli yüksek, pek coşku olmamış. Ama grup elinden geleni yapmış, John West’in koca konserden rastgele söylediği herhangi bir kısmı alın, albüme koyun. Albüm performansı sanırsınız. O derece. Daha da bir şey demem…

Grup şu anda bir başka ABD’li vokalist Mark Boals ile çalışıyor, son albümleri “X” de çok sıkı ve hard rock ağırlıklı, gitarın daha fazla dominant olduğu bir eser. Danimarkalı bir grup nasıl olur da türünün en iyi ABD’li vokalistlerini arka arkaya kadrosuna katabilir, şaşırdığım bir durumdur açıkçası. Ama yine de, “İçimdekiii John West aşkı baam baaş kaaaaaaa…”

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.36/10, Toplam oy: 28)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
SPV / Steamhammer
Kadro
John West: Vokal
André Andersen: Gitar
Jacob Kjaer: Gitar
Steen Mogensen: Bas
Allan Sřrensen: Davul
Şarkılar
1. Fear
2. Faces Of War
3. Cold City Lights
4. Lies
5. Follow Me
6. Voices
7. Sea Of Time
  Yorum alanı

“ROYAL HUNT – Fear” yazısına 3 yorum var

  1. b says:

    bu albümü müzik markette ilk gördüğümde elimi hemen hiç düşünmeden cebime attım fakat 10 milyon lira eksik çıktı. oradaki kişiden de tanımadğım için isteyemezdim ve harıl harıl bütün işlerimi bırakıp 10 milyon lira bulmaya kendimi şartlamıştım. 2 saat içerisinde yalvar yakar bulduktan sonra cd’nin jelatinini nasıl tek hamlede açtığımı çok iyi hatırlarım. cd player’a koyduğumda ise dünyayı takmadım ve günlerce haftalarca dinledim bu albümü hala da ilk günkü gibi dinlerim. royal hunt’ın en iyisidir, john west’in vokal yaptığı albümler içerisinde en iyisidir ve eğer bu türü seviyorsanız bu albümün peşini bırakamazsınız ve o da sizin peşinizi bırakmaz ve kulaklarınızda west’in o gırtlak nağmeleri kalır. bu albümü veya bu türü sevmiyorsanız dinlemeyin. bu albüm öylesine sevmeyi nefret etmeyi pek kaldıramaz, çok güçlü sevmelisiniz bağlanmalısınız. 99 yılından beri peşimi bırakmadı ben de bırakmadım. hüzünlü bir hikayedir “fear”. şimdi bilmem kaçıncı yüz defa tekrar dinleyeceğim. 10/10

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    Bu grubun adını çok seviyorum nedense.

  3. baha says:

    çok feci albüm. yıllar geçtikçe şarap misali daha da değerli oluyor. son söz: john west mükemmel ötesisin!

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.