# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SPIRITUAL BEGGARS – Return to Zero
| 11.09.2010

Vay anam vay.

Berca B.

Şu anda çok üzgünüm sevgili okurlar, ayrıca kendimle hiç de gurur duymuyorum. Yaklaşık olarak 3,5 yaşında başlayan metal yolculuğum boyunca pek çok grup keşfetmiş, pek çok tarza aşina olmuş, pek çok unutulmaz an yaşamış biri olarak şu anda kendimi çok çaresiz ve zavallı hissediyorum. Sen kalk onca gereksiz grubun peşinden koştur, taa Meksika’dan Venezüella’dan falan istihbarat al, kim stüdyoya girmiş kim stüdyodan çıkmış hepsinden haberin olsun, henüz demodan bile öteye gidememiş bazı grupların favori yiyeceklerine kadar her şeyin çetelesini tut, ama yıllarca ısrarla Spiritual Beggars dinleme. Ayıp lan bana.

Evet, her elemanı bir şekilde gönlümde ayrı ayrı yer etmiş olan müzisyenlerden kurulu bu gruptan elbette ki haberim vardı. Fakat nedense bir güç beni sürekli olarak bu gruptan uzak tutuyordu. Tam dinleyecek olurken, her seferinde elim başka bir şeye gidiyordu. Gruptan o kadar da övgüyle bahsediliyordu halbuki. Ve sonunda, tam 1 hafta önce, kendi içimde yaşadığım bir iç çatışmanın sonucunda, “suyunun çok soğuk olduğu düşünüldüğü için girmekten çekinilen deniz” muamelesi yaptığım Spiritual Beggars’a hazır yeni albümleri de çıkmışken dalmaya karar verdim. Ne de güzel yaptım. Yıllarca göz ardı ettiğim bu grup, uzun zamandır aradığım bir şeyi yapıyormuş halbuki.

“Return to Zero”, Spiritual Beggars diskografisinin yedinci ürünü ve Janne Christoffersson’ın yerine vokallere geçen Firewind vokalisti Apollo Papathanasio ile kaydettikleri ilk albüm. Önceki albümlere henüz sıra gelmediği için Janne ve kendisinden önceki vokalist Christian “Spice” Sjöstrand (ki yine hayranı olduğum Kayser’in vokalisti şu aralar) için yorum yapamayacağım ve karşılaştırma imkanım maalesef yok, fakat Apollo muhteşem bir vokalist ve Spiritual Beggars sound’una çok çok uygun bir sesi var. Hard rock/heavy metal gırtlağı, çeşitli vokal oyunları derken albüm boyunca -çok belli olmasa da- bayağı zengin bir performans sergiliyor. Yine de detaya girmeyelim ve önce başka bir konuya açıklık getirelim.

Spiritual Beggars sound’u nedir? Grubun yeni bir dinleyicisi olarak basitçe tarif etmeye çalışacak olursam, stoner rock ile heavy/klasik rock’ın bir karışımı olarak görebileceğimiz bu sound, her daim hastası olduğum retro bir prodüksiyonla, Michael Amott imzalı, kimi zaman ağır tempolu, kimi zaman da enerjik/melodik riflerle ve Per Wiberg’in adeta sihir yaparak kullandığı piyano ve organ’ıyla (özellikle Hammond konusunda tam bir canavar) gayet yoğun ve atmosferik bir müzik sunuyor.

Bu üç ana elemente bir de Apollo’nun power metalden ziyade klasik rock ve heavy metale daha uygun olduğunu düşündüğüm vokali, Sharlee D’Angelo’nun türlü bas numaraları ve Ludwig Witt’in olgun davulculuğu eklenince ortaya gayet güzel bir şölen çıkıyor. Apollo’nun Firewind’de söylediğini bilenler ilk olarak “Lan power metal grubunun vokalistinin bu grupta işi ne?” gibi düşüncelerle boğuşmuş olabilirler fakat Apollo aynı zamanda öyle “geleneksel” bir sese de sahip ki, hiç sırıtmadan pek çok ünlü heavy metal grubunun şarkılarını da söyleyebilir. Sesinin power ve heavy metal’e uygunluğu bakımından ben kendisini biraz Jorn Lande ekolünden gördüm. Zaten ikisinin ses renkleri, seslerini çatallaştırdıkları zaman baya benzerlik gösteriyor.

Şarkı yazımına baktığımız zaman basit, kalıpların dışına çok da çıkmayan fakat bir hayli olgun bir çalışma görüyoruz. Şurası açıkça belli ki, gruptaki tüm elemanlar gençlik heyecanlarından çoktan sıyrılmışlar ve kasmadan, yapmaları gerekenin ne eksiğini ne de fazlasını yapıyorlar. Hiçbir enstrumanda abartılı bir kullanım yok, şov kesinlikle yok, aksine herkes şarkıların atmosferine seviye atlatmak için çalışıyor. Tabii şov yok dedim ancak, Michael Amott’un kimi soloları yine bazılarımızın aklını alabilir. Aynı şekilde yeni imajıyla adeta entel bir ressama dönüşen Per Wiberg de organ ve piyano kullanımında şahane bir iş çıkarıyor. Hatta dinlediğim kadarını biraz düşündüğüm zaman, kariyerinin en iyi performanslarından birini bu albümde sergilediğini söyleyebilirim. Bu kalibrede 6-7 albüm daha çıkardığı zaman yavaş yavaş efsane olarak anılabileceğini düşünüyorum Wiberg’in.

Albüm hakkında çok da fazla bir şey söylemek istemiyorum açıkçası. Bu müzikle tanışalı henüz 1 hafta gibi kısa bir süre olduğu için halen daha yeni bir şey keşfetmenin keyfini çıkarıyorum, bunu sizin de az çok yaşamanızı isterim. Yine de harika ana rifiyle albümün vurucu hitlerinden olan Star Born’a, space rock’a göz kırpan Spirit of the Wind’e, nefis melodileriyle Coming Home’a, sonlarına doğru her elemanın yavaş yavaş cozuttuğu Believe in Me’ye ve SON YILLARDA DUYDUĞUM EN GÜZEL şarkılardan olan The Road Less Travelled’a dikkat edin diyor, huzurlarınızdan çekiliyorum.

İyi dinlemeler.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.36/10, Toplam oy: 25)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
InsideOut
Kadro
Apollo Papathanasio: Vokal
Michael Amott : Gitar
Sharlee D'Angelo : Bas
Per Wiberg : Klavye, piyano, organ
Ludwig Witt : Davul
Şarkılar
1. Return To Zero (Intro)
2. Lost In Yesterday
3. Star Born
4. The Chaos Of Rebirth
5. We Are Free
6. Spirit Of The Wind
7. Coming Home
8. Concrete Horizon
9. A New Dawn Rising
10. Believe In Me
11. Dead Weight
12. The Road Less Travelled
13. Time to Live (URIAH HEEP cover'ı)
  Yorum alanı

“SPIRITUAL BEGGARS – Return to Zero” yazısına 11 yorum var

  1. masteroforion says:

    Spiritual Beggars dendi mi Ad Astra’yı tek geçerim, stoner kafasında dinlediğim en iyi (hatta direk metal ekseninde de ele alabiliriz) albümlerden birisidir. Onnçün Apollo’nun vokallerinin Beggars’a eğreti durduğunu düşünüyorum, albümle ilgili en büyük eksi o bence. Onun dışında müzikalite olarak da beklentilerimin yüksek olmasından mıdır nedir bilemiyorum ama aşırı tatmin etmedi. Ama yine de güzel albüm tabi ki.

    Ayrıca o saykedelya kafasındaki intro ne deli işidir, çok hoş

    Berca B.

    @masteroforion, işte ben önceki vokalleri dinlemediğim için “ister istemez kıyaslama yapma” durumundan yırtıyorum. Ve ilk olarak bu adamı dinlediğim için en ufak rahatsız edici bir tarafı yok, senin için de zamanla bu durum değişir bence.

  2. Berca B. says:

    Bu arada The Road Less Travelled’da buzuki var. Apollo’nun ricası heralde ahah.

  3. Avcı says:

    Hahaha bu klavyeci[Per Wildberg] orta çağdan fırlamış küçük bir şehir lordu gibi

    (:

  4. Şu Apollo Papathanasio’nun Marmaris Büfe çalışanı modeli saçı çok süper. Yazı da öyle Bercacığım.

    Berca B.

    @Bahadır Sarp, KIPS

  5. Mardukcan says:

    ilk defa dinliyom bu grubu. albüm akıyo resmen. daha yarıdayım ama nasıl geldi oraya anlamadım

  6. Ertuna Yavuz says:

    kasıtlı bir tercih mi bilmiyorum ama kritik yazarı exploded period ustası gibi yazıyor, üstelik izokolonları ve trikolonları sevmesine rağmen de acayip akıcı bir yönde ilerliyor yazıları. kolaylıkla sitede okuduğum en iyi yazı dili diyebilirim.

    bu günlerde stoner rock, geleneksel doom, blues bazlı klasik heavy metal vs. icra eden gruplar, iyi tunelar yazamamalarına rağmen belli başlı grupların sırf soundlarını taklit ederek kendilerine güvenlikli bir yer etmeyi sayılarının az olmaları gerçeği bahanesi üzerinden sağladıkları için pek az kafa sallayabilecek albümler çıkıyor ‘iyi’ diye övülenlerden bile. böyle bir ortamda kısıtlı kitleye hitap edeceklerini bilmelerine rağmen, hatta The Sword gibi deli promosyonlar almıyorlarsa iyi bir albüm yazmakla ortalama bir albüm yazmak arasındaki farkın kariyerleri üzerinde herhangi bir etki yaratmacağını bilmelerine rağmen iyi albümler yazmaya çalıştıklarından, kritik yazarının da isabetli bir şekilde analiz ettiği gibi kabiliyetleri yettiğince en iyi, olgun şeyleri çıkartmaya çalıştıklarından ötürü bu grubu seviyorum. daha heavy metal altyapılarından dolayı hippi gibi takılmamalarını, glass bonglarla ilgili şarkılar yazmamalarını da seviyorum (bir şarkıyı ipodda dinlerken kulaklığı arkadaşıma verdiğimde geleneksel doom elitisti/alman birası tüketicisi/hair-metal özentisi olduğundan hippi boku bu dostum demişti sırf soundlarından dolayı, halbuki şarkı sözleri gayet gönül insanına hitap edecek türden şeyler). bu albümü de deneyeceğim.

    bu arada kimseyi rahatsız etmek istemem ama The Sword sevdiğim gruplardandır:P

    Berca B.

    @Ertuna Yavuz, ahah yeni görüyorum bu yorumu. Söylediğin terimlerin hiçbirinin ne anlama geldiğini bilmesem de güzel sözlerin için teşekkür ederim Ertunacığım.

  7. heat says:

    pardon müzik buymuş. fuck yeah spiritual beggars.

  8. ali ihsan balı says:

    Star Born’u görünce aklıma Mustafa Yıldızdoğan geldi birden ehehe..

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.