# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GREEN CARNATION – Light of Day, Day of Darkness
| 19.09.2010

Dostum şarkı demişsin ama bu albüm.

Yeşil Araba Milleti espirisini ilk yapan kişi olmak bir işe yarar mı bilmem ama, grubun adının yeşil karanfil olduğunu ilk fark edişim, GREEN CARNATION’la tanışmamdan epey sonraya rastlar. Zira carnation’ın karanfil demek olduğu, sözlüğe bakana dek hiç aklıma gelmemişti. Ben “damnation”, “realization”, vaporization” gibi yüklemden isme dönüşen kavramlar beklerken, bir çiçekle karşılaşmak bünyemde “Nası ya?” tepkisi uyandırmıştı.

Ancak sonra bunun makûl olduğunu düşündüm zira bu gruptaki kahramanımız Tchort, EMPEROR, SATYRICON ve CARPATHIAN FOREST’la çalmış olmasına ve zamanında hırsızlık, bıçaklı saldırı ve mezar hırsızlığından iki yıl hapis yatmasına rağmen, konu GREEN CARNATION olduğu zaman duygunun, hissiyatın bayraktarı bir kimseye dönüşmekteydi.

Albümü bilenlerin bildiği üzere, “Light of Day, Day of Darkness” tek şarkılık bir konsept albüm. Tchort’un kızının ölümü ve ardından oğlunun doğumuna ithaf olunan albüm, bir saat beş saniyelik tek bir şarkıdan oluşmakta. Konsept oluşu ve uzun tek bir şarkıdan oluşması sayesinde zaten en baştan ilgi uyandıran albüm, içeriğinde de bahsedilecek bir çok şey barındıyor.

Her yazıda bir ilginçlik yapmazsam geceleri rahat uyuyamadığım için, albümün konseptine uyması için yazının bundan sonraki kısmını tıpkı albümün tek bir uzun şarkdan oluşması gibi, tek bir cümlede anlatacağım. Artık virgül, noktalı virgül, parantez, bir şekilde bağlayacağız bakalım.

Denesem bayağı acayip olurdu evet. Ama insan okuyacak bunu, o yüzden ilk andan satıyorum bu yenilikçi fikrimi.

Efendim “Light of Day, Day of Darkness” bir progresif metal albümü. İçinde yer yer -çok az olmak kaydıyla- death metal öykünmeli kısımlar olsa da (birkaç brutal vokal ve blast beat tadımlığı, ama lafını edecek kadar bile değil), genel olarak erkek ve yer yer kadın vokal egemenliğinde, gotik tınıların da kendilerine yer bulduğu, klavye ve gitarın etkin rol aldığı bir progresif metal albümü olarak değerlendirebiliriz. Lakin progresif metal kısmını enstrüman icrasından ziyade beste yapısındaki değişimler bazında görüyoruz. Zira albümde belki birkaç solo dışında -ve çok kazma olmadığı sürece- gitar çalmanın temel özelliklerini bilen birinin çalamayacağı neredeyse hiçbir rif yok. Bu sebeple, dinleme açısından gayet kolay, verilen her duygunun alındığı ve icra bazında şaşırtıcılıkların hiç mi hiç olmadığı bir çalışma.

Sanırım çoğumuzun tek şarkılık albüm dinlemişliği vardır. Fikir olarak çekici bir şey elbet. Bir yerde bir gövde gösterisi belki de. Daha ilk andan bir merak uyandırıyor ve bir sıfır üstün başlıyor. “Kim bilir nasıl bestelediler”, “nasıl planladılar” gibi şeyler geçiyor dinleyicinin kafasından.

Uzatmadan söylersem, “Light of Day, Day of Darkness” bence yirmi dakika daha kısa olması gereken bir şarkı. Bunun sebeplerinden biri, müziğin çoğunlukla aynı tempodan devam etmesi. Bu da orta tempo ve altı demek oluyor. Tüm enstrümanların minimalist tavrı ve icra bazından her şeyin fazlasıyla kolay olduğu düşünüldüğünde, kimi riflerin uzun süreler tekrar etmesi bir yerden sonra dinleyiciyi müzikten koparabiliyor. Albümde yüz bin farklı rif ve melodi olmaması da buna olumlu etki yapmıyor elbet.

Müzikal anlamdaki konseptliğini birkaç kez tekrarlanan birkaç farklı melodi ve rifle sağlayan albüm, bunun dışında birbirine arka arkaya bağlanan farklı kısımlardan oluşuyor. Duygusunu almaya çalışarak dinlerseniz mutlaka bir ölçüde etkileneceğiniz müzik, bunu başaramaz da hep dışardan bakarsanız, “Bakalım beni ne kadar şaşırtabilecek” şeklinde yaklaşırsanız, size pek bir şey vermeyecektir. Hatta albümü tek kelimeyle “bayık” olarak özetleyen birine bile fazla kızılabileceğini sanmıyorum. Diğer bir eleştirim ise albümdeki kaydın fazlasıyla suni oluşu. Her enstrümanın bilgisayar ekranındaki kanal kayıtlarını gözünüzde canlandırabileceğiniz düzeyde organiklikten uzak bir distortion’lı gitar ve davul sound’u var. Tüm bu sebeplerle, örneğin bir EDGE OF SANITY – “Crimson“ı arka arkaya on kez bile dinleyebilirken, “Light of Day, Day of Darkness”ı ikinci kez döndürmüşlüğüm yok. Bunu iki albümü müzikalite anlamında kıyaslamak için değil, beste ve aranjman başarısı olarak söylüyorum. Yine de “Crimson”ın her halükârda bir başyapıt olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.

Sonuç olarak, “Light of Day, Day of Darkness”ın iyi bir şarkı olmasına rağmen temel sorunu bence yola “bir saatlik bir şarkı yapalım” düsturuyla çıkılmış oluşu. Ortada kasvetli ve yoğun bir müzik olduğundan, keşke şarkı bir araya getirilirken bu kasvet ve yoğunluğun “yettiği” yere daha iyi karar verilmiş olsaydı. Şarkıyı seviyorum, ancak şahsen “Light of Day, Day of Darkness”ı ilk dinlemem haricindeki her dinleyişimde -ki bu dinlemelerin arası bayağı açıktır- ne kadar kaldığına bakma ihtiyacı hissetmişliğim vardır. Bu sebeple “Light of Day, Day of Darkness”, çoğu yorumda dendiği türde bir başyapıt değildir. Güzeldir, özellikle ilk yarım saati bence çok çok başarılıdır, bir bütün olarak içten bir çabadır, ancak söylendiği gibi GREEN CARNATION’ın zirvesi olmaktan da uzaktır.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.00/10, Toplam oy: 34)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2001
Şirket
The End Records
Kadro
Tchort: Akustik ve elektro gitar
Bj?n H.: Solo ve sled gitar, ebow
Stein R.: Bas
A. Kobro: Davul
Kjetil Nordhus: Vokal

Konuk:
Endre Kirkesola: B3, sitar, synth
Bernt A Moen: Telli çalgılar
Arvid Thorsen: Saksafon
Synne Soprana: Vokal
Roger Rasmussen: Brutal vokal
Damien Aleksander: Çocuk sesi
Jan Kenneth T.: Vokal
Şarkılar
1. Light of Day, Day of Darkness
  Yorum alanı

“GREEN CARNATION – Light of Day, Day of Darkness” yazısına 3 yorum var

  1. Burak Gür says:

    Progresif metal olarak adlandırılamıyacak olmasını kenara bırakırsak, Acoustic Verses tam anlamıyla bir başyapıttır. A Night Under the Dam’in izlenmesi gerekliliğinin altını ne kadar çizsem yetmez.

    “Light of Day, Day of Darkness” gerçekten de benzerleri arasında sönük kalsa da samimi bir albüm. Hayatımda hala baştan sonra dinlemişliğim yoktur. Kaldığım yeri not alıp devam etmişliğim var ama. Aslında baştan sona çaldığı oldu hatta bikaç kere ama ne kadar dinledin diye soracak olursanız onun cevabı başka.

  2. Light f day,day of darkness says:

    Prodüksiyon, miksaj, enstrüman tekniği ya da konsept bir albümde olması gereken bölümsel geçiş farklılıklarının dışında bir albüm nasıl değerlendirilebilir? bestelerle, vokalin (veya vokalistlerin) tavrıyla, ya da parçaların atmosferiyle?? vs vs..bir çok şey söylenebilir ama bu albüm gelmiş geçmiş en duygusal albümlerden biridir kanımca..kimi zaman son şişemi bitirmiş, kimi zaman evimi başıma yıkmıştır..allahlık bir albümdür..Bence gelmiş geçmiş en iyi konsept albümdür..Yoruma katılmıyorum hakkını verememiş..Yazık olmuş..Light of daay daaay of daarrkknneesssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssss

  3. Light of day,day of darkness says:

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.