# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
UGLY KID JOE
21.08.2010

Baylar ve bayanlar, Pasifagresif röportajlar defterimize önemli bir sayfa katmak üzere karşınızdayız. Bu sefer 1997 yılında dağılan ve daha bundan 1 ay öncesinde birleşme kararı alan, döneminin nevi şahsına münhasır grubu Ugly Kid Joe’nun gitaristi Klaus Eichstadt ile görüşeceğiz. Klaus ya da diğer elemanlardan biri medyaya röportaj vermeyeli çok uzun bir süre olmuştu, bundan dolayı kendilerini yoklayıp ne olup bittiğini öğrenmemizin zamanının geldiğini düşündük. Röportajımızı okyanus ötesinde çok popüler olan (ve bu tür grupların kafa yapısına daha iyi uyan) “20 questions” formatında yapmayı tercih ettik. Söz konusu Almanlar olunca panzer, tank ve U-Boot esprisi yapmadan duramayan Türk spor medyasından kendimizi tenzih ederek sizi bu zevkli röportajla başbaşa bırakıyoruz.

Merhaba Klaus. Her şeyden önce uzun yıllar sonra vereceğin bu röportaj için sağol demek isterim.

Bir şey değil dostum, senin de dediğin gibi uzun zaman olmuştu, memnun oldum.

Son zamanlarda neler yapmakla meşgulsün?

Şunu bunu. Evimde çalışıyorum, arada sırada gezilere çıkıyorum. Tam şu anda da şarkı arşivlerimin ve son birkaç yılda aklıma gelen fikirlerin üzerinden geçiyorum. Yeni UKJ albümüne malzeme lazım.

UKJ’nun myspace sayfasında birleşme planlarından söz edilmiş. Bu tabii ki fanlar için çok heyecan verici bir haber. Bununla ilgili bize neler söyleyebilirsin?

Bir albüm kaydetmeyi planlıyoruz. Turneye de çıkacağız. Şimdilik bunlar.

Bir rock n’ roll müzisyeni olmak istediğine ne zaman karar verdin? Kuracağın grubun ileride bir gün büyük festivallerde ve stadyumlarda çalacağını tahmin ediyor muydun?

15 yaşımdan beri bunun hayalini kuruyordum. Tek rüyam buydu. Bundan dolayı da, evet, ileride devasa festivaller ve stadyumlarda çalacağımı tahmin ediyordum diyebilirim. Bu rüyamın gerçeğe dönüşmüş olması, düşündükçe hala aklıma durgunluk veriyor… inanılmaz.

Küçükken gitar çalmaya nasıl karar verdin? Etkilendiğin isimler kimlerdi? Çalabildiğin başka enstrümanlar da var mı?

Müziğe piyano çalarak başladım ama ergenlik yıllarımda rock müziğe merak saldım. Bir gün bir arkadaşımın abisini Les Paul’ünü Marshall amfiye takmış “Eruption” çalarken gördüm ve işte budur dedim. Hemen piyanoyu bırakıp gitara geçtim. Çocuğun adı Ted Baer idi. Ondan dolayı Ted, Eddie Van Halen ve Randy Rhoads en büyük ilham kaynaklarımdı.

Ugly Kid Joe’yu Whit (Whitfield Crane) ile birlikte kurdunuz. Onunla nasıl tanıştın ve bir grup kurmaya nasıl karar verdiniz?

Whit’le aynı ortaokula gidiyorduk. İkimiz de biraz dışlanmış tiplerdik. Okul balosundan döndüğümüz bir gece eve yürürken karşılaştık ve beraber ot içtik. Her ikimiz de aynı müziği seviyorduk ve 16 yaşında gençler olarak bir anda Whit’in evinin arka bahçesinde kendimizi bir grup kurmuş halde bulduk diyebilirim. Fakat olayın ciddiye binmesi 1990 yılında bir gün Whit’in gelip beni o zamanki grubuna çağırmasıyla oldu – İyi ki çağırmış! Ardından grubu biraz daha farklı bir tarza yönlendirdik diyebilirim ve sonunda Ugly Kid Joe’ya dönüştük.

America’s Least Wanted hala birçok insan tarafından önemli bir klasik olarak kabul ediliyor.

Ben de o insanları seviyorum!

Bu albümün bu denli başarılı olmasının ardında yatan sebepler nelerdir sana göre?

Kanımca bu albümde iyi şarkılar, çeşitlilik ve orijinallik vardı… Hem de içindeki en büyük hitin, coverlanmış bir parça olmasına rağmen! Fakat o albümün asıl hamuru, hard rock riff’leri üzerine fütursuz bir ironiyle yazılmış ciddiyetsiz sözler ve hepsinin üzerine Whit’in kendine has – ancak çeşitlilik gösteren vokalleriydi bence.

Cats in the Cradle’ın cover’ını yapmak kimin fikriydi? Şarkıyla ilgili önemli bir beklentiniz var mıydı? “Eğer ileride dünya çapında büyük bir hit parçamız olacaksa işte bu olacak” gibi bir düşünceniz oldu mu?

O şarkıyı cover’lamak en başından beri Whit’in fikriydi. En başlarda albüme koyup koymamakta bile çok kararlı değildik ama ilk kez kaydedip de dinlediğimizde ortaya çıkan sonucu çok beğendik. Fakat bırak albüme koymayı, bunu single olarak çıkaralım diye bir beklentimiz bile kesinlikle yoktu. Olayın büyüyüp bu hale gelmesinde en büyük etken radyo istasyonları oldu. Bizim için tam anlamıyla bir sürprizdi.

Bu şarkıların sözleri kim ya da nelerle ilgili?

Madman: Tam anlamıyla kurgusal bir karakter. Şarkıyı ben yazdım, Disneyland’e gidip “Dünyanın en mutlu yeri” gibi boktan bir klişeyle zıvanadan çıktıktan sonra.
Neighbor: Pek de kurgusal sayılmaz. Belki biraz Whit’le ilgili, belki diğerlerimizle de… Biz pek de komşu olmak isteyeceğin ideal tiplerdik diyemeyeceğim. Komşularınızın yarattığı pis bir kabusu komik bir şarkıya konu etmek istemiştik, hepsi bu. Sanıyorum herkes hayatının bir döneminde böyle komşularla baş etmek zorunda kalmıştır ya da kendisi komşularıının kabusu olmuştur.
Whiplash Liquor: Kurgusal değil. Varoşta büyüyüp anne baban haftasonu 1-2 günlüğüne (hatta birkaç saatliğine bile olsa) evden çıkıp gittiği zaman içki dolabındaki her şişeden azar azar alkol çalmayı (fark etmesinler diye) ve hepsini karıştırıp parti yapmayı anlatan bir şarkı.
C.U.S.T.: Hmm, Fortman’ın bulduğu funky bir rif üzerine Whit’in yazdığı çılgın sözler. Bu rifi hepimiz beğendik, kullanalım dedik. Whit de bunun üzerine sözler uydurmaya başladı… Bu sözlerin büyük kısmı Palo Alto’da (Whit’le ikimizin büyüdüğü San Francisco banliyösü) büyümek hakkında. Doğu Palo Alto’daki Berrone’s ve A-1 Liquor gibi yerlere gider, biraları alır, demlenirdik. “Rayların yanlış tarafı” da deriz biz buna.
Would You Like to Be There: Dave Fortman yazdı o şarkıyı… Uzaylılarla falan ilgiliydi herhalde.

İlk iki albümünüzde Rob Halford ve Lemmy konuk müzisyen olarak bulundu. Onlarla ilgili aklına gelen komik anılar var mı?

Evet. Rob gelip “Goddamn Devil” parçasını dinlemeye başladı ve şarkı biter bitmez o pis sırıtışıyla kontrol odasındaki herkesi süzdükten sonra fesat bir ses tonuyla “Sözleri beğendim” dedi ve hepimiz hastası olduk! Lemmy’e gelince, kendisi aforizmaların kralıdır, şimdi anlatmaya kalksam bitiremem, ama stüdyoda “Little Red Man” şarkısını dinledikten sonra (bu şarkıda little red man sözü bıkmadan usanmadan tekrar ediliyor) Whit bir yerde yardım etmek isteyip ona sözleri hatırlatmaya çalıştı. Lemmy ise: “Anladım, anladım: LITTLE RED MAN! Bunu hatırlamak ne kadar zor olabilir ki?!” deyip doğruca vokal kabinine girdi ve tek kayıtta taşı gediğine koyuverdi.
İkisi de müthiş insanlar ve albümlerimizde olmaları bizim için ÇOK BÜYÜK bir şerefti.

Bazı yerlerde Ugly Kid Joe’nun ileride nu-metal olarak adlandırılacak türün ortaya çıkmasına neden olan gruplardan biri olarak bahsediliyor. Bu fikirlere katılıyor musun?

Hiç mi hiç katılmıyorum. O terim benim hatırlayabildiğimden çok daha sonraki dönemlerde çıktı ve son derece farklı bir sound idi, bana göre.

Grubun soundu ve tarzı America’s Least Wanted albümünden Menace to Sobriety albümüne ve daha sonra Motel California’ya geçerken bazı değişiklikler gösterdi. Bu gerçekten grubun yapmayı amaçladığı şey miydi yoksa daha ziyade plak şirketinin ya da başka bazı insanların beklentisi miydi?

Doğrusunu istersen tam tersi. Plak şirketi Menace’daki (daha heavy olan) yöne doğru gitmemizi istemedi. Ama Shannon gruba katıldıktan sonra, valla elimizden daha heavy olmaktan başka bir şey gelmiyordu! Biz kesinlikle bu yöne doğru gitmek istiyorduk. Zaten o albüm de muhtemelen benim favori UKJ albümümdür, her şarkısıyla.

UKJ’nun yükselişi de düşüşü de çok ani oldu. Bunun nedeni sence 90’ların başlarında müzik endüstrisinde grunge’ın yükselişinin doğurduğu etki mi (diğer birçok müzisyenin söylediği gibi) yoksa grup içi anlaşmazlıklar ve fikir ayrılıkları gibi başka sebepleri mi var?

Belki biraz Grunge etkisi. Grubunuzun daha toy olduğu, yani ‘olgunlaştı ve kaşarlandı’ demenizin pek de mümkün olmadığı bir dönemde çıkan 2 büyük pop hiti ile elde edilen büyük başarı ve çok erkenden manşetlerden düşmez bir hale gelmeniz bir bakıma can yakıcı da olabiliyor, ama zararı yok. Şansımız varmış ki birçok grubun uğruna öleceği, “aşırı medya ilgisi” denen o korkutucu olayı zamanında elde etmişiz, bilmem ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum?

Kesinlikle. Hızlı bir değişiklik.

Değişiklik iyi bir şeydir. Müzik sürekli olarak değişir ve bu iyidir. Tek hit mucizesi gruplardan tut da efsanevi sanatçılara kadar tümü büyük bir müzik spektrumunun parçasıdır ve ben böyle olmasından gayet memnunum.

Yıllar boyunca müzik endüstrisindeki birçok kişiyle bağlantıların ve ilişkilerin oldu. Bu yüzden müzik piyasasının ne kadar boktan olduğunu herkesten iyi sen biliyorsundur. Bize bununla ilgili bazı örnekler verebilir misin?

Ben doktor değilim dostum, yani orasını bana sorma. Bu çok çılgın bir dünya ve herşey ışık hızıyla değişiyor. Ayak uydurmak çok zor! Ben şahsen artık çok az albüm alıyorum ve dinlediğim hit şarkıları sadece satın aldığım için (online) kendimi suçlu hissediyorum, fakat bunu yapabilmek aynı zamanda güzel bir şey ve bence gruplar bu yeni dijital çağın avantajlarından faydalanabilir ve zaten faydalanıyorlar.

Grubunuz dağıldıktan sonra diğer gitaristiniz Dave Fortman bazı Slipknot, Godsmack, Evanescence ve Superjoint Ritual albümlerinde prodüktörlük yaptı ve bariz bir şekilde başarılı oldu, hatta bir de Grammy kazandı. Grup dağılmadan önce de ona prodüktör olma tavsiyelerinde bulunuyor muydun yoksa geç keşfedilen bir yetenek miydi?

Evet, hepsi benim sayemede oldu, haha! Şaka bir yana, hayır, adamda altın değerinde kulaklar, deli gibi yetenek olduğu ve ileride prodüktörlük yapabileceği hepimiz için gayet aşikardı. Zaten bana sorarsan Motel California’nın prodüksiyonunu da neredeyse tamamen o yaptı diyebilirim.

Şu anda uymak zorunda olduğunuz bir plak anlaşmanız ya da herhangi bir firmayla görüşmeleriniz var mı?

Hayır, yok.

Ya sen Klaus? Bunca yıl boyunca sen neler yaptın?

Valla birkaç küçük işletme kurmaya çalışmaktan (aptalca icatlar) tut da birkaç grupta çalmaya (tabii ki hiçbiri başarılı olmadı), yerel bazı grupların prodüktörlüğünü yapmaya (artık yapmıyorum), şarkı yazmaya, dünyanın değişik yerlerine gezilere çıkmaya kadar aşağı yukarı her şeyi denedim diyebilirim. Ha bir de hayatın anlamını bulmak…?

1995’te yapılan bir röportajda Whitfield, Menace albümünün kapağındaki bira içen çocuğun aslında sen olduğunu söylemişti. Röportajı yapanla mı dalga geçiyordu yoksa gerçekten o çocuk sen miydin?

Adamla kafa buluyormuş. O sanırım babamın bana Almanya’dan gönderdiği bir kartpostaldı, üzerine de “bu senin küçük bir çocukkenki fotoğrafın!” ya da öyle bir şey yazmıştı. Albümün arka kapağındaki ise Farrell Smith oluyor, yakın dostumuz ve ilham kaynağımız. Palo Alto’da birlikte büyümüştük.

Baban Alman, annen ise Arjantinli. Son Dünya Kupasında garip duygular yaşamış olmalısın. Hangi takımı tutuyordun? Genel olarak turnuvayı beğendin mi?

Dünya Kupası’nı çok sevdim! Aslında maçları izleyebilmek için bir video kayıt aleti almak zorunda kaldım ve bir anda müptela oldum – Maçları kendim izleyene kadar ne internete bakabiliyordum ne de cep telefonu mesajlarına! Takımlara gelince, tabii ki hem Arjantin’i hem de Almanya’yı destekliyordum. Çeyrek finalde karşılaştıkları zaman daha iyi olan takımın kazanmasını istedim, hepsi bu. Almanya İspanya’ya yenilince bayağı bir hayal kırıklığına uğradım ama İspanya kazanmayı hak etti. Ben de Almanya 3. olduğu için mutlu oldum.

Tuttuğun futbol/spor takımları var mı?

Doğrusunu istersen geçen yıl Şampiyonlar Ligi’nde Bayern Münih’i ölümüne destekledim : (
Ayrıca Messi’nin de büyük bir hayranıyım – onu oynarken görmekten keyif alıyorum.
Bir de Amerikan futbol takımlarından San Francisco 49ers’ı tutuyorum

Biraz da bize ekipmanından söz et. Şu anda kaç adet gitarın var? Amfiler, prosesörler, manyetik vesaire.

Şimdi bir bakalım: 3 tane akustik gitar. Bir Les Paul. Bir SG. Everything About You’nun klibinde görünen kendi yaptığım beyaz gitar, siyah bir ESP strat ve de Dave’in bana hediye olarak aldığı bir Fender Strat (Dave iyi bir adam!). Marshall JCM 800 half stack amfim ile Rat distortion kutum hala duruyor. Bu setup 16 yaşımdan beri hiç değişmedi, aynen duruyor! Manyetik olarak çoğunda stock kullanıyorum, bir de çok sevdiğim DiMarzio manyetiğim var. Def Leppard’la çıktığımız turnede Phil Collen vermişti.

Sayacağım gitaristlere 1’den 10’a kadar bir puan vermeni istiyorum. 10 puan gitar tanrısı, 1 ise dinlemesi işkence olan bir gitarist demek.

Kerry King: 7
Chris Broderick: ?
Mick Mars: 7
Buckethead: 8
Rocky George: 7
CC Deville: 7
Slash: 9

Aşağıdakilerden hangisini diğerine tercih edersin ve neden?

Judas Priest mi Iron Maiden mı? Priest. British Steel ile Screaming for Vengeance. Ben diyeceğimi dedim.
Zakk Wylde mı Gus G mi? Zakk. Gelmiş geçmiş en sağlam gitaristlerden biri!
Çin yemeği mi Hint yemeği mi? İkisi de! Yeter ki Amerikan yemeği olmasın.
Gisele Bundchen mi Adriana Lima mı? Bu beni en uzun düşündüren soruydu! Adriana Lima.
Berlin mi Köln mü? Berlin. Çünkü o şehri çok daha iyi tanıyorum ve harbiden seviyorum. Ama Köln katedralini de sevmiştim… etkileyiciydi!
Beck’s mi Krombacher mi? İkisi de değil: Mahr’s Bräu!!!!! Çünkü BÜTÜN DÜNYADAKİ en iyi bira!

Daha önce Türkiye’de hiç çalmadınız. Bu sefer burayı ziyaret etme durumunuz olabilir mi?

ÇOK sevinirdim! İstanbul’a gitmeyi hep istemişimdir. Time Out seyahat kılavuzunu bile aldım ama bir türlü fırsatını bulup gidemedim. Peki sence hangisi: Avrupa’da öğle yemeği mi, Asya’da akşam yemeği mi?

Son olarak, Türkiye’deki UKJ fanlarına bir mesajın var mı?

(Burası Türkçe olarak) Tesekkur ederim!

***

Muchas gracias Klaus! Doğru oldu mu? Her halükarda, size bu grupla ilgili son haberleri verebildiğimiz için sevinçliyiz. Gördüğünüz gibi Klaus gayet rahat, aklına geleni açıkça söylemekten çekinmeyen bir adam. Kendisine ve grubuna iyi bir albüm kaydı diliyor, ülkemize gelirlerse krallar gibi karşılama sözü veriyoruz. Bir sonraki röportajda görüşmek üzere…

Pasifagresif
Agresif About You

Röportaja dair her şey
Ufuk Çetinkaya

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“UGLY KID JOE” yazısına 4 yorum var

  1. masteroforion says:

    Güzel röportaj olmuş Ufuk abi, eline sağlık.

    CC Deville de 20 questions tarihinde (metal sludge rule) aldığı en yüksek puanı kaptı sanırım hehehe ben olsam -10′dan başlatırım o herifi. Chris Broderick’i tanımaması da garipmiş.

  2. Moontrain says:

    Bu sitede okuduğum en iyi röportaj olmuş.Müzisyenlere müzik dışı sorular da sorulmalı işte böyle.

  3. harro says:

    10 numerö röportaj olmuş Ufuk, ellerine sağlık. Fakat Broderick? ?!

    Ufuk

    @harro, o biraz daha yeni nesil ya, klaus’tan küçük. o yüzden tanımıyordur, normal.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.