Başlıkla alâkasız bir giriş yapayım: Yaklaşık 1 (yazıyla bir) haftadır albüm kritiği yazmak istiyorum ve bu üçüncü teşebbüsüm. Kısmet oldu bu bitti ilk olarak ama aslında bu en son başladığım yazı. Demek ki neymiş, kritiği yazarken albümü dinlemek yetmiyormuş, ayrıyetten hislenmek de gerekiyormuş. Bu alâkasız girişin ardından başlayalım.
Canına yandığımın WoW’u (bilmeyen için bkz. World Of Warcraft) sayesinde bu fantastik dünyaya adam gibi adım attım. Beni oyuna başlatan “mezarkabul” kardeşime de ayrıyetten teşekkür ederim. Kritiği en başta senin için yazıy… Yok tamam yazıya dönelim.
Almanya söz konusu olduğunda akla genelde thrash, speed, heavy gibi türler gelir ama power metal türünü de iyi şekilde yapan bir grubun olduğunu hatırlatmak gerekiyor çoğu zaman. Çünkü power grupları arasında en çok ilgiyi Iced Earth’ün gördüğünü ve Iced Earth’ün kardeş grubu Blind Guardian’ın biraz(cık) geri planda kaldığını düşünüyorum. Blind Guardian muhtemelen power metali speed/thrash türüyle harmanlayarak önümüze sunan en iyi gruptur. 1988 yılında ilk albümleri “Battallions Of Fear” tamamen speed/thrash türünde bir albüm olmasına rağmen, işlediği konu açısından power metale yakındı. Tabii konumuz “Battallions Of Fear” değil, ondan 10 yıl sonra çıkan bir konsept harikası ve açıkçası benim en sevdiğim Blind Guardian albümü olan “Nightfall In Middle Earth”.
Son albümleri “Imaginations From The Other Side” çıkalı 3 yıl olmuş ve bu şaheser albümün ardından gelecek şey merak konusuydu hiç şüphesiz (ben o zamanlar 7 yaşındaydım, sadece tahmin ediyorum valla bak). Şarkı sözlerinde “Büzüklerin Efendisi” (evet büzük dedim biliyorum) serisinin yazarı J.R.R Tolkien’in hikayelerinden bahseden grup, bu albümü komple bir konsepte sokmuş. Albümün konsepti yine bir Tolkien romanı olan “Silmarillion” üzerine kurulmuş. Konsepti biraz(cık) açacak olursaaaaaak (eyvah kaçın): Büzüklerin efendisi dediğim ama asıl adı “Yüzüklerin Efendisi” olan serideki yüzüğün esas sahibi olan Sauron amcamız daha insan halinde (yani sadece gözden ibaret değil) ve ilk Kara Efendi olan Morgoth’un en iyi hizmetkarlarından biri. Konu tabii Morgoth’la alakalı. Onun Ortadünya’da (evet Middle Earth bildiniz!) yaşadığı, Ulu Elfler’in Silmaril’leri kurtarmak için ona savaş açtıkları çok daha eski bir zamana dayanan efsanelerden oluşan Silmarillion kitabı, albümün konsepti olmuş. Biraz ara veriyoruz, lütfen bizden ayrılmayın sayın okuyucular. Beklerken sizi aşağıdaki Time Stands Still’e alalım.
Evet detay vermeye devam ediyoruz. “Hansi Kürsch Effect” denilen durumdan bahsedelim biraz (evet ben uydurdum). Bu adamın sesi gerçekten bir harika. İtirazı olan yoktur mutlaka. Bu konudaki detaylarımızı “The Eldar” şarkısını dinlemenizi önererek noktalıyor, korolara geçiyoruz.
Korolarla beraber Hansi’nin sesini daha da net duyabiliyoruz, bazen de duyamıyoruz. Korolar da gayet iyi yani korkulacak birşey yok. Gitarlara gelecek olursak, bu adamlar işini biliyor arkadaş. Marcus Siepen ritmini atmış, André Olbrich de solosunu çalmış babalar gibi. Olbrich’in gitarından çıkan sese hastayım valla. 2010 yılını yarıladık ama 2006 albümlerini hâlâ dinleyemedim. O zamana kadarını seviyorum diyebilirim.
Basları “Imagination From TheOther Side” albümünde de dahil olmak üzere 1995 yılına kadar vokalist Hansi Kürsch çalıyordu, ancak (nedenini hâlâ bilmiyorum) bu albümde yerine session/live member (geçici üye demek istedim evet, Türkçem biraz kıt hehe) olarak Oliver Holzwarth isimli bir arkadaşı görüyoruz. O kadar çok klavye var ki çoğu yerde ben bas duyamıyorum ama bu, Theatre Of Tragedy yazımda belirttiğim gibi benden kaynaklanıyor da olabilir. Adam kütür kütür çalmıştır ama duyamıyorum işte napalım yetenek meselesi. Klavye demişken, çalan arkadaş da bir session/live member olmakta. Adı da Matthias Wiesner. Piyanoları da o çalmıyormuş yalnız, onu da belirtmekte fayda var. Teker teker isim vermeye gerek yok, detaylı bilgiler yazının sonunda zaten küme halinde tomarla size verilecektir, ancak “The Eldar” şarkısında piyanoları çalan arkadaşın vokalist Hansi Kürsch olduğuna dair rivayetler duydum, doğru bilgi sahibi biri aydınlatırsa süper olur diyor ve en sevdiğim yere geçiyoruz: Davullar.
Grubun 2006 çıkışlı albümüne kadar davulların başındaki arkadaş Stauch isimli bir Alman (..dır heralde isim andırıyor eheh). Adam oturmuş davulun başına işte başl… Hakkında çok konuşmayı gerektirmiyor aslında. Aşağıdaki Mirror Mirror klibinde grup elemanları falan hepsi görünüyor. Bir bakın, anlarsınız demek isteyip de diyemediklerimi.
İşin en güzel yanı, albümde en sevdiğim parça budur diyemiyor olmam. Kısa olanlar hariç tüm şarkılar içinden ille de birini seç deseler “Nightfall”u seçerdim, sebebi de tamamen kişisel; yani siz seçmeden dinleyin. Nedenini sorduğunuza sevindim, ilk dinlediğim Blind Guardian şarkısı olduğu için onu seçerdim. Canlı performance alalım bir tane hemen, canım çekti hehe.
Toparlamaya çalışacak olursam (o biraz zor caağnım), bir şaheserin ardından yapabileceği en iyi albümü yapmıştır Blind Guardian, hatta 4 sene sonra daha da güzelini yapacaktır (yaptı yani). Ondan 4 sene sonrasını dinleyemedim, kısmetse ondan 4 sene sonra çıkacak albümü dinleyeceğim (yeter ulan 30 Temmuz’u beklemek zorunda mıyız? Düşsün albüm nete artık!). Veda ederken sizi fırtınanın içine alalım, yazıyı noktalayalım.
Darth Sidious, Ortadünya’dan bildirdi, gelecek sefere yine bir gece haberiyle bu sefer operadan sizlerle birlikte olacağız.
Kadro Hansi Kürsch:Vokaller
Marcus Siepen: Ritim gitar
Andre Olbrich: Solo gitar
Thomas Stauch. Davullar
Konuklar:
Oliver Holzwarth: Bas
Matthias Wiesner: Klavye
Mi Schüren: Piyano
Max Zelner: Flüt
Norman Eshley & Douglas Fielding: Konuşmalar
Koro:
Billy King, Rolf Köhler, Olaf Senkbeil, Thomas Hackmann
Şarkılar 1. War of Wrath
2. Into the Storm
3. Lammoth
4. Nightfall
5. The Minstrel
6. The Curse of Fëanor
7. Captured
8. Blood Tears
9. Mirror Mirror
10. Face the Truth
11. Noldor (Dead Winter Reigns)
12. Battle of Sudden Flame
13. Time Stands Still (At the Iron Hill)
14. The Dark Elf
15. Thorn
16. The Eldar
17. Nom the Wise
18. When Sorrow Sang
19. Out on the Water
20. The Steadfast
21. A Dark Passage
22. Final Chapter (Thus Ends...)
Okuduğum en kötü kritik yazılarından biri olmasını bir kenara bırakırsak, albüm gerçekten mükemmel. Tek kusuru açıp da 1-2 şarkı dinleyip kapatamıyorsunuz. En az bir kez dönüyor albüm baştan sona. Kime göre kusur tabi benim canıma minnet.
1- into the storm en sevdiğim BG şarkısı
2- kalabalık bi ortamda guitar hero’da mirror mirror çalarken kendimi kaybettim, sıçtım sıvadım güzelim şarkıyı mahvettim. üstelik de medium’da.
@Blakkheim, valla arkadaşta oynadım ama ps değil pc versiyonunda, bi pack’ler bişeyler indirmiş ondan çıktı. belki de rock band’deydi. yok lan frets on fire mıydı neydi, onda sanırım.
hiç alakam olmadığı için karıştırıyorum hangisi olduğunu, benim için hepsi gitar hiro. :)
@Ahmet Saraçoğlu, Frets on Fire’dır o yav. Ben de Nevermore çalmaya çalışıyorum gaza gelip indirdim pack’lerini de, uğraşırken gözlerim kararmış, limon koklatıp ayıltmışlar. En son hatırladığım şey uzaklardan bana nanik yapan Jeff Loomis.
ne kadar dinlediğimi hatırlamıyorum. noldor, thorn, time stands still, nightfall ve a dark passage şarkılarına hastayım. albümün bazı yerlerinde power metal öğelerinden çok bildiğimiz prog metal etkileri had safhada. özellikle a dark passage ve noldor şarkılarında bu bariz belli. biraz daha kassalarmış süper bir prog metal albümü olacakmış ama bu haliyle de destan gibi. kusursuz!
yazdıklarımın eleştirilmesini dert eden biri diilim ama dayanamadım söylicem. muhtemelen burdaki herkesten küçüğüm. 18 yaşındayım ve yazdığım kritiklerin seviyesi sitenin esas yazarları gibi olmasının imkanı yok, kaldı ki olsun diye de bi çabam yok. hayatımda yazdığım ikinci kritik bu. berbat, çok kötü, tü kaka falan derken yaşımı ve bu durumu da göz önüne alıp konuşursanız elimden geleni yapmaya çalıştığımı anlarsınız. anlamazsanız da sağlık olsun napalım :)
@darth sidious, Beğenilmediği konusunda feeback alman bence daha olumlu. Ayrıca nereden bilelim ki yaşını? :) Fikrimi merak ediyorsan, geyiklerle süslü bir eleştiri yazısı yazmak kolay değildir. İnsanları güldürmek zordur. Ya bu konuda birşeyler yapmalısın, ya da vazgeçmelisin bence. “Büzüklerin Efendisi” gibi ya da ne bileyim birton geyik bence hiç bu kontekste oturmamış. Ben şahsen komik bulmadım, bilgi-içerik eksikliğini gizlemek için yapılmış gibi algıladım…
Bu eleştiriler bence iyidir, eğer beğenilmediği söylenmeseydi kendini geliştirmek için motivasyonun olmayacaktı. Tabi burada karar senin, iyi kritikler yazmak istiyorsan bu eleştiriler sana itici güç olsun. Eleştiri almaktan nefret ediyorum diyorsan da yol yakınken bırakman daha iyi. Birisi 6. kritiğinden sonra abi kusura bakma bütün kritiklerin çok kötü dese 6 kişi daha katılsa yıkımı daha büyük olurdu bence. :)
@Aeonian_Lich, eleştirilere itirazım yok. sorun ettiğim şey yeni yazdığımın açık ve net ortada olmasına rağmen “gayet boktan” dercesine yapılmış yorumlar. bi işi ilk defa yapan bi adama yapılması gereken eleştirinin “olm sen gel vazgeç, bu işten çakmadığın belli oluyo sanki” gibilerinden olmaması gerektiğini düşünüyorum. ayrıca “millet gülsün ki yazıyı kesin beğenirler” gibi bi düşüncede yapmadım onları. yüzüklerin efendisi ismiyle dalga geçmeyi seviyorum, o yüzden o şekilde yazdım. elbette hatalarım olucak, ben de bunları düzelticem eninde sonunda. sadece yapılan eleştirilerin “çok boktandı, okumasam daha iyiymiş” tarzı sert şekilde olmaması gerektiğini düşünüyorum hepsi bu. yoksa söylediklerinde yanlış olan bişey yok :)
@darth sidious, elinden geleni yapmaya calıştığın ortada tabi ki ama olay o değil. mesela bence bu konuda tecrübesiz olduğunun farkındaysan ve bu durumun anlaşılmasını bekliyorsan girişi “nightfall in middle-earth” gibi kült bi albümle yapmaman lazımdı. ben de dahil olmak üzere albüme tapan zibilyon kişi var ve görece kötü olan bi kritik yazıldığını görünce, insanların böyle ağır tepki vermesi normal. ayrıca haksız da değiller hani eheh.
ve evet, eleştiriler her türlü iyidir. örneğin sayın saraçoğlan’ı eleştirmeye kimsenin bi tarafı yemediği için adamın sikko yazıları bile el üstünde tutuluyo. duy beni beni ahmet, hegemonyana son vericem lan bu sitede (in absentia içimde kaldı, kuyruk acım var.)
albüme gelince, en az silmarillion kadar kült bir eser olduğunu düşünüyorum. sadece power metal şeklinde nitelenemez. hansi’nin dağ bayır dinlemeyen sesi yeter lan.
evet mesela, benim de götüm sevdiğim grupların kritiğini yapmayı yemiyor. yapabilirim aslında ama fazla kişisel olur ve herkesi sıkar. bi de yazıldığı andaki ruh durumu da çok etkiliyor kritiği. ahmet’in de kötü kritikleri var, senin de var, benim de var herkesin var yani :)
ayrıca o kadar kötü kötü demişsiniz, nice taşaklı kritikten daha yüksek puan almış bu kritik. bi tutarlı olun ya :)
Bak bu Batuhan Bekmen güzel bir şey söylüyor, eğer albüm kritiği yazmak istiyorsan başlangıcı böyle kült bir albümle değil de, sevdiğin ama adı sanı pek duyulmamış bir albümle yapman daha temiz olabilir. Çünkü böyle albümler açısından insanların beklentileri oluyor dendiği gibi.
Yapıcı eleştiri olarak parantezlere dikkat derim. Parantez içi geyikleri az kısıp yazının kendisine yedirirsen daha efektif olur.
bir dahakine daha derli toplu yazarsın olur biter, bizimki gibi albüm eleştirilerinin hemen reaksiyon aldığı sitelerde gelen tepkiler insanları biraz korkutuyor ama ona takılmamak lazım. yaza yaza oluyor bu işler, bizim ve başka sitelerdeki incelemeleri incele biraz o yeter.
@darth sidious, bence o kadar da kötü olmamış, yani bu içini rahatlatacaksa çok daha kötülerini gördüğümü bil :) Yazmaya devam et, yazdıkça daha iyi olursun zaten. Bazen yazmaya başlamadan önce sana ilham veren birilerini oku vs vs…
Lan darth kritiğe iyi girmişin de sorasında sıvamışssın biraz da albümün efsaneliği kurtarıyo gene de.(ben bu kadarını da yazamazdım gerçi millet atıp tutmuş ama çok da kötü değil) Bu arada WoW’u bıraktım kardeşim haberin olsun hayatımı yedi bitirdi o oyun Allah blizzard ın belasını versin bi de starcraft II çıktı başımıza 2-3 ay da o kilitler beni.
FRP severlerin başucu yapacağı albüm ve grup olmasının ötesinde sanırım Power Metal severlerin de DIO’dan sonra en çok değer verdiği grup diyebilirim. Zamanında Yüzüklerin Efendisi filminin müziklerini yapmak için bile adı anılan ama yapmayan bir grup.(iyi mi kötü mü bilemem ama filmin soundtrack’ini hala çok severim aynı şekilde BG’yi de) Fantastik dünyalara ve metal müziğe gönül vermiş bir grup demek yanlış olmaz sanırsam. “Silmarillion” üzerine bir albüm çıkarmak her ne kadar günümüz internet kullanıcıları açısından basit görülse de o kadar basit değildir. “Nightfall in the Middleearth” gibi bir albüm yapmak herkesin harcı değildir. Adamların tarzı ve kitlesi belli zaten. Fantastik dünyaları seven adam, BG sevmiyorsa onda bir arıza var demektir. Git Serdar Ortaç dinle anasını satayım…
“Peter Jackson’ın yeni orta dünya serisi “The Hobbit”in oyuncu seçim çalışmaları sürüyor. Hobbit’leri oynayacak isimlerin hemen hemen tamamı belli olurken, elfler de Yüzüklerin Efendisi serisinden tanıdığımız isimlerden seçiliyor.
Geçtiğimiz günlerde Cate Blanchett’in bir kez daha Gladriel’ı oynayacağı kesinleşirken yeni dedikodular Orlanda Bloom’un da tekrar Legolas olacağı yönünde… Bu arada henüz resmi olarak açıklanmasa da Ian McKellen ve Andy Serkis’in de Gandalf ve Gollum olarak filmde yer alacağı kesin gibi…
İki film olarak çekilecek The Hobbit’in ilk bölümü aralık 2012de vizyonda olacak.”
Lisedeyken serviste bi çocuk vardı, Metallica dinlerdi bi tek metal namına (o da tüm diskografi değil, Sad but True döndürüp duruyo). Discman’den “Thorn” dinletmiştim çocuğa değişiklik olsun diye, bittikten sonra “Bişey söyliyim mi? Çok kötü be.” demişti. Allah onun belasını versin. Rahatladım.
@hen, sadece Metallica dinleyenleri hep küçümsememek gerekiyor. benimde vardı ”Metallica dinliyorum” diye gezen bir arkadaşım. En sevdiğin şarkılar ne diye sorunca, The frayed ends of sanity ve leper messiah demişti. çocuğun sırtına vurasım helal be diyesim gelmişti.
Okuduğum en kötü kritik yazılarından biri olmasını bir kenara bırakırsak, albüm gerçekten mükemmel. Tek kusuru açıp da 1-2 şarkı dinleyip kapatamıyorsunuz. En az bir kez dönüyor albüm baştan sona. Kime göre kusur tabi benim canıma minnet.
Şu Maria Picasso çizimi 2 yıl falan ekran koruyucum olarak kalmıştı. Diğer çizimleri de enfes bu arada, merakı olanlar mutlaka baksın.
Gerçekten bu kadar uzun yazıp da albüm hakkında ‘Silmarillion üzerine albüm’dan başka bilgi verememeyi başarmak kolay olmasa gerek.
Neyse, albüm güzel. Hatta çok güzel. BG’ının aşamayacağı, hatta bu türde zor aşılacak bir albüm. Hansi’nin vokalleri tanrısal seviyede.
25.07.2010
@havitetty, “silmarillion üzerine albüm”den başka bilgi vermeye çalışırsam bu yazı hiç bitmezdi :)
bu kadar güzel albüme bu kadar kötü kritik yazılabilirdi. kusura bakma darth…
darth sidious seni hiç sevmiyoruz:)
1- into the storm en sevdiğim BG şarkısı
2- kalabalık bi ortamda guitar hero’da mirror mirror çalarken kendimi kaybettim, sıçtım sıvadım güzelim şarkıyı mahvettim. üstelik de medium’da.
25.07.2010
@Ahmet Saraçoğlu, guitar heroda o da mı var? Hangisinde hangisinde?? havitetty duy lan mirror mirror varmış.
25.07.2010
@Blakkheim, valla arkadaşta oynadım ama ps değil pc versiyonunda, bi pack’ler bişeyler indirmiş ondan çıktı. belki de rock band’deydi. yok lan frets on fire mıydı neydi, onda sanırım.
hiç alakam olmadığı için karıştırıyorum hangisi olduğunu, benim için hepsi gitar hiro. :)
26.07.2010
@Ahmet Saraçoğlu, Frets on Fire’dır o yav. Ben de Nevermore çalmaya çalışıyorum gaza gelip indirdim pack’lerini de, uğraşırken gözlerim kararmış, limon koklatıp ayıltmışlar. En son hatırladığım şey uzaklardan bana nanik yapan Jeff Loomis.
Mirror Mirror keyifli olur ama ha.
The Dark Side has obviously clouded your mind. :)
Albüm cidden çok iyi. Blind’ı öyle çok sevemem ama bu albümü bir açınca bitirmeden bırakamıyorum. Açayım hatta birazdan.
ne kadar dinlediğimi hatırlamıyorum. noldor, thorn, time stands still, nightfall ve a dark passage şarkılarına hastayım. albümün bazı yerlerinde power metal öğelerinden çok bildiğimiz prog metal etkileri had safhada. özellikle a dark passage ve noldor şarkılarında bu bariz belli. biraz daha kassalarmış süper bir prog metal albümü olacakmış ama bu haliyle de destan gibi. kusursuz!
albümün adı “nightfall in middle-earth” bu arada. “the” yok yani.
25.07.2010
@Gençay Aytekin, sağol dalgınlık olmuş.
yazdıklarımın eleştirilmesini dert eden biri diilim ama dayanamadım söylicem. muhtemelen burdaki herkesten küçüğüm. 18 yaşındayım ve yazdığım kritiklerin seviyesi sitenin esas yazarları gibi olmasının imkanı yok, kaldı ki olsun diye de bi çabam yok. hayatımda yazdığım ikinci kritik bu. berbat, çok kötü, tü kaka falan derken yaşımı ve bu durumu da göz önüne alıp konuşursanız elimden geleni yapmaya çalıştığımı anlarsınız. anlamazsanız da sağlık olsun napalım :)
25.07.2010
@darth sidious, Beğenilmediği konusunda feeback alman bence daha olumlu. Ayrıca nereden bilelim ki yaşını? :) Fikrimi merak ediyorsan, geyiklerle süslü bir eleştiri yazısı yazmak kolay değildir. İnsanları güldürmek zordur. Ya bu konuda birşeyler yapmalısın, ya da vazgeçmelisin bence. “Büzüklerin Efendisi” gibi ya da ne bileyim birton geyik bence hiç bu kontekste oturmamış. Ben şahsen komik bulmadım, bilgi-içerik eksikliğini gizlemek için yapılmış gibi algıladım…
Bu eleştiriler bence iyidir, eğer beğenilmediği söylenmeseydi kendini geliştirmek için motivasyonun olmayacaktı. Tabi burada karar senin, iyi kritikler yazmak istiyorsan bu eleştiriler sana itici güç olsun. Eleştiri almaktan nefret ediyorum diyorsan da yol yakınken bırakman daha iyi. Birisi 6. kritiğinden sonra abi kusura bakma bütün kritiklerin çok kötü dese 6 kişi daha katılsa yıkımı daha büyük olurdu bence. :)
25.07.2010
@Aeonian_Lich, eleştirilere itirazım yok. sorun ettiğim şey yeni yazdığımın açık ve net ortada olmasına rağmen “gayet boktan” dercesine yapılmış yorumlar. bi işi ilk defa yapan bi adama yapılması gereken eleştirinin “olm sen gel vazgeç, bu işten çakmadığın belli oluyo sanki” gibilerinden olmaması gerektiğini düşünüyorum. ayrıca “millet gülsün ki yazıyı kesin beğenirler” gibi bi düşüncede yapmadım onları. yüzüklerin efendisi ismiyle dalga geçmeyi seviyorum, o yüzden o şekilde yazdım. elbette hatalarım olucak, ben de bunları düzelticem eninde sonunda. sadece yapılan eleştirilerin “çok boktandı, okumasam daha iyiymiş” tarzı sert şekilde olmaması gerektiğini düşünüyorum hepsi bu. yoksa söylediklerinde yanlış olan bişey yok :)
25.07.2010
@darth sidious, elinden geleni yapmaya calıştığın ortada tabi ki ama olay o değil. mesela bence bu konuda tecrübesiz olduğunun farkındaysan ve bu durumun anlaşılmasını bekliyorsan girişi “nightfall in middle-earth” gibi kült bi albümle yapmaman lazımdı. ben de dahil olmak üzere albüme tapan zibilyon kişi var ve görece kötü olan bi kritik yazıldığını görünce, insanların böyle ağır tepki vermesi normal. ayrıca haksız da değiller hani eheh.
ve evet, eleştiriler her türlü iyidir. örneğin sayın saraçoğlan’ı eleştirmeye kimsenin bi tarafı yemediği için adamın sikko yazıları bile el üstünde tutuluyo. duy beni beni ahmet, hegemonyana son vericem lan bu sitede (in absentia içimde kaldı, kuyruk acım var.)
albüme gelince, en az silmarillion kadar kült bir eser olduğunu düşünüyorum. sadece power metal şeklinde nitelenemez. hansi’nin dağ bayır dinlemeyen sesi yeter lan.
25.07.2010
@Batuhan Bekmen, nooluyo lan burda bi durum mu var.
25.07.2010
@Ahmet Saraçoğlu, yok abi eyvallah.
25.07.2010
evet mesela, benim de götüm sevdiğim grupların kritiğini yapmayı yemiyor. yapabilirim aslında ama fazla kişisel olur ve herkesi sıkar. bi de yazıldığı andaki ruh durumu da çok etkiliyor kritiği. ahmet’in de kötü kritikleri var, senin de var, benim de var herkesin var yani :)
ayrıca o kadar kötü kötü demişsiniz, nice taşaklı kritikten daha yüksek puan almış bu kritik. bi tutarlı olun ya :)
25.07.2010
@like fire, notlar albümlere veriliyo tabi. :)
26.07.2010
@like fire, kişisel iyidir abi, magazin sever insanlar. :)
26.07.2010
Bak bu Batuhan Bekmen güzel bir şey söylüyor, eğer albüm kritiği yazmak istiyorsan başlangıcı böyle kült bir albümle değil de, sevdiğin ama adı sanı pek duyulmamış bir albümle yapman daha temiz olabilir. Çünkü böyle albümler açısından insanların beklentileri oluyor dendiği gibi.
Yapıcı eleştiri olarak parantezlere dikkat derim. Parantez içi geyikleri az kısıp yazının kendisine yedirirsen daha efektif olur.
25.07.2010
bir dahakine daha derli toplu yazarsın olur biter, bizimki gibi albüm eleştirilerinin hemen reaksiyon aldığı sitelerde gelen tepkiler insanları biraz korkutuyor ama ona takılmamak lazım. yaza yaza oluyor bu işler, bizim ve başka sitelerdeki incelemeleri incele biraz o yeter.
26.07.2010
@darth sidious, bence o kadar da kötü olmamış, yani bu içini rahatlatacaksa çok daha kötülerini gördüğümü bil :) Yazmaya devam et, yazdıkça daha iyi olursun zaten. Bazen yazmaya başlamadan önce sana ilham veren birilerini oku vs vs…
Ya şu Wow saçmalığını müzikle alakalı alakasız her yere karıştırmak zorunda mıyız?
25.07.2010
@Ufuk, neden bu kadar tepki? yani WoW ve Blind Guardian o kadar da alakasız değil.
25.07.2010
alt başlık yarıcı olmuş yalnız :D
ek olarak pek power seven bir insan değilim ama, blind guardian’ın, hansi’nin ve bu albümün hayranıyım diyebilirim.
bu arada yeni albümleri çıkmuş sevenlere duyrulur
Çok güzel bir albüm. Favorilerim; Nightfall, Into the Storm, Mirror Mirror. (Bu arada son albümleride nete düştü, gayet güzel olmuş.)
Lan darth kritiğe iyi girmişin de sorasında sıvamışssın biraz da albümün efsaneliği kurtarıyo gene de.(ben bu kadarını da yazamazdım gerçi millet atıp tutmuş ama çok da kötü değil) Bu arada WoW’u bıraktım kardeşim haberin olsun hayatımı yedi bitirdi o oyun Allah blizzard ın belasını versin bi de starcraft II çıktı başımıza 2-3 ay da o kilitler beni.
16.08.2010
@Mezarkbul,
+1
yeni albümü power severlere tavsiye ediyorum, başarılı.
İzmir de bulursam bu şaheser’i odamın baş uçlarından bir yere koyacağım .
FRP severlerin başucu yapacağı albüm ve grup olmasının ötesinde sanırım Power Metal severlerin de DIO’dan sonra en çok değer verdiği grup diyebilirim. Zamanında Yüzüklerin Efendisi filminin müziklerini yapmak için bile adı anılan ama yapmayan bir grup.(iyi mi kötü mü bilemem ama filmin soundtrack’ini hala çok severim aynı şekilde BG’yi de) Fantastik dünyalara ve metal müziğe gönül vermiş bir grup demek yanlış olmaz sanırsam. “Silmarillion” üzerine bir albüm çıkarmak her ne kadar günümüz internet kullanıcıları açısından basit görülse de o kadar basit değildir. “Nightfall in the Middleearth” gibi bir albüm yapmak herkesin harcı değildir. Adamların tarzı ve kitlesi belli zaten. Fantastik dünyaları seven adam, BG sevmiyorsa onda bir arıza var demektir. Git Serdar Ortaç dinle anasını satayım…
komiklik yapıp buraya bunu yazayım.
“Peter Jackson’ın yeni orta dünya serisi “The Hobbit”in oyuncu seçim çalışmaları sürüyor. Hobbit’leri oynayacak isimlerin hemen hemen tamamı belli olurken, elfler de Yüzüklerin Efendisi serisinden tanıdığımız isimlerden seçiliyor.
Geçtiğimiz günlerde Cate Blanchett’in bir kez daha Gladriel’ı oynayacağı kesinleşirken yeni dedikodular Orlanda Bloom’un da tekrar Legolas olacağı yönünde… Bu arada henüz resmi olarak açıklanmasa da Ian McKellen ve Andy Serkis’in de Gandalf ve Gollum olarak filmde yer alacağı kesin gibi…
İki film olarak çekilecek The Hobbit’in ilk bölümü aralık 2012de vizyonda olacak.”
evet…
10.12.2010
@Ahmet Saraçoğlu, hobbit filmi hakkında yüzyıllardır çekilecek/çekiliyor/bitti prodüksiyon aşamında gibi rivayetler dönüp duruyor.
10.12.2010
@Exorsexist, biliyorum da bu sefer olacak gibi. hobbit de olacak, maiden da gelecek.
10.12.2010
@Ahmet Saraçoğlu, birgün hepsi olacak muhakkak.
Lisedeyken serviste bi çocuk vardı, Metallica dinlerdi bi tek metal namına (o da tüm diskografi değil, Sad but True döndürüp duruyo). Discman’den “Thorn” dinletmiştim çocuğa değişiklik olsun diye, bittikten sonra “Bişey söyliyim mi? Çok kötü be.” demişti. Allah onun belasını versin. Rahatladım.
07.10.2011
@hen, sadece Metallica dinleyenleri hep küçümsememek gerekiyor. benimde vardı ”Metallica dinliyorum” diye gezen bir arkadaşım. En sevdiğin şarkılar ne diye sorunca, The frayed ends of sanity ve leper messiah demişti. çocuğun sırtına vurasım helal be diyesim gelmişti.
07.10.2011
@Junkie Ghoul, o çocuk gerçek olamayacak kadar zevkli bir insan.
07.10.2011
@Junkie Ghoul, Önce olayı açıklayan bir şeyler yazdım da, sonra “let it go” dedim kendi kendime.