# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEATH – Symbolic
| 17.12.2009

Kristal dağın zirvesinde.

Bazı müzisyenler ve gruplar, fazla mükemmel olduklarından, onların albümleri söz konusu olduğunda fikirler de fazlasıyla öznelleşir. İşte Chuck, fazla mükemmel bir müzisyen ve Death de fazla mükemmel bir grup olduğu için bu spora yıllarını veren insanların Death albümleri hakkındaki fikirleri, albümlerin mükemmeliyetleri konusunda aynı olsa da bir noktadan sonra bu albümlerin, bir albümden çok daha fazlasını ifade etmelerinden dolayı fikirler fazlasıyla öznelleşmeye başlıyor. İşte bu bakımdan, benim için de diğer Death albümlerinden bir adım önde olanı “Symbolic”tir. Yazıyı nesnelleştirmek isteyenlerin, fikirlerimi bu katsayıyla bölmeleri gerektiğini belirtmek için kısa bir önsözdü.

“Spiritual Healing” albümüyle başlayan değişim, her geçen Death albümünde kendini daha da fazla hissettirmeye başlıyordu ve Chuck’ın aykırılığı gün geçtikçe daha fazla kişi tarafından fark ediliyordu. İlk iki albüm sonunda, dönemin death metalindeki yaygın konuların aksine, kişisel, felsefi ve sosyal konulara değinmeye başlamıştı ve müziğini de bunun için mükemmel bir araç olarak kullanmayı her albümde daha iyi başarıyordu.

Her albümde, müzikal olarak da death metal klişelerinden bir basamak yukarı çıkıp müziğe yeni boyutlar getirirken besteleri de teknikleşiyor fakat bu teknik, duyguyu öldürmüyor, aksine yoğunlaştırıyordu. Chuck’ın Death’te yaptığı, kişiliği gibi sürekli olarak değişen, gelişen ve arayışı bitmeyen bir müzikti.

symbolic_symbolic

İşte düşüncelerinin müziğiyle bütünleştiği şarkılarında da bu arayış ve yolculuktan bahsediyordu Chuck. Keder nehirlerinden okyanusların dibine umutla yaptığı yolculuklarda aradığı soruların cevaplarını bulmaya en çok yaklaştığı ve aynı zamanda yeni soruların da en çok yoğunlaştığı albümdü “Symbolic”.

From rivers of sorrow
To oceans deep with hope
I have travelled them
Now, there is no turning back
The limit, the sky
I ask my questions. Why? What today?
When tomorrow?

Sesinin her albümde biraz daha değişmesi “Symbolic”te de devam etmişti. Artık daha temiz (?) ve daha yüksek perdeden, kâh yırtıcı, kâh ıstıraplı bir vokal yapıyordu ve bu durum yazdığı sözlerle de mükemmel bir uyum yakalayarak duygularını müziğiyle ifade etmesinde sololarıyla birlikte en büyük rolü oynuyordu. Chuck, yazdığı sözlerde albüme de isim babalığı yapacak sembolik öğelerden yararlanmıştı. 1,000 Eyes şarkısında kameralarla donatılmış, özel alanların daraltıldığı gözetlenen dünyadan dem vururken, Crystal Mountain’da dinin ikiyüzlülüğüne, beyinleri körelttiğine ve buna karşı durmak için verilen mücadeleye değiniyordu. Perennial Quest’te ise hayat boyu sürecek olan zihinsel ve kişisel arayışından bahsederken, sekiz dakikalık süresi ve kapanışındaki akustik bölümle bu arayışın müzikal açıdan da gelişerek devam ettiğini haber veriyordu.

symbolic_2

Zaman içerisinde müziğinin değiştiği gibi kadrosu da çok sık değişti Death’in ve nihayet “Individual Thought Patterns” albümünde ideal on bir yakalandı. Perdesiz bas gitarı death metale sokan Steve DiGiorgio gibi bir efsane, “atomik saat” lakaplı Gene Hoglan ve King Diamond gitaristi Andy LaRocque’tan oluşan kadronun zor yanı, böyle meşgul adamları bir arada tutmaktı. Aradan geçen iki yıl içinde bu kadrodan geriye yalnızca Gene Hoglan kalabildi. Bas gitara Florida piyasası basçılarından Kelly Conlon, ikinci gitara da Chuck’ın lise yıllarından arkadaşı olan ve çalışını çok beğendiğini söylediği Bobby Koelble alındı.

Steve DiGiorgio’nun Symbolic’te olmayışı birçokları tarafından albümün en büyük eksiği olarak görüldü, haksız da değillerdi ama yiğidi öldürüp hakkını verelim, Kelly Conlon’ın performansı -bas gitar tonunun da etkisiyle- Death’e yaraşır düzeydeydi. Zaten hemen ertesi yıl Corpsegrinder’lı Monstrosity’nin “Millenium” albümünde de bomba işlere imza atacaktı (bu albümü de dinlemeyen varsa kötü oluruz).

Bobby Koelble ise Chuck’ın yanlış seçim yapmadığını gösterircesine onunla şaşırtıcı bir uyum yakalamıştı. Özellikle Zero Tolerance’taki soloları, kendi tarzını ortaya koyup albüme yaptığı katkı açısından çok iyi birer örnekti. Bu albümde Chuck’ın da patentli soloları zirve yapmış, istenmeyen notalardan arınmış ve vokali gibi hem agresif, hem de duygusal anlar içeren, her şarkıya kendi kimliğini kazandırır hale gelmişlerdi.

symbolic_3

Rif yapıları da soloları gibi kendine has olan Chuck, müziğine köklerinden kopmadan progresif boyutlar katmaya devam ediyordu. Kendine özgü ritim ve ölçü anlayışıyla yazdığı rifler, çok sık tempo ve ritim değiştiriyor, şarkılar dinleyene boyutlar arası yolculuk yaptırırken kafa sallayası gelenlere zor anlar yaşatıyordu; fakat buna rağmen parçaların, önceki albümlere oranla akıcılık kazandığı da dikkati çekiyordu. Bu kadar sık tempo değiştiren şarkılar, Gene Hoglan’ın davulda devleşmesini (!) sağlıyordu.

Dünyanın en yaratıcı death metal davulcularından olan Eugene “Gene” Victor Hoglan II, “Symbolic”in “Symbolic” olmasına Chuck’tan sonra en büyük katkıyı yapmaktaydı. Önceki albümde bir tekne pervanesi çalan Hoglan, bu albümde de davul setine bir M-14 fişeği katarak normal bir insan evladı olmadığını göstermişti. “Atomik saat” lakabının hakkını verircesine tek bir vuruş bile kaçırmadan, mükemmel bir tuşeyle çalıyor, hızlı bölümlerde yardırıp dinleyene adrenalin salgılatıyordu. Zillerle yaptığı oyunlar (fakat 1,000 Eyes’ın “to the left and to the right” bölümünde sağlı sollu zillere girişmesi?) ve kros hâkimiyetiyle de Chuck’ın yazdığı en basit rifleri bile teknik bölümlere dönüştürerek “orda naptı lan?”, “oha zillere bak!” tepkileri eşliğinde insanın Morrisound stüdyolarından albümün davul kayıtlarını isteyip bilahare dinleyesini getiriyordu.

symbolic_4

Albümün, önceki Death albümlerine göre farklılıklarından birisi de prodüksüyondu. Florida death metalinin mabedi Morrisound’da kaydedilen albümün prodüksiyonunu, stüdyonun sahiplerinden Jim Morris üstlenmişti. Yakalanan tonların doğallığı ve temizliği, albümün doğasına cuk oturmuştu ve dinleyene sanki yanı başında çalınıyormuş hissi vermekteydi.

Gitar tonunun çiğliği, özellikle sololarda parlarken, bas gitarın her notasının duyulmasını sağlayan etli ton, Gene Hoglan’ın mükemmel tonlanmış davullarıyla bir olup Symbolic’i Death’in prodüksiyon bakımından o zamana kadarki en başarılı albümü yapıyordu.

Symbolic, iki sayfadır saydığım bütün bu öğelerle death metal tarihinin, hatta tüm metal tarihinin en önemli ve en ilham verici albümlerinden birisi olmuştu. Bana, dinlediğim her şarkıdan sonra “bunu çalmalıyım” dedirten ve nihayetinde bütün şarkılarını baştan sona çaldıran nadir albümlerden biri olup çıkmıştı. Human ve Individual Thought Patterns albümlerinin üzerine Symbolic gibi bir iş yaparak tüyü de diken Chuck’ın kendisine de ilham veren albüm, artık kabına sığmadığını düşünerek Control Denied projesine başlamasına da neden olmuştu.

symbolic_6

Kritiğin sonuna yaklaştıkça, Death diskografisinin de sonuna yaklaşmanın verdiği buruk hisle sonunu bağlamak istemediğim için yazıyı, haddimi aşarak, Chuck’ın death metaldeki yeri ve hem müzikal, hem de düşünsel olarak duruşunu anlatan bir benzetmemle bitirmek istiyorum: Chuck Schuldiner, death metalin Âşık Veysel’idir. Naçizane…

hysteresis

Albümün okur notu: 12345678910 (8.60/10, Toplam oy: 542)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1995
Şirket
Roadrunner
Kadro
Chuck Schuldiner: Gitar, vokal
Kelly Conlon: Bas
Bobby Koelble: Gitar
Gene Hoglan: Davul
Şarkılar
01. Symbolic
02. Zero Tolerance
03. Empty Words
04. Sacred Serenity
05. 1,000 Eyes
06. Without Judgement
07. Crystal Mountain
08. Misanthrope
09. Perennial Quest
  Yorum alanı

“DEATH – Symbolic” yazısına 62 yorum var

  1. Ahmet Saraçoğlu says:

    Akıl almaz bir şey bu. Duygu yoğunluğu olarak Death’in zirvelerinden biri ve şu hep bahsettiğimiz “müzik üstü” olayının da iyice güçlendiği bir albüm. Şu an bunu yazarken bile tüylerim ürperiyo, manyak mıyım neyim. :)

    Ne kadar çok sevdiğimi anlatamam bu albümü. Her şarkının bin tane anısı, hatırası var ayrı ayrı. Ama Perennial Quest’in yeri ayrı. Hayatta en çok sevdiğim iki şarkıdan biri.

    Onun dışında Death’in klasik heavy metale en yakın albümü de bu. Önceki albümlerdeki şarkılara clean vokal konsa pek anlamlı olmaz ama Symbolic ve The Sound of Perseverance’a vokal koyup Control Denied benzeri sonuçlara ulaşılabilir diye düşünüyorum. Zaten Chuck’ın clean vokalli bir grup kurma fikirleri bu dönemlerde oluşuyor sanırım.

    Synysterr

    @Ahmet Saraçoğlu, Perennial Quest ; 1.53-2.21 yok böyle bi dünya ya :D

    12ParmakBağırsağı

    @Ahmet Saraçoğlu, ikincisi ne?

  2. jokernthiefmother says:

    onu bunu bilmem de, death’in en güzel albüm kapağı symbolic’in. hastasıyım.

  3. chucker says:

    ah ulan “without judgement” gibi şarkı yapılır mı be
    şüphesiz ki benim için death’in en iyi şarkısıdır. 2:12 de giren solo ve solo bittikten sonra ki melodi melodiden sonra çaldığı solomsu ve ardından distracted by the imagination diye sözlere girişi nasıl anlatılabilir ki ?
    her sıkı death dinleyicisinde olduğu gibi çok fazla içselleştiriyoruz chuck’ı. eğer görme imkanımız olsaydı sanki ailemizden biri gibi davranırdık bi yerde karşılaşsak. o derece seviyoruz. :)

  4. özgür says:

    yaptığı her albümde işi bir basamak (3987397 basamak?) üste çıkaran bir adam/grup chuck ve death’i. ilk albümünden son yaptığı albüme kadar bu durum istisnasız bir şekilde devam ediyor.
    her seferinde human ve sonraki albümler için uzun uzun düşünüyorum ve sonra “kelimelere sığınıp şu güzelliği bozmayayım” diyip susuyorum. akıl sır erdiremiyorum cidden.

    bu arada yavaş yavaş grubun logosu da sadeleşmeye başlıyor. tsop’ta kuru kafa da gidecek.
    daha önce de T’nin üst çizgisi ortaya yaklaşmıştı.

  5. like fire says:

    En sevdiğim Death albümü olmasının yanısıra, hayatımda dinlediğim en iyi 5 albüm arasına çok rahat girer. Albüm, en sert anlarında bile bir duygu yoğunluğu barındırıyor. Empty Words diyip bitireyim.

  6. umut says:

    Hayatımda dinlediğim en iyi ilk 4 albüm: VuLgar display of power, ITP, Symbolic ve Reign in blood desem. Yazıda bahsi geçen Monstrosity-Millenium içinse ilk 10′a girer derim ve burdan giderim..

    Atara Gider Metal: http://www.youtube.com/watch?v=Y_OIny3HUR0

  7. hysteresis says:

    Lee Harrison’ın yampirik crash’lerinin hastasıyım.

    Bu arada, Millenium’un kapağı koymasak iyiymiş, kapağı gören metalden soğur. Ama kapağı ne kadar paskalya yumurtasıysa, albüm de bi o kadar kral. Dinleyelim, dinletelim.


    (pat o’brien da cabası)

  8. zafer says:

    özgür’ün bahsettiği bu logo’nun sadeleşmesi muhabeti ilginç hakkaten. ters haçın haça doğru kayması death dinlemeye başladığım günlerden beri kafamı kurcalamıştır.hayır ne gerek var yani?

  9. Ahmet Saraçoğlu says:

    herhangi bir dini anlam çıkarılmasın diyedir belki. Death’in dini veya politik anlamda bir taraf olmasını istemiyodur herhalde Chuck.

  10. hysteresis says:

    Kimi parçalarda din konusuna değinse de ters haçın, müziğin konseptiyle çelişmesinden dolayı böyle bişey yapmıştır diye tahmin ediyorum. Sonuçta Death, bir Deicide konseptinde müzik yapmıyor mevzu bahis albümlerde.

  11. Ahmet Saraçoğlu says:

    Din konusuna tabi giriyo da, sadece eleştiri anlamında giriyo. Yani onun yerine şunu yapın gibisinden başka bir görüşü öne çıkarmıyo. Annesi “Chuck spiritüalizme inanıyordu” demişti bilirsiniz, ki bu da tanrıya inandığını gösteriyo. Yine de şahsen Death dinlerken hiç öyle dini çıkarımlar falan yapmıyorum. Uçuyorum gidiyorum. :)

  12. zafer says:

    @hysteresis: christian metal de yaptığı söylenemez ama. yani sözlerle amblemi dengelemeye çalışması pek mantıklı gelmiyor bana. amblem düşünüldüğünde grubu dinlememiş birinin ilk etapta “hmm ters haç, hmmm haçmış” babında bir ilk izlenim edineceğini mutlaka dikkate almıştır chuck.

    @ahmet : logodan herhangi bir dini anlam çıkarılmaması ne kadar mümkün bilmiyorum ama bir kafa karışıklığı yarattığı malum. ya da anti-christ bir tavr içindeyken sonradan bunu bir gençlik heyecanı olarak bir kenara itip dine kaydı olarak da yorumlanabilir. hristiyanlık mıdır bilmem ama chuck’ın bir inanca sahip olduğu şarkı sözlerinden çok net şekilde çıkarılabiliyor zaten. ruhlardan sıkça bahsetmesi(ki insanı temel alıp söz yazan birinin human kavramının içine ruhu sokması, bilinç ve ruhu ayırması çok net ortaya çıkarıyor durumu) ve hafiften kaderci tavrı bunun göstergesi.

    ben sadece logo mevzusunun neden “gerekli” görüldüğüne çok anlam veremedim.

    ama bence sözler üzerinde yoğunlaşan ve metalin filozofu olarak görülen birinin yazdığı sözlerden, dini ya da değil, çıkarımlar yapılması gerekiyor ki adamın ortaya koyduğu eseri bir bütün olarak algılayabilelim.

    yine de chuck ın din konusundaki tavrını diğer tüm inançlı metal gruplarından ayırmak mümkün. bi kere dini senin benliğine bırakmış adam. her türlü eleştirmiş ve kesin kurallar çizmemiş. bu bile chuck’ın “düşündüğünün” büyük bir kanıtı.

    her halükarda müziği ve bilinciyle derin bir zat schuldiner…

  13. Ömer Kuş says:

    Wikipedia’dan: “In 1991, before the release of Human, he cleaned up the logo taking out more intricate details and the “T” in the logo was swapped from an inverted Cross to a more regular looking “T”, one reason being to quash any implication of religion.” Daha önceden de okumuştum zaten, dini çıkarımlar yapılmasın diye kısacası. Aslında ters haçtan haça doğru gitmiyo, + oluyo daha çok.

  14. zafer says:

    hm evet anlıyorum şimdi. bilmiyordum bunu.

  15. dead says:

    böyle bir albüm için ne denilebilir gerçekten bilmiyorum…başyapıt denen şeyinde ötesinde bence…tüm metal aleminde başyapıt dediğimiz şeyler bile bu albümün yanında vasat kalıyor diye düşünüyorum…sıkı bir black metal dinleyicisi olmama rağmen bu albümü hergün dinliyorum……….herşeyin ötesinde bir albüm…

  16. bülent says:

    son derece basit bir grup ismiyle son derece sıradışı albümler ve müzikalite…ve işte chuck un müzik dünyasına mal olmuş üstün akıl oyunları..

  17. Ugur says:

    Favori Death albümüm.Her şarkısı, ne her şarkısı her notası muazzam bir albüm.Ama özellikle o Without Judgement yok mu…Sahiden böyle şarkı yapılır mı be?

  18. hen says:

    “Without judgement what would we do?”, yani diyor ki “Without Judgement olmasa biz ne yapardık?”. Evet!

  19. demonizer says:

    “without judgement” olmasa değil, “judgement” olmasa yapacüdük diyor baba…

  20. hen says:

    Biliyorum abi ben geyik yapıyordum zaten =)

  21. anil says:

    Bana göre Sound of Perseverance’den sonra heavy metal adına en leziz 2.albümdür.Aslında tat olarak symbolic ve sound of perseverance farklıdır da bana göre.Bu güzel müziğin yanı sıra Chuck Schuldiner muhteşem sözler yazar.Kendi yaptığım “Perennial Quest” çevirisini paylaşmak istiyorum.Çeviri sizi tatmin etmeyebilir ama eminim çeviri yapacak olsak herkes farklı bişeyler çevirir.Elimden gelenin en iyisini yaptım.

    Yılların Sorusu
    Yolculuk merakla başlar
    ve ruhla gelişir, soruları hisseder.
    Yürüdüğümüz taşların üzerinde
    bir seçim yaparız yönümüzde.
    Bazen asla bilinemez,
    bazı zamanlar oldukça iyi bilinir.
    Bizi arkada tutan kötülükler süzülür.
    Açlığının gerçekliğinin ne olduğunu kavramayı üstlenirsin.
    Yarınları tasarlayıp duran yılların sorusuna,
    beni katıyor musun?
    Cevaplar için yılların sorusunu araştıran,
    izlenen rüyalar nerede ve zaman bir sınamadır.
    Bu yazılan sözcüklerin arkasında,
    basit bir planı paylaşıyorum,
    hissettiğimiz yola asıyorum.

    Üzüntünün nehirlerinden,
    okyanusların derinliklerine kadar,
    umutlarımla yolculuk ettim onlarda.
    Şimdi, geriye dönüş yok.
    Niçin sorularımı soruyorum?
    Bugün nedir?
    Yarın ne zaman?
     
     

  22. Ahmet Saraçoğlu says:

    Bir tek şarkının adına dair bir şey diyebilirim, Perennial Quest “ebedi arayış/yolculuk/macera” demek. Yani “Yılların” kısmı olabilir, yorumdur, ama quest’le question’ı karıştırmışsın sanırım.

  23. Blakkheim says:

    Biraz daha vakit ayırdıkça, bu albümün Sound Of Perseverance’dan daha iyi olduğunu düşünmeye başladım. Zero Telorance, Misanthrope, Crystal Mountain, Empty Words, yeme de yanında yat.

  24. Burak Canik says:

    Without judgement solo sonrası melodisine bende hastayım :D Koelble’nin de çoğu yerde çok hoş karşılanmadığını bildiğim için bu kritik ayrı bir hoşuma gitti zira Chuck’a ne kadar saygım sonsuz olsa da Symbolic ve Zero Tolerance’da Bobby’nin attığı sololar’ı Chuck’ınkilerden daha çok beğeniyorum umarım çarpılmam :D Özellikle Zero Tolerance’da helal olsun diyorum tüylerim diken diken oluyor her dinlediğimde.
    Gene Hoglan için söylenecek fazla bir şey yok zaten adamın lakabı Atomic Clock :D Lombardo’nun China’dan kum akıtması gibi bu adamın da pervanesi ünlü :D m4a1 fişeğini ilk defa duydum kaynak falan gösterebilirmisiniz çok merak ettim cidden.
    Richard Christy mi Gene Hoglan mı daha efektif zil kullanıyor sorusuna hala cevap bulamadım ama Gene Hoglan bir başka. Ziller bi yana kros hakimiyeti adamın signature’u olmuş artık :D Ayrıca bana göre en iyi metal davulculuğu bu albümdedir. (Necrophagist’in Romain Goulon’lı yeni albümü çıkana kadar hiç değilse :D ).
    Bu arada 1 saniyeliğine içimden DEATH diye bağırmak geldi bu kadar salakça brşey neden oldu inanın bilmiyorum peder de uyuyor kendimi zor tuttum :D neyse iyi saçmaladım kusra bakmayın. R.i.p. Schuldiner

    hysteresis

    @Burak Canik, yorumu biraz geç gördüm ama cevap vereyim, belki görürsün. İki röportajdan alıntı yapıyorum:

    “I’ve always said that I’ll play anything on stage; if it’s big and metal and clang-y and horrible sounding, I’ll play the hell out of it. I started playing a lot of ash trays when we were over in Europe–I’d find these really cool ash trays to play; I’d just stick a cymbal stand through them (to mount them). Then I found this huge brass three-pronged boat propeller, and every time I’d hit it, it would spin and I’d get three different tones out of it. I’ve played on an M14 shell, and now I’ve got a Howitzer shell that I just picked up. Mounting is always the hardest part about playing weird procession devices on stage–it’s a canon shell, it’s made for killing people, not mounting on a drum set.”

    *****

    “It kind of replaced a splash on the Individual Thought Patterns record. I had a ten pound brass metal boat propeller that I used to mount on top of the toms, where a splash would go. It had a really great tone so every time that I would hit it, it would spin once and it made a great sound so I used it a lot to make a ride bell effect. You can hear it all over the song ‘Overactive Imagination’ in the chorus. You can also hear it in the intro of ‘The Philosopher’. Anytime that it sounds like a ride bell, I was just beating on the boat propeller. As for the Symbolic album, I ended up getting an M14 Cannon Shell which looks like a really gigantic bullet shell. I mounted that and you can hear it in Symbolic on a couple of spots.”

    Burak Canik

    @hysteresis, hımm ben bu bahsettiklerini bell sanıyodum meğersem adam oraya neler takmış :D neredeyse bell sesi çok bi fark göremedim boat propeller dediği şeyle fakat m14 shell dediği şeyi hala idrak edemedim tam olarak

  25. blackroseimmortal says:

    sitede adaletsizlik var, the jester race geçmiş bu albümü :)

    bloodshower

    @blackroseimmortal, oleeey, yine başlıyoruz.

  26. Utku says:

    OVERRATED!

    dr. richard dawkins

    @Utku, neden overrated bulduğunuzu madde madde açıklarsanız sevinirim. ayrıca grup mu overrated, albüm mü?

  27. Utku says:

    overrated olan symbolic. tsop’in daha gelismemis hali gibi.

  28. Utku says:

    zero telorance isimli sarkida chuck’in havladigi kisim super ya haha

  29. Biberli Kurufasulye says:

    hergün en az iki üç sarkı dinliyorum bu albümden herhalde.her seferinde de işte bu diyorum. Symbolic dinleyen herkes için “işte bu”dur herhalde

  30. Guinan says:

    Perennial Quest’in hipnotize etme özelliği var bundan eminim.

  31. saw you drown says:

    diğer death albümlerinde olduğu gibi galiba evet evet en iyi albümü bu dediğim başka bir death albümü.

  32. Rotten Angel says:

    materyalist olan beni spiritualist yapacak bu adam.

  33. bathory says:

    death albümlerinin hepsinin ayrı bir dünyası var hepsinin içine rahatlıkla girebiliyorsun ve dinledikçe bağımlılık yapıyor fakat symbolic albümünün yeri bende ayrı

  34. Utku says:

    lyric olarak en iyi death albümü olsada,müzikal anlamda human, individual thought patterns ve the sound of perseverance albümlerinin ciddi anlamda gerisinde kaliyor.chuck bu albümde müzikal ziyafet vermekten cok,yazdıgı sözler ile birseyler anlatmak istemiş.

    diger albumlerin aksine:şarkılardaki tempo baya düşmüş ve sözleri müziğe uyarlamak yerine; müziği sözlere uyarlamaya çalışmış. perennial quest şarkısında bu çok belirgin. ben bu tarz albümleri sevmiyorum açıkcası.

  35. Beleg says:

    En az sevdiğim death şarkısını(misanthrope o da ama aslında çok da beceremiyorum sevememeyi, death çünkü) barındıran en çok sevdiğim 2. death albümü. Death’e bu kadar rakamsal yaklaşmak (bi tek 2 var halbuki rakam olarak) benim denyoluğum olsa da albüm hakkaten güzel baya. Death işte, basit isim-ulaşılmaz müzik.

  36. Nightwing says:

    perennial quest. şu şarkıyı beğenmeyen bir daha hayatında müzik dinlemesin amk. dünyanın en iyi albüm kapanış şarkısı. böyle bir eser yer yüzüne gelmez bir daha kolay kolay. yok böyle bi şey. 10 üzerinden 10, 20, 30, 40 amk.

    to your hungeeeeeeeeeeaaaarrggghhh!!!!

    Baybora

    @Nightwing, Kesinlikle katılıyorum. Bu ve The Ancient Plague tarihin en iyi albüm kapanış şarkılarıdır bana göre.

    Nightwing

    @Baybora, aaa evet the ancient plague ı unutmuşum ama birebir karşılaştırıldığında ve albüm içindeki yerleri karşılaştırıldığında (mille petrozza baba alınmasın ama) perennial quest sanki 1-2 adım daha ağır basıyor. neyse sonuçta ikisinin de tadı ayrı ikisi de efsane amk.

    Elvan

    @Nightwing, allahlık şarkı

    violence

    @Nightwing, en sevdiğim death şarkısı.en sevdiğim gitar solosu.

  37. Baybora says:

    The Sound of Perseverance’dan bile daha iyidir gözümde. Symbolic’teki söz tekrarları,Zero Tolerance’taki sololar,Empty Words’ün girişi,Without Judgement’ın sonlara doğru aldığı hal,duyduğum en iyi intro’lardan birine sahip Misanthrope,ve de önceden de katıldığım gibi metal tarihinin en iyi albüm kapanış şarkılarından biri olan Perennial Quest…Sacred Serenity,1.000 Eyes ve Crystal Moutain da değeri kesinlikle bilinmesi gereken şarkılar.

    Rahatlıkla Death’in en iyi albümü olduğunu söyleyebilir,ve de yine büyük bir rahatlıkla 10 verebilirim albüme.

  38. atoutlemonde says:

    Ben crystal mountaina dikkat çekmek istiyorum, bu şarkıyı dinlerken ağlasam mı, nefret mi etsem, gaza mı gelsem şaşırıyorum. Hamile kadınlar gibi duygudan duyguya atlıyorum. Bu kadar etkilendiğim çok az şarkı var, burda pek hakkı verilmemiş gibi geldi yorum yazma ihtiyacı hissettim. Yoksa albüm zaten komple aşmış, dinleyin ve dinlettirin !

  39. deniz says:

    ilk dinlediğim death albümü olduğu için yeri bende ayrıdır…death metalin yaratıcısı olarak gösteriliyosunuz bunun için ne düşünüyosunuz? sorusuna “death bir metal grubu ve bende sadece onun bir üyesiyim” diyebilcek kadar da mütevazi bi şahsiyettir çak reyiz

  40. dice says:

    sevgiyle anıyoruz 13.12

  41. satanic says:

    Death metale fazala ısınamayan bir metalhead olmama rağmen bu albüm hayatımda dinlediğim en iyi 5-6 albümden biridir.Hele ki symbolic şarkısına gelince kendimden geçerim.Aylarca müzik çalarımda durdu,açıp bir kere dinlememiştim,meğer ne albümmüş arkadaş.

    Bu arada without judgement şarkısına ayrıca dikkat çekmek isterim.

  42. Milletin Adamı says:

    Overrated.
    Asla bir human veya induvidual thought patterns değil benim gözümde..

    sefagn

    @Milletin Adamı, abi bence hiçbir death albümü yeterince rated değil ya..

  43. GiantZillerIndo says:

    zerre ilgileri yok birbirleriyle ama pretty girls make graves’in outro’suyla beraber en sevdiğim outro perennial quest’inki :’)

  44. ruru says:

    bu albümü anlatılamaz olarak görüyordum hep, ancak yanılmışım, anlatılmış. eşsiz bir albümdür.

  45. Vertax616 says:

    Uzun bir yazı da yazabilirdim ama gereksiz olurdu. Kritik duygularıma tercüman olmuş zaten… 10/10

  46. Lateralus says:

    Chuck gibi metale bir şekilde yön vermiş müzisyenler şuan yaşasa nasıl albümler ortaya çıkardı çok merak ediyorum. Benim için her albümü, her şarkısı, her sözü özeldir Death’in.

  47. Emre says:

    Death – Empty Words Şarkı Çevirisi ve Detaylı Analizi

    http://akorgezegeni.com/2017/10/01/empty-words-death-turkce-ceviri/

    Şafak

    @Emre, Büyük hizmet, verdiğin emek için çok teşekkür ediyorum. Sadece ben yorum yapsam da eminimi bir çok insan yazdıklarını takip ediyordur.

  48. baturalp says:

    beyler metal albümlerini dinleme konusunda yeniyim.ama bu; şu ana kadar dinlediklerimin arasında en iyisi.sizce önümde açık bir yol var mı?

    Godless Killing Machine

    @baturalp, Aramıza hoşgeldin.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.