# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
IN VAIN – The Latter Rain
| 03.11.2009

Grubun sahip olduğu değişkenlik, daha önce tatmadığımız doyumlara ulaşmamızı sağlıyor.

“In Vain mi? O da ne ola ki” dediğinizi duyar gibiyim. Demiyorsanız eğer ya grubun böylesine şugar bir albüm yaptıktan sonra bile nasıl meşhur olamadığı konusuna kafa yormama gerek yok demektir, ya da gaipten sesler duyuyorumdur. Ha tabii belki de siz çok elitsinizdir zira last.fm’de dahi üç bin küsür dinleyicileri var.

Ben yine de bilmeyenlere adeta bir el uzatırcasına anlatmaya devam edeyim. Eğer ola ki “Ben klasik şeyler severim hacı”, “Benim olayım mainstream’dir kankomat” diyecek olursanız en baştan söyleyeyim, bu albüm size göre değil. Fakat kompleks yapıdan hoşlanıyor, “deneyselse at sepete” diyorsanız denemenizde fayda olan bir albüm.

Öncelikle söz konusu grup nedir necidir gibi konulara gireyim. Hala grupta aktif olarak yer alan üç müzisyen tarafından 2003 yılında kurulan grup zaman içinde bin bir adet üye değişikliğine maruz kaldı. Hala daha sabit bir kadroya kavuştukları söylenemez. Zira albümün yayınlandığı tarihten sonra dahi gruptan ayrılan üç üye daha oldu.

Bu üye değişikliklerinin yanı sıra göğüs germek zorunda kaldıkları zorluklardan başka bir tanesi de kişisel şartlardan dolayı grubun bir türlü bir araya gelememesiydi. Hatta şöyle ki “The Latter Rain” kaydı grubun zar zor fırsat bulup da anca yaz aylarında bir araya gelebilmeleri sayesinde gerçekleşmiş. Johnar Haaland’ın sözleriyle (Evet sizlere özel bilgiler sunabilmek için grupla mailleştim. Değerinizi bilin):

“Alelacele birkaç şarkı hazırlamıştım. Albümün uzunluğu ya da şarkıların uyumu konusunda kafa yormaya hiç vakit yoktu. Prova bile yapamadık zira davulcumuz askerden kaydın başlamasından sadece 2 gün öncesinde dönmüştü”

latter_1

Açıkçası grubun beyni olan Johnar Haaland şahsen böyle bir açıklama yapmasaydı asla albümün böyle şartlar altında kotarıldığını tahmin edemezdim çünkü albüm fazlasıyla başarılı. Ne kadar başarılı olduğunu daha dinlemeden internet sitelerine girip şu ana kadar aldıklar kritik notlarına bakarak anlayabilirsiniz.

Eh tabi bulundukları şartlar da böyle olunca, kolektif bir ürün yaratmak imkansız olduğundan bütün besteler bir kişinin elinden çıkıyor. Bu da insanı “acaba bir müzikal deha ile daha mı karşı karşıyayız” diye düşündürüyor.

Albüme gelecek olursak, galiba bu albüm için en basit etiket progresif death metal olacaktır. En basit diyorum çünkü tek bir tanımla işin içinden sıyrılamadığımız bir grup In Vain. Fazlasıyla kompleks yapısıyla avangard tanımını da hak eden deneysel bir çalışma. Eşsiz ve baştan sona dolu. Albümde vakit doldurmak için konulmuş bir saniye bile yok. Bu da harcanan emeği kanıtlıyor. In Vain gerçekten de sevdiği müziği, sevdiği için yapıyor.

Kayıt sürecinde on dört adet konuk sanatçıyla beraber çalışılmış. Bunların arasında Green Carnation, In The Woods…, Tristania gibi gruplardan tanıdığımız Jan Kenneth Transeth, Kjetil Nordhus gibi isimler ve Gil Silverbird de yer alıyor. Farklı enstrümanlarla kayıda katkıda bulunmuş bunca konuk sanatçının yer alması da albümde yer yer klasik partisyonların bulunmasıyla kendini gösteriyor.

latter_logo

“Kompleks”ten kastım nedir? Sakın ha yanlış anlamayın, bu komplekslik bir tür Spastic Ink sendromu değil. Albümde ne enstrüman kabiliyetini zorlama şeklinde bir komplekslik var ne de saçmalama derecesinde bir deneysellik. Hatta şarkıları oluşturan parçaları tek tek ele aldığınızda karşınıza çıkan şey hiç tanıdık olmadığınız bir şey değil. “The Latter Rain” kısaca kendi içinde sadelikte sabit bir grubun müziğe yeni bir tanım getirme çabasıdır. Yaptıkları müziğin güzelliği de sanki her dinlediğinizde biraz daha keşfettiğiniz katmanlarda gizli. Bu açıdan da dinleyiciden de emek bekleyen, anlamak için çaba sarfettiren bir eser olmasıyla sanatsal bir değere sahip olduğunu göstermekte.

Şarkılardaki değişkenlik yer yer o kadar keskin ki benzer özellikler taşıyan başka gruplarda tam olarak kestiremediğim bir durumu daha iyi anlamama yardımcı oldu. Müzikal estetik anlayışını yeniden tanımlayan bu değişkenlik, bizlere yeni şeyler sunmasıyla daha önce tatmadığımız doyumlara ulaşmamızı sağlıyor. Bunu yaparken de kulağınızı yadırgatmıyor. In Vain’in gerçekten de başarılı olduğunun kanıtıysa işte burada yatıyor. Denemekten, bir farklılık yaratmaktan korkmadıklarını bu kadar açıkken, bunu o kadar tadında, o kadar doğal bir şekilde yapıyorlar ki gerçekten de müziğin olması gerektiği gibi olduğunu hissediyorsunuz.

Peki nedir In Vain’in müziğindeki bu zenginliğin sebebi? Keskin geçişler, uzun, değişken parçalar ilk kez In Vain’in icad ettiği kavramlar değiller sonuçta. Elbette şarkılarda ilgi çeken en önemli nokta blast beat’ten saksofon solosuna, senfonik bir breakdown’dan atonal melodilerle dolu sert bölümlere geçişler. Fakat In Vain’in müziğinde yatan fark, bu kavramlara yeni bir bakış açısı sunması. Örneğin bir Opeth albümüne kıyasla, bütünlük oluşturmak konusunda daha başarılı ya da daha başarısız olduğu kanısına varmak imkansız. Sadece farklı.

Duyduğum/okuduğum kadarıyla albümün tek burun kıvrılan tarafı introsu. Bu memnuniyetsizliğin hiç de yersiz olmadığı kararına varmamın sebebiyse, Johnar Haaland’ın da introyu beğenmediğini öğrenmem oldu. Öte yandan Johnar’ın gitar tonlarıyla ve genel kayıt kalitesiyle de ilgili hayal kırıklıkları olmuş. Gitar tonlarının gerçekten de yavan olduğu konusunda katılmama rağmen kayıt kalitesi beni hiç rahatsız etmedi. Genel olarak oldukça profesyonel bir eser olmasına rağmen “The Latter Rain”in yine de bir debut albümü olduğunu ve bağımsız bir yapım olduğunu unutmamak gerek. Bunu da göz önünde bulundurunca kaydın oldukça başarılı olduğu kanaatine varıyorum.

latter_latter

Daha debut albümlerinden kendi stillerini ve sound’larını sağlam bir temele oturtmuş olmaları, In Vain’in sadece herhangi bir grup olmadığını kanıtlıyor. Daha katedecekleri yolları -herkesin de olduğu gibi- var. Fakat daha şimdiden bir kademeye ulaşmış oldukları da su götürmez bir gerçek.

Ocak ayında çıkacak olması müjdelenen In Vain’in ikinci albümü olan “Mantra”yı heyecanla beklediğimi de belirtirerek sözlerimi In Vain’den bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum;

LAYKATİİFİNİNAAAYT!!!

Burak GÜR

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.74/10, Toplam oy: 31)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2007
Şirket
Indie Recordings
Kadro
Andreas Frigstad: Vokal
Johnar Haaland: Gitar
Sindre Nedland: Clean vokaller, piano, org
Stig Reinhardtsen: Davul
Kristian Wikstol: Bas, vokaller
Şarkılar
1. The Latter Rain
2. In the Midnight Hour
3. Det Rakner!
4. October´s Monody
5. Their Spirits Ride with the Wind
6. I Total Triumf
7. The Titan
8. As I Wither
9. Morning Sun
10. Sorgenfri
  Yorum alanı

“IN VAIN – The Latter Rain” yazısına 16 yorum var

  1. Ömer Kuş says:

    Kjetil Nordhus mu? Ben bu albümü dinlerim arkadaş.

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    Şarkılardaki davullara bakınca, davulcunun çok uzun süre askerlik yapmadığını anlıyoruz, askerden döndükten 2 gün sonra böyle çalıyosa, yaz kampı gibi bi şeydir o askerlik.

  3. demandred says:

    teee bu albümü ilk dinlediğim zamanı hatırladım şimdi. tıkış tıkış otobüste giderken o hengamenin arasında güzel bi şeyler hissetmiştim. hele o “Their Spirits Ride with the Wind” yok mu? kamyon çarpmışa dönmüştüm, ev yolunda nakaratı tekrarlayıp duruyordum.güzeldir, dinleyin, dinletin….

  4. Burak Gür says:

    Norveçte askerlik sabit 12 ay.

  5. Ahmet Saraçoğlu says:

    Bedelli çıkmış.

  6. Sambalici says:

    taş gibi albüm, bekliyorum kaç senedir devamı gelsin diye ama bir hareket yok hala.

    bu arada albüm puanlarının subjektif olmasından kelli üzerine yorum yapmanın manasız olduğunu düşünüyorum ama 9.5 biraz uçuk bir puan olmuş.

  7. Emre says:

    yalnızca bu album için değil sitedeki çoğu albumun notları biraz yuksek sanki.Bir albüm çok iyi olabilir ama bu kadar yüksek puanları alması için iyi olması yetmez türe yeni bir soluk getirmeli ya da yıllar sonra bile o turun en iyileri arasında gosterilmeli bence.

  8. Burak Gür says:

    çok kafa yordum ne versem diye. bi ara 8.5′a kadar inmiştim ama duygusal yaklaşınca uçtu puan haliyle. bi süredir dinlemiyodum zira, yazarken loopda tekrar ne kadar çok sevdiğimi farkettim.

  9. Ahmet Saraçoğlu says:

    @Emre: Önceden de “notlar hep düşük tutuluyor hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz” diyenler olmuştu, yani not konusu kişiden kişiye değişiyor. Zaten kişisel bakılmalı not konusuna. Sitenin genel bir not anlayışı yok, yazan kişinin kendi takdiri notlar.

  10. Sayın Gür ile az “laykatifininayt” diye bağırmadık zira.

  11. By the way I was One year in the army like mr. Burak said and I came home two days before I started recording the drums. I rehearsted the whole record playing air drums which is not a good thing:)

  12. Ahmet Saraçoğlu says:

    Google translate ftw! :)

  13. Ahanda ikinci bir Iron Thrones vakası eheh.

    Speaking of drums, you did a pretty awesome job imho. Especially in Det Rakner! and As I Wither. So, maybe rehearsing just with air-drumming kinda “is” a good thing eh? Hehe.

  14. duraganyolcu says:

    bir sonraki albümleri için şimdiden sabırsızlanıyorum. çok güzel çok. Bu grubu bana ve milyonlara kazandırdığın için sağ ol var ol Burak.

  15. Burak Gür says:

    olum geliyo lan. geliyo. bi ay kaldı. geleloy!

  16. blackroseimmortal says:

    10 10 10

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.