# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MAYHEM – De Mysteriis Dom Sathanas
| 03.09.2009

Kvlt.

Mayhem’in (daha doğrusu o sırada tek kalan üyesi Hellhammer’ın) 1994’te çıkardığı “De Mysteriis Dom Sathanas” (DMDS), Norveç black metaline yön vermiş “kvlt” albümler içinde şüphesiz ki en önemlilerinden biri. Her ne kadar Mayhem’in daha ziyade grup içi cinayetler, intiharlar, kilise yakmalar vb. müzik ile alakasız, bizim magazinsel olayların biraz (!) daha serti olarak kabul edebileceğimiz olaylar ile sesini bu kadar duyurduğunu söyleyebilecek olsak da, DMDS’nin altyapısı da yadsınacak gibi değil. Bilindiği gibi bu olaylar aynı zamanda Varg’ın Burzum’unun daha da ünlü oluvermesine neden olmuştu.

Grup üyeleri “DMDS” çıkmadan önce gitarda Euronymous, basta Varg Vikernes, vokalde Dead ve davulda Hellhammer’dan oluşuyordu. Dead’in intiharı beraberinde vokal eksikliğini ve Euronymous’un Dead’in cesedine yaptıkları ile ilgili efsaneleri getirdi (kafatası kemiklerinden kolye yapmış, gibi). “DMDS”de vokalleri bu nedenle Attila Csihar yaptı.

Albümdeki daha büyük sıkıntı ise, çıkışına yakın Varg’ın Euronymous’u öldürmesiydi ki bu hem grubu Hellhammer’dan ibaret bıraktı, hem de Varg’ın işlemiş olduğu cinayet dolayısıyla Euronymous’un yakınları albümde Varg’ın bas kayıtlarının kullanılmamasını istediler.

Hellhammer’ın önce basları kendisinin kaydetmeyi denediği orda burda yazar. Kendisi biraz baterist olduğundan dolayı haliyle bas ile ilgili detaylı bir bilgiye sahip değildi. Bu nedenle Varg’ın kayıtları sesleri kısılarak (ve albümün erişebileceği efsaneliğin biraz daha altında bir efsanelik kazanmasına neden olarak) kullanıldı. Kısacası “DMDS”’de basları Hellhammer’ın çaldığı efsanesi doğru değildir. Zaten albümü dinleyecek olursanız doğru dürüst bir bas da duymanız mümkün değil bu nedenle.

demysteriisdomsathanas_dead_euronymous

“DMDS” pek çokları için Mayhem’den çıkmış en iyi albümdür. Daha sonrasında bazı nispeten daha açık görüşlü fanlar bir, iki albüm daha sayabilir belki, ama çoğu için “Mayhem = DMDS” olarak kalmıştır. Ayrıca yeterince black metal albümü dinlemiş biri olarak naçizane görüşüm de rahatlıkla ilk 5’e gireceği yönündedir bu albümün (1.’nin incelemesi de gelecek tabii). Albüm Freezing Moon, Buried By Time and Dust gibi oldukça sağlam black metal eserleri içeriyor. Pek boş şarkı içerdiğini de söyleyemeyeceğim.

demysteriisdomsathanas_band

Gitarlara bakacak olursak, öncelikle Mayhem’in fanı olmasam da gitar tonunun fanı olduğumu belirtmem gerekiyor. Sonradan zilyon tane black metal grubunun benzerini kullandığı ton gerçekten çok kvlt. Sert bir ton değil, ama karanlık olmayı beceren bir ton. Tabii riflere ve kayda da bakar ama güzel ton işte. Gitar kullanımına tam puan yani, rahmetli iyi çalarmış.

demysteriisdomsathanas_euronymous2

Baslar dediğim gibi, sesi çok kısık olduğundan gömülmüş kalmış gitarın arkasında, ki albümün bana göre Attila’dan sonraki en büyük eksisi.

demysteriisdomsathanas_varg1

Davullar Hellhammer henüz çıtırken kaydedilmiş olduğundan, benim gibi takıntılıysanız, blast beat’lerdeki ufak ritim kaçırmaları fark edebiliyorsunuz. Tabii bu Hellhammer’ın hayvan olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu albümde Hellhammer’ın henüz gençken bile ne kadar fazla gelecek vaad ediyor olduğunu görebiliyoruz.

demysteriisdomsathanas_hellhammer

Dendiği gibi Dead ölmüş olduğundan vokalleri devralan Attila vokal tarzı olarak atar yapmayı seçmiş. Attila şarkının sözlerini atarlı bir şekilde söylüyor, biz de dinliyoruz. Kiminin hoşuna gidebilir, tamamen zevk meselesidir ama kişisel olarak “spoken word” tarzında vokali sevmiyorum. Artı olarak old school bir black metal albümünde bulunması aklıma atların cinsel organlarını ve kelebekleri getiriyor niyeyse. Bu nedenle “eksi” olarak kabul ediyorum bunu. En azından albümün genelinde çok fazla irite etmediği söylenebilir.

demysteriisdomsathanas_attila

Albümün nispeten temiz kaydedilmiş olması garipsemeye yol açıyor (bende açtı). Ancak tabii ki artı bir puan bu da.

demysteriisdomsathanas_demysteriisdomsathanas

Toparlarsak, genel olarak bakıldığında dediğim gibi kvlt mertebesine erişmiş ender albümlerden “DMDS”. Gerek bizzat kendisi, gerekse çıkışı sürecinde yaşananlar ile black metalin gelişimini önemli ölçüde etkilemiş bir albüm. Ayrıca black metal nedir ne değildir diyenler için ideal başlangıç albümlerinden biri olarak kabul edilebilir.

demysteriisdomsathanas_bilet

Bilet fotoğrafı için Kür Unezer’e teşekkürler.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.02/10, Toplam oy: 103)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1994
Şirket
Deathlike Silence Productions
Kadro
Euronymous (Oystein Aarseth) : Gitar
Hellhammer (Jan Axel Blomberg) : Davul
Attila Csihar : Vokal
Count Grishnackh (Varg Vikernes) : Bas
Blackthorn (Snorre Ruch): Gitar
Şarkılar
01. Funeral Fog
02. Freezing Moon
03. Cursed In Eternity
04. Pagan Fears
05. Life Eternal
06. From The Dark Past
07. Buried By Time And Dust
08. De Mysteriis Dom Sathanas
  Yorum alanı

“MAYHEM – De Mysteriis Dom Sathanas” yazısına 34 yorum var

  1. Ahmet Saraçoğlu says:

    Genelde yazmaz ama, kapakta da görüldüğü üzere albümün asıl adı “De Mysteriis Dom. Sathanas”. Dom’dan sonra nokta olunca Domini anlamına geliyormuş, bu da düşünülenden farklı bir anlam ifade ediyormuş falan, filan.

    Chuck Reis

    @Ahmet Saraçoğlu, benim bildiğim kadarıyla dominus anlamına geliyor. dominus sathanas hesabı :D

  2. hysteresis says:

    Genel olarak bakınca vokellere ben de ısınamasam da bunun gibi bazı kült albümlerde devede kulak etkisi yapan şeyler oluyor bunlar tabii. Bu sıcak yaz gecesinde Freezing Moon açtıracak derecede klas bir albümdür. “It’s night again” diyip İzmir konserini de anmadan geçmeyelim…

  3. unberly says:

    black metalin bugünkü duruma gelmesine neden olan gruptur bence Mayhem. grup etrafında gelişen olaylar bu müziğin bugünkü halini şekillendirmiştir. grubun De Mysteriis Dom Sathanas dışında önemli birşey yapmadığı konusunda hemfikir olunsa da, bu albümün karanlığı ve lanetli havasına ulaşabilen grup sayısı da bir elin parmaklarını geçmez. attila nın vokalleri ise müziğin karanlığıyla uyumlu ve bazı bölümlerde kan dondurucu. ama Mayhem nasıl bu albümden sonra bir daha ilk albümdeki görkemine yaklaşamadıysa, attila da yine aynı şekilde hiçb,r zaman bu kadar hasta vokal yapamamıştır.

  4. Ahmet Saraçoğlu says:

    İzmir konseri denince, bilet fotoğrafı da eklendi.

  5. hysteresis says:

    Elemanların gevrek, boyoz yerken çekilmiş fotoğrafları da birilerinde mutlaka vardır. Bulunursa onları da koyalım, iyice kvlt olsun.

  6. hysteresis says:

    Afişini de ben ekliyim:

  7. unberly says:

    biletteki yağmur yağarsa akasyalar olayına aklımıza geldikçe güleriz:)

  8. Oha. 1990 yılında hem de. İyiymiş.

  9. janslore says:

    bilet, afiş, millet aşmış yae. gittiniz mi lan yoksa. maksimde bülent ersoy un alt grubu muydular yoksa headliner mı ehuhe

  10. Cünyır. says:

    O konserden sonra bir daha siksen gelmez adamlar türkiye’ye.

  11. janslore says:

    belli olmaz bi denemek lazım, belki hep gelirler.

  12. cihan says:

    ben mayhem in hastasıyım 16 yaşınada bi metalci olarak onların Türkiye ye gelmesini isterim ve gelse giderim :)

    Anders Nyström

    @cihan, 17 olsan şaşardım.

  13. taake says:

    en iyi black albümleri arasında sayılır kendileri

  14. Kıvanç says:

    Freezing Moon nasıl bir şarkıdır öyle!

  15. TAAKE says:

    bir burzumcu olarak saygım sonsuz mayhem e ama bence artık bittiler halk arasındaki ölüden göt istemek deyimi geliyor aklıma artık mayhem den iyi bi albüm bekleyenlere nargarot un dediği gibi day that burzum killed mayhem varg o gün yalnız eno. u değil mayhemi de öldürdü bide dead tabiii
    ccc üşüyoruz dead reis ccc

  16. Chuck Reis says:

    gördüğüm en iyi albüm kapağı:

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/dead-20643/

  17. illuminati says:

    8 bayağı az olmuş. hatta sitede 8 alan başka kült albüm yok. 9 verdim.

  18. Chuck Reis says:

    kritikte hata var. dead gruptayken basta varg faşosu değil necrobutcher vardı. dead intihar edince euronymous’u suçladı gruptan ayrıldı. ondan sonra varg baslara geçti.

  19. Merhaba pasifagresif sitesi çalışanları ve okurları.Eğer birazdan sizlerle paylaşacağım anım olmasaydı,Pure Black Metal dinleyicisi olmadığımdan sebep,MAYHEM ile ilgili bilgim dönemin dergilerinde okuduğum,’93′teki malum olaylar üzerine ” black metal dünyasının üzerindeki kara bulutlar ” başlıklı bir yazıyla haberdar olduğum ve dönemin bir başka önemli dergisi ROCK KAZANI’ndaki black metal tanıtım yazısının içeriğindekilerden ibaret olurdu sanırım.Fakat enteresandır,MAYHEM bu güzel anımın baş aktörü.
    Neyse efendim uzatmayayım, sene 2005 idi. Eskişehir’deki son metal sığınağımız olan, kulakları çınlasın Tolga kardeşimin işlettiği ve ne yazık ki şimdilerde faaliyette bulunmayan Barkod Müzik isimli mekan, olayın geçtiği yerdi. Barkod keşfettiğim andan itibaren,Eskişehir’e gidiş sebebim haline gelmişti. Tolga’nın makinede demleyip plastik bardaklarda ikram ettiği çay ve tüttürülen sigara eşliğinde ne de güzel müzik muhabbetleri döndürürdük, anlatılacak cinsten değil. Güzel bir Cumartesi öğleden sonrasında yanımda bir arkadaşım ile mekana girdiğimizde, bizi tek karşılayan dükkanın her zamanki müdavimlerinin tanıdık yüzleri ile Tolga’nın sıcakkanlı tavırları olmamıştı bu sefer. Dükkana adım atar atmaz, Tolga’nın masasının yanındaki sandalyede bacak bacak üstüne çelmiş kısa boylu bir kişi dikkatimi çekmişti anında. Daha önce hiç görmediğim bu kişi,bir yandan sigarasından nefesler çekiyor öte yandan Tolga’nın çayocağından ısmarladığı çayı içiyordu. Demek ki hatırlı birisiydi,yoksa Tolga çayocağından kolay kolay çay ısmarlamazdı. Tolga her zamanki insanı rahatlatan güleryüzüyle bizi de buyur ettiğinde, bir kenara çöküverdik. Tolga hemen mekandaki makineden çayımızı ikram etti ve başladık bir müzik muhabbetine daha… Muhabbetin başlamasının üzerinden on dakika ya geçmişti ya da geçmemişti hatırlamıyorum,o köşedeki şahıs bir anda muhabbetin odak noktası haline gelivermişti Muhabbete İsveçli SIEBENBÜRGEN’den ‘ vampir metal ‘ diye bahsederek girizgah yapmıştı. Artık o andan itibaren mekanda bulunan herkes,adamın ağzından çıkan sözleri havada kapar hale gelmiştik. – Bir zamanlar TRT’de metin yazarlığı yaptığını anlatmıştı. Anlayacağınız adamımız hiç de boş biri değildi -Ben o grubu duyduğumu fakat dinlemediğimi,ancak Drakula okurken Cradle Of Filth dinlemenin çok zevkli olduğunu belirttim arada. Sonrasında adam neler neler anlatmadı ki… Eskişehir’de çivili bilekliklerin ilk kez kendisi ve birkaç arkadaşı tarafından takıldığından bahsetti. Bunun için bir kaynakçı ustasına gitmişler. Adam onlara bunları ne yapacaklarını sorduğunda ” dayı sen ne yapacaksın,bak işine al paranı ” tarzı bir cevabı yapıştırmaktan geri durmamış bizimkisi. Bir seferindeyse,hiç tanımadığı uluslararası çalışan bir tır şoförüne IRON MAIDEN’ın Powerslave albümünü ısmarlamış. Aradan 2-3 ay geçmiş,tam verdiği paranın üstüne bir bardak soğuk su içmeye hazırlanırken,şoförün elinde Powerslave plağıyla çıkıp gelmesini öyle bir anlatmıştı ki olay sanki yanıbaşımızda yaşanmıştı adeta. Bu sıkıntılı bekleyişin ardından,albümden aldığı zevkin oldukça katmerli olduğunu eklemişti.
    Tamam iyi güzel hoştu da,devamında MAYHEM’in demoları da dahil bütün çıkan ürünlerini dinlediğini hatta en çok dinlediği Black Metal grubunun o olduğunu belirttiğinde,hayretler içinde kalmıştım. Müzikal beğenisi melodik tarzlara yönelik, yetkin bir metal müzik dinleyicisi olduğu apaçık belli olan bu adamın,MAYHEM gibi anti-melodik ve son derece kaotik bir grupla ne işi olabilirdi acaba? Kafamın içinde beliren bu sorunun cevabını,daha ben sormadan kendisi verecekti.
    Malumunuz;ülkemizde verilen ilk Black Metal konseri 9 Aralık 1990′da İzmir’de verilen MAYHEM konseridir. Bu konseri efsane yapan yanı ise, EURONYMOUS ( gitar / Varg VIKERNES tarafından bıçaklanarak öldürüldü ), DEAD ( vokalist / Kafasını av tüfeği ile dağıtıp intihar eden,grubun en dengesiz elemanı ) , HELLHAMMER ( davul ) ve NECROBUTCHER ( bass ) kadrosuyla Norveç dışında verilen az sayıdaki MAYHEM canlı performansından biri olmasıydı. İşte bizim bu abimiz İzmir’de ikamet ettiği o yıllarda, bu efsane performansa tanık olmakla kalmayıp,grup elemanlarını evinde misafir ettiğini söyleyince ” hadi canım oradan ” gibisinden bir tepki oluşmuştu bende. Elemanlar eve gelip yerleştikten sonra, kendisine ayin yapıp yapamayacaklarını sorduklarında ” tabii ki ” cevabını almışlar. Onlar da abimizin deyimiyle ” iki mum yakıp ” oturmuşlar. Artık biz ” oha artık daha neler ” diye aklımızdan geçirip inanmaz gözlerle kendisine bakarken,birden elini ceketinin iç cebine atıp bir fotoğraf çıkardı. Bunun İzmir’de bir otobüs durağında çekilmiş MAYHEM’e ait bir fotoğraf olduğunu söyleyince,o an orada bulunan herkes abinin başına üşüştük. Orada bulunan hiç kimse MAYHEM’e ayılıp bayılmıyordu ama insan her Allah’ın günü dünya çapındaki bir Black Metal grubunun ülkemizdeki bir otobüs durağında çekilmiş – üstelik makyajsız – fotosuna denk gelmiyordu. Kim Euronymous, kim DEAD , kim HELLHAMMER soru yağmuruna tutmuştuk. Aslında o ana kadar tavırları çok ukala gelmişti bana,biraz da söylediklerini inandırıcı bulmamıştım lakin bu fotoğraf hadisesi ile bütün önyargılarım yerle bir olmuş hatta adama saygı duymaya başlamıştım. O gece oturup bayağı muhabbet etmişler. Ertesi gün ayrılırken karşılıklı adresler alınıp verilmiş,bağlantı kopmamış. MAYHEM elemanları o andan itibaren çıkardıkları her üründen bir tane bizim abiye yollamış. Dolayısıyla MAYHEM müziğini çok yakından takip etme şansını elde etmiş. Böylece neden en çok dinlediği Black Metal grubunun MAYHEM olduğunu anlamıştık.
    Sırf bununla kalsa iyi, bir gün gruptan mektup gelmiş. Mektupta abiden Ortaçağ’da Osmanlı’nın kullandığı işkence aletlerine dair resim,fotoğraf ve bilgi ne bulabilirse istemiş MAYHEM elemanları. Hatta mümkünse bulabildiği her işkence aletini satın almak istediklerini de özellikle belirtmişler. Fakat Topkapı Sarayı’ndaki büyük arşivde küçük bir bilgi dışında hiçbir şey bulamamış abimiz. Ezile büzüle bu küçük bilgi kırıntısını yollarken, Türk milletinin arşivci bir zihniyete sahip olmayışından dolayı ne kadar çok utandığının altını özellikle çizmişti. Grubun bizim o bildiğimiz imajının dışında, simya ile ilgilendiklerini hatta bir simya laboratuarlarının olduğunu bu zat-ı muhteremden öğrenmiştik. Muhabbet buradan Ortaçağ’a ve tarihe uzayınca,oldukça değişik bir boyuta taşınmıştı. Konuyla ilgilendiğimi gören abi bana ” vampirizm,ortaçağ ve tarihle ilgilisin. Sana bir kitap önerebilir miyim? ” sorusunu yöneltince ” tabii ki memnuniyetle ” cevabını vermiştim. Elizabeth KOSTOVA isimli yazarın THE HISTORIAN yani TARİHÇİ romanını mutlaka okumam gerektiğini söylemişti. O günlerde hangi kitapçıya gidersem rahatlıkla bulacağımı,kitabı beğenmediğim takdirde parasını vereceğini eklemişti. Müthiş muhabbetin etkisiyle mekandan ayrıldıktan sonra yanımdaki arkadaşla beraber hemen bir kitapçıya girdik. Kitabı bulmuştum bulmasına ama diğer iki kitabın arasında kalan kitabın arka kapağı kıvrılmıştı. İnadım tutmuştu bir kere,o kadar para verecektim hiç olmazsa düzgün bir şey olsundu. Hemen başka kitapçılara yönelmiştik ama bulamayınca ilk girdiğimiz kitapçıya kös kös geri dönüp kitabı satın almak istemiştim. Kitapçı romanı biz ayrıldıktan hemen sonra sattığını ve elinde başka olmadığını söyleyince yıkılmıştım adeta. Halbuki o muhteşem günün sonunda kitap ellerimin arasında olmalıydı. O sıralar başka bir kitabı okuduğumu ve prensibim üzere bir kitabı bitirmeden diğer kitaba başlamayacağımı hatırlayarak kendimi zorla teselli etmiştim. Tabii diğer kitap bitmeden TARİHÇİ çoktan arşivimdeki yerini almıştı. 2006 yılının Kurban Bayramı tatilinin 2. günü Cuma öğleden sonra nihayet TARİHÇİ’yi okumaya hazırdım. Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı,hava karanlıktı. Kitaba başlamak için bundan daha uygun bir ortam düşünemezdim. Fona attığım KING DIAMOND’ın ” The Eye ” albümü eşliğinde kendimi kitabın sayfaları arasına bırakıvermiştim. İşte o zaman, abinin o muazzam sohbetin anısına, bana ne kadar değerli bir armağan verdiğini anlamıştım.
    Biraz da TARİHÇİ’den bahsederek yazımı sonlandırayım. Genç bir kız babasının kütüphanesinde eski sararmış mektuplar ve gizemli bir kitap bulur,akabinde babasının, babasının hocasının ve hiç tanımadığı annesinin kem talihleriyle yüz yüze gelir. Kötülük onlara pençelerini taa Ortaçağın karanlıklarından uzatmıştır.Bram STOKER’ın gotik edebiyat şaheseri DRACULA’nın gerçeküstü vampiri Kont Dracula ile gerçekten yaşamış tarihi bir şahsiyet, bizlerin KAZIKLI BEY lakabıyla tanıdığı,zalim bir derebeyi olan Eflak-Boğdan Prensi Voyvoda III. Vlad ‘ Tepeş ‘ Drakul – Tepeş Romence’de kazıkkakan anlamına geliyor – , Kostova tarafından aynı bedende birleştirilmiş.Arka plan tarihi manzaralarla desteklenerek,gizemli bir atmosfer oluşturulmuş. İşlenen iki büyük aşk hikayesi de, romana dokunaklı bir zerafet kazandırmış. Görkemli modern şehir kütüphanelerinden,Doğu Avrupa’nın küf kokan tozlu manastır arşivlerine kadar uzanan,bir ucu da İstanbul’a varan ölüm-kalım kovalamacası,finaldeki gerçekten yaşanmış tarihi olaya kadar insanı nefes nefese bırakan bir tempoyla işlenmiş.. Bu yüksek tempo,çok katmanlı yazım tekniğiyle ve heyecanını bir an bile kaybetmeyen akıcılıkla kaleme alınmış. Tarihi roman meraklıları için biçilmiş bir kaftan. Önümüzün sonbahar olduğu günlerde okunabilecek çok ideal bir roman. Tavsiye ederim.

    TAAKE

    @Murat ‘historian’ KARAN,
    güzel bir anı.paylaşımın için teşekkürler.metal dünyasında bir ara böyle anılar çok anlatılıyordu.hele,hele o metal efsaneleri.en meşhuru şuydu:şimdi bu epica solisti simone simons türkiye ye konsere geldiğinde iddiaya göre Ankara da bir genç metalciyle tanışmış.sonra sohbet muhabbet ilerlemiş,bunlar arasında bir elektriklenme olmuş.genç te yakışıklıymış hani.neyse bu genç bunu evine davet etmiş konser sonrası.sonrası nasıl desem bunlar yatmışlar,beraber olmuşlar(iddiaya göre)hatta simone o gençten yanına gelmesini,türkiye den ayrılmasını filan istemiş.fakat genç kabul etmemiş.sonra simone ülkesine dönmüş ama genci uzun süre unutamamış.o günden beri bu mit metalcilerin ağzında anlatılır durur.o gencin kim olduğuysa bulunamadı.(bakın bu sitedeyse adam gibi çıkıp açıklasın).şaka bir yana en meşhur metal efsanesi budur.doğrumu uydurmamı bilmiyorum açıkçası ilgilenmiyorum da.mayhemle ilgili bir metal efsanesi anlatayım.bir gün EURONYMOUS bir falcıya gider ve fal baktırır.o sırada yanına aldığı varg ile araları limonidir.falcı ona falında yılan gördüğünü bunun en yakını tarafından yok edileceği anlamına geldiğine söyler.EURONYMOUS inanmaz ama içinden de ulan acaba diye geçirir.işte o olayın gecesi evinde otururken gece yarısı kapı çalınır.bir açar varg vikernes.direkt aklına falcının dedikleri gelir.işte bu yüzden EURONYMOUS un gereğinden fazla panikleyip agresif davrandığını ve bunun kavgaya dönüşüp ölümüne sebep olduğu söylenir.bir de mayhemin konser verdiği işletmenin sahibin polis tarafından gözaltına alındığı söylenir.adam o günden beri kayıpmış diyorlar.en meşhur metal metal olayı ise(maalesef bu olay gerçek ve tabiiki black metal dünyasından)les legions noires üyesi abazzzatrakth grubu üyesi Anaarth tepes in sesini daha gaddar yapmak için çamaşır suyu içmeseydi.adam öldü mü bilmiyorum ama bu olay medyaya yansıdıktan sonra bu grup kayboldu gitti.mit e bile danışsanız haklarında en ufak bilgi yoktur.zaten bu oluşum başlı başına bir gizem.diğer en ilginç olayda gene bu oluşuma ait Mogoutre grubunun farenin kıçına mikrofon sokarak kayıt yapmasaydı.evet bu doğru.internette de bulabilirsiniz.bende dinledim zaten.benim yorumlamam bu gadar,hadi hayırlı işler

  20. toleys says:

    harika bi anı, zevkle okudum. he bi de o gün yağmur yağdı mı acaba. :)) merak ediyorum.

  21. Nightwing says:

    tüm zamanların en iyi black metal albümlerinden biri. son derece karanlık, soğuk ve ürkütücü. hele son şarkı bir satanist ayinden fırlamış gibi. grup üyeleri bu albüm için demonlarla anlaşma yapmış olabilir. şeytan albüm karşılığında dead ve euronymous un hayatlarını almış olabilir. lanetli, uğursuz, büyülü tüylerim diken diken oluyor. dinlerken cinler, ruhlar, şeytanlar alemine gidiyorsunuz sanki. o enerjiyi hissediyorum. kesinlikle bu albüm büyülü ve uğursuz. 10 üzerinden 10.

    TAAKE

    @Nightwing, aynen hocam gerçekten duygularıma tercüman olmuşsun.Ben de bu albüm de bir gariplik olduğunu düşünüyorum.Zaten yukarıdaki Murat ‘historian’ KARAN, adlı arkadaş Mayhem üyelerinin satanic ritüeller düzenlediğini itiraf etmiş ve arkadaşı canlı şahit olmuş.Bir de şöyle bir olay anlatılır:EURONYMOUS bir gün bir falcıya gider.Falcı bizim bildiğimiz geçim derdi için sallayan gacı değil bildiğin ünlü bir okültist ve medyumdur.Falcı EURONYMOUS a yakın zamanda öleceğini,ona ölüm kartı çıktığını söyler.Ayrıca bu ölümüm çok yakından geleceğini söyler.EURONYMOUS her ne kadar bu lafları takmasa da kafasında soru işaretleri eve gelir.Tam uykudayken kapı çalınır.Kim la bu gece vakti diye söylene söylene kapıyı açar.Kapıyı açınca suratı bembeyaz olur.Çünkü kapıdaki kişi bir süredir sürtüştüğü Varg Vikernestir.Olayın sonrasını biliyorsunuz panpalar.Dediğin gibi Nigtwing baba garip bir grup Mayhem.Ama black metalin en taşşaklı,en hakiki ve en true grubu kesinlikle.VARGOĞLAN bile bu hakikatı reddedemiyor.Huzur içinde uyuyun EURONYMOUS reis,huzur içnde uyu Dead reis,

    Ben EĞLENCE için bu işin içerisinde değilim.Tabi ki korkmadım.Her gün canlı bir cesede dokunmaya ve ya onu görmeye şansınız olmaz.Bu bir şeyler öğrenmek için çok önemlidir.Karanlık tarafla anlaşma yaparken HİÇBİR şey rahatsız,şeytani veya sapık değildir.
    EURONYMOUS

    Dead şeytani insanlar için şeytani müzik yapmak isterdi.Fakat tek gördüğü şey etrafta yürüyüş elbiseleriyle,şapkalarıyla,beyzbol ayakkabılarıyla barış ve aşk içinde gezen insanlardı.O bunlardan nefret etti ve zamanını bunlar üzerinde daha fazla harcamak için bir sebep görmedi.

    EURONYMOUS

    Grishnackh’ın söyledikleri kendisini ilgilendirir. ‘‘doğru’’ olma ya da olmama konusunda daha fazla konuşmak istemiyorum,Bu kelime zaten gereğinden fazla kullanıldı.Dünyadaki çoğu grubun boktan ibaret olduğunu düşünüyorum.Kendini ‘‘Gerçek Black Metal’’ diye çağıranların geçmiş yılların birebir kopyaları olduğu çok belli.Fakat insanlar tabiki de değişebilir,sana doğru yada yanlış grupların listesini verecek değilim.İnsanlar gerçek ve ya olmayanı keşfederken bir çok kez aptal duruma düşmeleri konusunda kendilerini yargılamalılar.Ve şunu bilin ki bir grup kurmak için sadece corpse paint yapmak yeterli değil,gerçek ruha sahip olmalılar,müziğe kulak vermeliler.Eğer grup iyiyse sırtımda bir donma hissediyorum,biliyorum ki bu iş için yeterli hislere sahipler.En mükemmelden daha aşağısını kabul edemem.ve şunu söylemeliyim ASLA Church Of Satan fikirlerini savunan grupları kabul etmeyeceğim.Onlar birkaç özgür hayata aşık olan atheistler,bana tamamiyle ters geliyorlar.

    Grishnackh’ın söyledikleri kendisini ilgilendirir. ‘‘doğru’’ olma ya da olmama konusunda daha fazla konuşmak istemiyorum,Bu kelime zaten gereğinden fazla kullanıldı.Dünyadaki çoğu grubun boktan ibaret olduğunu düşünüyorum.Kendini ‘‘Gerçek Black Metal’’ diye çağıranların geçmiş yılların birebir kopyaları olduğu çok belli.Fakat insanlar tabiki de değişebilir,sana doğru yada yanlış grupların listesini verecek değilim.İnsanlar gerçek ve ya olmayanı keşfederken bir çok kez aptal duruma düşmeleri konusunda kendilerini yargılamalılar.Ve şunu bilin ki bir grup kurmak için sadece corpse paint yapmak yeterli değil,gerçek ruha sahip olmalılar,müziğe kulak vermeliler.Eğer grup iyiyse sırtımda bir donma hissediyorum,biliyorum ki bu iş için yeterli hislere sahipler.En mükemmelden daha aşağısını kabul edemem.ve şunu söylemeliyim ASLA Church Of Satan fikirlerini savunan grupları kabul etmeyeceğim.Onlar birkaç özgür hayata aşık olan atheistler,bana tamamiyle ters geliyorlar.

    EURONYMOUS

    Ben boynuzlu bir şeytana inanıyorum.Kişisel bir şeytan.Ve Satanizm’in diğer tüm türleri saçmalık.Bazı insanların aptalca düşünceleriyle kalıcı bir barış yaratmak istemeleri ve bunu satanizm olarak çağırmasından nefret ediyorum.Ben çok d**** bir adamım ve ‘‘O’’nun ismini hor kullananlarla savaşacağım.İnsanlar kendilerini bireyci olmaya inandırmamalılar.Dinin ‘Köleleri‘ olmalılar, ‘İtaat’ etmeliler.

    EURONYMOUS

    azı insanların Norveç hakkında nasıl konuşabildiklerini anlayamıyorum.Öncelikle İmmortal satanist olmadığı gibi bir Black Metal Grubu’da değil.Bu onların kendi söyledikleri bir şey onlar Atmosfer ve Satanizm’in ruh hali içerisindeler.Onların yeni görünüşleri her zaman içinde oldukları şeyin içerisinde daha derinlere gitmelerine yaradı.Count Grishnackh OldFuneral’ de çalmasına rağmen oda aynıydı.Ve Old Funeral’de çaldığı zamanlar dahi sürekli Burzum için müzik yapıyordu.Bu ne konuştuğunu bilmeyenler için genel bir örnek.Ve dahası da var Darkthrone’un ‘‘Soul Side Journey’’ şarkısının sözlerini okuyanlar Satanist şarkı sözlerinin ne olduğunu bilir.Buda ‘‘Soul Side Journey’’in bir Black Metal albümü olduğu manasına gelmekte.Grupta diğer üyeleri kesinleştirdikten sonra değiştiler.Darkthrone asla elemanların birbirini tanımadığı bir grup olmamıştır.Bu biraz garip gelebilir fakat onlar aslında müzikal olarak hep başka yönlerde gitmek istediklerini keşfettiler ve her şey değişti ve bu Black Metal’in popüler olmasından önce gerçekleşti.Black Metal camiası değiştiklerinde onlardan nefret etti.Onların bu işi büyük paralar için yaptıkları tamamen saçmalık çünkü Peaceville Prodüksiyondan anlaşma yapıldığından beri 10.000
    Dolar gibi az bir para almaktalar.Eğer Darkthrone hak etmeseydi onları asla desteklemezdim.Trendi olsalardı zaten dünyayı turlar ve MTV için videolar yaparlardı.İkisinin uzak ormanlara taşınmalarına ve yılda 2 kez görüşebilmelerine rağmen burada Büyük Black Metal Trendi hakkında konuşanlara söyleyeceklerim var.Eğer gözleri görmüyorsa çenelerini kapatsınlar.Biz albümü çıkmış 4 tane Black Metal grubuna sahibiz.Ve birkaç daha küçük garaj grupları.Ve beklide sadece 30 sıkı Black Metal fanımız var.Ve bu piçlerin 700 ila 1000 i Deicide gibi ticari Black Metal dinliyor.Darkthrone bu ülkede 5000 civarı satıyor.Albümlerin 30.000 sattığı İsveç’le nasıl karşılaştırabilirsiniz ki.Mayhem’in Norverç’te 20.000 sattığı gün,Burzumun her gün Mtv de çıktığı gün,ve Nuklear Blast’ın 8 Black Metal grubu ile anlaşma yaptığı gün trendden bahsedebilirsiniz.Bazı aptal insanlar her şeyi trend olarak görüyor.Eğer ürününden 10 tane satarsan bu onlar için yiyecek bir trend.

    Bir önceki soruya işaret ederek belki bu sefer bu röportaj yapıldığında sadece 4 tane CD’si çıkmış BM grubu vardı.Fakat şimdi işler değişti şuna bir bak.Gorgoroth(bir albüm),Satyricon(iki albüm),Forgatten Woods(bir albüm),İsengard(iki albüm),Hades
    (bir albüm) Ancient (bir albüm)Burzum (beş albüm)Darkthrone(beş albüm),Carpathian Forest(bir albüm)Emperor(iki albüm) ve Satanik olmayan,paganizmi,karanlık dipsiz ormanları,karlı dağları ve Viking mitolojisini konu edinen sürüyle grup Immortal,Storm,Ildfrost,Laver,Gehenna,Enslaved…A- lbüm yayınlayanlar arasında bütün bu grupları dinlediğim zaman Bathory gibi gruplardan esinlenmeler duyuyorum.Bu gruplardan kaçı Mayhemi’i etkiledi ‘’Bu eski tanrılar’’ olmasaydı Mayhem var olabilirmiydi?

    Bunu söylemek çok zor.Şunu düşünüyorum ki eğer eski gruplar olmasaydı biz ilk şeytani grup olurduk.Fakat bilmiyorum.Venom bizim ilk büyük esinlenme kaynağımızdı.Sonra Bathory,Hellhammer,Sodom ve Destruction bizi bugün bulunduğumuz yere yönlendiren onlardır.Sound ımız çok farklı olabilirdi.Bu Venom,Bathory ve Hellhammer hakkında onlar eski şeytani gruplar fakat kimse Sodom ve Destruction’ı dile getirmiyor,onlar Bathory ve Hellhammer’la aynı zamanda ortaya çıktılar ve ilk albümleri pis kokan Black Metal’di.Kimse şimdi müziği bu şekide yönlendirmiyor.Bir çok Bathory kopyası var fakat Necronomicon haricinde Destruction’ın bir kopyasını duymadım.Bu eski tanrılar silindi gitti.Fakat ben yaşadığım sürece Mayhem silik bir grup olmayacak.Bir kaç şeyi değiştirebiliriz fakat karanlık her zaman var olacaktır.

    EURONYMOUS

    Black Metalin yalnızca underground olmasına katılmıyorum.Eskiden bende böyle düşünürdüm.Fakat fikrimi değiştirdim.Underground kalmak,az ve sadece ‘gerçek’ insanlara satmak,para kazanmamak,hayranlarından daha büyük olduğunu düşünmemek yani her şey Hardcore’dan geliyor.Kimin ‘doğru’olduğunu kimin olmadığını nasıl anlayabilirdik.Birçok kendini ‘gerçek’ olarak çağıranlar ve sadece normal aptallardan ibaret olanlar…Venom gibi orijinal Black Metal grupları asla kabul edilmek için underground kalmak zorunda olmadı.Öyleyse biz neden olalım ki.Underground Hardcore insanları için bizi gömün ve kontrol edin manasına geliyordu(neyse ki bu eskidendi şimdi çoğu ortadan kayboldu.Fakat fikirleri hala yaşamaya devam ediyor).Bu kötü grupların iyi gruplarlar ile karşılaştırılabilmeleri için kötü bir bahane.Ve underground kalmak konusunda çığlık atanlar genellikle kötü müzik yapan ve büyüme şansı olmayanlardır.Düşünüyorum ki eğer şu an yaptığımızdan daha büyük Black Metal yapabilirsek.Ölümün ve Şeytanın dünyasında yüzlerce vahşi acı ve keder saçan askerler ile büyük bir gelişme kaydedebiliriz. Şu Punk ve MC insanlarına bir bak onlar bunun hakkında düşünmek zorunda değiller ve kendi dünyalarına,publarına,konser alanlarına sahip olacak noktaya geldiler.Kazanabileceğimizin en azını kazanırsak asla bu noktaya gelemeyiz. ‘’underground’’ fikirlerinden sıyrılmalıyız.Ama eğer insanlar sadece zengin olmak için Black Metal yapıyorsa bu tabi ki kabul edilemez(o zaman başka bir tür müzik tarzı seçmeliler)DSP’yi düşünce yollarımı ve benliğimi değiştirmediğim sürece büyük ve milyoner yapmayacağım.Eğer bir milyon Black Metal hayranı olursa çoğu aşağılık insanlar olacaktır.Fakat bunun yanında daha çok gerçek ve brutal insanlar olacak.Ne kadar büyürsek o kadar insanı bizim gibi düşünmeye yönlendirebiliriz.

    Mayhem albümleri piyasada yirmibinden fazla sattığı gün black metal bitmiştir

    EURONYMOUS

    Dondurucu Ay

    Burada herşey çok soğuk
    Burada herşey çok karanlık
    Bu zamanın köşesinde sanki bir rüyadanmış gibi hatırlıyorum.

    Karanlıktan çıkmış şeytani şekiller yüzüyor.
    Hatırlıyorum burası öldüğüm yer
    Dondurucu ayı izlerken…

    Tekrar gece.
    Gece… güzel olan
    Açlığımı bastırıyorum
    Yaşayan insanlarla
    Açlığın gecesi
    Çağrısını takip et
    Dondurucu ayı izle.

    Karanlık büyüyor.
    Sonsuzluk açılır.
    Mezarlık tekrar ışıklarını yakar
    Eski zamanlarda olduğu gibi
    Düşmüş ruhlar adımlarımın arkasında ölürler.
    Dondurucu ayı izlerken…

    Sonsuzlukta Lanetlenmiş

    İsmim ateşle yazılmıştır zamanın geldiğinde görebileceğin yerde
    Sonsuzluk için gölgelerin diyarından aşağı yürüdüğünde.
    Demonlar yıldızsız karanlık gökyüzünde uçarlar ve cehennemin sonu olmayan derinlerine sürünürler
    Binlerce kez sonsuzlukta lanetlenmiş isim olacak.

    Demonlar yıldızsız karanlık gökyüzünde uçarlar ve cehennemin sonu olmayan derinlerine sürünürler
    Amaçsızca gezmeye mahkûm edilmiş, sürünen en zalim yılan gelene kadar

    Yaşam Sonsuzdur

    Bir başka varlığın hayali
    Ölmek istersin
    Başka bir dünyanın hayali
    Ölüme taparsın

    Ruhu özgür bırakmak için biri ölmeli
    İçinde huzuru bulmak için sonsuz olmalısın.

    İnsanım,fakat ölümlü müyüm?
    Zamanım geldiğinde hayat ne kadar güzeldir.
    İnsan kaderi, fakat içinde insan yok
    Öldüğümde ardımda ne kalacak!
    Yaşarken neyim vardi ki?

    Bulacağın tek şey sonsuz ölüm olacaktır.
    Seni kimse özlemeyecek.

    Nightwing

    @TAAKE, üşenmedim hepsini okudum eline sağlık. falcı olayını biliyorum. o faldan sonra euronymous gecenin bi yarısı vargı görünce falcı kadının ”en yakınındaki kişi tarafından öldürüleceksin” lafı aklına gelir. euronun da o yüzden panik yapıp vargın üstüne saldırıp öyle hengame çıktığı söylenir. tabi kim suçlu kim değil o muhabbetlere girmiyorum.

    euronymous bir black metal filozofuydu. adamın söylediklerinin hepsine imzamı atarım. bi de en çok şuna içim gitti:

    ”Dead şeytani insanlar için şeytani müzik yapmak isterdi.Fakat tek gördüğü şey etrafta yürüyüş elbiseleriyle,şapkalarıyla,beyzbol ayakkabılarıyla barış ve aşk içinde gezen insanlardı.O bunlardan nefret etti ve zamanını bunlar üzerinde daha fazla harcamak için bir sebep görmedi.”

    bir parantezde deade. bence dead dünyanın en şanslı adamlarından biriydi. çünkü kişiliğine uygun işi yapıyordu. yine de bu dünya da yaşamayı sevmeyen birisiydi. ve ait olduğunu düşündüğü yere gitti. yani ben düşünüyorumda. ilk zamanlar çok yadırgardım deadi ama şimdi kendisine hak veriyorum. gerçekten bi bakıyorum etrafımda saçma sapan bomboş insanlar. sevgi kelebeği olmuş el ele tutuşup parkta yürüyen sinemaya giden çiftler. ”ay berk ne yakışıklı çocuk yaaaa, çok ciks çıkmışsın tatlım seviliyorsun mucks” dan öte dünyası olmayan insanlar. converse starbuck gençliği falan. pfff bu dünya bize göre bi yer değil. huzur içinde uyusun.

    şarkı sözlerinin türkçe çevirileri için sana sonsuz teşekkürler. adamımsın taake.

    Rotten Angel

    @Nightwing, Dead’in intihar sebebi başka bir şey. Euronymous orada dead’in intiharını kendince şekil vererek mayhem’a itibar yapmaya çalışıyor bence.

    TAAKE

    @Nightwing, sağol dostum,ben de düşüncelerine aynen katılıyorum.Zaten sözlerin black etal felsefesini ve misantropiyi çok güzel özetliyor.Gerçektenden de hayat ve insanlar o kadar sahte ve zavallı ki maalesef bu ülkemiz de daha çok gözümüze çarpıyor.Dead ise dediğin gibi black metal savaşının en samimi savaşçısıdır.İlginçtir onun hakkında en güzel sözü Varg Vikernes etmiş bence”Dead nasıl düşünüyorsa öyle yazdı,nasıl hissediyorsa öyle söyledi ve ne yazdıysa onu yaşadı.Tüm o çizdiği şeyler:Vampirler,demonlar ve ölüm.Kafasını uçurduğunda üzerinde I love Transylvania yazan bir t-shirt vardı”

    Rotten Angel

    @TAAKE, Euronymous, Anton Szandor Lavey’den nefret ederdi. Church of Satan’da onun kurduğu kilisedir.

    Euronymous, şeytan’ın varlığına gerçek anlamda inanılıp, bu güce tapınılmasını istiyordu. Ama Anton Szandor Lavey şeytanı gerçek bir varlık olarak değil, dinlere karşı bir sembol olarak kullanıyordu ve bu şekilde ateizm ile satanizmi harmanlayıp lavey satanizmini yaratmıştı. Euronymous’un satanizmin diğer saçma türleri dediğini bunlar oluşturuyor. Dinsel inancı olmayıp, satanist olanları sevmezdi, çünkü onlar şeytan’a da inanmazdı, kendi dediğine göre.

    Röportajın o kısmı anlaşılmaz diye; aydınlatayım dedim

  22. anti says:

    Taake kardeş iyi güzel çevirmişsin de biraz kusurlu olmuş o çeviri ya.

    TAAKE

    @anti, çeviri bana ait değil hocam,bir yerden alıntıEvet bazı yerler salla pati çevrilmiş :)

  23. saw you drown says:

    Freezing Moon’un wacken versiyonunu ilk izlediğim de orgazm olacaktım nerdeyse.O nasıl bir live performanstır.Aman aman.
    http://www.youtube.com/watch?v=y84gW_5ZFKE

    Nightwing

    @saw you drown, maniac freezing moonu bence en kötü söyleyen mayhem vokalisti. o performansda sırf sahne şovundan ibaret zaten. daha ne efsane performansları var aslan mayhemin. 90 lardaki bir kapalı alan konserinde maniac funeral fog çalarken bileklerini kesip kanını içiyordu.

    fuuuuuuuuunneeraaaaaaaaaaaaaalllllll fog!

    Rotten Angel

    ben yüzümü ekşiterek izledim. euronymous öldüğünde mayhem tamamen noktalansaydı, black metalin en efsane en destansı grubu olarak kalacaktı. şimdi otel dağıtmak gibi abuk abuk hareketler yapan 4 tane şaklaban görüyorum ben. hellhammer isimli paragöz çapulcu herif hem euronymous’a laf eder hemde onun grubuyla para kırmaya çalışır. madem adamı sevmiyorsun, neden onun ismini koyduğu, herşeyini yaptığı grup ile hala devam ediyorsun? mayhem’ın katili 1 grishnackh, 2 hellhammer & necrobutcher

    bu da günümüzün mayhem’ı:
    http://www.lastfm.com.tr/music/Mayhem/+images/38162407
    http://www.lastfm.com.tr/music/Mayhem/+images/3417042

Yorum Yazın

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.