# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MESHUGGAH – Destroy Erase Improve
| 23.08.2009

“Destroy Erase Improve”dan önce, “Destroy Erase Improve”dan sonra.

Böyle albümlerin giriş cümleleri çok zor oluyor yahu. Şu an dinlediğimiz sayısız grubun var olmasını sağlayan, dinlediğimiz, içinde on binlerce grubu, yüz binlerce albümü, milyonlarca şarkıyı barındıran bu çorbanın oluşmasında katkısı olan bu gibi albümleri yorumlarken, albümün değerinin altında kalmayacak bir yazı yazmak pek de mümkün olmuyor. Saçma sapan tamlamalarla dolu, yaratıcı övgü sıfatları bulmaya çalışmakla geçen bir yazıdan ziyade, albüme tam anlamıyla tapan bir müziksever olarak yazmak daha iyi olacak.

Çıkalı tam on dört sene olmuş, ancak şu andan on dört sene sonra çıksa dahi aynı düzeyde şok edici olabilecek bir zamansızlığa sahiptir “Destroy Erase Improve”. Binlerce kere dinleseniz de sıkmayan, arka arkaya on kez dinleseniz dahi her dinlemede şaşırtan, “neler yapmışlar arkadaş” diye düşündürten, bu müziğin doksan sonrasındaki şekillenmesindeki en önemli birkaç gruptan birinin en iyi albümüdür “Destroy Erase Improve”. Başyapıt kelimesi ne kadar yeterli olur, ondan dahi emin olamıyorum; zira bu albüm hem bir başyapıt, hem de sonrasında gelen her şeyi değiştiren bir inovasyon örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Daha öncesinde hiç görmediğimiz pek çok şeyi, denenmesi akla gelmemiş pek çok fikri, hem de bir anda, arka arkaya, hiç çekinmeden öyle bir çarpıyor ki suratınıza, bugün en ufak bir umulmadık zaman değişimli rif duyduğumuzda “MESHUGGAH gibi” yaftasını yapıştırıveriyoruz. Ne de iyi ediyoruz.

Her ne kadar, yaptığı müziğin kompleksliği ve uğraştırıcılığı yüzünden, metalin sadece büyük isimlerinin değer ve ilgi gördüğü, metal müzik kültürü söz konusu olduğunda bizimki gibi ufak ülkelerde fazla bir bilinirliği olmasa da, MESHUGGAH’nın ne denli önemli olduğunu, bu müzikle biraz daha derinden ilgilenmeye çalışan herkesten duyabiliyoruz. Yine de, metal metal diye gezen ama hayatında hiç Future Breed Machine dinlememiş insanlar olduğunu bilmek bile garip. “New Millenium Cyanide Christ gibi klasikler…” falan dendiğinde “o ne lan?” diye düşünenler olduğunu bilmek bile acı; tabii onlar adına.

New Millenium Cyanide Christ demişken, her ne kadar bu albümden bir parça olmasa da müzik tarihinin gelmiş geçmiş en iyi klibini buraya koymamak olmaz.

Future Breed Machine’in “dit dit dit dit” girişi ve sonrasındaki kırk altı dakika içinde olanlar, dünyanın en çok satan metal grubundan, kendi odasında şarkı yazmaya çalışan bir sürü çocuğa kadar o kadar çok kişiyi etkilemiş ki, bu kırk altı dakikada olanlar gerek teknik, gerek ileri görüşlülük, gerek de olmayan bir şey yaratıp sonrasındaki her şeyi değiştirme adına öylesine büyük, eşsiz ve yeni ki, albümü on nesil sonrasındaki metalci torunlarınızın bile şaşırarak dinleyeceğini biliyorsunuz.

Bu kadar açıklama ve ıvır zıvırın ardından, iki saattir engellemeye çalıştığım “fan boy” kimliğime dönüp albüme öyle devam etmek istiyorum.

Hayvansın Haake

Ne demek lazım bilmiyorum. Bu albümü kaydettiğinde yirmi dört yaşında olan Tomas Haake, daha o yaştan başka çok az kişi tarafından yapılabilecek şeyleri tuvalette gazete okurcasına kasmadan yapmış, doksan sonrasındaki metal davulculuğunda çığırlar açmış ve bilindiği gibi günümüzün en ilham verici davulcuları arasına adnı yazdırmıştır. Teknik anlamda bakarsak (çünkü bakabiliyorum), MESHUGGAH müziğinini Haake’nin poliritimleri üzerine şekillendiğini söyleyebiliriz. Birbirinden bağımsız iki ve üzeri ritmi eşzamanlı olarak çalan Haake, bu sayede 4/4′lük düz bir ritmi dahi çok karışıkmış gibi gösterebilmesiyle kendini birkaç vuruşta belli eden bir davulcu. Rasyonel ve irrasyonel poliritimlere girip (kahretsin çok şey biliyorum) kaybolmaktansa, kendisinin bir videosunu koyup yolumuza devam edelim.

Haake’nin en klasik olayı, trampet ve zilde 4/4′lük giden bir ritmin altına, krosları aksak giden gitar rifiyle eş zamanlı vurarak, bu 4/4′lük ritim etrafında sarmal hale gelen bir kros partisyonu yaratmasıdır. Çoğu MESHUGGAH şarkısında bu durumu gözlemlemek mümkündür. Eller, gayet sıradan bir “tıs tıs tak tıs tıs tıs tak tıs” ritmi tutarken, kroslar öyle bir aksak ve sekteli döner ki, sanki çok karışık bir şey yapılıyormuş gibi gözükür. Halbuki olan olay, kroslar aksak olduğundan, trampet vuruşlarının rif her tekrarlanışında bu kros partisyonunun farklı bir yerine denk gelmesinden ibarettir. “Chaosphere”in hasta şarkısı The Mouth Licking What You’ve Bled’in sonundaki şu bölümden de bu rahatça görülebilmekte.

Görüldüğü gibi iki el birbirinden farklı zamanlı ama gayet basit bir ritim tutarken, işin içine giren kroslarla ortaya Haake imzalı bir partisyon çıkmakta. Bu olayın en klasikleşmiş hallerinden birini de yukarki Future Breed Machine’de 3.40-4.47 arasında veya ta aşağılardaki “Beneath”te 3.31′de başlayan yerde görebilirsiniz (ya da duyun ne bileyim).

Vurmalılardan telli sazlara geçerken, baştan beri zırvaladığım, MESHUGGAH’nın ilham kaynağı olma durumunun müsebbibine geliyoruz. Fredrik Thordendal, metal müzikte doksanların sayılı dahilerinden biri. Anders Björler’den, Mikael Akerfeldt’ten, neredeyse tüm metal türleri arasında aklınıza gelebilecek tüm “underground” metal ikonlarından daha çok katkısı var bu müziğe.

Sololarında caz füzyonun efsane isimlerinden Allan Holdsworth’ten bariz biçimde etkilendiği görülen Thordendal, beklenmedik, yorucu, düşündürücü ve çözümlenmesi gereken müzikler dünyasının, şüphesiz ki en tepesinde oturan adam durumunda. Elbet günümüzde MESHUGGAH’dan daha kaotik, daha anlaşılmaz gruplar, müzikler var. Ancak beste ve yaratıcılık anlamında hiçbiri, ne yaparlarsa yapsınlar MESHUGGAH’nın yanına yaklaşamaz, yaklaşamayacak da. MESHUGGAH’da istediklerini yeterince yapamıyormuşçasına kurduğu FREDRIK THORDENDAL’S SPECIAL DEFECTS ile de bünyelerin kafasını iyicene karıştıran Thordendal, bu isimle çıkardığı tek solo albümü “Sol Niger Within”le de bambaşka boyutlara gitmeye ne denli meyilli olduğunu göstermişti takip edenlerin bildiği üzere.

Aşağıda, Turkish tişörtlü Thordendal ve “Sol Niger Within”deki akıl almaz davulcu Morgan Agren’in, aptal bir surat ifadesine bürüneceğinizi garanti eden bir “Sol Niger Within” medley’ini görebilirsiniz (koli bandına kurban Frodo).

Daha geri plana gittiğimizde, Marten Hagström ve Jens Kidman’la karşılaşıyoruz. Sonradan pek çok parçayı tek başına yazacak olan Hagström, burada sadece hemen altta görebileceğiniz Transfixion’ı yazmış olsa da, ritim gitar konusunda nasıl bir öküz olduğunu her şarkının her rifinden duymak mümkün. Gruptaki her eleman gibi o da ritim takibi ve hafıza konusunda gerçek bir gövde gösterisi. Jens Kidman ise albümün icra babında en kolay, ancak yine de hayvan şarkılarından Suffer in Truth’un tüm müzik ve sözlerinden sorumlu. Kalan bütün şarkı sözleri ise, sonrasında gelen tüm MESHUGGAH albümlerinde de olduğu gibi Tomas Haake’ye ait.

Görüldüğü gibi korkunç kötü bir kapağı olan “Destroy Erase Improve”un kitapçığına baktığımızda, ilginç bir ilham kaynakları listesi çıkıyor karşımıza. Hiç işim gücüm olmadığından aynen aktarıyorum:

EARTH WIND AND FIRE, SLAYER (Reign in Blood), QUEENSRYCHE, PINK FLOYD, CHICK COREA, CYNIC, MIKE OLDFIELD, RUSH, STING, ALLAN HOLDSWORTH, BJÖRK, VINNIE COULAIUTA, THIN LIZZY, TORI AMOS, HOLY MOSES, NIRVANA, PRIMUS, ALICE IN CHAINS, MARILLION, ANTHRAX (Spreading the Disease, Among the Living), METALLICA (Ride the Lightning, Master of Puppets), MEGADETH (Peace Sells… But Who’s Buying?), METAL CHURCH (Metal Church), DEATH (Human), Meet the Feebles, Braindead, The Evil Dead Trilogy, The Star Wars Trilogy, Forrest Gump, Steven Spielberg, H.P. Lovecraft, American Psycho, J.R.R. Tolkien, H.R. Giger.

Kısacası bilim kurgunun, acayipliğin, değişken ruh hallerinin hastasıyız diyor arkadaşlar. Hell yeah deyip önümüze bakıyoruz.

Biraz daha uzarsa bitirme tezine yaklaşacak bu yazının sonlarına doğru gelirken, her şarkıyı tek tek açıklamak istiyorum (yaa evet).

Sonlara gelirken, bu albümü dinlemediyseniz ve metal konusunda birikim edinmek, şu an duyduğunuz pek çok şeyin nereden türediğini görmek istiyorsanız, hakikaten bu albümü dinleyin. Öyle böyle değil, her anlamda olağanüstü bir şeydir çünkü. Eşi benzeri yoktur.

Hayatıma etki etmiş sayılı albümler var. Sayıları onu geçmeyen, ama her birini birkaç bin kez dinlediğim, her saniyesini ben yazmışım gibi bildiğim albümler. Psikopatlığa yaklaşıp, beni, belli notadan çıkan bir araba kornasını, düdüklü tencereden gelen yine belli notadaki bir tıslama sesini, çatalı yanlışlıkla tabağa sürttüğünüzde çıkan ıyk sesini dahi “aha Soul Burn’ün solosundaki şu kısımla aynı ses”, “Burn the Sun’da Lande’nin şu kelimeyi söylerkenki sesiyle aynı notada çıktı lan” gibisinden rahatsızlıklara gark eden albümler bunlar. “Destroy Erase Improve” da bunlardan biri. En önemlilerinden biri. Merdivenden aşağı düşen bir pet şişe kapağının yerde sekerken çıkardığı sesleri bile böylesi manyakça yorarak “Inside What’s Left Behind”ın bilmem neresindeki aksak ritimin aynı oldu ehue ehue” diye şaşırmalar yaşatan albümlerden biri (ruhen hastayım ben evet, tedaviye ihtiyacım var).

Hayatta en çok sevdiğim şarkılardan biri olan Soul Burn’ü de koyayım dedim, ama videosunda bir sorun olduğu için bunu koyuyorum; elemanın biri davul cover’ını yapmış ve tek kelimeyle kusursuz yapmış. Helal olsun cidden (sesini açıp dinleyin, kütür kütür yardırmış eleman).

En sevmediğim yere, bitirme paragrafına gelirken, doksanlarda çıkan en önemli birkaç metal albümünden biri olan “Destroy Erase Improve”u (yok bu sefer önerme yok… now it’s personal…) şu an bu satırları yazmama vesile olmuş, bu müziğe dair fikirlerimi “olaya bir de şu açıdan bakmaya ne dersin” diyerek değiştirmiş albümlerden biri olarak gördüğümü belirterek huzurlarınızdan çekiliyorum.

Aksak Kapanış

Bual….. bü…mü…
Sev… me… yenöl………………sün…
Hastasıyımkulu……………yumköpeği…………. yim…
Tapı…..
Yor… um…
U….
Laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan!

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.44/10, Toplam oy: 253)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1995
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Fredrik Thordendal - Ritim ve solo gitar, synthesizer
Tomas Haake - Davul
Marten Hagström - Ritim gitar
Jens Kidman - Vokal
Peter Nordin - Bas
Şarkılar
1. Future Breed Machine
2. Beneath
3. Soul Burn
4. Transfixion
5. Vanished
6. Acrid Placidity
7. Inside What's Within Behind
8. Terminal Illusions
9. Suffer in Truth
10. Sublevels
  Yorum alanı

“MESHUGGAH – Destroy Erase Improve” yazısına 32 yorum var

  1. Gençay Aytekin says:

    Direkt 10, hatta 15, 20 de olabilir. Sabaha kadar arttırabilirim de puanı. Hadi 30 ulan. Son dakika golü, 37, evet (asal sayı vereyim de böyle aksak gözüksün çabası).

  2. b says:

    gayet açıklayıcı nefes yollarını açıcı bir yazı olmuş. teknik albümün de teknik açıklaması olur düşüncesiyle meshuggah’ın bu albümünün ilk başyapıtı olduğunu belirtmek lazım.(çok başyapıtı var) teknik metal ile savrulduğumuz gençlik yıllarında az kafa göz kırmamışızdır bu albümle. tam puanı sonuna dek hakeden bir çalışma.
    birde morgan agren’den bahsetmek lazım. kendisi uzun yıllar isveç’in köklü progressive rock gruplarından birisi olan kaipa’da çalıyor. kendisinin stilini beğenenlere o grubun “keyholder” ve “angling feelings”i tavsiye ederim. biraz geleneksel prog rock yapıyorlar belki sıkılabilirsiniz ama müzikalite tavanlarda…

  3. Exorsexist says:

    bildiğin deli müziği. meshuggah elemanlarının önce kafayı tırtlatıp sonra albümü yaptıklarına dair şüphelerim var. çok fazla dinlendiği zamanlar çeşitli spiraller gördürtüp, paralel evrenler arası gezintiye çıkarıyor insanı. normal şartlar altında jens’in vokal tarzından hiç haz etmesemde meshuggaha daha yakışır bir tarz düşünülemez.

  4. baldur says:

    sayın ahmet saraçoğlu, bu hey gidinin serisi bir ara aksakritim.com’da yazdığınız davul albümleri konulu yazınızdaki albümleri içeriyor. oradaki 10 albüm haricinde başka albüm eklemeyi düşünüyor musunuz bu hey gidinin serisi’ne? ona göre meraktan bekleyelim:):)

    haa bir de unutmadan geçmeyeyim, mastodon gibi bir grubu o yazınız sayesinde tanımıştım ve şu anda türkiye’deki en büyük fanlarından biriyimdir herhalde:P

  5. Ahmet Saraçoğlu says:

    Tesadüfen öyle olmuş bu ikisi. O listeyi hatırlamıyorum bile şu an, yazı da bende yok zaten artık.

    Bundan sonraki ne olacak bilmiyorum, bunlar daha çok benim için önemli, aslında metal dünyası için de önemli ama bir şekilde adı çok anılmayan albümler. Başka neler vardı ki o yazıda… Symbolic vardı, And Justice for All vardı, kalanını hatırlamıyorum.

    Her neyse, bu serinin bir amacı yok yani. Değişiklik olsun diye yazıyorum, nereye kadar giderse artık.

  6. baldur says:

    mastodon – leviathan vardı, ark – burn the sun vardı, quo vadis – defiant imagination vardı, ya da day into night tam hatırlayamadım, ama kesin bir quo vadis albümü vardı.

  7. Ahmet Saraçoğlu says:

    Haa evet. :) Ark’ı yazıcam yakında da (çocuğum gibi), diğerleriyle bi olayım yok şimdilik. Quo Vaids – Day into Night’tı evet.

  8. HGO says:

    YİRİM!!!

  9. Ahmet Saraçoğlu says:

    Taklit etseydiniz. :)

    Hele aşağıdaki Corridor of Chameleons’la aynı kalıptan çıkmış bire bir.

  10. illuminati says:

    bu albüm en kötü meshuggah albümü gözüküyorsa bu sitede bir sorun var.

  11. Kaan says:

    @illuminati

    DEI tek seferde anlasilmasi imkansiz bir album. Oy kullanan herkes albumu sindirmeyi beklemiyor maalesef. Zaten bakarsan puani en yuksek albumler kolay anlasilabilen, dinlenilebilir albumler.

    Ayrica;
    Kim takar notunu puanini! Destroy Erase Improve soz konusu burda. :)

  12. ya söylemiyim söylemiyim diyorum ama dayanamıyorum abi. nedir bu jens kidman’ın ultra gerizekalı halleri ? ne salak pozlar veriyor bu adam ya ? ilginç mi olduğunu zannediyor anlamadımki. ilginç değil baya bildiğin spastik bu herif. gerçi komple meshuggah çok salak pozlar veriyor. neyse sakinim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @saklanan saman, meshuggah cool triplere girecek türde bi grup değil. çoğunlukla geyik pozlu foto çekimi yapıyolar. zaten new millenium cyanide christ gibi bi klip yapan adamlardan cool gözükme çabası beklememek lazım. grubun adı da bu durumu anlatıyo yeterince.

    saklanan saman

    @Ahmet Saraçoğlu, http://www.metal-archives.com/images/2/1/21_photo.jpg şu poz geyikse sazlıklara doğru kaçmaya başlayacağım.

    anonim

    @saklanan saman, jens kidman gitsin mr lizard gelsin.

    http://www.youtube.com/watch?v=GaGQTcmnZ08

    vokallerde birbirinden ünlü konuklar hahah

  13. bu grubu çok severim ancak bu grubun yoktan birşey yarattığını düşünmüyorum. coroner, cynic ve hatta king crimson’un larks’ tongues in aspic part 2′sunu dinlerseniz bunu anlayabilirsiniz. ama daha farklı boyutlara taşıdıkları da bir gerçek.
    albüme de 9/10

    Ahmet Saraçoğlu

    @in the court of the crimson king, hiç olmayan bir şeyi var ettiler denemez tabii, metali poliritimle tanıştırdılar demek abartı olur ama müziklerini sadece bunun üzerine kurmaları ile tempo ve ritim değişiklikleri arasında -o zamana dek- başka kimsenin yapamadığı boyutta bir şey yapmaları Meshuggah’yı çok önemli kılmaya yetiyor.

  14. illuminati says:

    king crimson’ın 21st century schizoid man şarkısının ilk 28 saniyesi ile future breed machine’nin ilk 28 saniyesi çok benziyor. 28 saniye boyunca tren sesleri var ikisinde de ve ikisinde de şarkı 28.saniyede başlıyor. bi gönderme tarzı bişey olabilir mi acaba? önemli bişey değil de içimde kalmasın diye yazdım

    nordson

    tren derken?

    illuminati

    @nordson, öyle değil mi? neyse önemsiz bişey zaten :)

  15. Beleg says:

    O değil de biri şu meshuggah müziğini tam olarak açıklasın yav bana. Ya da makale falan var mı bu konuda? Yani aslında adamlar ‘dum tıs tıs tıs’ ritmini sihirli bi şekilde böyle karmaşık şarkılara mı dönüştürüyolar yoksa hakkaten oturup her notayı teker teker hesaplayıp kalıbına mı uyduruyolar? Ve bu kalıp ne? Çok mu müzik bilgisi gerektiriyor? Meshuggah insan üstü form müziği mi? Sınıf ayrımı hâla var mı? Bunlar yüzyıllardır insanlığın merak ettiği sualler!

  16. Mert says:

    Arada bir metal-archives’e girip bu albümün reviewlerine bakıyorum. Küfürlerimi ediyorum, rahatlayıp çıkıyorum. Sırf bu albüme yazılanlar metal-arşive güvenmememe yetiyo. Çokcayip albüm.

  17. GiantZillerIndo says:

    köpeğiyim. şerrrrrrreeffsizzsiniz olm. (trampetin olayım döv beni tomas.)

  18. Ufuk Sönmez says:

    bu albümden 1 sene önce çıkan none ep’sinde de deliliğin bazı semptomlarını gösteriyolar aslında.

  19. northern says:

    çıkalı tam 20 sene olmuş. up up up.

    bu arada meshuggah’ın bu kadar büyümesinin nedenlerini de merak ediyorum. adamlar 25 senedir etrafta ama gördüğüm kadarıyla “obzen” ile “patladılar.” şey mi acaba, “abi adamlar 20 sene öncesinden bugünün müziğini yapıyordu (prodigy misali), millet anca yetişti.”

    ya da her zaman yaptıkları şey bir anda “djent” diye etiketlenip pıtrak gibi gruplarla pazarlanınca trajikomik şekilde bu sayede mi parladı? hani evanescence ile abd’de “gotik kervanı” yürüyünce yılların within temptation’ının, nightwish’inin vs. bir anda “keşfedilmesi” misali.

    ya da meshuggah’ın o kakafonik müziği arkasında garip bir “ilkel melodi” olması falan mı acaba? ya nasıl anlatsam…

    2000′lerin başıydı, liseden bir arkadaş zıd’dan çekilme yığınla cd verirdi, dimmu borgir, cryptopsy, immortal, meshuggah vs. bunların hepsi benim için o zaman “kafa seven” statüsündeydi ama hatırlarım “chaosphere” hep bir garip tınlardı, “ulan bunda bir şey var yaa” diye diye “anlamadan” tekrar tekrar dinlerdim. “concatenation”ın o “dirütdüt dirütdütdütdüt” şeklinde “saçmasapan” solosunda resmen halaya kalkar hale gelmiştim artık, youtube’da meshuggah üzerine dans görüntüleri koyulması gibi.

    neyse, daldan dala atlar gibi oldum ama böyle. çok seviyorum bu grubu yahu.

  20. Murad says:

    İlham kaynaklarının içinde Panteranın olmaması garip, sonuçta dönemine göre benzer riffler de var

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.