İşte bir grubun kendisini nasıl geliştirebileceğine bir kez daha tanık oluyoruz. çok taze bir albüm “Wrath” ve bir sonraki albüme kadar hiç bayatlamayacak, tazeliğini, çıtır çıtır lezzetini koruyacak bir albüm. Lamb of God’ın tarihine baktığımda diyebilirim ki bu adamlar tam olması gerektiği gibi ilerliyor. Yaptıkları albümlere bir bakın, hiçbiri bir öncekinin tekrarı değil, her albümde yeni öğelere rastlarsınız.
Lamb of God’ın diğer bir özelliği de hem yeraltı piyasada hem de popüler piyasada sevilmesi, saygı görmesi. Daha şu ana kadar kimsenin (o her bokta sebepsiz yere boncuk arayan, bok atmak için fırsat kollayan dallamaların bile) “Lamb of God bozdu yaaee” dediğini duymadım, ve duymayacağım da.
Kanımca bunun en büyük sebebi yukarıda bahsettiğim şey, Lamb of God’ın izlediği yol. Öyle bir denge tutturmuş ki adamlar, hem her albümde bir yenilik, hem de eskilerin klasikleşmiş kalıplarından uzaklaşmama mevcut. Aslında uzaklaşmama demek yanlış olur; uzaklaşıyorlar, ama bunu öyle bir yapıyorlar ki metalci bünyenin benimsememesi mümkün değil. Değişimdeki başarıları gerçekten inanılmaz.
Şöyle bi göz gezdirelim albüme;
Giriş parçası, “The Passing” gerçekten Lamb of God için şaşırtıcı bir parça, akustik gitarla giriyor ve sonrasında sizi duygu seline boğabilecek harmonik melodilerle devam ediyor. Bunu daha fazla yapmalılar. Kesinlikle.
The Passing’i duygulu duygulu dinlerken birden In Your Words, şöyle okkalı bir tokatla giriveriyor. Gaz mı gaz, agresif mi agresif süper riflerle bezeli bir yapıya sahip. Vurucu nakaratı, pogoluk breakdown’ından sonra yine dinleyiciyi şaşırtacak Opethvari (işte bunu Lamb of God için söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi) melodilerle devam edip son buluyor. 3.49′u bir açın hele; melodi, ziller, davul partisyonları ne kadar anımsatıyor Opeth’i.. Ve bu ne kadar mükemmel bir uyum olmuş yarappim.
Set to Fail, sanırım Lamb of God’ın ilk kez blast kullandığı bir parça. şöyle bir 15 saniye kazımasyon riffler, davullardan sonra 16. saniyede süper, “Sacrement” havasını hatırlatan bir rif giriyor. Nakarat da ona keza. Enerjik de bir solosu var. konserlerde kafa göz yardıracağı kesin bu parçanın.
“Yiiiii!!” diye bağırarak ipi elinize alıp ata binesiniz geliyor birden. Başlardaki rifleri inanılmaz derecede Fucking Hostile’ı (Pantera) anımsatan rifflerle Contractor giriyor, dağıtıyor. Parçada tam Randall’ın yazacağı türden sözler mevcut.
Fake Messiah, albümün genel akışını bozmayan kanlı canlı yapısıyla ve nakaratındaki süper rifleriyle bize kafa sallatırken 1.54′te kısa bir geçişle ve 2.31′de giren melodilerle şaşırtıyor; grup burada In Your Words’te belirttiğim bölümler gibi, yeni kozlarını (Opeth!vari partisyonlar) bir kez daha açıyor.
“Aha In Flames” dedim bir anda. Evet In Flames’in “Colony” – “Clayman” arası yaptığı şeylere benzer harmonik, temiz, süper melodisiyle “albümün en iyi şarkısı” Grace girmişti. Fazla söze gerek yok. Albümün en iyi şarkısı. İçinde Lamb of God’ın yazdığı en iyi soloyu barındırıyor. Hayatımda dinlediğim en iyi sololardan biri.
“Sacrament”, ilk 6 şarkısının süper ama 6. şarkıdan sonra temposunun düşmesiyle eleştiri almıştı. Elemanlarımız eleştirileri dikkate almış olacak ki, “aha da buyrun” dercesine “Broken Hands”i patlatıyorlar (diğer bir değişle “çaaat çaaat diye masaya vuruyor, anladınız onu siz). Ana melodisi biraz Walk with Me in Hell’i andırıyor. Nakaratında bu melodiyle birlikte Randy’nin vokali bir kaç kez üst üste kaydedilmiş, tadından yenmez olmuş.
Albümdeki bütün parçalar parlıyor yahu. Hiçbirisi sönük değil. 7. parçaya gelmişiz hala daha konserde çalınmaya aday olmayacak bir parça, “bu konserde seyircinin temposunu düşürür hoca” dediğim hiçbir parça yok. Dead Seeds’i dinliyorum dinliyorum, diyorum “ulan tam konser parçası, şu ana rife bak salla kafayı döndüre döndüre” diyorum. Hangisi için demiyorum ki bunu?
Coşmaktan yorulacak hale geldik artık, ama yok adamlar hala enerji patlaması yaratacak şarkı yapıyorlar hacı. Cayır cayır thrash kokan rifler ve dillere pelesenk olacak nakaratı ile Everything to Nothing kanıt buna işte, al, yardır. Yine kayıyor aklım konserlere, “everythiiiing you’ve ever wanteeeeed” diye bağıran seyircilere.. Türkiye’ye gelip ortalığı dağıtlamarına falan..
Albümün In Your Words’ten sonra ikinci direk vuran parçası, Choke Sermon ile kaldığımız yerden devam ediyoruz sayın okuyucular. Bu parçada neleri sevmedim ki… O ana rifteki küçük gitar öttürme sesine (o sesi çıkarma tekniğinin adını bilen varsa bilgilendirsin lütfen – “open harmonic” – Ahmet), o güzelim soloya, o 2.42 ‘de Chris’in tak tak tak tak tak diye sert sert vururken birden dıgıdıgıdıgıdıgıdı çift krosa geçerek Randy’nin de bu atmosferle uyumlu olmasıyla yarattığı bu orgazmın yoluna giden köprüye hasta kaldım. Moddaysanız eğer, yumruklarınızı sıktığınızı ve tüm vücudunuzun orgazma giderkenki kasılmayı yaşadığı gibi kasıldığını farkedeceksiniz.
Etrafı lanetli, zehirli duman gibi bir melodi sarıyor. Eğer havanızdaysanız, suratınıza o psikopat sırıtışlı Edward Norton ifadesi yerleşmesi çok muhtemel. Bu zehirli duman güç alıyor, genişliyor ve içinden “rooooo” diye kükreyerek gelen dev yaratığı görür gibi oluyorsunuz. Bölüm sonu boss’larını hatırlatan yaratıklar ve ortalığın lanetli atmosferi canlanıyor gözümün önünde. Evet “Reclamation” ile malesef kapanışa geldik ama nasıl bir kapanıştır bu öyle sayın okuyanlar… Yine yarmış sözler, yine vokalde kendini aşan bir Randall Blythe. Performansının doruk noktalarından biri olsa gerek. 3.57′de giren progresif soslu (hep de “soslu” demek istemiştim bir şeyler için) müthiş rifle Randall’ın çığlığının birleşimi oluşan müthiş senkronizasyona söyleyecek söz bulamıyorum. Sonra devam ettiği çığlıklar ve fondaki müzikle kendinizi ellerinizle yüzünüzü kapatmış halde bulabilirsiniz. Ah Randall ah, sonlarında bir de kolları sargılanmış deliler gibi nefes alıp veriyor iyice psikopat moduna sokuyor adamı. Yine Opeth’i anımsatan ufak bir akustik gitar melodisi, coşkun bir denizin dalgalarının sesiyle uçurumdan denize atlayarak intihar etmek konseptini hatırlatıyor. Bu albüm için yapılacak en iyi kapanış.
İddia ediyorum, 2009′un en fiyakalı metal albümü Wrath’tir. Müziklerine getirdikleri yeniliklerle her albümde daha da hayvanlaşan Lamb of God’ın hayran kitlesini daha da arttıracağı kesin bu albümün. Gördük ki Opeth’ten baya etkilenmişler ve süper de oturtmuşlar bu etkiyi kendi müziklerine. Devam abiler, devam efsaneler…
Şarkılar 1. The Passing
2. In Your Words
3. Set To Fail
4. Contractor
5. Fake Messiah
6. Grace
7. Broken Hands
8. Dead Seeds
9. Everything To Nothing
10. Choke Sermon
11. Reclamation
12. We Die Alone
13. Shoulder Of Your God
Konser, in your words, canlı, açık hava, set to fail, blast, pogo, ter, broken hands, Chris Adler, inanılmaz crosslar, fake messiah, aksak ritmler, dead seeds, everything to nothing, slayer lan buaaaaa, yeter lan geberdim, dur daha choke sermon, üstüne eskileri de ekle…
Kan çıkmazsa para iade… 3 gün iş göremez raporu da şirketten…
Türkiye’ye gelecekleri güne çoktan hazırlandım. 2 litre kan verdim dolaba koydum ki konserde kaybedeceğim kanı hastaneye kaldırıldığımda edinebileyim diye. Ama gelmiyorlar işte. Delidanalar gibi sevinmek istiyorum ama sevinemiyorum.
birkaç yerde bu albüm hakkında “geriye atılmış bir adım”, “mantar albüm” şeklinde yorumlar okudum ve ister istemez sinirlendim. sacrament’ten çok daha üstün bir albüm bana göre. ilk dinlediğimde “grace” gerçekten çok dikkatimi çekmişti. lamb of god işte. son yılların en başarılı 3 grubundan biri.
başarılı gruplar başarılı albümler, özellikle müziğin gidişatında bir yenilik söz konusuysa kimi kalıp manyakları tarafından çemkirilmeye mahkumdur. dikkate almayınız.
ashes of the wake ilen kafa kafaya gidecek bi albüm. kesinlikle süper. in flames ve opeth etkilerinden söz edilmiş. doğrudur üstüne de broken hands’de metallica’yı hatırlatan baya yerler var. bu hatırlatma olayı güzel de olmuş üstelik. kesinlikle senenin en iyilerinden.
tanrınn kuzusndan muhtesem bir albüm daha! davulu döven gitarı konusturan degimi tam anlamıyla kullanılabilir.. ve o vokal,o yaratık! kesinlkle daha iyisi yok! o ne ciger abicm o ne bicim bi gırtlak.. ailecek hastasıyz =)) randy,dostm saygılarımla..
Sorun bende de olabilir bilmiyorum ama ben bu albumu muhteşem ashes of the wake le eş falan tutamıyorum.Lamb of god atpb ve aotw deki gibi değil artık.Ben o eski taptığım dinlemekten kendimi alamadığım lamb of god ı bulamıyorum ve ozluyorum acıkcası.(sacrament ten daha iyi ama sacrament hayal kırıklığı gibi bişeydi benim için)
orası öyle tabii.Bu amcalar her gün biraz daha iyiye gidiyo orası kesin vetabii ki ashes of the wake baska.. ve son yılların en iyi cıkıs yapan grubu bence..bir rüya gercek oldu dedikleri gibi lamb of god grubnun :D
@Ahmet Saraçoğlu, benim de ilk kritiğimdi üstüne. asıl benden bir “hey gidi hey”. Ancak yazıdan acemilik akıyor usta :) büyük ihtimalle tekrar yazıcam bu albümü sonra.
Bence bu lamb of god’ın en iyi albümü olmasa da en olgun albümü. Eskiden bana metalcore’u anımsatırdı Lamb of God (Blood of the Scribe) ve biraz rahatsız olurdum ama şu an duyduğum şey kesinlikle metalcore falan değil, mükemmel bir şey. Başta hayal kırıklığına uğrayanlar tekrar tekrar dinlesin, büyük ihtimalle beğeneceklerdir.
Puanım 10.
Kan çıkar… Açık ve net…
Konser, in your words, canlı, açık hava, set to fail, blast, pogo, ter, broken hands, Chris Adler, inanılmaz crosslar, fake messiah, aksak ritmler, dead seeds, everything to nothing, slayer lan buaaaaa, yeter lan geberdim, dur daha choke sermon, üstüne eskileri de ekle…
Kan çıkmazsa para iade… 3 gün iş göremez raporu da şirketten…
Türkiye’ye gelecekleri güne çoktan hazırlandım. 2 litre kan verdim dolaba koydum ki konserde kaybedeceğim kanı hastaneye kaldırıldığımda edinebileyim diye. Ama gelmiyorlar işte. Delidanalar gibi sevinmek istiyorum ama sevinemiyorum.
Hüzün doldu içim
Kan çıksın istiyorum
:((
15.05.2010
@duraganyolcu,
resmen geliyor adamlar :) 17 mayıs’ı iple çekiyorum. aynı zamanda galatasaray’ımın uefa’yı alışının 10. yıldönümü :)
birkaç yerde bu albüm hakkında “geriye atılmış bir adım”, “mantar albüm” şeklinde yorumlar okudum ve ister istemez sinirlendim. sacrament’ten çok daha üstün bir albüm bana göre. ilk dinlediğimde “grace” gerçekten çok dikkatimi çekmişti. lamb of god işte. son yılların en başarılı 3 grubundan biri.
başarılı gruplar başarılı albümler, özellikle müziğin gidişatında bir yenilik söz konusuysa kimi kalıp manyakları tarafından çemkirilmeye mahkumdur. dikkate almayınız.
ashes of the wake ilen kafa kafaya gidecek bi albüm. kesinlikle süper. in flames ve opeth etkilerinden söz edilmiş. doğrudur üstüne de broken hands’de metallica’yı hatırlatan baya yerler var. bu hatırlatma olayı güzel de olmuş üstelik. kesinlikle senenin en iyilerinden.
tanrınn kuzusndan muhtesem bir albüm daha! davulu döven gitarı konusturan degimi tam anlamıyla kullanılabilir.. ve o vokal,o yaratık! kesinlkle daha iyisi yok! o ne ciger abicm o ne bicim bi gırtlak.. ailecek hastasıyz =)) randy,dostm saygılarımla..
Sorun bende de olabilir bilmiyorum ama ben bu albumu muhteşem ashes of the wake le eş falan tutamıyorum.Lamb of god atpb ve aotw deki gibi değil artık.Ben o eski taptığım dinlemekten kendimi alamadığım lamb of god ı bulamıyorum ve ozluyorum acıkcası.(sacrament ten daha iyi ama sacrament hayal kırıklığı gibi bişeydi benim için)
yorumuma baktım da cok sert geldi.Album gayet iyi hatta super ilk indirdiğimde 2 hafta aralıksız dinledim ama ilk 2 album bambaşkaydı.
orası öyle tabii.Bu amcalar her gün biraz daha iyiye gidiyo orası kesin vetabii ki ashes of the wake baska.. ve son yılların en iyi cıkıs yapan grubu bence..bir rüya gercek oldu dedikleri gibi lamb of god grubnun :D
zaten haklısın ben de katılıyorum dedklerine adamım..
Bu albüme yazılan ama konmayan bi şarkı Iron Man 2 oyununa konacakmış. Yakında dinleriz.
Bi de bu albüm sitenin açıldığı gün manşette duran albümdü. :) Hey de hey, neredeyse 10 ay olmuş.
15.04.2010
@Ahmet Saraçoğlu, benim de ilk kritiğimdi üstüne. asıl benden bir “hey gidi hey”. Ancak yazıdan acemilik akıyor usta :) büyük ihtimalle tekrar yazıcam bu albümü sonra.
son yılların the blackening iel bilikte en iyi albumu. 10/10/10/10/10
Muhteşem bir albüm.Gönül rahatlığıyla Lamb Of God metal müzik dünyasının en büyük gruplarından birisidir diyebiliriz artık.
bu albümle ilgili tek sıkıntım davullar. fazla mekanik olmuş. sevemedim davul tonlarını.
Muhteşem bir albümdü. Özellikle; Broken Hands ve Dead Seeds en beğendiğim parçalar oldu.
Bence bu lamb of god’ın en iyi albümü olmasa da en olgun albümü. Eskiden bana metalcore’u anımsatırdı Lamb of God (Blood of the Scribe) ve biraz rahatsız olurdum ama şu an duyduğum şey kesinlikle metalcore falan değil, mükemmel bir şey. Başta hayal kırıklığına uğrayanlar tekrar tekrar dinlesin, büyük ihtimalle beğeneceklerdir.
Puanım 10.
Yeni şarkı yayınlamış LOG. Eh işte.
Bu albüm kült ya kült başka lafa gerek yok!
LoG’un dinleyebildiğim tek albümü.
Vay arkadaş.
http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=F248tAKwO8w#!
02.02.2012
@Ahmet Saraçoğlu, yav müthiş olmamış mı??
02.02.2012
@pink gorod, gördüğüm en iyi mash up olabilir.
02.02.2012
@Ahmet Saraçoğlu, süpermiş :D