# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
KALMAH – For the Revolution
| 07.06.2009

Çok acıkmış bir halde gördüğünüz, kokusu sizi delirten etine dolgun bir kuzu çevirme kadar iştah açıcı ve doyurucu, ağız sulandırıcı.

Metal müzik için cennet niteliği taşıyan İskandinya’nın Finlandiya kolundan akla ilk gelecek gruplardan Kalmah 2008 yılında bu acayip atmosferik, gaz mı gaz albümü çıkardığında acayip önyargılıydım. Melodik İskandinav Metali’ne hasta olmama rağmen, kullandıkları “blast”lerden ötürü Kalmah’a alışamamıştım ama teknik death metale sarmam sayesinde blast’lere alışmam, benimsemem kaçınılmaz oldu.

Şimdi ise Allah belanı versin diyorum burdan kendime; ulan adamlar adeta inciden bir kolye zerafetinde diziyorlar riflerini, melodilerini ve sen bunlara üvey evlat muamelesi yapıyorsun; caniliktir, cahilliktir, yazıktır günahtır. Öyle ki, kendimi affettirmek için iki hafta sırf “Swampsong” ve “For The Revolution” dinledim (yok lan hasta oldum gruba ondan kopamadım bir türlü). Ancak şunu açıkça söyleyeyim, birine “Swampsong” mu For the Revolution mı?” diye sorarsanız muhtemelen size “Swampsong tabii ki” diyecektir. Ancak ben demiyorum. “For The Revolutio”n çok daha olgun ve “zevkli” bir albüm.

Hele bir açın ilk şarkıyı, daha ilk saniyelerden doyurucu riflerle karşılaşacaksınız. Hatta tüm şarkı bitmeden bir kere daha açıp o ilk rifleri dinlemeniz olası. Albümün kapağına bakarsanız bu kapaktaki hayaletler gözünüzün önüne gelecektir. Bir sonraki seviye onlardan biri gibi hissetmek ve yolda yürürken dinliyorsanız yumruğunuzu havaya kaldırarak “fooooooor, foooor theeeeee” biçiminde isyanlarda ve orgazm olmuş bir yüz ifadesiyle düşmanınızı devirmek üzere, elinde orakla, kılıçla veya zincirle, hızla giden bir hayalet gibi davranmak olacaktır, ama yapmasanız daha iyi olur; normal yaşamda insanlar biraz garipsiyor.

Tüm şarkılarda bu havayı, bu devrim havasını hisseder, savaşmak için yardıran hayaletleri görür, onlardan biri olursunuz. Düşmanınızı kesip biçer ve orgazmik zevk alırsınız. Özellikle albümün ilk 4 şarkısı inanılmaz iştah açıcı, sürekli dinlemek istenen ve dinleye dinleye bir hal olsanız da doyurmayan, tekrar tekrar istenen parçalardır. Çok acıkmış bir halde gördüğünüz, kokusu sizi delirten etine dolgun bir kuzu çevirme kadar iştah açıcı ve doyurucu, ağız sulandırıcı.

Dead Man’s Shadow’daki klavye ve gitarların ve vokalin mükemmel uyumuna ve yer yer Nightwish’i anımsatan riflerine ve solosunda da geçerli bu (dipnot: soloda sanki hafif bir selam var Death grubuna, hoş bir detay). Arkanızda ve önünüzde sonsuz bir ordu, çevrenizde oradan buradan çıkan alevleri ve düşmanınıza saldığınız korkuyu, gücünüzü hissetmemeniz olası değil (Yüzüklerin Efendisi: Kral’ın Dönüşü filmindeki hayalet ordusunu hatırlatıyor bana hep). Her şarkıda kilit noktalar var ve aslında şarkıları tekrar tekrar dinlememezi sağlayan da o kilit noktalar. Holy Symphony of War’un nakaratı ve Wings of Blackening’in sonundaki gaz melodilerle güçlü vokalin birleşimi gibi. Ready For Salvation, albümün temposunu düşüren ve bence albüme çok uymayan bir parça olmuş ancak yine de kendini dinletiyor.

Towards The Sky ve Outremer bu açığı kapatıyor. Ne kadar girişleri vasat gibi olsa da geri kalan bölümleri akıp giden parçalar. Outremer’ın 1.12’deki melodisinde mesela, ne kadar tekrar olsa da dinler durursunuz, akar gider parça. Bu, bahsettiğimiz “anahtar nokta”lara güzel bir örnek. “Coward” ve albümün en iyi şarkılarından biri olan, William Wallace’ın komutasındaki birlikteymişsiniz gibi hissetirecek kadar gaz veren şarkı “Like A Slave” tam da gerektikleri yerde, albümün sonlarındalar. Davullarına ve nakaratındaki “cıgıcıgıcıgıcı”sına ve “hiii yaa heeey” diye bağıran koroya, başlarındaki melodilere ve sonrasında giren rife kurban olduğum “Like A Slave” belki de albümün en iyi parçası (tutamıyorum kendimi yine bir yer belirteceğim, 1.10’da böyle “dü dü dü” diye ses çıkaran, akort yaparken de kullanılan sol eli klavyeye tam olarak basmama tekniğini kullanmaları çok hoş olmuş (kısaca “open harmonic” diyelim – Ahmet), birkaç şarkıda daha kullanıyorlar bu tekniği, çok güzel yediriyorlar bunu riflerin içine).

Efendim neticede birkaç vasatımsı durum dışında –ki vasat dediğime bakmayın, nazar boncuğu olsun – müthiş, taş gibi bir albüm “For The Revolution”. Çevrenizden hayaletler, ağzınızdan salyalar eksik olmasın.

duraganyolcu

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.92/10, Toplam oy: 36)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2008
Şirket
Spikefarm
Şarkılar
01. For The Revolution
02. Dead Man's Shadow
03. Holy Symphony Of War
04. Wings Of Blackening
05. Ready For Salvation
06. Towards The Sky
07. Outremer
08. Coward
09. Like A Slave
  Yorum alanı

“KALMAH – For the Revolution” yazısına 1 yorum var

  1. inflameswetrust says:

    müthiş bir albüm hele birde Ready For Salvation şarkısı varki benim için albümdeki en değerli şarkıdır.
    Kalmahın vokalini oldum olası sevmezdim ancak bu albümde fazla kulağı tırmalamadı.

Yorum Yazın

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.