İzlanda, Björk’ü ve post-rock’ı ile ünlü bu şirin ülke bu sefer karşımıza bir metal grubuyla çıkıyor. Malta, Faroe Adaları, İran, Tayvan, Suudi Srabistan gibi “alakasız” ülkelerden sağlam gruplar dinledikten sonra, ekstrem metalin harman olduğu iskandinavya yöresinin ufak sakini İzlanda’nın da sırası çoktan gelmişti. SÓLSTAFIR bu anlamda ada’nın namına leke sürmüyor neyse ki.
Müzikal yolculuğu çoğunlukla avantgarde yollardan geçmiş izlandalı diğer gruplar gibi SÓLSTAFIR de oldukça kendine özgü enteresan bir müzik yapıyor. Progressive/Post Metal gibi abuk bir isim koyulabilir belki yaptıkları müziğe, ama kesinlikle hakkını vermiyor tam olarak. Grup kariyerine black metal yaparak başlasa da şu an geldikleri nokta black metal’den oldukça uzakta. Arada kullandıkları tremolo rifflerin etkisi ve eski albümlerinde vokal kullanımı ile çok hafif hissediliyor belki bir black metal kökeni, ama grubun asıl müzikal yönü tamamen Post-Metal’e çevirilmiş durumda.
Post-Metal nedir ne değildir uzun (ve benim hakkını veremeyeceğim) bir açıklama gerektiriyor belki ama ucundan, kıyısından bulaşan veya göbeğine düşen bazı grup isimleri verirsem sanırım kafanızda bir şeyler canlanacaktır; BURST, CUL OF LUNA, ISIS, RUSSIAN CIRCLES gibi mesela. SÓLSTAFIR’in özelliği ise tam olarak bu kalıplara uymaması. Hani geldikleri yerin hakkını verircesine oluşturdukları o kendilerine özgü soğuk atmosfer hakikaten benzeri yok, ki bu yazının konusu olan albümün adı da spoiler’ı baştan vermiş: Köld. Adının hakkını verircesine dinlerken iliklerimize işleyen bir soğuk sürüyor albüm boyunca. Zaten daha kafadan 8 dakikalık bir enstrumental ile açılan albüm 1 saat 10 dakikalık uzun süresiyle türe alışık olmayanları biraz zorlayabilir ama çoğunlukla şarkı yapılarında enstrumental kısımlar uzun tutulduğundan dinleyicinin kafasını şişirmiyor. Albüm genelinde de iniş-çıkışlar dengeli tutulduğundan baştan sona zevkle dinlenen bir albüm yapısı çiziyor Köld.
Herkese uygun bir tür olduğu söylenemeyecek post-metal’in en dinlenebilir ve hoş örneklerinden birini sunmuş bize SÓLSTAFIR. Dinleyiciden biraz sabır istese de emekleri boşa çıkarmayacak bir albüm bu, bazı şarkılar çok tekrara girmese de dediğim gibi dinleyici içine çeken o “soğuk” atmosfer albümden kopmayı zorlaştırıyor. Atmosferi yerinde, dengesi iyi oturtulmuş oldukça sağlam bir albüm kısacası.
Albümün dinlediğim ilk parçası Pale Rider idi ve ilk saniyelerden itibaren keskin bir soğuk buhar solumuşçasına ürpermeye başladım.
Etkisinde yoğun olarak bulundukları post metal tınıları ile şarkı ilk başlangıç noktasından farklı bir yere gitse de,oldukça başarılı kotarılan bu karışım sizlere biraz sabrettiğinizde enfes bir kulak tadı bırakmayı taahhütlüyor.
Albüm yaz sıcağında bile, formülasyondan uzak müzikal yapısı sayesinde vaat ettiği donukluğu sağlıyor.Grubu hiç dinlememiş olanlar yukarıda bahsi geçen ve önerdiğim şarkı ile başlamalı derim.